Göbek
dansının
altın
çagı
İstanbul
sahnelerinde boy gösteren Ortadoğu kökenli dansçılar
1925'lerde göbek dansını yeniden popüler hale getirdiler. 1940'lı
yıllardan
itibaren de 'göbek', sahnelerin bir numaralı gösterisi oldu. Göbek
dansı altın
çağını ise, 1950'lerde yaşadı.
KEMAL
ÖZDEMIR -
Popüler
TARİH I
Temmuz
2000
Türk
halkı,
hiçbir eğlenceli günün sonunu, kadınlı erkekli göbek atmadan
noktalamaz.
Dansözler ve göbek dansı yüzyıllar boyu, eğlencelerimizin vazgeçilmez
gösterisi
olmuştur. Buna karşın, göbek dansı, 'tarihi yazılabilecek kadar ciddi'
bir konu
olarak görülmemiştir! Günümüzde toplumun her kesimini kucaklamayı
başaran göbek
dansı, yaygın olarak oynanan halk danslarının önüne geçmiş ve
'Türklerin milli
dansı' olarak adlandırılmayı çoktan hak etmiştir!
Türklerin
anayurtlarındaki inanç ritüellerinde, 'dans' olarak adlandırılabilecek
bazı
gösteriler bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca savaş kutlamaları sırasında
ve av
ritüellerinde dans, geniş yer tutuyordu. Orta Asya'dan batıya yönelen
Türk
kavimleri, İran ve Ortadoğu'ya ulaştıklarında kendilerine yabancı bir
dansla
karşılaştılar. Bu dansa kapılmaktan kendilerini alamadılar. Selçuklu
saraylarında ve çeşitli eğlencelerde oryantal dansçıların gösteri
yaptıkları
bilinmektedir.
Dört
mevsimin
dönüşümlü olarak dansa yansıdığı Anadolu'da dans, 8 bin yıl öncesine
dayanmaktaydı. Anadolu ve Balkanlar'da geniş bir coğrafyaya hükmeden
Osmanlı,
İstanbul'un fethiyle oryantal dansta yeni bir noktaya ulaştı.
BİZANS ETKİSİ
Bizansın
mirasında da
yer alan oryantal dansın yerel ve geleneksel motiflerle kaynaştırılıp
yeni bir
forma ulaştığı yer İstanbul'dur. Oryantal göbek dansı, eğlencelerin bir
numaralı gösterisi olmuştur. Ancak Müslüman bir toplumda kadının
erkeklerin önünde
alenen dans etmesi dini kurallara aykırıydı. Dekolte kıyafetlerin
giyilmesi
olanaksızdı. Çingene ve gayrimüslim dansçıların ancak yöresel köy
düğünleri ve
bazı geleneksel eğlence günlerinde bu kuralları aşabildiğini
söylemeliyiz.
Gayrimüslim
de olsa
kadınların erkekler karşısında uluorta dans etmesine izin
verilmemiştir. Eğlenceye
düşkün olan insanoğlu dini yasaklara karşı bir çözüm bulmakta
gecikmedi:
'Çengi' adı verilen kadın dansçılar ve 'köçek' adı verilen erkek
dansçılar insanları
eğlendirmeye başladılar. Oryantal göbek dansının karakteri olan şehvet
yüklü
gösterileriyle, gönülleri fethettiler.
Çengilerin,
İstanbul'un alınışından sonra kentte
iskan edilen
çingenelerden
çıktığı ve bu tarihten itibaren sanatlarını ortaya koydukları
sanılmaktadır.
ÇENGİ KOLU
Çengiler,
'kol' adı
verilen gruplar halinde çalışırlardı. Bir çengi kolu, kolbaşı ve
yardımcısıyla 12
dansçı kızdan oluşurdu. Bunlara 4 kişilik 'sıracı' adı verilen kadın
çalgıcılar
eşlik ederlerdi. İstanbul'un ünlü çengi kolları Tahtakale Kadınlar
Hamamı'nda ve
Haliç kıyısındaki Sulukule ve Ayvansaray'daki çingene mahallerinde,
eğlence günlerini
renklendirmek için çağrı beklerlerdi.
Kadın
elbiseleri
giyerek dans eden köçekler de kol halinde çalışırlardı. Genç yaşta
mesleğe başlayan
çoğunluğu çingene asıllı veya Sakız adalı köçekler, Osmanlı'da
çengilerden daha
çok ilgi görmüşlerdir. Padişah düğünleri, şehzade sünnetleri, fetih
şenlikleri,
düğün ve nişanlarda köçeksiz eğlence düşünülemezdi.
19. yüzyıl ortalarında
'avam' bir eğlence olarak
kabul edilen köçek gösterileri, 1856 yılında çıkarılan bir emirname ile
yasaklanmıştır. Çengi kollarının gösterileri, toplumun ekonomik
yapısının zayıflaması
ve moral değerlerinin bozuk olması nedeniyle gittikçe azalmış, kollar
bölünmüş,
iki veya üç çengilik küçük gruplar halinde çalışmaya başladılar.
Erkeklerin özel
eğlence kaçamaklarında dans eder hale geldiler.
20. yüzyıl
başlarında
Beyoğlu, batıdan gelen dans ve gösteri yıldızlarının işgaline
uğramıştır. Azınlıkların
ve levantenlerin itibar gösterdiği bu yeni eğlencelere, varlıklı
Müslümanlar
hatta Saray erkanı bile ilgi göstermiştir. Cumhuriyet ile birlikte,
Osmanlı'da
birbirinden ayrı yaşayan kadın ve erkekler adeta birbiriyle
buluşmuştur. Artık
balo ve davetlerde Avrupa'nın kadınlı erkekli modern dansları
revaçtadır.
Avamın
rağbet ettiği dansçılar
olarak görülen çengiler ise, Beyoğlu'nda sahneye çıkan batılı
yıldızların
bireysel gösterilerini örnek almışlar ve sahne kıyafetlerini daha
modern bir
görünüme sokarak, günümüz göbek dansçılarının öncüleri olarak gösteri
dünyasına
yeniden dönmüşlerdir.
Göbek dansı
1925'ten sonra
Ortadoğulu dansçıların da İstanbul sahnelerinde boy göstermeleriyle
yeniden
popüler hale gelmiştir.
GÖBEĞİN USTALARI
Cumhuriyet
döneminin
ilk yıllarında, en namlı dansçı Emine Adalet Pee'dir. Küçük yaşta
sahneye
çıkmış, gerçek anlamda göbek dansını bir gösteri olarak kabul
ettirmiştir.
Henry Pee adlı bir Alman'la evlenip, Almanya'ya gitmiştir. Almanya,
ABD, İngiltere'de
dans etmiştir. Atatürk, İngiliz Kralı V. George ve Hitler gibi devlet
adamlarının huzuruna çıkmış ve Viyana'dan Berlin'e gidişinde, kendisine
özel bir
vagon tahsis ettirecek kadar ünlenmiştir.
Göbek dansı
1940'lı
yıllardan itibaren sahnelerin bir numaralı gösterisi olmuştur. Bu
yılların en
çok tanınan yıldızı, Nergis Moğol'dur. Nimet Alp, Melike Cemali, Türkan
Şamil,
Saliha Tekneci ise 1950'lerde sahnelerin yıldızı oldular. Bu
dansçıların hemen
hepsi Ortadoğu, Akdeniz ülkeleri ve ABD'de sahneye çıkmıştır.
ABD'de isim
yapan
Türk dansçısı ise Necla Ateş'tir. Hollywood yönetmenlerini de etkileyip
filmler
çevirmeyi başarmıştır. Brodway'de Fanny müzikholünün başdansçısı olmuş,
doğunun
gizemli havasını New York sahnelerine taşımıştır. ABD'de çok tanınmış
bir diğer
yıldız, 1970'lerde Amerika'ya giden 'Türk Lokumu' Özel Türkbaş'tır.
Necla Ateş
ve Özel Türkbaş ikilisinin günümüzde ABD'de hâlâ sürmekte olan göbek
dansı
tutkusunda, önemli rolleri olmuştur. Birçok ABD'li bayan 'Kocalarını
nasıl
sultan yapacaklarını' Özel Türkbaş'ın dersanesinde ve göbek dansının
tekniğini
anlatan kitabından öğrenmiştir.
AYŞE NANA
FIRTINASI
1950'li
yılların
sonlarına doğru İstanbul Ayşe Nana fırtınası ile sarsılır. Uzun siyah
saçları, dönemin
erkek zevkini simgeleyen dolgun vücudu, şehvetli dudakları
ile tüm erkeklerin 'bir numaralı' hayalidir. Striptizi
de dansına katarak çok yürekler hoplatan Ayşe Nana'nın Küçük Çiftlik
gazinosundaki gösterileri, hafızalarda bugün bile unutulmayan izler
bırakmıştır.
Bu yıllarda sahneye
çıkanların büyük
çoğunluğu Ermeni ve Çingene kökenlidir. Yur
tdışında
sürekli olarak 'sahne alan'
Türk dansçıları nedeniyle talep üzerine Yunanistan ve Balkan
ülkelerinden ithal
edilen pek çok gösteri yıldızı birkaç günlük göbek dansı eğitimi ile
İstanbul
sahnelerini işgal etmişlerdir.
Türk sinemasının gelişiminde
de göbek
dansının büyük etkisi görülür. Dini konulu filmlerde bile, dans
sahneleri
mutlaka yerlerini alırlar! Anadolu'daki işletmeciler danssız filme
itibar göstermezler.
500'e yakın dansçı yetiştiren Kudret Şandra aktristlerin de
yetiştiricisi
olmuştur.
1950'lerde başlayan 'altın yıllar'
1960'larda da devam eder.
Semiramis, Tamara, şiddetli
dolgun
görünümüyle Anadolu'nun favorisi Babuş, Türk sahnelerinin, hatta tüm
Ortadoğu'nun efsanevi güzelliği İnci Birol, sahnede kendisini
kaybedercesine dans
eden Aysel Tanju, 1960'lı yılların gözdeleridir. Aysel Tanju, şehveti
en yoğun
olarak yaşatan dansçıydı. Günlük giysilerle bile dans edince erotizmin
doruklarını zorlardı. Türk sinemasının ilk ve tek gerçek vampı odur.
GERÇEK USTALAR
Özcan Tekgül, dönemin gerçek
ustalarından
birisiydi. 1967'de 6.5 saat aralıksız dans ederek bir dünya rekoruna
adını yazdırdı.
Leyla Sayar, Birsen Ayda,
Nilüfer
Aydan, Tahiye Salem, Sedef Türkay, Funda Yanar, Ortadoğu'da bugün de
unutulmayan Semra Yıldız, adına şarkılar bestelenen Zennube, Güler
Kardeşler 1970'li
yıllara kadar ünlerini sürdürdüler.
1980'li yılların gözdeleri
her üçü de
çok yetenekli birer sanatçı olan Seher Şeniz, Nesrin Topkapı ve Prenses
Banu'dur. Nesrin Topkapı,
Türk televizyonlarında dansöz
yasağını kırarak 1980
yılbaşı gecesi programa çıkmayı başardı. Bu tarihten sonra yıldızı parladı
ve
bir ekol olarak kabul edilmeye başlandı.
Seher Şeniz uzun yıllardır dans
etmesine karşın olgunluk döneminde
üne kavuştu. Büyüleyici dansına
cinsel çekiciliği gerçekten katmayı başaran bir
üsluba sahipti. Striptize kayarak sahnedeki erotizmini sinemaya
taşımış, güzelliğini
halkla paylaşmıştı. Prenses Banu uzun boyu, balıketi ideal dansçı
vücudu ve
gerçek bir sanat gösterisi olan dansıyla son ustalardandır. Yurtdışında
uzun yıllar
dans etmiş, Türkiye'den önce, ününü yurtdışında yapmıştır.
1990'lı
yıllarda göbek
dansı eski parlak günlerini arar duruma düşmüştür. Yine de Gamze Öz,
Hülya
Işıl, Ortadoğu'da yıldızlaşan Yonca Yücel, Efruz ve karşılamalarıyla
ünlü usta
yıldız Tülay Karaca öne çıkan adlar olmuşlardır. Dansla sahne yaşamına
başlayıp
şarkıcılığı tercih eden Sibel Can, kökeninden gelen avantajı da
kullanarak dans
ettiği sürece tartışmasız en büyük yıldızdı. Ne yazık ki olgunlaşamadan
dansı
terk etti. 1990'lı yıların diğer ünlüleri, aile geleneğini sürdüren
Zinnur Karaca,
Emmune Cemali, gösteri ustası güzeller güzeli Sibel Barış, Şıvga, Sibel
Çan'ı
unutturacak kadar güzel dans eden Tanyeli ve Türk göbek dansının
koreografisini
fazla zorlayan danslarıyla vamplık arasında gidip gelen Asena,
günümüzün yıldızları
oldular.
Artık Türk
Sineması'nın altın çağını geride bırakması, cinsellikle ilgili görsel
yayın ve
kayıtlı görüntülerin rahatlıkla elde edilmesi, İnternet aracılığıyla
cinselliğin
her alanına evden ulaşabilme kolaylığı, vamp kavramının basının
bilinçsiz
tutumu ile mankenlere kayması, kadın cinselliğini sanatkarane biçimde
ifade
eden göbek dansını sahne sırasında geri plana itmiştir.
Kabul etsek
de etmesek
de, göbek dansı ülkemizin dünyaya armağan ettiği cinsellikle ilgili
biricik gösteridir.
Bizlere, bu
keşfin
tadını çıkarmaktan başka ne kalıyor?
Hazırlayanlar: merakediyorum grubu, merake...@googlegroups.com, kadri cinkarataş kadr...@gmail.com,
Kaynak: Popüler TARİH
Lütfen
bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız.
Saatlerce uğraşarak verdiğimiz emeği bir "Delete" tuşuyla yok etmeyin.