|
Kimden: soylesem tesırıyok,sussam gonul razı degil. <t.ka...@gmail.com>
Konu: Basbakan'in Üsküdar Çamlica'daki havuzlu villasi... Kime: Tarihi: 12 Eylül 2009 Cumartesi, 0:54
Doğru mu, bilmiyorum.
Bilen kaynağını göstersin.
SİZİ GİDİ SERVET DÜŞKÜNLERİ SİZİİİİİ.!!!!!!!!!!!!
Garip-gureba , fakir-fükera , yetim-yitema , ulüm-ulema , hortum-hürtema , cahil-cühela , hatim-hitema , hacı-hicema , umre-urema , lak..lak..lak..lak edebiyatının hemen arkasında ne villa-vilemalar yatıyormuş gördünüz mü?
Hangi toplum olursa olsun eğitilmemişse , eğitilmemişliği ölçüsünde ahmaktır, aptaldır, vurdumduymazdır.. Bu tür toplumlarda içine din sosu karıştırılmış yalanlar, kandırmacalar çok rahat iş yapar.. Hep birlikte bir daha anlıyor muyuz neden toplumun eğitimsiz, kültürsüz, bilinçsiz bırakılmak için bu kadar gayret sarfedildiğini?
|
Basbakan'in Üsküdar Çamlıca'daki havuzlu villası.
|
Bu başarıyı herkesin görmesi ve Türklerin isterlerse neleri başarabileceklerini anlamaları için herkese gönderilmeli
|
|
TRAKYALIPAŞA
Maasi yetmeyen RTE nin Üsküdar Çamlıca'daki havuzlu villası.. + Yakinlari ile birlikte besi biryerdeler....
Garip guraba, tuyu bitmemis yetim... Sizin haklarinizi kimseye yedirmez merak etmeyin...
-- Basbakan'in villaya tasinmasi bir destandir!.. Halil OZKAN'dan... Başbakan’ın villaya taşınması bir destandır! Başbakan’ın ailesinin her ferdine İstanbul’un Kısıklı’sında ayrı ayrı 5 tripleks (üçer katlı) villa birden alarak “villalı hayata” atlaması “yenilmişliğin yenmişliğe dönüşmesi ve gelişmesi”dir.
Destanlık başarıdır.
Destanı yazılmalıdır.
Marşı da bestelenmelidir.
Nasıl ki Cumhuriyet’i ilk kuranların, yokluktan yoksulluktan kurtulmanın haykırışı olarak şair Behçet Kemal Çağlar ile Faruk Nafiz Çamlıbel’e sözlerini yazdırdıkları; “Çıktık açık alınla on yılda her savaştan (...)
Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan” diyen “10. Yıl Marşı” yazıldı, şimdi bunun yanına bir “80. Yıl Marşı”nı koymanın zamanıdır.
Yeni şairler bulunmalı.
Yeni marş yazılmalıdır.
Sözleri şöyle olabilir:
“Çıplaktık! Hamama girdik nalınla!
Mağduriyeti yendik.
20 yılda...
Villalarla ördük hayatı paha biçilmez malımla.”
***
Gerçekten de 20 yıl önce Başbakan, belediye başkanı olmadan önce, partisinin İstanbul İl Başkanı iken; tapusuz araziye ev yaptığı için kondusunu yıkmaya gelen dozerleri önce Atatürk posteri ve Türk bayrağı göstererek; olmadı taş atarak, zırhlar giymiş çelik kalkanlı polisi de geri püskürterek korumaya çalışan milyonlarca garipten-gurebadan biriydi. 15 yıl önce Kasımpaşa’da sahibinin adı Hasan Basri Yıldız (şimdi Denge Araştırma şirketinin Başkanı) olan 2 katlı kagir bir evde kiracı olarak oturuyordu.
Sonra Üsküdar’a taşındı.
Üsküdar’da Emniyet Mahallesi’nde partinin İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi ve gıda toptancılığından zengin Reşat Sözen’in binasında oturmaya başladı.
15 yıl rüzgar gibi geçti.
İstanbul Çamlıca sırtlarında Allah’ın bahşettiği yeşil rengin ne kadar çok tonu varsa hepsinin bulunduğu ve Kısıklı halkının “yeşilin göbeği” diye tarif ettiği eski bir köşkün arazisinde yapılan 10 villadan 5’ine Başbakan talip oldu.
Haber halktan gizlendi. Fakat satın alındı villlalar.
20 yıl gibi kısa bir zamanda 2 katlı kâgir evden 3 katlı önünde yüzme havuzu, bahçe kapısında özel korumalı, sabah bülbül sesleriyle uyanılan villaya taşındı.
Başarı öyküsüdür.
Ne öyküsü be...
Destandır...
Türkiye’de garipliğin-gurebalığın “kader olmadığının”, insanın hem politikanın en yüksek mevkilerinden biri olan başbakanlığa yükselebileceğinin, hem de zenginlerin cenneti dünyada inşa etme becerisinin somut adımı sayılan villalı hayata geçebileceğinin somut göstergesidir.
Başbakan ispatladı:
Türkler başarabilir.
Yenilmişliği yenebilir.
Türkiye’de bir aile babası, 20 yılda kiracı olarak oturduğu kagir evden kendi malı 1.5 milyon dolarlık villaya geçebilir. Sadece kendisini değil, ailesini de villalı yaşama geçirebilir.
Bu, destan değilse nedir?
Başbakan nasıl başardı?
Ne yaptı, nasıl yaptı?
Kriz yılında villaya taşındı.
Anlatılmalı ve yazılmalıdır.
Gazetelere röportajı, üniversitelerin iktisat fakültelerine dersi, camilere vaazı konulmalıdır.
Yoksulluğun kökünü kazımak için “Başbakan’ın yenilmişlikten yenmişliğe dönüşüm modeli” her garibin, her gurebanın, her fakirin, her fukaranın bellemesi için “hızlandırılmış kurslar” düzenlenmelidir. Az gelişmişliğin sosyolojisi üzerinde çalışan Hindistanlı profesörler açıkça söylüyor ki, yoksulluğu bitirmek için kitlesel eğitim şarttır. Dolasıyla Türkiye’nin
önüne altın bir fırsat çıktı.
Uyarıyorum!
Fırsat araya gitmesin!
“Başbakan nasıl villalandı” adlı kitlesel eğitim dersi müfredata girsin.
|
|
Fuat Salih Ozmen
|