Efsanevi Frigya Kralı MİDAS

411 views
Skip to first unread message

merakediyorumgrubu

unread,
Apr 6, 2010, 11:18:04 PM4/6/10
to merakediyorum

İngiliz uzmanlar, 1988'de ünlü Frig Kralı Midas'ın kafatasını etlendirmişlerdi... Mitlere konu olan bu efsanevi kişilik, Anadolu tarihi açısından giderek önem kazanıyor...

 

Efsanevi Frigya Kralı Midas

Efsanevi Frigya Kralı Midas, Sard yakınlarındaki Bozdağ yamaçlarında dolaşırken, Tanrı Apollon ile Çine Çayı'nın tanrısı Marsyas arasındaki müzik yarışmasına tanık'olur. Işık Tanrısı Apollon lir, Marsyas ise kaval çalmaktadır...

Yarışmanın hakemi Bozdağ'ın tanrısı Tmolos, sonunda ödülü Apollon'a verir ve işin içinden sıyrılır. Ama Midas, oyunu Marsyas'ın kavalı lehine kullanınca işler karışır, başına gelmedik kalmaz. Apollon, Midas'a çok sinirlenmiştir. Onun müzikten hiç anlamadığını tüm insanların görebilmesi için alışılmadık bir ceza uygular; ünlü Kral'ın kulaklarını "eşek kulakları”na dönüştürür. Büyük bir utanca kapılan Midas, kendisine acı veren bu durumdan, halkının kullandığı sivri külahlardan birini giyerek kurtulmaya çalışır. "Eşekkulakları”nı bu külahın içine rahatça gizleyebilmektedir. 

Kral Midas adı, efsanelerde çok sık geçmesinin yanısıra, tarih ve arkeoloji kaynaklarının da popüler bir isimdir...

Ankara yakınlarındaki Gordion kentinin kurucusu Kral Gordios'un oğlu olarak bilinir... Arkeolojik kazılar, göçebe Hint-Avrupa dil grubundan topluluklardan biri oldukları kabul edilen Frigler'in, M.Ö.9. yüzyıl ortalarında Gordion'a yerleştiklerini göstermektedir. Frigler'in, göçebe kabile yapısından güçlü bir siyasal örgütü nasıl yaratabildikleri konusu bugün pek çok soruyu içermektedir.

Oysa, bölgenin Frigler öncesindeki hakimleri Hititler'dir... Orta Anadolu'ya M.Ö. 2000'lerde gelen ve burada güçlü bir imparatorluk ve büyük bir medeniyet kuran Hititler, yaklaşık M.Ö. 1200 yıllarında, Doğu Karadeniz bölgesinde oturan Kaşka topluluğunun da içinde bulunduğu istilacı güçler ve Ege'den, Makedonya'dan gelen kavimler tarafından ortadan kaldırılmıştır. Boğazköy, Alacahöyük ve Alişar'da bu döneme ait saptanan yangın tabakaları, bu istilacıların ne denli etkin olduğuna tanıklık eder... Ayrıca, dönemin Anadolu ile ilgili en önemli bilgi kaynağı olan Hitit yazılı belgeleri, Kral 2. Şuppiluliyama'nın saltanatı ile birdenbire kesilmektedir.

Tarihsel olayların perdesi tekrar aralandığında, Orta Anadolu'da, at yetiştiren askeri bir aristokrasiye sahip Frigler çıkar ortaya... Frigler, Heredot'un anlattığına göre, Makedonyalılar tarafından "Brygler" ya da i "Brigler" olarak tanınıyorlardı. Brigler, Makedonya ve Trakya'dan gelerek Boğazlar üzerinden Anadolu'ya geçmişlerdi. Helenler ise, bu geçişin Truva savaşından önce gerçekleştiğine inanmışlar ve efsanelerinde bunu ; özellikle konu etmişlerdi...  

Asur kaynaklarında "Muşkiler" olarak geçen Frigler,

Günümüzde Ankara, Eskişehir, Kütahya ve Afyon arasında kalan bölgeye yerleşmişlerdi. Bu bölgenin tanınmış Frig kentleri, Pessinus, Metsopolis ve Gordion gibi kentlerdi. Bugün, Gordion'un çevresinde, içlerinde Kral Midas'ın mezarının da bulunduğu 80 kadar Frig soylusuna ait tümülüs vardır.

 

Midas “Öküz kanı içerek” intihar etti...

M.Ö. 730 civarında, Frigyalı Midas, Şinuhtili Kiakki ve Kargamış Kralı Psiriş, ortak düşmanlarına karşı üçlü ve güçlü bir koalisyon oluştur­muşlardı... Ancak, MÖ. 714'lerde, Kafkaslar'ın ötesinden İskit kabilele­rinin sürmesiyle Anadolu'ya yönelen Kimmerler, Frigler'in yazgısını tersi­ne döndürdü. Urartu sınırlarına yük­lenen Kimmerler, önce Urartulu Ru­sas'ı yenilgiye uğratarak onun intihar etmesine neden oldular. Ardından Frigya'ya yönelerek Kral Midas'ı yendiler. Midas da, tıpkı Rusas gibi intihar etmek zorunda kaldı. Ama, oldukça ilginç bir yöntemle: Öküz kanı içerek... 

1957'de Prof.Dr. Rodney S. Young'ın başkanlığındaki ekip "Midas tümülüsü"ne girdi…

Giderek tarih sahnesinden uzakla­şan Frigler ve Kral Midas, 1957'de Prof.Dr. Rodney S. Young'ın baş­kanlığındaki bir arkeoloji ekibinin Gordion'daki "Midas tümülüsü"ne girmesiyle tekrar sahneye çıktı... Yaklaşık 50-55 metrelik mezarın al­tındaki ardıç ve çamdan özel olarak yapılmış odasında Midas, tek başına, çevresindeki ölü hediyeleriyle iskelet olarak yatıyordu... Eski Yunan efsa­nelerine göre "her dokunduğunu altı­na dönüştüren" bu ünlü Frigya kralı­nın ölü hediyeleri arasında altın bu­lunmaması, istilacıların ne denli et­kin olduklarının da bir göstergesiy­di...

 

Bulunduğu yıllarda iskeleti tamam olan Kral Midas'ın, ne yazık ki, gü­nümüze sadece kafatası ve alt çene kemiği kaldı

Midas'ın kafasının göz­lemlenen biçiminin ünlü efsaneyle benzerliği çok şaşırtıcı... Çünkü bu kafatası, bildiğimiz normal biçimle­rin ötesinde, oldukça uzun bir yapıya sahip. Sonradan oluştuğu düşünülen bu şeklin, ünlü "eşek kulak" efsane­sinden öte, bebekliğinden itibaren özel bir amaçla uygulanan bir yön­tem sonucu ortaya çıktığı bugün açıkça biliniyor... 

 

Kafatasının şekli ...

Kafatasına yandan yapılan ilk göz­lemler sonucunda, ardkafa (occipital) bölgesinin arkaya doğru aşırı biçim­de uzamış olduğu kolaylıkla farkedi­liyor. Alın kemiğinin, kaş kemerleri­nin üzerinde geriye doğru eğimli ol­ması, çene kemiğinin iriliği ve genel kemik yapısının kalınlığı, kişinin er­kek bir birey olduğunu ortaya koyu­yor. Kafatası üzerindeki dikiş ve farklı kemiklerin birleşme çizgileri, Midas olarak kabul edilen kişinin, ayrıca yaşlıca biri olduğunu da gös­teriyor. Şakak kemiği ile duvar ke­miğinin ve hemen hemen tüm kafa­tası dikişlerinin ileri derecede kaynaşması da bir başka kanıt olarak ka­bul ediliyor. 

Kafatası deformasyonları genel olarak üç nedene bağlı

Antropolojik incelemeler, kafatası deformasyonlarının genel olarak üç nedene bağlandığını ortaya koyuyor. Bunlar; patolojik, toprak basıncı ve kültürel tercihli uygulamalardır. Pa­tolojik deformasyonun en önemli ne­deni, kafa dikişlerinin (sütur) erken kapanmasıdır. Bunun sonucu olarak, bir bölgedeki süturun kapanması, asimetrik tarzda biçim bozuklukları­na neden olur. Oysa, Kral Midas'a ait olduğu söylenen kafatasının arka yu­karı bölümünün düzgün ve oranlı bi­çimdeki deformasyonu, bu olgunun patolojik kökenli olamayacağı görü­şünü güçlendiriyor...

 

Kafatasındaki biçim de­ğişikliği kültürel amaçlı

Toprak basıncı ise, kafataslarının tek yönlü ve asimetrik şekil bozuk­luklarına neden oluyor, çoğunlukla da kırılmasına yol açıyor. Ancak, boş bir mezar odasında ve toprakla hiçbir teması olmayan Midas'ın kafa­tasının böyle bir basınçla bozulmuş olduğu söylenemez. Bütün bunların ışığı altında, kafatasındaki biçim de­ğişikliğinin kültürel amaçlı olduğu ortaya çıkıyor... 

Kafatasının biçiminin değiştirilmesi, Anadolu ve Ortadoğu toplumlarında da uygulanmış

Kafatasının kültürel anlamda biçi­minin değiştirilmesi olgusunun, Ana­dolu ve Ortadoğu toplumlarında, Ne­olitik Çağ'dan itibaren uygulandığı biliniyor. Kafatasının belli bir amaç için deforme edilmesine ait en canlı örnekler Afrika'dan kökenli... Mada­gaskar yerlileri, Kuzey Afrika Ber­beriler'i ve Kongo Mangbetu zenci­leri, bu adeti asırlardır uyguluyorlar. O tarihlerde, Mangbetu kadınları, yukarı ve arkaya uzatılmış başlarıy­la profilden daha güzel göründükle­rini düşünüyorlardı...

 

Kültürel amaçlı kafa deformasyonu birçok kültür de var

Günümüzde bu özelliğin, sözko­nusu kabilenin yalnızca yönetici sı­nıfına ait bir imtiyaz olduğu bilini­yor. Benzer şekilde, 20. yüzyılın başlarında, Fransa'nın Toulouse bölgesinde özel bir başlık sayesinde kız çocuklarının başları arkaya doğ­ru uzatılırdı. Kültürel amaçlı kafa deformasyonu, İsviçre, Romanya, Yunanistan ve Bulgaristan için de yabancı değildi...

 

Geçmişin soylu geleneği...

Deformasyon geleneğinden, ya­zılarında ilk kez Hipokrat sözeder... Karadeniz'in kuzeydoğusunda yaşa­mış halklarda bu uygulamaya sıkça rastladığını anlatır. Aynı olay, eski Mısır'da da göze çarpıyor. 18. Süla­le zamanında, Firavun Akneton'un yakınlarını gösteren kabartmalarda bireyler, yoğun kafa deformasyon­larıyla tasvir ediliyor.

Yine Mısır'ın ünlü kraliçesi Ne­fertiti ve birçok saray mensubunun kültürel amaçlı kafatası deformas­yonları olduğu biliniyor. Eski Kırım halklarında da benzer uygulamalar sonucu elde edilen "uzun baş", bir asalet işareti sayılıyordu. Bütün bunlardan, böylesi bir geleneğin toplumlarda asalet, ayrıcalık, ya da belli bir sosyal sınıfa ait olma gibi amaçlar taşıdığını söylemek müm­kün...

 

 

Midasın “başına gelenler” öldükten sonra da devam etti

Midas ve Frigler için bu uygula­manın yoğun biçimde yaşandığına dair yeterli veriler elde edilmiş de­ğil... Fakat Midas'ın kafatasına kar­şıdan bakıldığında, bireyin uzun bir yüze sahip olduğu hemen göze çar­pıyor.

Böylesi bir yüze, yüksek göz çu­kurları ile yüksek bir alt çene eşlik edince, Kral'ın Akdenizli olduğu or­taya çıkıyor. Kafatasındaki dişler, günümüzde ne yazık ki iyi koruna­mamış... Çünkü bazı köpek, küçük ve büyük azı dişlerinin kimi kökleri diş yuvaları içerisinde duruyor. Oy­sa kafatasının bulunduğu ilk kazı yıllarında çekilen fotoğraflarda, bu dişler görülmekteydi. Üst çenede dikkati çeken bir başka özellik de, pek az kişide görülen damak kabar­tısının (Torus maxillaris) varlığıydı.

 

Kral Midas ve Frigler hakkındaki bilgilerimiz, farklı kültürlerin bı­raktıkları yazılı kaynaklara dayanı­yor...

Bugün, Kral Midas ve Frigler hakkındaki bilgilerimiz, genellikle Asur ve Helenler gibi, aynı dönem­lerde yaşayan farklı kültürlerin bı­raktıkları yazılı kaynaklara dayanı­yor... Bu yüzden, Midas'ın ve ulu­sunun öyküsü günümüzde de bir sis bulutu içinde...

Gordion kenti civarındaki 80 ka­dar tümülüsün hemen hemen tama­mı kazılmayı ve araştırılmayı bekli­yor... Kim bilir; belki de Midas, binlerce yıllık efsaneler içerisinden gerçek bir kişi gibi çıkıp gelebilir... Tıpkı, Truva kahramanlarının so­mut tarihte yerini aldığı gibi...

Prof. Dr. Erksin GÜLEÇ

 

Muşkiler sorunu

Asur belgelerinde anılan Muşki halkının ya Frigler, ya da onla­rın doğusunda yaşayan, Frigler'e hısım ve onlara bağımlı bir halk ol­duğu sanılıyor.

……………..

Muşki kralı Mi­ta'nın, Hellen destanlarında ve ay­rıca, Delfi Tapınağı'na armağan göndermesi dolayısıyla Heredot'ta anılmasından tanıdığımız, böylece sırf bir destan kişisi değil, gerçek­ten de yaşamış bir insan olduğunu bildiğimiz Frigya kralı Midas'dan başkası olmadığı sanılıyor. Dikkate değer ki, Hitit imparatorluğu'nun son yüzyıllardan, belki IV. Arnu­wanda'dan kalma bir metinde de Pahhuwalı Mita'nın adı geçmekte­dir. Ancak, bunun Muşki kralı Mita olup olmadığı bilinmiyor.

Prof.Dr. Bilge Umar 'Türkiye Halkının İlkçağ Tarihi" Cilt I,

 

Büyük tümülüs:

Gordion'un etrafındaki bütün alan, İ,Ö. 8.yüzyılın son çeyre­ğinden İ.Ö. 6. yüzyılın ortalarına kadar olan döneme tarihlenen çşitli büyüklüklerdeki tümülüslerle kaplıdır. Bunların en büyüğü gör­kemli bir görüntüye sahiptir. Çapı 300 metre olup, şimdiki yüksekliği 53 metredir. Rüzgar ve yağmur erozyonuna uğramadan önceki yüksekliğinin daha fazla olduğu dü­şünülmelidir. Bu tümülüs, Anado­lu'daki ve eski dünyadaki ikinci en yüksek tümülüsdür. Bundan daha büyük olanı Heredofun "Alyattes'in mezarı" olarak söz ettiği Lydia tü­mülüsüdür.

 

 

Frig tümülüsleri, Lydia ve Helen tümülüslerinden farkı

Frigler, ölülerini toprağa kazıl­mış uzun bir çukurun içine yerleşti­rilen ağaçtan bir odaya gömerlerdi ve bütün mezarı taş toprak veya kil yığınlarıyla kaplarlardı. Ölünün eş­yaları ile ona adanan adaklar tahta bir kutunun içinde bu odanın üzeri­ne konur ve önce taş sonra da top­rak veya kil yığınıyla örtülürdü. Lydia ve Helen tümülüslerinin aksi­ne, Frig tümülüslerinin mezara gi­den bir koridoru yoktur. Frig me­zarlarındaki odalar, Lydia ve Hel­len mezarlarının aksine, taş blok­lardan değil tahtadan yapılırlardı. Godion'daki büyük tümülüsün ka­zılması modern arkeolojinin en önemli başarılarından biridir. Tü­mülüsün içindeki ağaç yapı çok iyi korunmuş durumdadır. 

 

Bu mezar odası, alışılmış Frig tipinden farklılık gösterir;

çünkü, toprakta açılmış bir çukura oturtul­mamış, toprak seviyesinde inşa edilmiştir. Etrafı, 80 cm kalınlığında kaba kireç taşı bloklarından bir du­varla çevrilidir. Duvarla oda ara­sındaki alan, küçük taşlarla dolu­dur. Odanın iç boyutları 5.15 x 6.20 metredir ve oda kuzeyden güneye uzanmaktadır. Tabandan tavana duvarların yüksekliği 3.25 metre olup, tavan putrellerinin sayısı on-onbir kadardır. Ardıç veya sedir ağacından olan bu putreller çok düzenli bir tarzda dizildiklerinden, iç mekanda mükemmel bir bütün­sellik sağlanmıştır. Çift katlı tavan, iki ucunda ve ortasında üçgen ki­rişlere dayanmaktadır. Yapının üs­tüne dört metre yüksekliğe kadar taş yığılmış, ondan sonra da kil ve toprakla kaplanarak tümülüs tamam­lanmıştır.

 

Mezar, Kral Midas’ın mı yoksa Kral Gordios’un mu?

Gömüt odasındaki geniş bir ya­tağın üzerinde bulunan iskelet, 60 yaşını aşkın küçük yapıda bir erke­ğe aittir. Yaşadığı dönemde boyu­nun 1.59 metre olduğu ortaya çık­mıştır. Oda ölü adaklarıyla doluy­du. Bunların arasında dokuz masa, iki perde ya da paravana, üç büyük bronz çanak (kaldron), 166 parça değişik boyutta küçük vazo ile 154 fibula (bir tür broş ya da iğne) bu­lunmuştur. Bunların büyük bir kıs­mı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde, küçük bir bölümü de Gordion'daki yerel müzededir. Prof. Young'a göre, bu ölçekte bir yapı, Kimmer felaketinden sonra intihar ettiği sanılan Kral Midas'ın ölümünü takiben yapılamazdı. Prof. Young, bu mezarın Kral Gordios'un mezarı olduğunu, dolayısıyla tarihi­nin İ.Ö. 725-720 olduğunu düşün­mektedir.

 

Bir çok bulgu mezarın Kral Midas'a ait olduğunu düşün­dürmektedir

Fakat bu tarihler, büyük tümü­lüsdeki mezar adakları arasında bulunan Asur ve Urart objeleri ile örtüşmemektedir. Urartu koldron­ları ve bir aslan başıyla biten bronz situla, Kral Sargon dönemine özgü olan stilistik izler taşımaktadır (İ.Ö: 721-705). Sonuçta, bunların İ.Ö. 721 yılından önce yapılmış olmaları imkansız görünmektedir. Young'un gözlemlediği, Urartu kaldronların­daki yuvarlak tutacaklar ve kuşla­rın ikisinin kuyruk altlarının bulun­maması detayı dikkat çekicidir. Bu durum kuşkusuz, bu kabın iyice kullanıldıktan sonra mezara kondu­ğunu göstermektedir. Bu sonuç ve diğer stilistik kaygılar, büyük tümü­lüsün İ.Ö. 696'da öldüğü sanılan Kral Midas'a ait olduğunu düşün­dürmektedir. Kentin Kimmerler ta­rafından tahrip edilmesi ve Mi­das'ın intiharı, Frigleri büyük kral­larının layık olduğu görkemli tümü­lüsle onurlandırmalarını engelle­memiştir.

Ayrıca geçici bir dalga olan Kimmer istilası Frig krallığına son vermemiştir. Midas'ın adıyla bağ­lantılı olan muhteşem dönem ke­sinlikle bitmekle beraber, Frig kül­türü Gordion'da yaşamaya devam etmiştir.

Ord.Prof.Dr. Ekrem Akurgal

"Ancient Civilizations and Ruins of Turkey"


Hazırlayanlar :
 
 merakediyorum grubu üyeleri 
merake...@googlegroups.com
Kaynak : Focus Mart 1995 "Midas'ın eşek kulakları" başlıklı yazıdan alınmıştır.  Paragraf başlıkları yazıya ilave edilmiştir.
Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız.
Saatlerce uğraşarak verdiğimiz emeği bir "Delet" tuşuyla yok etmeyin.

Yazının alındığı FOCUS dergisinin tamamını aşağıdaki linkden indirebilirsiniz.
NOT: FOCUS dergilerini takip edenler için (31/3/2010) link yenilenmiştir.
Daha önce yüklenilen linkde, pdf dosyasında kapak iki sayfa olduğu için, sayfalar kaymış.
 

 

midas yüz.jpg
midas yüz tam.jpg
midas gordiyon.jpg
midas yüz araştırma.jpg
midas yüz profil.jpg
midas kültürel deformasyon.jpg
midas midas kenti.jpg
midas tümülüs.jpg
midas müze.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages