Sıdktan daha yakın bir yol, ilimden daha başarı sağlayıcı bir delil ve takvâdan daha önemli bir erzak yoktur. Vesvese verene (şeytana) karşı, fuzûlî olanı terkten, kalbin nûrlanması için, sadrın selâmetinden daha faydalı bir şey yoktur. Mü’minin kerâmeti takvâsıdır, hilmi sabrıdır, aklı güzelliğidir, dostluğu hoşgörüsü ve affıdır, şerefi ise tevâzuu ve rıfkıdır. Bil ki, Allâh (c.c.) kuluna fakirliği seçip uygun görmüşse, onun zenginliği sevmesi (Allâh’ı) öfkelendirmektir. Allâh (c.c.) kuluna zenginliği seçtiyse, o kulun fakirliği istemesi ise zulümdür/haddi aşmaktır. Bütün bunlar, mârifet azlığından dolayı şükürden kaçmak ve ilmin yetersizliğinden dolayı vakitleri ziyan etmektir. Çünkü zenginin îmânını fakirlik, fakirin îmânını da zenginlik ıslâh edemez, uygun değildir.
Bize ulaşan habere göre Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor: "Kullarımdan öyleleri vardır ki onun îmânını ancak fakirlik ıslâh eder. Eğer onu zengin kılsaydım, bu zenginlik onları ifsâd edecekti. Yine kullarımdan öyleleri de vardır ki onun îmânını ancak zenginlik ıslâh eder. Eğer onları fakîr kılsaydım, bu fakirlik onun îmânını ifsâd edecekti." Bu durum, hastalık ve sıhhat için de böyledir.Kim Allâh’ın (c.c.) hikmetsiz iş yapmayacağını) bilirse O’nu ithâm etmez. Allâh’ın (c.c.) neyi kasdettiğini anlayan veyâ; Allâh hakkında keskin/ince bir zekâya sâhip olan, kazâsına râzı olur. Eğer şu ayetten başkası olmasaydı, yine de ilim sâhiplerine yeterdi: "Râbbin dilediğini yaratır ve seçer. Onlar için ise (Râblerine karşı böyle) muhayyerlik yoktur." (Kasas 68)
(Haris el-Muhasibî, Ahlak ve Arınma)
Mevlâna Takvimi