Bir yara izi : GÖBEK

114 views
Skip to first unread message

kerem

unread,
Jul 14, 2008, 2:38:36 AM7/14/08
to merak
Dünyanın merkezinin, doğumun, baştan çıkarıcılığın simgesi.
Oysa sadece bir yara izi

Adem ile Havva’nın göbeği ve Şeytan

Geleneğe göre, Adem ile Havva'nın göbeği yoktu. Çünkü, onlar bir kadından doğmamışlardı. Tanrı tarafından yaratılmışlardı ve bu yara izini taşımıyorlardı. Bir Türk efsanesine göre, Allah insanı yaratınca, bunu kıskanan Şeytan tükürdü ve tam göbeğinden vurdu. Allah, bu kirlenen deri parçasını sökünce, geriye göbek çukuru kaldı.

 

 İnsanlar hiçbir yara izine bu kadar önem vermediler

O zamandan beri göbek, pek çok söylenceye konu oldu. İnsanlar hiçbir yara izine bu kadar önem vermediler. Aslında pek yara izi de sayılmaz. Daha çok göbek kordonunun düşmesiyle birlikte oluşan bir doku parçası. Eski Yunanlılar için dünyanın merkezinin simgesiydi. Bir de, kalçalarını müziğin ritmine göre kıvıran dansöz göbeğinin çekim noktası. Şimdilerdeyse, başka bir modanın odağı durumunda: süslü ve alımlı mankenlerin taktığı göbek halkasını tanıtan deldirme modasının...

Arap kültüründe dans edenin göbeği, geleneksel baştan çıkarma simgesi sayılıyor. Günümüzde Batı Avrupa kültürünü de etkilemeye başladı. Birkaç yıl öncesine kadar underground (yeraltı) kültürünün, halka takanların bir parçasıyken, gençler arasında yaygınlaşarak sıradanlaştı. Böylece bu anatomik ayrıntı göze batar oldu.

Göbek deliği, ceninin dünyaya açılan biricik kapısı

Fizyolojik açıdan göbek, erişkinin gereksinmediği bir yara izi. Ancak dölyatağı yaşamında ceninin yaşaması için şart. Göbekten çıkan kordonla besleniyor ve soluk alıyor. 50-60 cm. uzunluğunda ve bebeğin kanının anne kanıyla alışverişini sağlayan plasentaya (dölyatağının iç çeperi) bağlanıyor. Jelatinimsi doku ve kan damarlarından oluşan bir kılıf. Göbek deliği, ceninin dünyaya açılan biricik kapısı. Bu hat aracılığıyla bebek şeker, aminoasit, oksijen alıyor ve iki damarı aracılığıyla oksijenli ve oksijensiz kan değişimi gerçekleşiyor.

Doğumdan sonra göbek kordonu kesiliyor ve birkaç santimetre uzunluğunda bir çıkıntı kalıyor. Yaşamın ilk haftasında bu kalıntı mumyalanıyor, yani kopuncaya kadar kuruyor. Geriye eski bağlantının izi, ilgi odağı "yıldız", göbek çukuru kalıyor. Karna giden kan damarları da kapanıyor ve sert, lifli dokudan oluşan kordonlara dönüşüyor. Lifler bütün yara izlerinde olduğu gibi büzülerek deriyi buruşturuyor. İşte göbek çukuru böyle oluşuyor. Çukur çeşitli biçimlerde olabiliyor: içine çökük ya da çıkıntılı... Görünüm, göbek kordonunun kesilişine göre değil, bireyin özelliklerine göre değişiyor. Örneğin içine çöküklük, o bölgede bulunan yağ miktarına bağlı. Ayrıca derinin ne kadar esnek ya da gergin olduğu da belirleyici. 

Simgesel önemi, elbette ki fizyolojik öneminden daha büyük

Simgesel önemi, elbette ki fizyolojik öneminden daha büyük. Göbeğin, insan bedenin göreli masum bir noktası olmasının yanında, erotik sinyaller yollama işlevi var. Bu yüzden hanımlar göbeklerini göstermekten kaçınabiliyorlar. Bir yandan, tabu olmadığı için göbek açılırken; öte yandan, yanıltıcı bir kışkırtıcılığa yol açabiliyor. Biçimi ve görünümü, en yakındaki cinsel organı aldatabiliyor. Belki de kendi kendini kandıran gözler söz konusu. 30'lu ve 40'lı yıllarda, Hollywood'da bu anatomik ayrıntının çok tahrik edici sayıldığını anımsamak yeterli. Hatta harem sahnelerinin dansözleri, oraları gözükmesin diye mücevherli takılar takarak dans etmek zorundaydı. Göbek çukurunun gözüktüğü kareler kesilerek eleniyordu.

Kuzey halklarına göre, göğün göbeği Kutup Yıldızı

Mitolojilerde Göbek

Oysa, bu çukurdan en ruhani esinleri almak da olası. Eski Yunanlılar Omphalos derken dünyanın merkezini kastediyorlardı. Baş ve cinsel organın arasında yer aldığı için, aynı zamanda bedenin de merkeziydi. Dünyanın merkezi, bu yüzden göbek çukuruyla simgeleniyordu. Eski Yunanlılar'a göre bu merkez, Zeus'un zıt yönlere iki kartal uçurduğu, Apollon'un efsanevi yılan Piton'u öldürdüğü Delphoi'de bulunuyordu. Her halk kendi bağlamlarını kurdu, çağrışımlarını buldu, yan anlamlarını uydurdu. Romanlar için "umbelicus orbis"ti (dünyanın göbeği) ve doğal olarak Roma forumundaydı. Hezekyel Peygamber'e göre, dünyanın merkezi Kudüs'tü. Hintliler için tanrı Vişnu'nun göbeğinden evrensel yaratıcı Brahman'ı taşıyan nilüfer çiçeği doğmuştu. Göğün bile göbeği var. Kuzey halklarına göre bu, gökte sabit duran Kutup Yıldızı.

 

Bütün memelilerde var

Yine de göbek çukuru insana özgü bir oluşum değil. Bütün plasentan memelilerin (dölyatağında gelişen canlıların) geçirdikleri cenin yaşamının bir yadigârı. Elbette şekli memeliden memeliye değişiyor. Köpek ya da kedilerin sarmal kıllarla örtülü izleri var. Göbek çukurları yok. Yalnızca o bölgedeki derinin rengi açık. Maymunların ise, insanınkine benzeyen göbek çukurları var. Dişi kedi ya da köpek, göbek kordonunu çiğneyip, plasentayı yiyerek yavruyu temizliyor. Sığırgillerde kordon bir noktadan kopuyor. Göbekte kalan parça da sonradan düşüyor.

Göbek karnın göreli zayıf bir bölgesi. Altında kas yok. Lifli bir doku tarafından kas kuşaklarından ayrılıyor. Eğer bu lifler çözülürse, yara anormal olarak genişliyor; bağırsağın bir parçası dışarıya çıkıyor ve fıtığa yol açıyor. Karın bölgesi basıncının fazla olduğu şişmanlarda daha sık görülüyor. 

 

Cerrahi müdahalelerde kolaylık

Karındaki bu delikten insan bedeninin içine de bakılabiliyor. Nasıl mı? Diyaframın ince olduğu göbeğe bir kesik atmak yeterli. İçeriye sokulan optik kablolu sondayla bedenin içini görmek mümkün. Seçeneği karın ameliyatı olan durumlarda sonda kullanmak, hasta için kurtuluş oluyor. Bedenin farklı kısımlarına açılan küçük yarıklardan, bir dizi minik sondayı içeriye sokmak da olanaklı. Örneğin, dölyatağı ya da karaciğere. Böylece hastalar, hastanede sadece birkaç gün yatarak evlerine dönebiliyorlar. Üstelik ameliyat izi, doğal yara izinin, yani göbek çukurunun altında gizli kalıyor.

 

İlik kanseri için çare

Kısa süre öncesine kadar göbek kordonu atılıyordu. Şimdi ilik kanserinin çaresi olabilir. İlikte kan hücreleri yapıldığı için, lösemi hastalarının yaşamak için ilik nakline gereksinimleri var. Ancak bağışlanan ilik yerine, göbek kordonundan toplanan kan kullanılabiliyor. Çünkü akyuvar ve alyuvarları üreten kök hücrelerini içeriyor. Bağışıklıkbilimcilere ve hücre biyologlarına göre, göbek kordonundan alınan kan, ilik hücrelerinin yeniden oluşmasını sağlamak amacıyla hastaya veriliyor.

Çocukların bağıştık sistemleri tam gelişmemiş olduğu için, hastanın bu hücreleri reddetme şansı az. Bazı ülkeler, bu uygulamaya diğerlerinden önce geçti ve özel kan bankaları kuruldu.


Hazırlayanlar : merake...@googlegroups.com, krm...@gmail.com, Kaynak : Focus - Aralık 2000 sayısında "Yaşama dair ilk bağlantı : GÖBEK" başlığı ile yayınlanan yazıdan alınmıştır. Paragraf başlıkları ilave edilmiştir. Resimlerde kirlilik yaratmamak için grup adı vs kullanılmamıştır.  Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız.


Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages