Ağacın derisi 'KABUK'

2,414 views
Skip to first unread message

merakediyorumgrubu

unread,
Jun 9, 2010, 5:10:05 PM6/9/10
to merakediyorum

Kabuk, ölü bir tahta parçasından çok öte birşey...

İçinde bir ağacın hayat bulduğu bu doğal deri, ancak soyulduğu zaman çürüyor. Ağaç için yangın benzeri dış etkenlere karşı bir bariyer olan kabuk, insanoğlunun günlük yaşamında da mantar biçiminde yer alıyor...

 

 

Kayın ağacının ince kabukları...

Kayın ağacı, tüm ağaçlar gibi gövdesinin en dış bölümünde havayı ve suyu geçirmeyen, ince bir mantar tabakasıyla kaplı... Eskiden Amerikan yerlileri, çok ince olduğu için kolaylıkla soyunabilen bu mantar tabakasından elde ettikleri büyük parçalarla kayıklarını suya karşı izole ediyorlardı. Bu tabakada gözle görülen küçük çizikler ise ağacın gövdesinin nefes aldığı delikler...

 

 

Tüm ağaçlar, ka­buk denen değişik ve karmaşık do­kulardan oluşan bir doğal kalkana sahip...

ABD'de dev sekoya ağaç­larının bulunduğu or­manlarda her yıl büyük yangınlar çıkıyor. An­cak, dev sekoya ağaçları bu felaket­lerden zarar görmeden kurtuluyor. Bunun nedeni, kalınlığı 60 santimi ve ağırlığı 6 ile 7 tonu bulan dev ka­bukları... Ateş, bir zırh görevi gören bu dev kabuğu geçip ağacın kendi­sine ulaşamıyor. Bu müthiş savun­ma mekanizması sadece ABD'deki sekoya ağaçlarında yok... Genellikle yangın bölgelerine ekilen mantar meşesi ağaçları da aynı özelliği ser­giliyorlar. Kuşkusuz sekoya ağacı ve mantar meşesi koruma konusun­da aşırı örnekler... Ancak, farklı ka­lınlıklarda da olsa, tüm ağaçlar, ka­buk denen değişik ve karmaşık do­kulardan oluşan bir doğal kalkana sahip...

 

Kabuğun mantar adını verilen üst bölümü, ana savunma hattını oluştu­ruyor

Ateşe, suya, soğuğa ve para­zitlere karşı ağacın gövdesini o ko­ruyor. Mantar hücreleri daha derin­lerde hayat buluyorlar ve daha sonra yüzeye doğru hareket ediyorlar. Bu hücreler sürekli çoğalma özelliği ta­şıyorlar. Yüzeye en yakın olan hüc­reler en yaşlı hücreler...

 

Onları dışa doğru daha genç hücreler iteliyorlar

Mantar tabakaları her yıl plaka biçi­minde bir katman oluşturuyor. Tıpkı hayvanların deri değiştirmesi gibi, ağaç kabuklan da yeni mantar kat­manları oluşturarak kendilerini ye­niliyorlar ve bir önceki katmanın parazitlerinden arınıyorlar.

 

Mantar hücrelerinin hüzünlü bir öyküsü var...

Bunlar doğar doğmaz "süberin" isimli bir madde ile do­nanıyorlar. Suyu ve soğuğu geçir­meyen bu madde, daha sonra yavaş yavaş hücrelerin ölümüne de neden oluyor. Mantar hücreleri süberin maddesiyle donandıktan sonra ken­di birleşimindeki suyu yitiriyorlar ve boşluklarına hava dolmaya başlı­yor. Bu hava tabakası ağacın su ge­çirmez özelliğini ikiye katlıyor ve ayrıca ağacın gövdesini termik açı­dan izole ediyor.

 

Ağaç, yine kabuğu aracılı­ğıyla metabolizmasına zararlı mad­deleri de dışarıya atabiliyor

Mantar tabakasının altında, ağaç kabuğunun ikinci tabakası bulunu­yor. Bu tabaka "floem" adı verilen farklı bir doku; hücreleri hiçbir za­man ölmüyor ve uzun kanallar oluş­turuyor. Yapraklardan gelen su ve şeker, ağacın kökü ve gövdesine bu kanallar aracılığıyla ulaştırılıyor. Bu, ağacın gelişmesi ve büyümesi için vazgeçilmez bir faaliyet... Ka­buğun fonksiyonları bununla sınırlı değil... Ağaç, yine kabuğu aracılı­ğıyla metabolizmasına zararlı mad­deleri de dışarıya atabiliyor. Bu me­tabolizmaya zararlı maddeler, insa­noğlunun çok eski çağlardan beri il­gisini çekiyor.

 

"Asrın mu­cize ilacı" olarak tanınan Aspirin'in etken maddesi ise söğüt ağacının kabuğu...

Nitekim, kayın ve meşe ağacının kabuğundan sızan ta­nen adlı madde çok eskiden beri, derileri tabaklamak ve kumaş boya­mak için kullanılıyor. Ünlü kinin maddesi ise, kınakına ağacının ka­buğundan elde ediliyor. "Asrın mu­cize ilacı" olarak tanınan Aspirin'in etken maddesi ise söğüt ağacının kabuğu...

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

Kuşlar, böcekler, larvalar...

Ağaç kabuğu her cinsten müşteriye açık bir otel

 

Bu misafirler çoğunlukla ağaca zarar veriyor

Ağaç kabuğu her zaman koruyucu kalkan görevini görmeyebiliyor. Sağlamlığı ya da içerdiği itici bazı maddeler, her zaman ona gelip yerleşmek isteyenleri, yem ve sığınak arayanları kovmaya yetmiyor. Ağaç kabuklarını mesken tutan canlıların başında parazitler geliyor. Bu yaratıklar ağaç kabuğundan herşeyi alıyorlar, bunun karşılığında ona hiçbir şey vermiyorlar. Üstelik, uzun vadede evsahibinin yaşamını da tehdit ediyorlar. Parazitlerden sonra sırayı böcekler ve mantarlar alıyor. Bu canlılar da ya ağacın gövdesinin kendisiyle ya da şeker açısından çok zengin olan özsuyla beslenmek için ağacın kabuğuna zarar veriyorlar. Bir besin deposu olan ağaca yönelik saldırıdan ilk nasibini alan da herzaman kabuklar oluyor... Öyle ki, kabuk, kendisini mükemmel bir biçimde yenileme niteliğine sahipken, bir an geliyor bu saldırılardan yorgun düşebiliyor.

Ağacın kendisi ve kabuğu kuşlar ve memeliler için de sayısız olanaklar ve fırsatlar sunuyor. Kuşlar, gagalarıyla ağacın kabuğunu delik deşik ediyorlar ve onun arasına sığınmış böcekleri ve küçük omurgasızları mideye indiriyorlar. Tabii, bu arada kabuğun kendisine de büyük zararlar veriyorlar. Kuşlar kabuğa sadece beslenme içgüdüsüyle saldırmıyor; bazıları üreme içgüdüsüyle ağacın gövdesinde delikler açıyorlar ve yumurtalarını bu deliklere saklıyorlar.

 
 
 

Ağaç kabukları yosunlar ve likenler için ideal ortam

Bu tür hayvanların saldırısını göğüsleyen ağaç ve kabuğu, bu kez de başka canlının, bitkilerin hücumuna uğruyor. "Klorofil" özelliklerine sahip bitkiler olan yosunlar ve likenler, ağaç kabuğuna yapışık yaşamaktan büyük bir mutluluk duyuyorlar. Ağaç kabuklarından aldıkları su, bir parça güneş ışını ve bir miktar sülfat, fotosentez sayesinde onların yaşamı için yeterli oluyor. Bu canlılar, ağaç kabuğundan gerek duydukları suyu, çengel ve vantuz gibi çeşitli organ biçimleriyle elde etmeyi başarıyorlar. Ancak, çok kaygan kabuk yapısına sahip ağaçlarda bu özellikler işe yaramıyor; gövdelerinde yosun ve likenler büyüyemiyor.

Öte yandan ağacın türü, üzerinde yaşayan liken ve yosunların varlığıyla da kolaylıkla tanımlanabiliyor. Örneğin, meşe ve gürgen ağacı genellikle aynı tip likenleri barındırıyorlar. Bunun nedeni, bu iki ağacın kabuğunun da nem açısından zengin oluşları... Meşe ağacının kabuğundaki küçük girinti ve çıkıntılar bol miktarda suyu tutabiliyorlar. Gürgen ağacının kabuğu ise bol miktarda terlediği için her zaman belli oranda su taşıyor. Buna karşılık, yosun ve likenler her zaman kabuğu kuru olan çam ağacına ise yanaşmıyorlar. Bir başka kesin nokta ise, kabuğu yavaş yavaş yenilenen ağaçların gövdesi bol miktarda yosun tutarken, mantar plakaları biçiminde kabuğu dökülen ağaçların gövdesinde çok az miktarda yosun ve likene rastlanıyor.

 

 
Hazırlayanlar :
 
 merakediyorum grubu üyeleri 
merake...@googlegroups.com
Kaynak : Focus Ocak 1998 "Ağacın derisi kabuk" başlıklı yazıdan alınmıştır.  Paragraf başlıkları yazıya ilave edilmiştir.
Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız.
Saatlerce uğraşarak verdiğimiz emeği bir "Delete" tuşuyla yok etmeyin.

Yazının alındığı FOCUS dergisinin tamamını aşağıdaki linkden indirebilirsiniz.
 
Kabuk 01.jpg
Kabuk 09.jpg
Kabuk 10.jpg
Kabuk 11.jpg
Kabuk 12.jpg
Kabuk 13.jpg
Kabuk 15.jpg
Kabuk 16.jpg
Kabuk 19.jpg
Kabuk 17.jpg
Focus 1998 01 El Nino adı küçük.jpg
Kabuk 02.jpg
Kabuk 03.jpg
Kabuk 04.jpg
Kabuk 05.jpg
Kabuk 06.jpg
Kabuk 07.jpg
Kabuk 08.jpg
Kabuk 14.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages