On Soruda
İstanbul Kuşatmaları ve Fatih
Fatih öncesinde İstanbul, tam 28 kez kuşatılır.
Bizans bu kuşatmalarda ya kendini savunur ya da büyük paralar ödeyerek kuşatmacıları savuşturur. Hunlar, Gotlar, Avarlar, Ruslar, Peçenekler, Bulgarlar. Sırplar ve Arapları atlatan İstanbul, yalnızca bir kez,
o da Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Latinlere boyun eğer.
1.Müslümanlardan önce kaç kuşatma oldu? 
2.Müslüman kuşatmaları nasıl oldu?
3.Latinler, İstanbul'u nasıl işgal ettiler?
4.Osmanlı kuşatmaları nasıl gerçekleşti?
5.Fatih neden Fetih'i çabuklaştırdı?
6.Fetih öncesinin olayları nelerdi?
7.Fatih'in hükümdarlığı nasıl karşılandı?
8.Fatih, İstanbul'a nasıl girdi?
9.Batı, Fetih'e nasıl baktı?
10.Fetih, Fatih'i nasıl etkiledi?
Popüler Tarih / Mayıs 2003 / Sayı 33 / Erhan AFYONCU
1.Müslümanlardan Önce Kaç Kuşatma Oldu?
İstanbul kuruluşundan itibaren tam 29 kuşatma geçirdi. M. Ö. 340’ta Makedonya Kralı Filip kenti kuşattı ancak alamadı. M.Ö.194'te Roma İmparatoru Septim Severus'un kuşatmasına ise kent dayanamadı, teslim oldu.
Böylece İstanbul, Roma İmparatorluğu'nun bir parçası haline geldi. Daha sonra 616'da İran hükümdarı Keyhüsrev, 626'da ise İranlılar, Avar Türkleri ile birlikte kenti kuşattılarsa da başarısız oldular.

2.Müslüman kuşatmaları nasıl oldu?
Müslümanlığın ortaya çıkışından kısa bir süre sonra Arap orduları İstanbul kapılarına dayanmıştı. Müslümanların ilk İstanbul kuşatması Emevi halifesi Muaviye zamanında, 665 yılında oldu. Bir netice alınamadı; ancak iki yıl sonra 667'de kent tekrar kuşatıldı.
Ebu Eyyüb el-Ensari, yani 'Eyüp Sultan' bu sefere katılarak, kuşatma sırasında vefat etti. 672 yılında İstanbul 3. kez kuşatıldı, fakat netice alınamadı.
İstanbul'un Müslümanlar tarafından 4. kez kuşatılması, 712 yılında, Emevi halifesi I. Velid zamanında oldu. 722'deki 5. kuşatmada ise Galata alındı ve Arap Camii inşa edildi. 782 yılındaki 6. kuşatma Abbasiler tarafından yapıldı ve kentin haraca bağlanmasıyla neticelendi, Bir sonuç vermeyen 7. kuşatma ise 854'te Abbasi halifesi Mütevekkil zamanında oldu. 869'da dört ay süren 8. kuşatmada da sonuç aynıydı. Arapların 9. ve son kuşatması, 970 yılında gerçekleşti ve sadece İstanbul'un haraca bağlanması sağlanabildi.
3.Latinler,İstanbul’u nasıl işgal ettiler?
İstanbul, Müslüman Araplar tarafından ardı ardına kuşatılırken, zaman zaman başka milletlerin saldırılarına da uğradı. 864 yılında Ruslar, İstanbul'a saldırdılarsa da mağlup olarak geri döndüler.

Ruslar daha sonra 936'da kenti denizden kuşatmaya teşebbüs etmişler, ancak gemileri 'Rum ateşi' ile yakılmıştı. 959'da ise İstanbul surlarının karşısında Macarlar vardı. Ancak onlar da bir sonuç alamadılar. 
1203're, Latinlerden oluşan Haçlı ordusu İstanbul'a saldırdı. 1203 yılı Haziran'ında İstanbul önlerine gelen Haçlılar, Kadıköy ve Üsküdar'ı kısa sürede ele geçirdiler. Ardından Beşiktaş'ta karaya çıkıp, Galata ve civarını zapt ettiler. Haliç'te bulunan zinciri kıran Haçlı donanması, bu bölgeden aldırdı.
Haçlılar, Bizanslıların direnmesi üzerine yangınlar çıkararak kenti yakıp yıktılar.
Bir süre ara verilen kuşatma, Bizans'ta Haçlılar' a direnme taraftarı olan Morsufi Dukas'ın tahta geçmesi üzerine 9 Nisan 1204'te tekrar başladı. 12 Nisan da Fener bölgesinden İstanbul'a giren Latinler, kenti işgal ederek yağmaladılar.
Bu defa İstanbul direnememişti. İstanbul'u işgal eden Latinler, 1261'e kadar kenti ellerinde tuttular. 1261'de, İznik Rum imparatoru Mihail Paleologos İstanbul’u Latinlerden geri aldı.
1302'de Venedik donanması İstanbul surlarının önündeydi. Ancak ne onların, ne de 1348'de Cenovalıların hücumlarından bir netice çıkmadı. Cenovalılar 1437'de ikinci kez şanslarını denedilerse de yine başarısız oldular.

4.Osmanlı Kuşatmaları nasıl gerçekleşti?
Bizans, 1372'den itibaren Osmanlı'ya haraç ödemeye başlamıştı. Kentin doğrudan Osmanlı hakimiyeti altına sokulması teşebbüsü ise Yıldırım Bayezid zamanında oldu. Bursa'da rehin olarak tutulurken babasının ölümü üzerine kaçarak Bizans tahtına çıkan Manuel Paleologos, Yıldırım'ın İstanbul'da bir Türk mahallesi, cami ve mahkeme kurulması isteğini reddedince kent 1391'den 1396'ya kadar ablukaya alındı. 
Niğbolu zaferi üzerine Bizans, istekleri kabul etti. Sonraki yıllarda tekrar kuşatılan İstanbul, Osmanlı'nın eline geçmek üzere iken Anadolu'ya girerek Yıldırım'ın üzerine yürüyen Timur, bir anlamda kenti kurtardı. Bir süre rahat nefes alan İstanbul, Fetret Devri’nde, 1412'de Musa Çelebi tarafından kuşatıldı.
Bizans'ın Musa Çelebi'nin karşısına Çelebi Mehmed'i çıkarması yüzünden, kuşatma kaldırıldı.
İstanbul'un Fetih'ten önceki son kuşatması ,II. Murad tarafından 1422'de oldu. Ancak bir netice alınamadı. Bu dönemlerde topun yeterince gelişmemesi, İstanbul kuşatmaları sırasında Osmanlı için, devamlı olarak bir dış veya iç tehdidin gündeme gelmesi, Osmanlı’ya engel oldu.
5.Fatih neden Fetih’i çabuklaştırdı?
Bu sorunun yanıtı, II. Mehmed'in ilk hükümdarlık dönemindedir. II.Murad,1444'te, sürekli mücadeleyle geçen yılların yıpratması ve oğlu Alaeddin'in ölümünün verdiği üzüntüyle, tahttan ayrılarak yerine hayattaki tek oğlu Şehzade Mehmed'i geçirdi.
Ancak tahta geçen II. Mehmed'in henüz 12 yaşında olması büyük bir buhrana neden oldu. Halil İnalcık, 1444 -1446 arasındaki bu buhranlı yılların, II. Mehmed'in hayat ve faaliyetlerinin yönünü çizdiğini belirtir.
Fatih'in ilk hükümdarlık döneminde, Sadrazam Çandarlı Halil Paşa ile kul asıllı vezirleri arasında büyük bir çekişme meydana geldi.
Bu sırada Avrupa'daki Osmanlı topraklarına çeşitli taarruzlar başlamış ve Haçlı ordusu Tuna'yı aşmıştı. II.Mehmed istememesine rağmen, Çandarlı'nın baskısıyla gönderilen Kasabzâde Mehmed Bey'in ısrarlarıyla II.Murad, Bursa'dan gelerek ordunun başına geçti.
II.Murad idaresindeki Osmanlı ordusu Yama'da Haçlı kuvvetlerini büyük bir mağlubiyete uğrattı.
Çandarlı Halil Paşa'nın ısrarlarına rağmen, II. Murad tekrar hükümdar olmadı; oğlunu tahtta bırakarak Manisa'ya gitti, Varna'da babasının kazandığı büyük zafer, II Mehmed'in hükümdarlığını gölgelemişti. Zağanos Paşa'nın etkisiyle, II.Mehmed İstanbul'un fethini, otoritesini kurabileceği tek hadise olarak görmeye başladı.

6.Fetih öncesinin olayları nelerdi? 
Babasının 1451'de ölümü üzerine, II. Mehmed'in 2. kez tahta geçişi, rahat olmadı.
Tahta çıktığı sırada ayaklanan yeniçeriler, Veziriazam Çandarlı Halil Paşa'nın nüfuzu ile zorla sakinleştirildiler.
Babasının Varna'dan sonra kazandığı II. Kosova Savaşı ve Balkanlar'daki diğer başarıları, batıdan gelebilecek tehlikenin önüne önemli ölçüde set çekmişti.
Ancak, ll.Mehmed’in ilk hükümdarlığındaki başarısızlığı, padişahlığını tehlikeye düşüren bir gölgeydi.
7.Fatih’in hükümdarlığı nasıl karşılandı?
II.Mehmed'in ilk hükümdarlığındaki başarısızlığını hatırlayan Anadolu'daki beylikler, Balkan devletleri ve Bizans, harekete geçerek Osmanlı devletinden tavizler koparmaya çalıştılar.
II. Mehmed, Sırplara bazı tavizler vererek babasının dönemindeki barış antlaşmasını yeniledi, Venedik ve Bizans'la da antlaşmalar imzalandı. Bizans'a bazı topraklar ve İstanbul'da bulunan Orhan Çelebi için 300 bin akçe verilmesi taahhüt edildi. Ancak Bizans'ın istekleri bitmedi, daha sonra yeni taleplerde bulundu.
Osmanlı topraklarına giren Karamanlıların üzerine yürüyen genç padişah, onlara Alanya'yı bırakarak antlaşma yaptı. Dönüşünde isyan eden yeniçerileri şiddetli bir şekilde cezalandırdı ve ağaları Kurtçu Doğan'ı azletti.
II. Mehmed bu kargaşa ortamı ve yeniçeriler üzerindeki nüfuzu yüzünden, Çandarlı Halil Paşa'yı görevinden uzaklaştıramamış, ancak onun çevresini dağıtarak kendi adamlarını Divân-ı Hümâyun'a almıştı. Bu ortamından çıkmanın tek yolu İstanbul'un fethiydi.
II. Mehmed, Karaman Seferi'nden döner dönmez, Anadoluhisarı'nın karşısına bir kale yapılmasını emretti. 1452 yılının yazına gelindiğinde, 'Boğazkesen Hisarı' (Rumelihisarı) tamamlandı ve Çandarlı'nın karşı koymasına rağmen kuşatma başladı.
Kuşatmanın uzaması döneminde de Sadrazam Çandarlı Halil Paşa, kuşatmayı kaldırma ve Bizans’ı vergiye bağlama fikrinde ısrar etti. Ancak Zağanos ve Şehabeddin paşalar ile Turahan Bey , korkulmadan saldırıya devam edilmesi gerektiğini söylediler ... Böyle de oldu.


8.Fatih İstanbul’a nasıl girdi?
İstanbul tam olarak Osmanlı ordusunun eline geçince, artık 'Fatih' ünvanını kazanmış olan II.Mehmed kente yeniçerileri ve vezirleri ile birlikte girdi. Kafile kentin sokaklarından geçerek Ayasofya 'ya geldi.
Burada atından inen genç hükümdar, yerden aldığı bir avuç toprağı kavuğunun üzerine serpti. Bu hareketiyle, Allah'a sığındığını belirtiyordu. Fatih, Ayasofya'ya girdi. Bir müddet sessizce bekledi. Belki de zafer için şükrediyordu.
Bu sırada bir askerin kilisenin mermerlerini sökmeye çalıştığını gördü. Askere kızarak bunların ganimet olmadığını söyledi. Bu yapılar, padişahındı…
Kilisede korkuyla bekleşen Bizanslıların emniyet içerisinde evlerine götürülmelerini söyledi.
Daha sonra bu kilisenin camiye dönüştürülmesini emretti. Ulemadan birisi ezan okudu. Fatih, namaz kıldıktan sonra bu zaferi için dua edip Ayasofya'dan ayrıldı.

9.Batı, Fetih’e nasıl baktı? 
Fetih'ten sonra İstanbul'dan kaçanlar Ege adalarına ulaştıklarında, İstanbul’un düştüğü haberi her tarafa yayıldı. Haber adalardan, Papa'ya ve Avrupa'nın çeşitli makamlarına yazılan mektuplarla bildirilmişti.
Hıristiyanlar, İstanbul'un Türklerin eline geçmesini, 'insanlık tarihindeki büyük felaketlerden biri' olarak algıladılar.
Hammer'den Stefan Zweig'a kadar birçok batılı tarihçi ve yazar, İstanbul’un fethinin son safhasını da hep şu şekilde anlattı: Surların arasında dolaşan birkaç Türk askeri, Edirnekapı ile Eğrikapı arasında bulunan ve “Kerkoporta” denilen yayalara ayrılmış küçük kapılardan birisinin -aklın alamayacağı bir unutkanlık yüzünden- açık kaldığını görürler. Diğer askerlere de haber verilir ve Türkler bu kapıdan girerek İstanbul'u fethederler...
Bu bilgi, sadece Dukas Tarihi'nde vardır ve dönemin diğer kaynaklarıyla uyuşmaz. Dönemin Türk kaynakları ile Barbaro ve Dolfin incelendiğinde, fethin son aşamasının hiç de bu şekilde olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak bu söylence, batıda çok yaygındır. Fakat yerli ve yabancı tarihlerin çoğuna göre, Türk askerleri bugünkü Topkapı'ya yakın bir yerden, savaşarak kente girmişlerdir.
Nitekim bu bölgenin ismi de, surlarındaki tahribat nedeniyle, fetihten sonra 'Top Yıkığı Mahallesi' olarak anılmıştır.

10.Fetih Fatih’i nasıl etkiledi?
İstanbul’un fethi genç padişaha sonsuz bir kudret ve otorite sağladı. Fetih öncesi büyük kargaşalıklar içerisinde çalkalanan Osmanlı devleti bu fethin getirdiği prestijle, hem İslam dünyasının en parlak devleti haline geldi , hem de düşmanları üzerinde yılgınlık yarattı. Fatih, fetihten hemen sonra iktidarını sınırlayan Çandarlı'yı görevden aldı ve bir süre sonra öldürttü. Aynı şekilde hükümdarlığı üzerinde bir tehdit olarak gördüğü Orhan Çelebi'yi de muhtemelen, fetih sırasında ortadan kaldırtmıştı.
Fatih'in veziriazamlarının sonuncusu hariç, hepsi kapıkulu kökenlidir. Bu durum hüküm- dara aristokrat Türk ailelerinin nüfuzundan kurtulmasını sağlamıştır. Ancak her şey devşirmelere bırakılmamış; dini, idari ve mali bürokrasi Türk kökenlilerden teşkil edilmiştir. Böylelikle, kapıkulları ile Türkler arasında bir denge kurularak, devlet yönetiminde tek söz sahibinin padişah olması sağlanmıştır. Halil İnalcık, Fetret Devri'nin gerçek bitişinin İstanbul'un fethiyle olduğunu söyler. Fetih sayesinde II. Mehmed’in kendisini “cihanşümul” bir imparatorluğun temsilcisi' olarak gördüğünü belirtir.
Bu durum, merkeziyetçi devletin kurulabilmesini ve devamlı fütuhatı sağladı. Fatih'in dünya egemenliği düşüncesinin temelleri, geniş bir yelpazeden oluşuyordu Türk-Moğol hükümdarlık geleneği, İslami hilafet telakkisi ve Roma imparatorluk fikri... Fatih fetihten sonra, Bizans imparatorlarıyla akraba olan tüm sülaleleri ortadan kaldırmak için faaliyete geçti .
Halil İnalcık, Fatih'in şahsında Türk-İran-İslam ve Roma hükümdarlık geleneklerini birleştiren bir Osmanlı padişahı tipinin doğduğunu belirtir.
Bibliyografya:
—Franz Babinger, Mehmed the Conqueror and His Time, çev. R. Manheim, yay. haz. W. C. Hickman, Princeton 1978
—Marius Cenard, "Tarih ve Efsaneye Göre Arapların İstanbul Seferleri", çev. İsmail Hami Danişmend, İstanbul Enstitüsü Dergisi II (İstanbul 1956}, s.213-259
—Resimli Tarih , IV/41 (İstanbul 1953)
—Feridun Emecen,"İstanbul'un Fethi", Türkler, IX, ed. H. C. Güzel-K. Çiçek- S. Koca, Ankara 2002, s.312-
—Tayyib Gökbilgin, "İstanbul'un Fethi", İslam Ansiklopedisi, V/2, s. 1185-1189
—Halil İnalcık, "İstanbul'un Fethinin Yakın Sebepleri", Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi, XI (Ankara 1953), 5.345·354
—Halil İnalcık, "Fatih, Fetih ve İstanbul'un Yeniden İnşası", Dünya Kenti İstanbul, İstanbul tsz., s. 22 -37
— İbrahim Katesoğlu, "Xll. Asra Kadar İstanbul'un Türkler Tarafından Muhasaraları" , İstanbul Enstitüsü Dergisi, ID (İstanbul 1957}, 5.1-16
—Steven Runciman, Konstantiniyye Düştü, çey. Derin Türkömer, İstanbul 1972.
Kaynak : Popüler Tarih / Mayıs 2003 / Sayı 33 / Erhan AFYONCU
Hazırlayanlar : Tarihci http://www.tarihcininyeri.net
merakediyorum grubu krmhby, merake...@googlegroups.com