Fwd: On Soruda İstanbul Kuşatmaları ve Fatih

123 views
Skip to first unread message

Tarihci

unread,
May 5, 2009, 4:09:10 AM5/5/09
to merake...@googlegroups.com

On Soruda

İstanbul Kuşatmaları ve Fatih

 

Fatih öncesinde İstanbul, tam 28 kez kuşatılır.

Bizans bu kuşatmalarda ya kendini savunur ya da büyük paralar ödeyerek kuşatmacıları savuşturur. Hunlar, Gotlar, Avarlar, Ruslar, Peçenekler, Bulgarlar. Sırplar ve Arapları atlatan İstanbul, yalnızca bir kez,

o da Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Latinlere boyun eğer.

 

1.Müslümanlardan önce kaç kuşatma oldu?

2.Müslüman kuşatmaları nasıl oldu?

3.Latinler, İstanbul'u nasıl işgal ettiler?

4.Osmanlı kuşatmaları nasıl gerçekleşti?

5.Fatih neden Fetih'i çabuklaştırdı?

6.Fetih öncesinin olayları nelerdi?

7.Fatih'in hükümdarlığı nasıl karşılandı?

8.Fatih, İstanbul'a nasıl girdi?

9.Batı, Fetih'e nasıl baktı?

10.Fetih, Fatih'i nasıl etkiledi?

 

 Popüler Tarih / Mayıs 2003 / Sayı 33 / Erhan AFYONCU

 

1.Müslümanlardan Önce Kaç Kuşatma Oldu? 

İstanbul kuruluşundan itibaren tam 29 kuşatma ge­çirdi. M. Ö. 340’ta Make­donya Kralı Filip kenti kuşattı ancak ala­madı. M.Ö.194'te Roma İmparatoru Septim Se­verus'un kuşatmasına ise kent dayana­madı, teslim oldu.

 Böylece İstanbul, Roma İmpa­ratorluğu'nun bir parçası hali­ne geldi. Daha sonra 616'da İran hükümdarı Keyhüsrev, 626'da ise İranlılar, Avar Türk­leri ile birlikte kenti kuşattılar­sa da başarısız oldular.  

 

 

2.Müslüman kuşatmaları nasıl oldu? 

Müslümanlığın orta­ya çıkışından kısa bir süre sonra Arap orduları İstanbul kapılarına dayanmıştı. Müslümanların ilk İstanbul kuşatması Emevi halifesi Muaviye zamanında, 665 yılında oldu. Bir netice alınamadı; ancak iki yıl sonra 667'de kent tekrar kuşatıldı.  

Ebu Eyyüb el-Ensari, yani 'Eyüp Sultan' bu sefere katıla­rak, kuşatma sırasında vefat etti. 672 yılında İstanbul 3. kez kuşatıldı, fakat netice alı­namadı.

 İstanbul'un Müslümanlar tarafından 4. kez kuşa­tılması, 712 yılında, Emevi halifesi I. Velid zamanında oldu. 722'deki 5. kuşatmada ise Ga­lata alındı ve Arap Camii inşa edildi. 782 yılındaki 6. kuşatma Abbasiler tarafından yapıldı ve kentin haraca bağlanmasıyla netice­lendi, Bir sonuç vermeyen 7. kuşatma ise 854'te Abbasi ha­lifesi Mütevekkil zamanında oldu. 869'da dört ay süren 8. kuşatmada da sonuç aynıydı. Arapların 9. ve son kuşatması, 970 yılında gerçekleşti ve sade­ce İstanbul'un haraca bağlan­ması sağlanabildi.

 

3.Latinler,İstanbul’u nasıl işgal ettiler?

 İstanbul, Müslüman Araplar tarafından ardı ardına kuşatılırken, zaman za­man başka milletlerin saldırı­larına da uğradı. 864 yılında Ruslar, İstanbul'a saldırdılarsa da mağlup olarak geri dön­düler.

 Ruslar daha sonra 936'da kenti denizden kuşatmaya te­şebbüs etmişler, ancak gemile­ri 'Rum ateşi' ile yakılmıştı. 959'da ise İstanbul surlarının karşısında Macarlar vardı. Ancak onlar da bir sonuç ala­madılar.  

1203're, Latinlerden olu­şan Haçlı ordusu İstan­bul'a saldırdı. 1203 yılı Haziran'ında İstanbul önlerine gelen Haçlı­lar, Kadıköy ve Üskü­dar'ı kısa sürede ele ge­çirdiler. Ardından Beşik­taş'ta karaya çıkıp, Galata ve civarını zapt ettiler. Haliç'te bulunan zinciri kıran Haçlı donanması, bu bölgeden al­dırdı.

Haçlılar, Bizanslıların di­renmesi üzerine yangınlar çı­kararak kenti yakıp yıktılar.

Bir süre ara verilen kuşat­ma, Bizans'ta Haçlılar' a direnme taraftarı olan Morsufi Dukas'ın tahta geçmesi üzeri­ne 9 Nisan 1204'te tekrar baş­ladı. 12 Nisan da Fener bölge­sinden İstanbul'a giren Latin­ler, kenti işgal ederek yağma­ladılar.

 Bu defa İstanbul direne­memişti. İstanbul'u işgal eden Latinler, 1261'e kadar kenti ellerinde tuttular. 1261'de, İz­nik Rum imparatoru Mihail Paleologos İstanbul’u Latin­lerden geri aldı.  

1302'de Venedik donan­ması İstanbul surlarının önün­deydi. Ancak ne onların, ne de 1348'de Cenovalıların hü­cumlarından bir netice çıkma­dı. Cenovalılar 1437'de ikin­ci kez şanslarını denedilerse de yine başarısız oldular.

 

4.Osmanlı Kuşatmaları nasıl gerçekleşti? 

 

Bizans, 1372'den itibaren Osmanlı'ya haraç öde­meye başlamıştı. Kentin doğrudan Osmanlı hakimiyeti altına sokulması teşebbüsü ise Yıldırım Bayezid zamanında oldu. Bursa'da rehin olarak tu­tulurken babasının ölümü üze­rine kaçarak Bizans tahtına çı­kan Manuel Paleologos, Yıldı­rım'ın İstanbul'da bir Türk mahallesi, cami ve mahkeme kurulması isteğini redde­dince kent 1391'den 1396'ya kadar ablu­kaya alındı.

 Niğbolu zaferi üzerine Bizans, istek­leri kabul etti. Sonra­ki yıllarda tekrar kuşatılan İstanbul, Osman­lı'nın eline geçmek üzere iken Anadolu'ya gire­rek Yıldırım'ın üzerine yürüyen Timur, bir anlamda kenti kurtardı. Bir süre rahat nefes alan İs­tanbul, Fetret Dev­ri’nde, 1412'de Musa Çelebi tarafından kuşatıldı.

Bizans'ın Musa Çelebi'nin karşısına Çelebi Mehmed'i çı­karması yüzünden, kuşatma kaldırıldı.

İstanbul'un Fe­tih'ten önceki son kuşatması ,II. Murad tarafından 1422'de oldu. An­cak bir netice alınamadı. Bu dönemlerde topun yeterince gelişmemesi, İstanbul kuşat­maları sırasında Osmanlı için, devamlı olarak bir dış veya iç tehdidin gündeme gelmesi, Os­manlı’ya engel oldu.

 

5.Fatih neden Fetih’i çabuklaştırdı?

 Bu sorunun yanıtı, II. Mehmed'in ilk hü­kümdarlık döneminde­dir. II.Murad,1444'te, sürek­li mücadeleyle geçen yılların yıpratması ve oğlu Alaed­din'in ölümünün verdiği üzüntüyle, tahttan ayrılarak yerine hayattaki tek oğlu Şeh­zade Mehmed'i geçirdi.

 Ancak tahta geçen II. Mehmed'in henüz 12 yaşında olması büyük bir buhrana neden oldu. Halil İnalcık, 1444 -1446 arasında­ki bu buhranlı yıl­ların, II. Meh­med'in hayat ve faaliyetlerinin yö­nünü çizdiğini be­lirtir.

 Fatih'in ilk hükümdarlık döneminde, Sadrazam Çandarlı Halil Paşa ile kul asıllı vezirleri ara­sında büyük bir çekişme meydana geldi.

 Bu sırada Avru­pa'daki Osmanlı top­raklarına çeşitli taarruzlar başlamış ve Haçlı ordusu Tuna'yı aş­mıştı. II.Mehmed istememesine rağ­men, Çandarlı'nın baskısıyla gönde­rilen Kasabzâde Mehmed Bey'in ısrarlarıyla II.Murad, Bur­sa'dan gelerek ordunun başı­na geçti. 

II.Murad idaresindeki Osmanlı ordusu Yama'da Haçlı kuvvetlerini büyük bir mağlubiyete uğrattı.

Çandarlı Halil Paşa'nın ıs­rarlarına rağmen, II. Murad tekrar hükümdar olmadı; oğlunu tahtta bırakarak Mani­sa'ya gitti, Varna'da babası­nın kazandığı büyük zafer, II Mehmed'in hükümdarlığını gölgelemişti. Zağanos Pa­şa'nın etkisiyle, II.Mehmed İstanbul'un fethini, otoritesini kurabileceği tek hadise olarak görmeye başladı.

 

6.Fetih öncesinin olayları nelerdi? 

Babasının 1451'de ölü­mü üzerine, II. Meh­med'in 2. kez tahta ge­çişi, rahat olmadı.

 Tahta çıktığı sırada ayaklanan yeniçeriler, Veziriazam Çandarlı Halil Paşa'nın nüfu­zu ile zorla sakinleştirildiler.

Babasının Varna'dan son­ra kazandığı II. Kosova Sava­şı ve Balkanlar'daki diğer ba­şarıları, batıdan gelebilecek tehlikenin önüne önemli ölçü­de set çekmişti.

Ancak, ll.Mehmed’in ilk hükümdarlığındaki başarısız­lığı, padişahlığını tehlikeye düşüren bir gölgeydi.

 

7.Fatih’in hükümdarlığı nasıl karşılandı?

II.Mehmed'in ilk hükümdarlığındaki başarısızlığını hatır­layan Anadolu'daki beylik­ler, Balkan devletleri ve Bizans, harekete geçerek Osmanlı devletinden taviz­ler koparmaya çalıştılar.

II. Mehmed, Sırplara bazı tavizler vererek baba­sının dönemindeki barış antlaşmasını yeniledi, Ve­nedik ve Bizans'la da ant­laşmalar imzalandı. Bi­zans'a bazı topraklar ve İs­tanbul'da bulunan Orhan Çelebi için 300 bin akçe veril­mesi taahhüt edildi. Ancak Bi­zans'ın istekleri bitmedi, daha sonra yeni taleplerde bulundu.

 Osmanlı topraklarına gi­ren Karamanlıların üzerine yürüyen genç padişah, onlara Alanya'yı bırakarak antlaşma yaptı. Dönüşünde isyan eden yeniçerileri şiddetli bir şekilde cezalandırdı ve ağaları Kurtçu Doğan'ı azletti.

 II. Mehmed bu kargaşa or­tamı ve yeniçeriler üzerindeki nüfuzu yüzünden, Çandarlı Halil Paşa'yı görevinden uzak­laştıramamış, ancak onun çev­resini dağıtarak kendi adamla­rını Divân-ı Hümâyun'a almış­tı. Bu ortamından çıkmanın tek yolu İstanbul'un fethiydi.

 II. Mehmed, Karaman Seferi'nden döner dönmez, Ana­doluhisarı'nın karşısına bir ka­le yapılmasını emretti. 1452 yılının yazına ge­lindiğinde, 'Boğazke­sen Hisarı' (Rumeli­hisarı) tamamlandı ve Çandarlı'nın karşı koymasına rağ­men kuşatma başladı.

Kuşatmanın uzaması döneminde de Sadrazam Çan­darlı Halil Paşa, kuşatmayı kaldırma ve Bizans’ı vergiye bağlama fikrinde ısrar etti. Ancak Zağanos ve Şeha­beddin paşalar ile Turahan Bey , kor­kulmadan saldırıya devam edilmesi ge­rektiğini söylediler ... Böyle de oldu.

 

 

8.Fatih İstanbul’a nasıl girdi?

 İstanbul tam olarak Osmanlı ordusunun eline ge­çince, artık 'Fatih' ünvanı­nı kazanmış olan II.Mehmed kente yeniçerileri ve vezirleri ile birlikte girdi. Kafile ken­tin sokaklarından geçerek Ayasofya 'ya geldi.

Burada atından inen genç hüküm­dar, yerden aldığı bir avuç toprağı kavuğunun üzerine serpti.  Bu hareketiyle, Allah'a sığındığını belirtiyordu.  Fatih, Ayasofya'ya girdi. Bir müddet sessizce bekle­di. Belki de zafer için şükrediyordu.

 Bu sırada bir askerin kilisenin mermerlerini sök­meye çalıştığını gör­dü. Askere kızarak bunların ganimet olma­dığını söyledi. Bu yapılar, pa­dişahındı…

 Kilisede korkuyla bekleşen Bizanslıların emniyet içerisin­de evlerine götürülmelerini söyledi.  

Daha sonra bu kilisenin camiye dönüştürülmesini em­retti. Ulemadan birisi ezan okudu. Fatih, namaz kıldık­tan sonra bu zaferi için dua edip Ayasofya'dan ayrıldı.  

 

9.Batı, Fetih’e nasıl baktı? 

Fetih'ten sonra İstan­bul'dan kaçanlar Ege adalarına ulaştıklarında, İstanbul’un düştüğü haberi her tarafa yayıldı. Haber adalar­dan, Papa'ya ve Avrupa'nın çe­şitli makamlarına yazılan mektuplarla bildirilmişti.

Hıristiyanlar, İstanbul'un Türklerin eline geçmesini, 'in­sanlık tarihindeki büyük fela­ketlerden biri' olarak algıladı­lar.  

Hammer'den Stefan Zwe­ig'a kadar birçok batılı tarihçi ve yazar, İstanbul’un fethinin son safhasını da hep şu şekilde anlattı: Surların arasında do­laşan birkaç Türk askeri, Edirnekapı ile Eğrikapı ara­sında bulunan ve “Kerkopor­ta” denilen yayalara ayrılmış küçük kapılardan birisinin ­-aklın alamayacağı bir unut­kanlık yüzünden- açık kaldı­ğını görürler. Diğer askerlere de haber verilir ve Türkler bu kapıdan girerek İstanbul'u fet­hederler...

 Bu bilgi, sadece Dukas Ta­rihi'nde vardır ve dönemin di­ğer kaynaklarıyla uyuşmaz. Dönemin Türk kaynakları ile Barbaro ve Dolfin incelendiğinde, fethin son aşamasının hiç de bu şekilde olmadığı an­laşılmaktadır. Ancak bu söy­lence, batıda çok yaygındır. Fakat yerli ve yabancı tarihle­rin çoğuna göre, Türk askerle­ri bugünkü Topkapı'ya yakın bir yerden, savaşarak kente girmişlerdir.

 Nitekim bu bölgenin ismi de, surlarındaki tahribat ne­deniyle, fetihten sonra 'Top Yıkığı Mahallesi' olarak anıl­mıştır.

 

10.Fetih Fatih’i nasıl etkiledi?

İstanbul’un fethi genç padişaha sonsuz bir kudret ve otorite sağladı. Fetih önce­si büyük kargaşalıklar içeri­sinde çalkalanan Osmanlı devleti bu fethin getirdiği prestijle, hem İslam dünyasının en parlak devleti haline geldi , hem de düşmanları üzerinde yılgınlık yarattı. Fatih, fetihten hemen sonra iktidarını sınırlayan Çandarlı'yı görevden aldı ve bir süre sonra öldürttü. Aynı şekilde hükümdarlığı üzerinde bir tehdit olarak gördüğü Orhan Çelebi'yi de muhtemelen, fetih sırasında ortadan kaldırtmıştı. 

Fatih'in veziriazamlarının sonuncusu hariç, hepsi kapıkulu kökenlidir. Bu durum hüküm- dara aristokrat Türk ailelerinin nüfuzundan kurtulmasını sağlamıştır. Ancak her şey devşirmelere bırakılmamış; dini, idari ve mali bürokrasi Türk kökenlilerden teşkil edilmiştir. Böylelikle, kapıkulları ile Türkler arasında bir denge kurularak, devlet yönetiminde tek söz sahibinin padişah olması sağlanmıştır. Halil İnalcık, Fetret Devri'nin gerçek bitişinin İstanbul'un fethiyle olduğunu söyler. Fetih sayesinde II. Mehmed’in kendisini “cihanşümul” bir imparatorluğun temsilcisi' olarak gördüğünü belirtir.

 Bu durum, merkeziyetçi devletin kurulabilmesini ve devamlı fütuhatı sağladı. Fatih'in dünya egemenliği düşüncesinin temelleri, geniş bir yelpazeden oluşuyordu Türk-Moğol hükümdarlık geleneği, İslami hilafet telakkisi ve Roma imparatorluk fikri... Fatih fetihten sonra, Bizans imparatorlarıyla akraba olan tüm sülaleleri ortadan kaldırmak için faaliyete geçti .

 Halil İnalcık, Fatih'in şahsında Türk-İran-İslam ve Roma hükümdarlık geleneklerini birleştiren bir Osmanlı padişahı tipinin doğduğunu belirtir.

 

Bibliyografya:

—Franz Babinger, Mehmed the Conqueror and His Time, çev. R. Manheim, yay. haz. W. C. Hickman, Princeton 1978

—Marius Cenard, "Tarih ve Efsaneye Göre Arapların İstanbul Se­ferleri", çev. İsmail Hami Danişmend, İstanbul Enstitüsü Dergisi II (İstanbul 1956}, s.213-259

—Resimli Tarih , IV/41 (İstanbul 1953)

—Feridun Emecen,"İstanbul'un Fethi", Türkler, IX, ed. H. C. Güzel-K. Çiçek- S. Koca, Ankara 2002, s.312-

—Tayyib Gökbilgin, "İstanbul'un Fethi", İslam Ansiklopedisi, V/2, s. 1185-1189

—Halil İnalcık, "İstanbul'un Fethinin Yakın Sebepleri", Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi, XI (Ankara  1953), 5.345·354

—Halil İnalcık, "Fatih, Fetih ve İstanbul'un Yeniden İnşası", Dünya Kenti İstanbul, İstanbul tsz., s. 22 -37

— İbrahim Katesoğlu, "Xll. Asra Kadar İstanbul'un Türkler Tarafından Muhasaraları" , İstanbul Enstitüsü Dergisi, ID (İstanbul 1957}, 5.1-16

—Steven Runciman, Konstantiniyye Düştü, çey. Derin Türkömer, İstanbul 1972.


Kaynak :  Popüler Tarih / Mayıs 2003 / Sayı 33 / Erhan AFYONCU

 

Hazırlayanlar : Tarihci http://www.tarihcininyeri.net

merakediyorum grubu krmhby, merake...@googlegroups.com 

Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız.
Saatlerce uğraşarak verdiğimiz emeği bir "Delet" tuşuyla yok etmeyin.


Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages