Halide Edip
Amerikan yandaşı mıydı?

Kurtuluş Savaşı'nda ulusal güçlerin yanında yer alan “Halide Onbaşı”nın, “Amerikan mandası” düşüncesini savunanların başında gelmesinin yanı sıra, Amerikan yandaşlığını daha ileriye götürdüğü iddiaları, hep tartışılır.
SAFA TEKELİ / Popüler Tarih – 18.Sayı / Şubat 2002
Milli Mücadelenin başında Halide Edib'in ,”Amerikan mandası”nın ateşli bir savunucusu olduğu nu, Mustafa Kemal Atatürk tarihe sunar: Nutuk'ta, Halide Edib'in (Adıvar), 10 Ağustos 1919'da kendisine gönderdiği mektuba “belgesiyle” yer verir. Mektupta Halide Edib,
"Serü ven ve kutsal savaş zamanı artık geçmiştir"
diyerek, uzun uzun Amerikan mandası iste menin gerekliliğini anlatır ve ABD'ye başvurmanın bir zo runluluk olduğu görüşünü sa vunur.
Sivas Kongresi (4- 11 Eylül 1919) yaklaştığında, Ameri kan mandası yanlıları çalışma larına hız verirler ve Kong re'den Amerika’ya başvuru yo lunda bir karar çıkması için ça ba gösterirler.
Halide Edib söz konusu mektubunda, Sivas Kongresi toplanıncaya değin,
“Amerikan komisyonunu alıkoymaya ça lıştıklarını”
da bildirir ve Mustafa Kemal'e,
"Kongre’ye Amerikalı bir gazeteci gönder meyi bile belki başarabilece ğiz "
diye yazar (Bkz. Popüler Tarih, Eylül 2001).
Halide Edib'in sözünü etti ği "King-Crane" (Oberling College Rektörü Dr. Henry Churchill King ve işadamı Charles R. Crane) diye baş kanlarının adıyla anılan “Tür kiye Mandaları için Müttefikler arası Komisyon”, 3 Haziran 1919'da İstanbul'a gelmiş, Ağustos sonuna kadar çeşitli görüşmelerde bulunmuştur.
31 Ağustos 1919 tarihli The New York Times'da yer alan haberde, Paris Barış Konferansı'na katılan komisyon üyesi Crane,
"Aklı başında olan bütün Türkler de, sorun larına en iyi çözüm yolu olarak ABD mandasını görüyorlar"
der. Nasıl da bu kadar insan, birden Amerika yanlısı oluver miştir?

Wilson Prensipleri Cemiyeti
Amerikan mandası, günde me Wilson Prensipleri Cemiye ti'nce getirilmişti. Bu derneğin adı, ABD'de 1913- 1920 ara sında başkanlık yapan Thomas Woodrow Wilson'dan (1856- 1924) ve onun ilkelerinden ge lir.
Wilson, Birinci Dünya Sa vaşı'nın sonunda, ünlü 14 ilke sini (8 Ocak 1918) ortaya atar.
On ikinci maddesinde, "Osmanlı İmparatorluğu'nun Türklerle meskûn kısımlarına tam bir hükümranlık hakkı ta nınması"nın dile getirildiği Wilson Prensipleri'nin o gün lerde umut ve avuntu kaynağı haline geldiği, ayrıca, Mond ros Mütarekesi'nin yapılma sında etken olduğu belirtilir.
Dr. Fethi Tevetoğlu (Milli Mücadele Yıllarındaki Kuru luşlar), Mütareke'nin doğurduğu sonucun, işgal altındaki bazı İstanbul aydınlarında ya rattığı “kendine güvenmeme” ve “aşağılık duygusunun”, onla rı umursuzluğa düşürdüğünü öne sürer.

Halide Edib de anılarında (Türk'ün Ateşle İmtihanı),
"Herkes gibi ben de 1914'ten itibaren geçen hadiselerin tesi riyle yorgun şaşkın ve canım dan bıkkın bir vaziyetteydim"
diye ruh halini açıklar. Halide Edip, bir paragraf sonra,
"O günlerde Wilson'un on dört prensibi şamatayla ilan edilince bütün dünyada büyük bir tesir yaptı ve Türklerin çoğunlukta oldukları yer lerde, istiklâllerine dokunulmayacağı zannı hâsıl oldu"
der. "Bu tarihte bam başka şeylerle meşgul olduğu nu" öne süren Halide Edib, birkaç sayfa sonra, Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin kuru luşunu -buna öncülük ettiğin den hiç söz etmeyerek- şöyle anlatır:
"Wilson Prensipleri Cemiyeti tanınmış yazarlar ve avukatlar tarafından kurul du... Gazete mümessilleri Va kit matbaasında toplanarak, Paris'te bulunan Wilson'a bir muhtıra göndermeye karar verdiler. Bu muhtıranın esası Amerika'nın, Türkiye'ye evve la muayyen bir zaman için barış temin etmesi yani taarruz dan korunmasını sağlaması, aynı zamanda Türkiye'ye mü tehasssıslar göndererek yeni bir rejim kurması ve iç kalkınmayı sağlamasından ibaretti. Cemi yet 1918 yılı Kasım ayında ku ruldu, iki ay içinde de ortadan kalktı. Çünkü Doğu Anadolu da başlangıçtan beri bunun aleyhindeydi. "
Tevetoğlu da "çok kısa ömürlü , ancak etkisinin sürekli olduğu" nu belirttiği Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin, İngi liz Muhipleri Cemiyeti gibi Milli Mücadele'ye karşı yıkıcı faaliyetlerde bulunmadığını;“Ya İstiklâl Ya Ölüm” parolası na ters düşen kurtuluş yolunu Amerikan “himayesi” ya da “mandası”nda bulan “bir umutsuzluk ve sığıntı kuruluşu“ olmaktan öte gitmediğini; Türk kamuoyunu ve Sivas Kongre si'ni “manda” tartışmalarıyla oyaladığını kaydeder.
Derneğin kurulmasına ön ayak olan Halide Edib'in yanı sıra Yunus Nadi (Abalıoğlu), Celal Nuri (İleri) beyler başta olmak üzere, kurucu ve men suplardan çoğu Anadolu'ya ge çerek, iyi niyet taşıdıklarını or taya koyarlar ve Milli Mücade le saflarına katılırlar.
Halide Edib İnkâr Ediyor:
Mustafa Kemal'in Nutuk'u okumayı bitirdiği 20 Ekim 1927 Perşembe gününün hemen ertesinde, 21 Ekim ta rihli The Times gazetesinde, Halide Edib'in gönderdiği bir mektup yayımlanır. Edib, mek tubunda
"Amerikan himayesi projesi, Sivas'ta daha geniş bir biçimde tartılabilseydi böylesi muğlâk kararlar olmayacaktı"
gibi bir ifade de kullanır.
Oysa Sivas Kongresi, tuta naklarında da görüldüğü üze re yoğun manda tartışmalarına sahne olur ve "Amerikan mandasının püskürtüldüğü Kongre" olarak da anılır.
Halide Edib bu mektubun da, bilinen görüşlerini tekrar lar. Halide Edib’ e göre,
"Amerika'nın finansman, uzman ve danışman desteğiyle Türki ye'nin iç reform yapmasını sağ layacağı ve yeni bir yönetim oluşturulması imkânını verece ği"
proje, Amerikan himayesi istemek değildir.
Mustafa Kemal’in Tavrı
Halide Edib, “Ya İstiklâl Ya Ölüm” parolasıyla yola çıkan ve Sivas Kongresi'nde mandacıla ra karşı mücadele veren Mus tafa Kemal'i de suçlar;
"hatta Gazi Paşa'nın kendisi de bu fikre aleyhtar değillerdi"
iddi asında bulunur.
Mustafa Kemal, Ameri kan mandası yanlılarının gö rüşlerini ağır bir dille eleştirir:
" ... Öyle bir manda istenecek ve verilecekmiş ki, bu egemen lik haklarımıza, dışarıda temsil hakkımıza, kültür bağımsızlığı mıza, vatan bütünlüğümüze dokunmayacakmış… Buna ve böylesine Amerikalılar değil, çocuklar bile güler. Her şeyin başında Amerikalılar, kendile rine hiçbir çıkar sağlamayan böyle bir mandayı neden kabul etsinler? Amerikalılar, bizim kara gözlerimize mi âşık ola caklar? Bu ne hayal ve aymaz lıktır! "
Doğu Anado lu da bir Ermenistan yaratmak düşüncesi
Gerçekten de Amerikalılar, bizim kara gözlerimize âşık de ğillerdi. 31 Temmuz'da görüş melere başlayan King-Crane Komisyonu hayretler içinde kalır; ne kadar da çok Ameri kan mandası yanlısı vardır! Hayretler içinde kalanlar, yal nızca komisyon üyeleri değil dir: Komisyonla görüşmeye gi den manda yanlıları, Ameri ka'nın Türkiye'nin mandaterliğini seve seve kabulleneceğini sanarak ona göre hazırlanmış lardı. Oysa Amerikan komis yonu karşısına gelenlere; asıl konunun Ermenistan olduğu nu, en başta bunun için İstan bul'da bulunduklarını bildiri yordu. Wilson'un da bu komis yonu en başta Doğu Anado lu da bir Ermenistan yaratmak düşüncesiyle gönderdiği belirti liyor.

Halide Onbaşı’ya Ne Oldu?
Halide Edib'in Kurtu luş'tan sonraki muhalif tutu muyla ilgili değerlendirmeler de, genellikle küskünlüğü üzerinde durulur.
Haldun Taner'e göre, erkekçe sayılan her ey lemde öndeydi. Sultanah met’teki büyük mitingde, halkı coşturan konuşması dillerdey di. Yine Taner'in ifadesiyle Ha lide Edib, kendisinden çok da ha zeki bir erkekle karşılaşır Ankara'da. Mustafa Kemal. "O'na ya uyulmalı ya da karşı koymak gerekliydi. Halide Edib'in mizacı birincisini kabullenemedi. Kurtuluş'tan son ra eski itibarlı yerini pek çok insanın aldığını gördükçe onlar hakkında söylenmeye, “Sa vaşta neredeydiler?” diye sor maya başladıkça küser, iktidardakilerden uzaklaşır Halide Edib.
Yahya Kemal e göre de o günlerde sinirliydi Halide Edib. Zafer sonrası, “arzu ettiği siya si kudreti” bulamamıştı. O sıra lar yine Amerikalılardan uzak olmayan Halide Edib onlardan eğitim yardımı sağlamıştı; Ana dolu'da büyük “kolejler” açılacaktı.
Fakat hükümet, bu iyiliği biraz “mağşuş ve müşevveş” (hi leli ve karışık) görmüştü. Bu yüzden Halide Edib, hükümeti de yermeye başlamıştı. Bu şart lara, eşi Dr. Adnan'ın Terakki perver Fırkası'nın kurucuları arasında yer alışı da eklenince Adıvar çifti iktidar çevrelerin den iyice uzaklaştılar.
İzmir Suikastı girişimi so ruşturmasının ”gayri memnun lar” ve “muhalifler” çevrelerine genişletildiği sırada yapılan tu tuklamaları önceden haber alan Adıvar çifti, bir İngiliz ge misine binerek, İngiltere'ye gi derler (1925).
Suçsuzluklarının mahkeme kararıyla kısa sürede ortaya çıkmasına karşın, Adıvar çifti yurda ancak Atatürk öldükten sonra dönerler. Bu dönüşte, Cumhurbaşkanı İsmet İnö nü'nün, 1939 seçimlerinden önce, Dolmabahçe Sarayı'nda verdiği; aralarında muhalifle rin de bulunduğu bin 700 kişi lik çay partisi etkili olur.
“Kırık kalpleri tamir eden” bu çay partisinin verildiği gün Adnan Adıvar, iki gün sonra da Halide Edib Adıvar, Türki ye'ye dönerler.

ABD Başkanı’nın Çantasındaki Harita
Wilson Prensipleri Cemiyeti mensuplarının bel bağladıkları ABD Başkanı Wilson, 15 Şubat 1919'da Paris'e giderken çantasında, Başkan ve murahhaslar için talimatlara uygun olarak, haberler servisi tarafından hazırlanan, deneme ve tavsiyeye dayanan bir rapor taslağı ve ekinde bu taslağa uygun bir harita da taşıyordu. Boğazlarda, Anadolu'da ve Ermenistan'da yapılması istenilen köklü değişiklik önerilerinin yer aldığı taslakta özetle;
"İstanbul ve Marmara bölgesinde beynelmilel bir devlet kurulmalıdır. Haritada gösterilen hudutlar dâhilinde bir Türk Anadolu Devleti kurulmalıdır. Türk Anadolu Devleti'nde manda prensibi tatbik edilmeli fakat bu prensibi icra etmek için seçilen mandater devlete hiçbir tavsiyede bulunulmamalıdır. Haritada sınırlandırıldığı gibi, bir Ermenistan kurulmalıdır"
denilmekteydi.
Üç devlet ve bir özerk bölge
Görüşmelerini tamamlayıp 1919 Ağustos'unda İstanbul'dan ayrılarak Paris'e giden King-Crane Komisyonu'nun hazırladığı rapor da Wilson'un Paris'te müzakere edilen taslak raporuna çoğunlukla uymaktaydı. Komisyonun raporunda da Milli Misak Türkiye’si üç parçaya bölünmekte ve bu üç ayrı parçanın Amerikan mandasına alınması önerilmekteydi. Bu üç parça; "Kilikya dışarıda bırakılmak üzere bir Ermenistan'dan, uluslararası bir Konstantinopl Devleti’nden ve Anadolu'da bir Türk Devleti’nden oluşmaktaydı. İzmir bölgesine “özerklik” tanınabilirdi...

Washington Sefireliği Meselesi
Haldun Taner, diğer manda yanlılarının bu girişimlerini unutturmayı başardıklarını söyler : ”Kabak dönüp dolaşıp Ahmet Emin (Yalman) ile Halide Edib’in başına patlamıştı.” Duygu Yazıcı da (Cumhuriyet Dergi, Eylül 2001) “bir dönem açıktan savunduğu Amerikan mandası fikri üzerinde damga gibi yapışıp kalmıştı" dediği Halide Edib'in,"barış sağlandığında ABD’ye ilk kadın büyükelçi olarak gideceğini düşündüğü"nü anlatır. Philadelphia- Public Ledger muhabiri Clarence K. Streit de Ankara'da görev yaptığı sırada, Mustafa Kemal'e 26 Şubat 1921'de yazılı olarak yönelttiği 19 soru arasında, "Halide Hanım'ın Washington sefireniz olacağı haberi samimi midir?" diye bir soruya yer verir.
Mustafa Kemal'in yanıtı ise şöyledir:
"Sefirlik gibi yüksek mevkileri deruhte eden erkekler kadar muktedir kadınlara biz de Türkiye'de sahibiz. Halide Edib Hanım bu kadınlar meyanındadır ve bu görevi mükemmel bir şekilde ifa edeceği şüphesizdir; Ancak böyle bir tayine tevessül hali bizim için henüz zuhur etmemiştir."
“Halide” romanının yazarı Frances Kazan da Halide Edib'in böyle bir beklenti içinde olduğunu, daha önce yayımlanan “Halide Edib ve Amerika” (Ekim 1995) adlı çalışmasında belirtiyor.
Kazan, Halide Edip’in, Amerikan Yakındoğu Yardım Komitesi’nden Annie T.Alien'e yolladığı ve "Sophia Smith Araştırma Kütüphanesi'nin izniyle" kitabında yer verdiğini kaydettiği tarihsiz mektupta, yazdıklarını şöyle aktarıyor:
"Eğer bu arada barış olur ve Amerika ile Türkiye arasında diplomatik ilişkiler kurulursa, Amerika'ya (ilk kadın büyükelçi olarak) geleceğimi umuyorum; bu bana oğullarımı görme fırsatı da verecek. Amerikalılara ulusal savunmanın başında özveriyle nice sıkıntıya katlanmış insanların bulunduğunu söyleyebilirsin."

Frances Kazan’ın gözüyle: “İstanbul'daki Amerikalılar ve Halide Edib
“Halide” romanının yazarı Frances Kazan, daha önce yayımlanan “Halide Edib ve Amerika” (Ekim 1995) adlı çalışmasında, Halide Edib'in, Anadolu'da geçen ilk aylarında Amerikan Yakındoğu Yardım Komitesi'nin Anadolu'daki temsilcileri olan Annie T. Alien ve Florance Billings'e dostça davrandığını belirtir. Halide Edib de anılarında, 1920 yazında Eskişehir'den trenle dönerken rastladığı Alien ve Billings'ten şöyle söz eder:
"Miss Alien, Harput'ta bulunan bir misyonerin kızı olduğu için Türkçe' yi anadili gibi biliyordu. (...) Bu iki Amerikalı kadın, bütün mücadele boyunca, Ankara'da Türklerin arasında pek dostça yaşadılar. Miss Alien İstanbul'a gittiği zaman benim aile durumumu da bana bildiriyordu. Bu iki kadının evi Ankara'da bir toplantı merkeziydi; paşalar da dâhil, bütün baştakiler oraya giderlerdi.“
Frances Kazan, daha çok Profesör Heath Lowry'nin yayımlanmamış makalesine dayanarak yaptığı değerlendirmede, "Halide Edib'in, Ankara'da kaldığı zaman diliminin ilk on yedi ayı boyunca Mustafa Kemal'den İstanbul'da bulunan ABD Yüksek Komiseri Amiral Mark L Bristol'a mesaj aktaran kişi olarak faaliyet yürüttüğü" nü öne sürüyor. Kazan, Prof. Lowry'nin, yaptığı araştırmalar neticesinde Edib'in bu rolünün, İstanbul'da başlayan rolünün bir devamı olduğu sonucuna vardığını, Annie Alien'in de bu istihbarat faaliyetlerinde önemli rol oynadığını anlatıyor:
"Alien, ulusalcı güçlerden Amiral'e bilgi getiren ve onun verdiği mesajları Mustafa Kemal'e ileten aracı kişi olarak faaliyet yürüttü. Bristol, Miss Alien ve ona yardım eden birkaç kişi aracılığıyla, ulusal kurtuluşçuların amaçları, güçleri, zaafları, tavırları konusunda diğer herhangi bir komiserin sahip olabildiğinden çok daha doğru bilgiler ediniyordu."
Bu kişiler, Amiral Bristol'u ulusal hareketin önemi konusunda ikna etmişlerdi. "Mustafa Kemal, o tehlikeli ve ne getireceği belirsiz günlerde, ‘İstanbul'daki Amerikalılarla sürekli ilişki içinde kalmak’ gerektiğini düşünecek kadar dikkatli ve zekiydi" değerlendirmesine yer veren F. Kazan, Mustafa Kemal'in "Amerika desteği" fikriyle kendi arasına net bir mesafe koymasına karşın, bir yandan Ankara'da ulusal dava için çalışmalar yürütürken, diğer yandan Edib'in İstanbul'daki ABD temsilcileriyle bağlarını sürdürmesine göz yumduğu kanısına varır.