Cellat mezarının da celladı varmış!

79 views
Skip to first unread message

Aysegul Baba

unread,
Jan 31, 2010, 10:35:49 AM1/31/10
to merake...@googlegroups.com

Cellat mezarının da celladı varmış!

 

Eyüp tepelerindeki Piyer Loti Kahvesi'nin birkaç yüz metre kadar ilerisinde, “Karyağdı Baba Tekkesi” adını taşıyan Bektaşi dergâhının yakınlarındaki mezarlığı gezerseniz, cellat mezarlığının da celladı olabileceğini anlarsınız!

 

 

Tarihsel süreç içinde bazı meslek erbabı, uğraş­tıkları işten dolayı toplumun diğer bireylerinde, ba­zen öfke bazen de korkuya ne­den olmuşlardır,

 

Osmanlı devletinde idam cezasının infazını yerine getiren cellatlar için her ikisini de söy­lemek mümkündür.

 

Bu mesleğin mensupları öl­dükten sonra dahi, diğer insan­larla karıştırılmamışlar ve Eyüp'te Piyer Loti Kahvesi’nin birkaç yüz metre kadar ilerisin­de yer alan Karyağdı Baba Tekkesi yakınlarındaki Cellat Mezarlığı'na gömülmüşlerdir.

 

Eski devirlerde yerleşimin olmadığı bu yüksek mevkie, inanışa göre, yılın ilk karı düş­tüğünden, yakınlardaki Bektaşi dergâhına da, “Karyağdı Baba Tekkesi” adı verilmiştir.

 

Ancak tekkenin asıl adının, Horasanlı Karyağdı Ali Ba­ba'dan geldiğini de hemen be­lirtelim...

 

 

Tekke, yeniçeri ocağının kaldırılması sırasında yıktırılmış olup, bu kalıntıların yakla­şık 150 metre ilerisinde, Os­manlı cellat ocağı mensupları­nın ebedi istirahatgâhı yer alır.

 

Genelde Çingene ya da Hır­vat dönmeleri arasından seçilen cellatlar, ülkenin siyasi tarihin­de rol alan bazı önemli şahsi­yetlerin son anlarında hazır bu­lunmalarına rağmen, hep göl­gede kalmış insanlardır.

 

Zaten “Kara Ali” ve “Hamal Ali” misali birkaçının dışında da, gerilerinde, bir isim bile bırakmamışlardır. Osmanlı saray cellatlarının me­zarları da, adeta bu sessizliği devam ettirir gibidir...

 

 

Belki yaptıkları işin halk nazarında “uğursuz” kabul edil­mesinden, belki isimlerine sö­vülüp beddua edilmesinden çe­kindikleri için, belki de mezar­larında kurbanlarının akraba­ları tarafından rahat bırakılmama endişesinden, mezar taşları düz blok taşlardan ibaret olup üzerinde bir yazı ya da nişan bulunmazdı.

 

Aslında taşların bu özelliği, adeta onların sonlarını da hazırlamıştır, Zira Sultan Abdül­mecid zamanında, sarayda cel­lat bulundurma geleneğine son verilerek ocak dağıtılınca, za­man içinde mezarlık da unutulmaya yüz tutmuştur.

 

Özellikle 1950'li yıllardan itibaren, bu alana definler ya­pılmış ve cellatların mezar taş­ları da bu tarihten itibaren ya­vaş yavaş yok olmaya başla­mıştır.

 

Bizim tespit edebildiğimiz kadarıyla, 2004 yılına değin bu alana cenaze gömülmüştür. Ye­ni mezarlar için gerekli olan alan ise, cellat mezarlarından temin edilmiştir.

 

Eyüp Belediye Arşivi'nde yer alan fotoğrafla, günümüz­deki mezarlık manzarasının karşılaştırılması cellat mezarlı­ğının kaderini gayet güzel orta­ya serecektir.

 

Öte yandan, her ne kadar mezarlıkta Osmanlı dönemin­den kalan az sayıda bazı yazılı ve serpuşlu mezar taşı varsa da, bunların çoğunun başka yerler­den getirilerek alana yerleştiril­diklerini sanıyorum.

 

Zira çoğu taşın mezar kıs­mı yok. Eyüp semtinin Eyüp el­ Ensari nedeniyle taşıdığı önem, bu semte gömülme arzusunu kuvvetlendiriyor ve bu da tari­hi mezarlıklarımızın ne yazık ki sonunu getiriyor.

 

Bazılarımızın, ortak mirası­mızın yok olması pahasına “ ahiret saadeti”nin elde edile­meyeceğini anlaması için, ba­kalım daha kaç tarihi mezarlık alanının ortadan kalkması gerekecek!..

 

Cellat mezarlığı hakkında Reşad Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisi’nde henüz günü­müzdeki tahribatı yaşanmamış mezar taşları hakkında, ilginç bilgiler verir.

 

Koçu ya göre, mezar taşla­rının yerden yüksekliği 1.70- 1.90 santim arasında değişmektedir.

 

Bugün ise geride kalan me­zar taşlarının en büyüğü 1.80 santim yüksekliğindedir. Bu­nun dışında aynı alanda, Gü­lay Bozkurt adını taşıyan meza­rın bulunduğu yerin ön ve arka kısmında, sağlam olarak ayak­ta kalmış üç mezar taşının uzunlukları, yaklaşık bir metre kadardır.

 

Alandaki mezar taşlarının toplam sayısı bir düzineden fazladır. Fakat bunların çoğu ya kırık olduğundan ya da ya­tay hale gelip üzerleri toprak ve otla kaplandığından, dikkatli bakılmadığı takdirde, görün­mez bir haldedir.

 

Cellatların mezar taşlarının başına gelen en acı olay ise çevre inşaatlarda kolon olarak kullanılmaları olsa gerek!

 

Gerçi Ayaspaşa Mezarlı­ğı'ndaki taşların bir kısmının Gümüşsuyu Caddesi üzerinde yer alan bazı apartmanların temelinde kullanıldıklarını bili­yorduk. Ama şimdi, cellat me­zarlığının da celladı olduğunu kayda geçirmiş olduk!

 

 

Önder KAYA – Popüler Tarih dergisi  / 76.Sayı / Aralık 2006

 

image001.jpg
image002.jpg
image003.jpg
image004.jpg
image005.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages