TIKANMA
"Çünkü denizsiz martılar bir deniz arar"
/ Gündelik hayattaki tahminlerin her daim tutmazlığına yedeklenen tüm öğütler... Anne,"Evladım üstüne bir şey al, hasta olursun", der; hakikaten 14.sünde hasta olursun ya "Ben demiştim" ilk 13'te neredeyse, bazen orada oluruz hep birlikte.
// Şarkıların tekrar edeni ile komşunun kapalılığa abone ışıkları... N'olur ki arada ışığını açsa, balkona çıksa evdekilerden biri, "cık, cık, cık" yapsa. Yapmazlar, yapmadıklarının farkına da varmazlar. Bazen böyle sıkıcı bir evde oluruz hep birlikte.
/// Pencereler 'evdeliği' dizginlemek için vardır, diye beylik bir laf duyulur, ezan değildir. O yüce tespitler buradan yapılır: "Bu ne yapıyor la"lar, acımalar, "uff şuna bak"lar da. Bazen böyle bir pencereden sarkıp yükseklik korkusuna yenik düşeriz hep birlikte, bağırmadan geri döneriz "kapatmak için şu yöne çeviriniz"e.
//// "İstediğini yap" dendiğinde kelimenin en ahlaksız anlamında 'deli'ye dönen ve hiçbir şey yapamadan öbür tarafa dönüp yastığı soğutan, perdenin açıklığını kontrol edenlerden olabiliriz hep birlikte.
///// Yapmadıkça daha da yapamayan, yazmadıkça daha da yazmayan, duraksadıkça -en az yıldızlar kadar hararetli- içine gömülen, ıslandıkça yüzsüzleşen, ağladıkça plastikleşen, güldükçe fersizleşen, dinlendikçe yorulan ama kendisiyle savaşık olma konusunda iddialı her birimiz.
////// Kitapların sayfaları havalanır, bazen bir ses -beni mi çağırdılar-, spiralli defterin 'nedenliği' üzerine söyleyecek sözü olup da yine de vapura binmeyi -yavaş gitse daha iyi- en çok sevenleriz her birimiz.
/////// İlerdeki sokağa sapmak konusunda içten taşanlarla, bunu nedensellik içinde eritmek istememek arasında kalıp kalabalık olmaya sövenlerizdir bazılarımız.
//////// Ancak geçildiğinde anlaşılabilecek eşiklerin önündeki tıkanma, özne ile yüklem arasındaki barikat... Tıkanıklık yatay bir seyir olsa gerek; ayaklar uzalı da olabilir, telaşe içinde sağa, sola, öne, arkaya terleyen, gökyüzü aklından çıkmış, yeryüzüne 'an'da yabancı... Lavabo tıkanmıştır, pek endişeli de olabilecek bu 'başa gelen'in çözülmeyeniyle karşılaşmamışlarızdır bir kısmımız. Yine de umutsuzluğa yerleşiktir muhtemelen aynı kısmımız.
///////// Tarifsiz ve anlatısız olan her şeyin yeterince hissedilmediğine, daha zamanı olduğuna ilişkin atasözü yazılma olasılıklarının tükenmemişliği ile "Henüz en büyük karnaval yapılmadı" yaklaşık olarak aynı şeydir, diyenlerizdir bazılarımız.
////////// Bu tıkanma zamanları da dahil yuvarlanma haline!
30 Temmuz 2014, İzmir