ATLAS Tarih Sayı:5 - Gazanfer İBAR
İki kere yabancı:
KaramanlIlar
Kimdi Karamanlılar?
Rum ahaliden farkları neydi?
Neden çoğu Rumca bilmiyordu?
Türkçeyi Yunan harfleriyle yazıp okuyan ve Türkçe konuşan Ortodokslara Karamanlı adı veriliyor. Bu adın kökeni hakkında farklı görüşler var. Bunlar arasında ismin kökeninin Karamanlıların yaşadıkları yörenin adından kaynaklandığını söyleyen görüş yaygın kabul görür. İlkçağdan ortaçağa dek Anatolikon, ortaçağdan yakınçağa kadar da Karaman diye anılan yöre günümüzdeki Kayseri, Niğde, Nevşehir, Konya ve Karaman illerini kapsar. Ancak Türkçe konuşan Ortodokslar, Anadolu'da sadece bu yörede değil, Karadeniz'den Akdeniz'e, İç Anadolu'dan Ege'ye kadar pek çok bölgede yaşamışlardı.
Yakın dönemlere kadar
kimi Yunan tarihçiler Karamanlıların, kültürel açıdan Türkleşmiş ancak etnik açıdan Yunan olduğunu,
kimi Türk tarihçilerse Hıristiyanlaşmış Türkler olduğunu ispatlamaya odaklandı.
Kanıtlanması eldeki verilerle hiç de kolay olmayan bu köken tartışması, kendini Türkçe ifade eden, Osmanlı-Türk âdetlerine yakın bir yaşam tarzı sürmüş olan bu Ortodoksların zengin ve benzersiz kültürüne yönelik araştırmalara neredeyse her zaman hâkim olmuştur. Araştırmacı gazeteci Bruce Clark, 2008'deTürkçeye çevrilen İki Kere Yabancı adlı kitabında kanaatini şöyle İfade ediyor:
"Bir Kapadokya köyündeki Osmanlı Hıristiyan köylüsü hayatının bazı alanlarında Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin yetkisine uygun hareket etmek zorundaydı: Sadece dinsel yaşamı değil, eğer varsa eğitimi, doğum, evlenme ve ölüm törenleri de Rum Ortodoks patriğinin yetki alanı içindeydi. Ama o aynı zamanda padişahın tebaasıydı ve padişahın Anadolu tebaasının büyük bölümüyle aynı dili konuşuyordu; yani bir başka deyişle Türk'tü. Onun gerçekte Türk mü yoksa Yunanlı mı olduğunu sormak neredeyse cevabı olmayan bir soruyu sormak demektir. Çünkü bu sözcükler bugünkü anlamlarıyla 19. yüzyılda mevcut değildi."
Anadolu'da yaşayan Karamanlılar Lozan Antlaşması gereğince zorunlu mübadeleye tabi tutularak Yunanistan'a gönderildi. Bu sözleşmenin dışında tutulan, İstanbul'da yaşayan Karamanlılar ise Varlık Vergisi, 6-7 Eylül olayları sonrası sayıları biraz azalsa da esas olarak 1964'te patlak veren Kıbrıs olayları sonrası hükümetin ülkede yaşayan Yunan uyrukluları sınır dışı etme karan akabinde hemen tümüyle Türkiye'den ayrılmak zorunda kaldı. Yunanistan'a giden Karamanlılar, büyük acılar çekti, horlandılar, itelendiler. Ancak üçüncü kuşakla birlikte tam olarak kabullenildiler. Ancak dedelerinin topraklarını hiç unutmadılar.
Hem kendileri hem de tarihleri hakkında çoğu zaman ancak varsayımlarda bulunabildiğimiz Karamanlılara dair kesin cevabını bildiğimiz belki de tek soru, konuştukları dili nasıl adlandırdıklarıdır. Günümüze ulaşmış pek çok Karamanlıca kaynakta birbirlerine “Anadolulu hemşehrilerimiz” veya “Anadolulu karındaşlarımız” diye hitap ettikleri kayıtlı. Genelde kendilerine “Anadolulular”, “Anadolu Hıristiyanı” ya da “Anadolu Rumu”, kullandıkları lisana da “Yavan Türkçe”, “Sade Türkçe” veya “Anadolu Lisanı” demekteydiler.
Karamanlıca bu gün artık kullanılmamakla beraber pek çok kitap, süreli yayının yanında çekler, senetler, faturalar, işyeri kartları, kartvizitler, piyango biletleri, paralar, pullar, ilanlar, posterler, destanlar, mektuplar, mühürler ve mezar taşları gibi pek çok form ve şekilde günümüze ulaştı. Karamanlıca kitapların basıldıkları yere göre tasnifinde, yaklaşık yüzde 70’ini İstanbul’da basıldığı görülür; 803 kaydın 566’sı İstanbul menşelidir. İstanbul’dan sonra önemli Karamanlıca kitap basım merkezleri Venedik, İzmir ve Atinay’dı. Venedik’te 57, Atina’da 54 ve İzmir’de basılmış 20 kitap vardır. Bundan sonra 10 kitap ile Londra, 5 kitap ile Selanik, 4 kitap ile Samsun, 3 kitap ile Odessa gelir. İkişer kitap basımına rastlanan şehirler Trabzon, Leipzig ve Bükreş’tir. Basel, Paris Samoz, Patras, Hermupolis, Viyana, Varna, NewYork, Cezire-i Sira, Amsterdam, Melenik, Kalamata, Malta ve Kayseri’de de birer kitap basılmıştı.
…………. En önemli Karamanlıca süreli yayın ünlü Karamanlı aydını gazeteci, yazar Evangelinos Misailidis’in çıkardığı Anadoli gazetesiydi. Bu gazete 1851’de yayımlanmaya başlayıp 1921’e kadar 70 yılı aşkın yayın hayatına devam ederek basın tarihimizin en uzun süre çıkmayı başarabilmiş süreli yayınlardan biriydi.
Türkiye'den gönderilen Rum nüfusun içinde Karamanlı adı verilen, Türkçe konuşan Hıristiyan halk da yer alıyordu. Oysa Karamanlıların büyük kısmı hemen hiç Rumca bilmiyordu. Ahali mübadelesi, Milli Mücadele'nin ardından Yunanistan'la 1923'te yapılan antlaşmayla fiilen 1924'te başladı. Dönemin Antalya Valisi Hilmi Uran’ın tanıklığı olayın trajik boyutuna işaret ediyor:
"Yüzlerce senelik ecdat yurdunu bırakıp böyle sefil ve şaşkın halde yola çıkıp gidiyorlar, Çoğu Türk âdet ve ananesini benimsemiş. Hele İsparta ve Burdur'dan gelenlerin büyük kısmı hiç Rumca bilmiyordu. Çocuklar bile büyükleri mesela 'Mariya Hala', 'Despina teyze' diye Türkçe çağırıyorlardı."
Batı Anadolu'da Yunan işgali sırasında işgalci güçlerle işbirliği yapan yerli Rumların büyük bölümü zaten mübadele antlaşmasından önce Anadolu'yu terk etmişti. Ancak işgale uğramamış bölgelerde yaşayan ve Milli Mücadele boyunca çetecilik, isyan veya muhaliflikle ilgisi olmamış Karamanlılar için mübadele kararının tebliği büyük sürpriz olmuştu. Pek çok bölgede Karamanlı halk aslen Türk olduklarını söyleyerek mübadele kapsamı dışında kalma talebinde bulunmuştu.
Ancak sonuçta Karamanlılar da Anadolu'daki Rum Ortodoks ahaliden sayılarak Yunanistan'a göç etmek zorunda kaldı.
Karamanlıların Anadolu'dan ayrılışlarının trajik öyküleri göç eden insanların anılarının en çarpıcı sayfalaro oldu. Pek çoğu, Türk komşularından ağlayarak ayrıldıklarını anlattı. Karışık veya ayrı köylerde yaşayan Müslümanlarla Ortodokslar arasındaki ilişki hep "çok muhabbetteydik" sözleriyle anılırdı.
Nevşehir’den Yunanistan’ın Larissa kentine giden Despina ve Anastasya Merküroğlu kardeşlerin hatıralarına ayrılık günü şöyle yansımıştı:
"Daima ağlıyorlardı. Bu kadar evleri nereye koyup gideceğiz. Kağnılarla geldiler Türklerimiz, kucaklayıp öpüyorlardı. 'Ah yavrularım nereye gideceksiniz, nerelere gidiyorsunuz' deyip gönderdiler."
1924'te mübadele sırasında Konya'dan Mersin Limanı'na gelen 5 yaşındaki Anasta Hacıteodoridu ilk kez denizi orada görmüş ve "Ana, ana! Bir büyük su" diye bağırmıştı. Kapadokya'dan Mersin'e doğru yürüyen kafilenin söylediği içli şarkı Karamanlıların mübadeleyle yaşadığı hayal kırıklığını anlatıyor:
"Mersin yollarında tütün tütüyor
Mistiyan evlerinde baykuş ötüyor
Ana bu muhacirlik ölümden beter(...)"
Bu acı ayrılık sürecinin sonrasında çetin göç günleri ve Yunanistan'da, kendilerine tamamen yabancı topraklarda, dillerini dahi bilmedikleri topluluk içinde zorlu günler yaşadı Karamanlılar. Amerikan Kadın Hastaneleri Örgütü'nün Yunanistan'daki faaliyetlerinin başında bulunan Esther Lovejoy Yunanistan'ın Makronissi Adası'na ulaşan Karamanlıların durumunu raporunda şöyle aktarıyordu:
"Göçmenlerin hali tarif edilemez. Bunlar bütün dünyanın reddettiği vatansız insanlar, çoğu da kadın ve çocuk. Yunanca konuşamıyorlar, oradan oraya hayvan gibi güdülüyorlar. Islak çukurlara, mezbeleliklere dolduruluyorlar; yemek kıt, su kıt, yatak, giysi yok; soğuk altında aç ve hasta bekleşiyorlar."
Hazırlayanlar : merakediyorum grubu üyeleri merake...@googlegroups.com
Kaynak : ATLAS Tarih Sayı:5 Gazanfer İBAR "Karamanlılar gidiyor"başlıklı yazıdan özet alınmıştır.
Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız.
Saatlerce uğraşarak verdiğimiz emeği bir "Delete" tuşuyla yok etmeyin.
--
===========================================
BİLGİLENMEK HERKESİN HAKKIDIR
http://groups.google.com/group/merakediyorum
E-posta : merake...@googlegroups.com
===========================================
Grup çalışmalarından yararlanarak oluşturduğumuz bloglar
http://fotograflarlaataturk.blogspot.com (Albüm Kitap -Tamamı)
http://kuvayimilliyedestani.blogspot.com (Video animasyon)
http://merakediyorumtarih.blogspot.com (Yakın Tarihimiz -30 fasikül)
http://resatekremkocu.blogspot.com (Osman Gazi'den Atatürk'e)
http://merakediyorumgrubu.blogcu.com (Grup iletilerini takip edebilirsiniz)
http://80lerdetv.blogcu.com (meraklısı için eski tv dizileri...)
Sinan Meydan’ın “Son Truvalılar” adlı eserini okumanızı tavsiye ederim herkese. Türklerin 7000 yıldır Anadolu’da olduklarını göreceksiniz.
Saygılarımla,
S.Kayıhan Cönger
Gelen
iletide virüs bulunmadı.
AVG tarafından kontrol edildi - www.avg.com
Sürüm: 9.0.894 / Virüs Veritabanı: 271.1.1/3512 - Sürüm Tarihi: 03/17/11
09:34:00
Bu eserde Karamanlılarla ilgili bilgiye yer verilmemiş. Daha çok Truva ve Antik Tarih işlenmiş. Tarih araştırmacılarının ve antik tarih yazarlarının ortaya koydukları kanıtlar ve bunların yanı sıra yapılan arkeolojik çalışmalar, filolojik incelemeler bu iddiaların bugün gerçek olduğunu bize gösteriyor. Büyük Atatürk’ün bu konu ile ilgili yaptırmış olduğu araştırmalar ve meşhur “Türk Tarih Tezi” de Atatürk’ün vefatından sonra kulak ardı edilmişti. Ama şimdi bu işin ciddiyetini kavrayabilmiş olan yazar ve araştırmacılarımız bizlere daha gerçekçi, araştırmaya ve dolayısiyle belgelere dayanan eserler vermeye başladılar. Bizler maalesef tarihimizi hep kasıtlı batı yazarlarından duyarak, öğrenerek bugünlere geldik. Ama dediğim eseri okumanızı mutlaka tavsiye ederim. Sayın Meydan’ın bunun dışında da çok değerli eserleri vardır ve genellikle tarih ağırlıklıdır. Ayrıca, Anadolu’daki Türk varlığını daha iyi etüd etmek için Muazzez İlmiye Çığ, Kazım Mirşan, Haluk Tarcan gibi araştırmacıların eserlerini de okumanızı öneririm. Hatta İzmirli Homeros’un İlyada ve Odyssius adlı eserleri de bir fikir verecektir. Ben de tüm bunları polemik yaratmak amacıyla yazmış değilim. Tarihe çok ilgi duyan ve çok okuyan biri olarak bazı önerilerde bulunmaktı sadece niyetim.
S.Kayıhan Cönger
18 Mart 2011 16:57 tarihinde nortik portik <bartho...@gmail.com> yazdı:
>>> 14 Mart 2011 02:04 tarihinde Tarihci <tarihcini...@gmail.com>
>>> 14 Mart 2011 02:04 tarihinde Tarihci <tarihcininyeri.net@gmail.com>
>>> 14 Mart 2011 02:04 tarihinde Tarihci <tarihcininyeri.net@gmail.com>