Oruç, Allâhü Teâlâ’nın, kullarına farz kılmış olduğu bir farizadır, İslâm’ın beş rüknünden dördüncüsü olup çok büyük bir ehemmiyete sahip bulunmaktadır. Allâhü Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Ey îmân edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç tutmak size de farz kılındı. Umulur ki böylece günah ve fenalıklardan korunursunuz.” (Bakara s. 183) Ebû Hureyre’nin (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim, îmân ederek ve karşılığını Allâh’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî) Yine Ebû Hureyre’nin (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Muhammed’in nefsinin, yedinde olduğu Zât'a yemin ederim ki; muhakkak oruçlu kimsenin ağız kokusu Allâh’ın nezdinde misk kokusundan daha hoştur.” (Buhârî)
Hz. Enes’in (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Oruç tutan kimselerin ağızlarından misk kokusu yayılmaktadır ve kıyamet günü kendileri için arşın altına muazzam bir sofra kurulur da insanlar şiddet içinde bulunurlarken onlar, oradan yerler.” (Ed-Dürrü’l-Mensûr) Başka bir rivayette de şöyle denilmektedir: “Oruç tutanlar için muazzam bir sofra kurulur, insanlar hesapta iken onlar yemekte bulunur, insanlar derler ki: “Ey Rabbimiz! Bizler hesaba çekiliyoruz, onlar ise yemekle meşguller.” Bunun üzerine Râb Teâlâ şöyle buyurur: “Onlar daima oruç tutarlarken sizler daima yemek yiyordunuz, onlar daima geceleri ibadetle ayakta iken sizler daima uyuyordunuz.” (Buhârî)
(Eşref Ali et-Tehânevî, Hanefi İlmihali, s.327-328)
Mevlâna Takvimi