göbek dansının altın çağı

569 views
Skip to first unread message

kadri cinkarataş

unread,
Oct 5, 2009, 5:25:38 PM10/5/09
to kadri, merake...@googlegroups.com
Göbek dansının
galtın çagı

İstanbul sahnelerinde boy gösteren Ortadoğu kökenli dansçılar 1925'lerde göbek dansını yeniden popüler hale getirdiler. 1940'lı yıllardan itibaren de 'göbek', sahnelerin bir numaralı gösterisi oldu. Göbek dansı altın çağını ise, 1950'lerde yaşadı.

KEMAL ÖZDEMIR - Popüler TARİH I Temmuz 2000

Türk halkı, hiçbir eğlenceli günün sonunu, kadınlı erkekli göbek atmadan noktalamaz. Dansözler ve göbek dansı yüzyıllar boyu, eğlencelerimizin vazgeçilmez gösterisi olmuştur. Buna karşın, göbek dansı, 'tarihi yazılabilecek kadar ciddi' bir konu olarak görülmemiştir! Günümüzde toplumun her kesimini kucaklamayı başaran göbek dansı, yaygın olarak oynanan halk danslarının önüne geçmiş ve 'Türklerin milli dansı' olarak adlandırılmayı çoktan hak etmiştir!
Türklerin anayurtlarındaki inanç ritüellerinde, 'dans' olarak adlandırılabilecek bazı gösteriler bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca savaş kutlamaları sırasında ve av ritüellerinde dans, geniş yer tutuyordu. Orta Asya'dan batıya yönelen Türk kavimleri, İran ve Ortadoğu'ya ulaştıklarında kendilerine yabancı bir dansla karşılaştılar. Bu dansa kapılmaktan kendilerini alamadılar. Selçuklu saraylarında ve çeşitli eğlencelerde oryantal dansçıların gösteri yaptıkları bilinmektedir.
Dört mevsimin dönüşümlü olarak dansa yansıdığı Anadolu'da dans, 8 bin yıl öncesine dayanmaktaydı. Anadolu ve Balkanlar'da geniş bir coğrafyaya hükmeden Osmanlı, İstanbul'un fethiyle oryantal dansta yeni bir noktaya ulaştı.

 
BİZANS ETKİSİ
Bizansın mirasında da yer alan oryantal dansın yerel ve geleneksel motiflerle kaynaştırılıp yeni bir forma ulaştığı yer İstanbul'dur. Oryantal göbek dansı, eğlencelerin bir numaralı gösterisi olmuştur. Ancak Müslüman bir toplumda kadının erkeklerin önünde alenen dans etmesi dini kurallara aykırıydı. Dekolte kıyafetlerin giyilmesi olanaksızdı. Çingene ve gayrimüslim dansçıların ancak yöresel köy düğünleri ve bazı geleneksel eğlence günlerinde bu kuralları aşabildiğini söylemeliyiz.
Gayrimüslim de olsa kadınların erkekler karşısında uluorta dans etmesine izin verilmemiştir. Eğlenceye düşkün olan insanoğlu dini yasaklara karşı bir çözüm bulmakta gecikmedi: 'Çengi' adı verilen kadın dansçılar ve 'köçek' adı verilen erkek dansçılar insanları eğlendirmeye başladılar. Oryantal göbek dansının karakteri olan şehvet yüklü gösterileriyle, gönülleri fethettiler.
Çengilerin, İstanbul'un alınışından sonra kentte iskan edilenc çingenelerden çıktığı ve bu tarihten itibaren sanatlarını ortaya koydukları sanılmaktadır.
 
ÇENGİ KOLU
Çengiler, 'kol' adı verilen gruplar halinde çalışırlardı. Bir çengi kolu, kolbaşı ve yardımcısıyla 12 dansçı kızdan oluşurdu. Bunlara 4 kişilik 'sıracı' adı verilen kadın çalgıcılar eşlik ederlerdi. İstanbul'un ünlü çengi kolları Tahtakale Kadınlar Hamamı'nda ve Haliç kıyısındaki Sulukule ve Ayvansaray'daki çingene mahallerinde, eğlence günlerini renklendirmek için çağrı beklerlerdi.
Kadın elbiseleri giyerek dans eden köçekler de kol halinde çalışırlardı. Genç yaşta mesleğe başlayan çoğunluğu çingene asıllı veya Sakız adalı köçekler, Osmanlı'da çengilerden daha çok ilgi görmüşlerdir. Padişah düğünleri, şehzade sünnetleri, fetih şenlikleri, düğün ve nişanlarda köçeksiz eğlence düşünülemezdi.
19. yüzyıl ortalarında 'avam' bir eğlence olarak kabul edilen köçek gösterileri, 1856 yılında çıkarılan bir emirname ile yasaklanmıştır. Çengi kollarının gösterileri, toplumun ekonomik yapısının zayıflaması ve moral değerlerinin bozuk olması nedeniyle gittikçe azalmış, kollar bölünmüş, iki veya üç çengilik küçük gruplar halinde çalışmaya başladılar. Erkeklerin özel eğlence kaçamaklarında dans eder hale geldiler.
20. yüzyıl başlarında Beyoğlu, batıdan gelen dans ve gösteri yıldızlarının işgaline uğramıştır. Azınlıkların ve levantenlerin itibar gösterdiği bu yeni eğlencelere, varlıklı Müslümanlar hatta Saray erkanı bile ilgi göstermiştir. Cumhuriyet ile birlikte, Osmanlı'da birbirinden ayrı yaşayan kadın ve erkekler adeta birbiriyle buluşmuştur. Artık balo ve davetlerde Avrupa'nın kadınlı erkekli modern dansları revaçtadır.
Avamın rağbet ettiği dansçılar olarak görülen çengiler ise, Beyoğlu'nda sahneye çıkan batılı yıldızların bireysel gösterilerini örnek almışlar ve sahne kıyafetlerini daha modern bir görünüme sokarak, günümüz göbek dansçılarının öncüleri olarak gösteri dünyasına yeniden dönmüşlerdir.
Göbek dansı 1925'ten sonra Ortadoğulu dansçıların da İstanbul sahnelerinde boy göstermeleriyle yeniden popüler hale gelmiştir.

 
GÖBEĞİN USTALARI
Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında, en namlı dansçı Emine Adalet Pee'dir. Küçük yaşta sahneye çıkmış, gerçek anlamda göbek dansını bir gösteri olarak kabul ettirmiştir. Henry Pee adlı bir Alman'la evlenip, Almanya'ya gitmiştir. Almanya, ABD, İngiltere'de dans etmiştir. Atatürk, İngiliz Kralı V. George ve Hitler gibi devlet adamlarının huzuruna çıkmış ve Viyana'dan Berlin'e gidişinde, kendisine özel bir vagon tahsis ettirecek kadar ünlenmiştir.
Göbek dansı 1940'lı yıllardan itibaren sahnelerin bir numaralı gösterisi olmuştur. Bu yılların en çok tanınan yıldızı, Nergis Moğol'dur. Nimet Alp, Melike Cemali, Türkan Şamil, Saliha Tekneci ise 1950'lerde sahnelerin yıldızı oldular. Bu dansçıların hemen hepsi Ortadoğu, Akdeniz ülkeleri ve ABD'de sahneye çıkmıştır.
ABD'de isim yapan Türk dansçısı ise Necla Ateş'tir. Hollywood yönetmenlerini de etkileyip filmler çevirmeyi başarmıştır. Brodway'de Fanny müzikholünün başdansçısı olmuş, doğunun gizemli havasını New York sahnelerine taşımıştır. ABD'de çok tanınmış bir diğer yıldız, 1970'lerde Amerika'ya giden 'Türk Lokumu' Özel Türkbaş'tır. Necla Ateş ve Özel Türkbaş ikilisinin günümüzde ABD'de hâlâ sürmekte olan göbek dansı tutkusunda, önemli rolleri olmuştur. Birçok ABD'li bayan 'Kocalarını nasıl sultan yapacaklarını' Özel Türkbaş'ın dersanesinde ve göbek dansının tekniğini anlatan kitabından öğrenmiştir.



AYŞE NANA FIRTINASI
1950'li yılların sonlarına doğru İstanbul Ayşe Nana fırtınası ile sarsılır. Uzun siyah saçları, dönemin erkek zevkini simgeleyen dolgun vücudu, şehvetli dudakları ile tüm erkeklerin 'bir numaralı' hayalidir. Striptizi de dansına katarak çok yürekler hoplatan Ayşe Nana'nın Küçük Çiftlik gazinosundaki gösterileri, hafızalarda bugün bile unutulmayan izler bırakmıştır.
Bu yıllarda sahneye çıkanların büyük çoğunluğu Ermeni ve Çingene kökenlidir. Yurtdışında sürekli olarak 'sahne alan' Türk dansçıları nedeniyle talep üzerine Yunanistan ve Balkan ülkelerinden ithal edilen pek çok gösteri yıldızı birkaç günlük göbek dansı eğitimi ile İstanbul sahnelerini işgal etmişlerdir.
Türk sinemasının gelişiminde de göbek dansının büyük etkisi görülür. Dini konulu filmlerde bile, dans sahneleri mutlaka yerlerini alırlar! Anadolu'daki işletmeciler danssız filme itibar göstermezler. 500'e yakın dansçı yetiştiren Kudret Şandra aktristlerin de yetiştiricisi olmuştur.
1950'lerde başlayan 'altın yıllar' 1960'larda da devam eder.
Semiramis, Tamara, şiddetli dolgun görünümüyle Anadolu'nun favorisi Babuş, Türk sahnelerinin, hatta tüm Ortadoğu'nun efsanevi güzelliği İnci Birol, sahnede kendisini kaybedercesine dans eden Aysel Tanju, 1960'lı yılların gözdeleridir. Aysel Tanju, şehveti en yoğun olarak yaşatan dansçıydı. Günlük giysilerle bile dans edince erotizmin doruklarını zorlardı. Türk sinemasının ilk ve tek gerçek vampı odur.



GERÇEK USTALAR
Özcan Tekgül, dönemin gerçek ustalarından birisiydi. 1967'de 6.5 saat aralıksız dans ederek bir dünya rekoruna adını yazdırdı.
Leyla Sayar, Birsen Ayda, Nilüfer Aydan, Tahiye Salem, Sedef Türkay, Funda Yanar, Ortadoğu'da bugün de unutulmayan Semra Yıldız, adına şarkılar bestelenen Zennube, Güler Kardeşler 1970'li yıllara kadar ünlerini sürdürdüler.
1980'li yılların gözdeleri her üçü de çok yetenekli birer sanatçı olan Seher Şeniz, Nesrin Topkapı ve Prenses Banu'dur. Nesrin Topkapı, Türk televizyonlarında dansöz yasağını kırarak 1980 yılbaşı gecesi programa çıkmayı başardı. Bu tarihten sonra yıldızı parladı ve bir ekol olarak kabul edilmeye başlandı.
Seher Şeniz uzun yıllardır dans etmesine karşın olgunluk döneminde üne kavuştu. Büyüleyici dansına cinsel çekiciliği gerçekten katmayı başaran bir üsluba sahipti. Striptize kayarak sahnedeki erotizmini sinemaya taşımış, güzelliğini halkla paylaşmıştı. Prenses Banu uzun boyu, balıketi ideal dansçı vücudu ve gerçek bir sanat gösterisi olan dansıyla son ustalardandır. Yurtdışında uzun yıllar dans etmiş, Türkiye'den önce, ününü yurtdışında yapmıştır.
1990'lı yıllarda göbek dansı eski parlak günlerini arar duruma düşmüştür. Yine de Gamze Öz, Hülya Işıl, Ortadoğu'da yıldızlaşan Yonca Yücel, Efruz ve karşılamalarıyla ünlü usta yıldız Tülay Karaca öne çıkan adlar olmuşlardır. Dansla sahne yaşamına başlayıp şarkıcılığı tercih eden Sibel Can, kökeninden gelen avantajı da kullanarak dans ettiği sürece tartışmasız en büyük yıldızdı. Ne yazık ki olgunlaşamadan dansı terk etti. 1990'lı yıların diğer ünlüleri, aile geleneğini sürdüren Zinnur Karaca, Emmune Cemali, gösteri ustası güzeller güzeli Sibel Barış, Şıvga, Sibel Çan'ı unutturacak kadar güzel dans eden Tanyeli ve Türk göbek dansının koreografisini fazla zorlayan danslarıyla vamplık arasında gidip gelen Asena, günümüzün yıldızları oldular.
Artık Türk Sineması'nın altın çağını geride bırakması, cinsellikle ilgili görsel yayın ve kayıtlı görüntülerin rahatlıkla elde edilmesi, İnternet aracılığıyla cinselliğin her alanına evden ulaşabilme kolaylığı, vamp kavramının basının bilinçsiz tutumu ile mankenlere kayması, kadın cinselliğini sanatkarane biçimde ifade eden göbek dansını sahne sırasında geri plana itmiştir.
Kabul etsek de etmesek de, göbek dansı ülkemizin dünyaya armağan ettiği cinsellikle ilgili biricik gösteridir.
Bizlere, bu keşfin tadını çıkarmaktan başka ne kalıyor?  


Hazırlayanlar: merakediyorum grubu, merake...@googlegroups.com, kadri cinkarataş kadr...@gmail.com,
Kaynak: Popüler TARİH
Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız. Saatlerce uğraşarak verdiğimiz emeği bir "Delete" tuşuyla yok etmeyin.
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages