İsa'nın havarileri
Gül Camii'nde mi?
Bizans kilisesinden bozma Gül Camii hakkındaki en ilginç söylence, mahzeninde Hazret-i İsa'nın havarilerinden ikisinin gömülü olduğu söylencesidir. İstanbul Belediye Kütüphanesi'ndeki İcmal Defteri kayıtları da bu iddiayı doğrulamakta.
HAKAN TİRYAKİ / Popüler TARİH / Haziran 2001
Bizans halkı için son umut Hagia Theodosia
Tam elli üç gün olmuştu. Elli üç gündür var olma savaşı veriyordu Konstantinopolis. Gece gündüz susmak bilmeyen toplar, surların dört bir tarafından kazılan lağımlar, görülmedik savaş kuleleri...
Öte yandan gelmek bilmeyen yardımlar, boşa çıkan umutlar. Ve belki de son umuttu Hagia Theodosia. Ne de olsa bugüne kadar nice insana yardım etmiş, nice hastaların derdine deva bulmuştu. Şüphesiz görmezden gelmeyecekti Bizans'ın çaresizliğini.
Gece başladı hazırlıklar. Tüm kilise köşe bucak temizlendi. Her şey büyük bir itina ile gözden geçirildi. Sabah Hagia Theodosia ile yepyeni bir güne başlayacaktı kent halkı. Bugüne kadar saygıda kusur etmemişlerdi Theodosia'ya ve şimdi ancak o kurtarabilirdi Konstantinopolis'i.
Gece, bir insan selidir akmaya başlamıştı kiliseye
Hatta derler ki İmparator Konstantin dahi gelmiş o akşam, yanında patrik ve senatörlerden oluşan bir heyetle. Her gelen elinde gül demetleri, çelenklerle saygısını, sevgisini sunuyordu Theodosia'ya.
Daha
sabah olmadan dört bir taraf güllerle, çelenklerle bezenmişti. Tarihin en
görkemli 'Theodosia Yortusu' için her şey hazırdı artık.
Herkes bir mucize bekliyordu.
Sabah, birlik olup Theodosia'ya yakaracaklar, bitmek tükenmek bilmeyen bu kuşatmadan kurtulmaları için yardımını dileyeceklerdi. Ne Cenevizliler ne Venedikliler ne de Vatikan'dan gelmeyen yardım, Theodosia'dan gelecekti belki de.
Son Theodosia Yortusu ile bir dönem noktalanmıştı artık
Yeni günle birlikte baştan aşağı güllerle donanmış kiliseye giren yeniçerileri, umutları tükenmiş bir topluluk karşıladı. Henüz yakaramamışlardı bile Theodosia'ya...
Ve tarih boyunca kuşatılmaya alışmış kent en sonunda, yirmi dokuzuncu kuşatmada, kuşatmanın elli dördüncü gününde, 29 Mayıs sabahı, Hagia Theodosia Yortusu'nda yenik düşmüştü yazgıya.
Son Theodosia Yortusu ile bir dönem noktalanmıştı artık. Ancak yaklaşık kırk yıl sonra, yaşlı yapı, kentin yeni sahiplerine hizmet etmek üzere yeniden ayağa kaldırılacak ve belki de fetih sabahının anısına, 'Gül Camii' olacaktı yeni adı.
'Gül Camii' adına ilişkin bir başka söylence de burada 'Gül Baba' adında bir evliyanın gömülü olduğu yolundadır. Ancak caminin çevresinde, bu söylenceyi destekler hiçbir somut iz bulunmamaktadır.
Gül Camii
Cibali kapısından sağa dönerek yüz, yüz elli metre ilerledikten sonra, sol taraftaki Hamam Sokağı'na ve daha sonra da sağdaki Mektep Sokağı'na girerseniz, dört yanı dar sokaklarla çevrili bir adanın ortasında, yüzyıllara meydan okuyan görkemli bir yapı karşılayacaktır sizi; Gül Camii.
İlk bakışta, giriş kapısının hemen karşısındaki şadırvanıyla, şadırvanının dibindeki dev çınarıyla alışılmış bir cami görüntüsü çizmesine karşın aslında eski bir Bizans kilisesi yükselmektedir karşınızda.
Mimari açıdan bakıldığında, tuğla tonozlu ve üzerindeki yapının ölçülerine paralel bir mahzen üzerine inşa edilmiştir Gül Camii. Asıl bina 'kapalı haç planlı'dır.
Dönemin Bizans kiliselerinin kubbelerinin dik ve yüksek yapısına karşın, caminin kubbesi son derece basık, sekizgen kasnaklıdır.
Tüm bunlar, gerek yan cepheleri, gerek taşıyıcı büyük kemerleri itibariyle, yapının Osmanlı mimarisinin klasik döneminde yenilenmiş olduğunu gösterir. Ayrıca minaresinin barok tarzda inşa edilmiş şerefe çıkması, 1766 depreminden sonra yapılan minarelerle yakın benzerlik içindedir.
Theodosia kimdir?
III. Leon, 726 yılında resim ve heykellere tapılmasını yasakladı; Ayasofya'daki büyük sarayın üstünde bulunan ve Hazret-i İsa'yı temsil eden resmin de kaldırılmasını emretti. Emri yerine getirmeye çalışan askerlere, başlarında Theodosia adında bir kadının bulunduğu bir grup, buna engel olmak istedi ve imparatorun askerlerinin ölümüne neden oldu.
Bunun üzerine Theodosia, sürüklenerek Forum Bovis'e (Aksaray Meydanı) götürüldü. Burada boğazına bir koç boynuzu saplanarak öldürüldü... Daha sonraları 842 yılında resim ve heykeller üzerindeki yasak kalkıp ikonoklazma akımı son bulduğunda, bu dönemin gazabına uğramış birçok insan gibi, Theodosia da azizler arasına alındı.
Mahzenin özellikleri
Gül Camii'nin bir diğer ilgi çekici bölümü ise mahzenidir. Mahzen bir iddiaya göre, Hagia Theodosia ve Bizans imparator hanedanının bazı ileri gelenlerinin mezarları olarak kullanılmıştır. Bir başka iddiaya göre de Hazret-i İsa'nın havarilerinden ikisi burada gömülüdür. Mahzenin bir diğer özelliği, şu an kapatılmış olan birkaç dehlizle yakındaki Hagia Nikola Kilisesi ve farklı birkaç noktaya daha yeraltından bağlanmış olmasıdır.
Gelelim Gül Camii'nin başlangıcı bilinmeyen tarihine...
Yapının inşa tarihi hakkında çeşitli görüşler söz konusudur. J. Pargoire'nin iddiasına göre, yapı Deksikratus'taki Hagia Theodosia Kilisesi'dir. Yanında bir de kadınlar manastırı bulunan bu yapı, I. Basileos döneminde (867-886) yapılmış ya da eski bir kilisenin yeniden inşasıyla oluşturulmuştu.
Şifa söylentileri
Kilise aslında Hagia Euphemia adına yapılmış. Ancak daha sonra, ikonoklazma akımı sırasında (726-842) öldürülen, akım geride kalınca azize ilan edilen Theodosia'nın kutsal sayılan kalıntıları bu kiliseye taşınmış, 13. yüzyıl sonlarında da Hagia Theodosia'ya dönüştürülmüş. 13. yüzyılın başındaki Latin işgalinde tahrip edilen kilise, aynı yüzyılın sonlarında onarılırken Hagia Euphemia'ya ait herhangi bir kalıntının bulunmaması, Theodosia'yı ön plana çıkarmış.
Hagia Theodosia'nın kutsal kalıntılarının ve bu kutsal mekanın hastalara şifa dağıttığı, dilsizlerin dilini çözdüğü ve hatta bir Bizans imparatorunun çaresiz hastalığına deva olduğu gibi söylentiler, 14. yüzyılın başından itibaren kilisenin ününü sürekli artırmıştır.
Tersane deposu
1453 yılına gelindiğinde, yeni bir dönem başlamaktadır Hagia Theodosia kilisesi için. Kilise binası, fetihten sonra bir süre tersanenin, alet ve levazım ambarı olarak kullanılmıştır.
Vakıf kayıtlarına göre, 26 Nisan 1499'da 6 yıl sürecek camiye dönüştürme çalışmaları başlatılmıştır. Bu da yapının II. Beyazıt döneminde camiye dönüştürüldüğünü göstermektedir.
Yapının camiye dönüştürüldüğü öne sürülen diğer bir dönem, II. Selim dönemidir. Ancak 1559'da Galata sırtlarından karşı kıyıları resmeden Danimarkalı ressam Melchior Lorichs, Gül Camii'nin bulunması gereken yerde ahşap çatılı ve minareli bir cami çizmiştir. Buradan yola çıkarak 1509'daki deprem felaketinde binanın kubbesinin veya kaidesinin çökmüş olabileceği ve dolayısıyla ileri sürüldüğü gibi, II. Selim döneminde camileştirilmediği ancak önemli ölçüde tekrar inşa edildiği düşünülebilir.
Müller Wiener'e göre IV. Murad zamanında da bir tadilat geçiren yapı, son olarak II. Mahmud döneminde de ciddi bir tamirat görmüş. Bu son tamirat sırasında camiye bir de 'hünkar mahfili' ilave edilmiştir.
İcmal Defteri'ndeki kayıtlardan
İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri'nde yapı, Kanuni döneminde mahallesi olan bir cami olarak yer alıyor. Ayrıca İstanbul Belediye Kütüphanesi, M. Cevdet yazmaları No 93'teki 4 yıllık İcmal Defteri'ndeki kayıtlardan, 26 Nisan 1490'da bu eserin cami haline getirilmesine başlandığı ve altı ay sonra bitirildiği anlaşılmaktadır.
Yine aynı kayıtların D nüshasında, metin içinde, ilgi çekici bir bölüm geçmektedir:
"Rivayet olunur ki Hazret-i İsa'nın on iki havarisinden beşi, Arabistan mahallinde ve yedisi dahi, ikisi bu caminin mihrap tarafında olan ayakları derununda, birisi sağ canibinde olan ayakta, beş altı kadime farisi ile ziyaret olunur. Sol canibinde olan Sultan Mahmud Han-ı Adli kapısını bend etdirüp ikisi dahi Mimar Cami kurbünde, Örümcekli Türbe demekle ma'ruf olan mahalde medfunlardır. Ve ikisi dahi Topkapısı harici Davud Paşa Caddesi'nin İlyas Şucauddin canibine giden tarikade bahçeler yolu üzerinde sebil canibinde vaki' mahalde medfunlardır. Ve biri dahi Saray-ı Humayun'da sahanebi Amire derunundadır. Ala rivayetin hala Serasker Kapısı olan mahalde bu zat-ı alilerin ma'bedhaneleri olan mahal var imiş."
Popüler Tarih 11-15. sayılar 65 Mb - PDF
http://rapidshare.com/files/101320675/Popaler_Tarih_11-15.rar