Öncelikle örtünme ile alâkalı Kur’ân-ı Kerim’de geçen âyetlere bakalım. Bu âyetlerde Cenâb-ı Hak gayet açık bir şekilde meâlen şöyle buyurmaktadır: “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar.” (Ahzâb s. 59) “Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, nâmuslarını da korusunlar. Ziynetlerini ise, görünmesi zarurî olan kısımlar müstesnâ, açığa vurmasınlar. Başörtülerini de yakalarının üzerini kapatacak şekilde iyice örtsünler.” (Nûr s. 30-31)
Âyetten açıkça anlaşılacağı gibi, “ırz ve namusun korunması” başı örtmenin bir hikmeti, aynı zamanda bir sebebi sayılmaktadır. Başlarını açan kadınlar ırz ve namuslarını muhafaza etseler de, bu Allah’ın emrine uygun bir koruma sayılmaz. Allah ve Rasûlünün emrini dinlemediği için günaha girer, büyük bir sorumluluk altına girmiş bulunur. Âl-i İmrân sûresinde şu meâlde bir âyet-i kerime yer alır: “Ve bir günah işledikleri veya nefislerine zulmettikleri zaman, Allah’ı anarak günahlarının bağışlanmasını isteyenler, hem de yaptıkları günahta bile bile ısrar etmemiş olanlar işte onların mükâfatı, Rablerinden bir mağfiret ve ağaçları altından ırmaklar akan Cennetlerdir. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Güzel amel yapanların mükâfatı ne güzeldir.” (Âl-i İmrân s. 135-136) Demek ki, tevbenin kabul olması, günahın affa layık olmak için günahta ısrar edilmemesi aranmaktadır.
(Nurgül Dere, Müslüman Hanımın El Kitabı, s. 322-323)
Mevlâna Takvimi