On Soruda Köprülüler

244 views
Skip to first unread message

Tarihci

unread,
Jun 8, 2009, 6:32:04 PM6/8/09
to merake...@googlegroups.com

ON SORUDA

KÖPRÜLÜLER

           

17. Yüzyıl ortalarında, Köprülü Mehmed Paşa ve oğlu Fazıl Ahmed Paşa’nın girişimleriyle Osmanlı kendini toparlar; sistemin tekrar işler hale gelmesiyle, II. Viyana Seferi’ne kadar, yaklaşık çeyrek asır eski ihtişamını kazanır.

 

Popüler Tarih / Ekim 2002 / Erhan AFYONCU

 

1.Köprülü Mehmed Paşa nerelidir?

Köprülü Mehmed Paşa isminden dolayı Vezirköprülü zannedilir. Ancak kendisi aslen Berat Sancağı’nın Rudnik köyündendir. Sipahi olarak görev yaptığı dönemde Amasya’ya bağlı Köprü kazasında, buranın voyvodasının kızıyla evlenmiştir. Bu yüzden Köprülü diye anılır. Köprü Kazası da daha sonra ona nispetle Vezirköprü adını almıştır.

 

2.Paşa nasıl sadrazam oldu?

Çeşitli saray görevlerinden sonra taşrada çalışan Köprülü Mehmed Paşa’nın kariyeri inişli çıkışlı bir dönem geçirmiştir. Celalilere karşı savaşta yenilerek gözden düşmüş, ancak daha sonra İstanbul’a gelerek Kösem Sultan’ın taraftarları arasına katılmış ve sonunda vezirliğe yükselmiştir. Ancak çok geçmeden vezirlikten alınarak, sürgüne gönderilmiş, sonra da önemsiz görevlerde bulunmuş, hazineye olan borcundan dolayı tutuklanmıştır. İbşir Paşa’nın sadrazamlık mücadelesine destek vermişse de, onun yenilmesi üzerine Köprü’ye dönmüştür.

   Köprülü Mehmed Paşa fazla parlak olmayan bir devlet adamlığı dönemi geçirmiş olmasına rağmen dürüst ve yetenekli birisi olarak biliniyordu. 1650’li yıllarda İmparatorluk gerek içte gerekse dışta oldukça güç bir durumdaydı. Özellikle Venedik’in Boğazlar’da ve Anadolu kıyılarındaki ablukası kaldıramıyordu. 80 yaşına gelmiş olan Mehmed Paşa, bir görevi olmadan köprüde otururken, dostları Reisülküttap Mehmed Efendi ve Mimarbaşı Kasım Ağa, onun devleti içinde bulunduğu durumdan kurtaracak kişi olduğuna Valide Sultan’ı inandırarak sadrazamlığa tayin ettirdiler. Özellikle Mimar Kasım Ağa, Valide Sultan’ın kethüdası olarak, Köprülü Mehmed Paşa’nın sadrazamlığı yolunda, Turhan Sultan’a uzun süre propaganda yapmıştır.

 

3.Sadrazamlık için neler ileri sürdü?

Köprülü Mehmed Paşa dostlarının Valide Sultan’ı ikna etmesi sonucu, 15 Eylül 1656’da sadrazam olurken bu görevi kabul etmek için bazı şartlar ileri sürmüş ve pazarlık yapmıştı. Osmanlı tarihinde daha önce benzeri bir durum yaşanmamıştı.     

Köprülü, daha önce sadrazamların askerin ve Saray’ın müdahalesinden dolayı iş yapamadıklarını biliyordu. Seferlerinden daha geniş etkilere sahip olmadan devlet yönetimindeki düzensizliği ortadan kaldıramaz ve Çanakkale Boğazı’nı ablukaya almış olan Venediklileri yenemezdi. Padişahtan sadece kendisinin kararlarının uygulanacağına dair söz aldı. 

4-Paşa’nın başarıları nelerdi?

Köprülü, ilk iş olarak kendisini emniyete aldı. Eski sadrazam sürüldü, mallarına el konuldu ve çevresi dağıtıldı.           

Köprülü Mehmed Paşa, devletin üst mevkilerine çevresini getirdi. IV. Murad döneminden itibaren İstanbul’da büyük bir güç haline gelen Kadızadelilere karşı harekete geçti. Onların, tarikatlarının kapatılması, birden fazla minaresi olan camilerin minarelerinin yıkılması gibi isteklerini reddetti. Kadızadelilerin mallarına el koydu. Liderlerini tutuklatarak Kıbrıs’a sürdü.   

Köprülü, masrafları kısıp hazineye girmesi gereken paraları emniyet altına alarak bütçeyi denkleştirdi. Sonrada Çanakkale Boğazı’ndaki Venedik ablukasını kaldırmak için harekete geçti.

Gönderdiği donanma başarısız oldu. Ancak bir topçusunun açtığı ateş sonucu Venedik donanmasının komutanlık gemisinin havaya uçmasıyla abluka bitti. Bozcaada ve Limni’nin geri alınmasıyla Boğazlarda emniyet sağlandı. Bu başarı, sadrazamın prestijini arttırdı.     

Venedik tehlikesinin hafiflemesiyle, Anadolu’daki isyanlara ve Erdel’deki  Osmanlı’dan ayrılma girişimlerine karşı faaliyete geçildi. Sadrazam Erdel’de iken isyan etmiş olan Abaza Hasan Paşa, İstanbul önlerine gelmişti. Seferden geri çağırılan Sadrazam, Abaza Hasan Paşa’nın üzerine yürüyünce asiler dağılarak geri çekildiler. Köprülü Mehmed Paşa, barış isteyen Hasan Paşa ve yandaşlarını Halep’te bir ziyafette öldürttü. Anadolu’da geniş bir teftiş başlatarak durumu şüpheli görülen asker ve ulema sınıfı üyelerini yakalatıp kellelerini İstanbul’a göndertti. Dönemin kaynakları,10 binden fazla kişinin öldürüldüğünü belirtir.

 

5-Fazıl Ahmed Paşa nasıl sadrazam oldu?

Köprülü Mehmed Paşa 85 yaşına gelmiş ve yaşlılığı iş görmesine engel olmaya başlamıştı. İyice kuşkucu olan sadrazam gittikçe sertleşiyordu. Padişah, sadrazamlığa Şam Beylerbeyi olan oğlunu getireceğine söz verince, görevinden ayrıldı. Fazıl Ahmet Paşa, İstanbul’a babasının öldüğü gün ( 30 Ekim 1661) geldi.

IV. Mehmed sözünde durdu ve sadrazamlığa onu tayin etti. Bu durum, Osmanlı tarihinde bir ‘ilk’ti. Padişaha göre ve atayacağı kişiyi, kendi isteklerine göre değil, eski sadrazamın arzusuna göre seçiyordu. Sadrazamlık babadan oğla geçiyordu.

Fazıl Ahmed Paşa babasından daha yumuşak ve zeki bir yöneticiydi. Gerektiğinde birçok kişiyi idam etmesine rağmen, isteklerini siyasi dehasıyla yerine getirmiş ve fazla sertliğe başvurmadan, babasının acımasızlığının Osmanlı İmpatarorluğu’nda yarattığı dehşeti ortadan kaldırmıştı.

 

6.Paşa Uyvar’ı nasıl fethetti?

Osmanlılar, Venedik’e karşı karadan bir savaş için hazırlıklar yaparlarken, Habsburgların Osmanlı tabiyeti altında olan Erdel’e müdahaleleri nedeniyle, bundan vazgeçip Avusturya’ya savaş açıldı.           

Fazıl Ahmed Paşa, Avusturya’nın önemli savunma noktalarından biri olan Uyvar’ı 38 günlük bir kuşatmadan sonra, 24 Eylül 1663’te fethetti. Uyvar’la birlikte 4 büyük kale,30’a yakın palanga ve 700 köy, Osmanlı topraklarına katıldı.

Bu fetihler Avrupa’da büyük bir heyecan yarattı: İspanya, Fransa, Saksonya, ve Brandenburg; Avusturya’ya para ve asker yardımında bulunarak Osmanlı’nın ilerleyişini durdurmaya çalıştılar.            

Osmanlı ordusu düşmana ağır bir darbe vurmadığı için, İstanbul’a geri dönmemişti. Kışı Macaristan’da geçirdikten sonra ilerlemeye devam etti. 1 Ağustos 1664’te Osmanlı kuvvetleri, Avusturyalı komutan Montecuccoli’nin idaresindeki orduyla Saint Gotthard köyü civarında karşılaştı. Osmanlı ordusu Haçova Savaşı’ndan sonra meydan savaşı yapmamış, daha ziyade kale kuşatması üzerinde uzmanlaşmıştı. Avusturyalılar ise 30 yıl savaşları nedeniyle, gerek meydan savaşlarında gerekse savaş araç gereçleri alanında oldukça aşama göstermişlerdi ve başlarında da önemli bir komutan olan Montecuccololi vardı. Avusturya kuvvetleri, Osmanlı ordusunu hezimete uğratamadıysa da bir üstünlük sağlamış ve nehri geçmelerini engellemişti. 10 ağustos 1664’te imzalanan Vasvar Antlaşması’yla Erdel’den çekilmişler ve Osmanlı fetihlerini tamamlamıştı. Bu antlaşma bütün Avrupa’da şaşkınlıkla karşılandı: Savaşta mağlup olan Osmanlı, antlaşma masasında kazanmıştı. 

7. Girit savaşları nasıl bitti?

Fazıl Ahmed Paşa’nın en büyük başarısı, 25 yıl sürüp giden ve adeta bir kangrene dönüşen Girit’in fethini tamamlamasıdır. 1645’te Girit’ çıkan Osmanlı kuvvetleri kısa zamanda adanın bir bölümünü ele geçirmişlerse de denizden yardım alabilen ve oldukça kuvvetli bir kale olan Kandiye, 25 yıl kendisini savunmuştur.             

Gerek İmparatorluk’daki otorite boşluğu, gerekse Avrupa’nın büyük bir bölümü’nün, Girit’in Osmanlı’nın eline geçmemesi için Venediklilere yardımları, bu savaşı uzattıkça uzatmıştır. Osmanlı ile birlikte hareket eden Fransa dahi Venediklilere para,  gemi ve insan desteği sağlamıştır. Bu yüzden Osmanlı ile Fransa’nın ilişkileri eski sıcaklığını kaybetmiş, gerginleşmiştir.              

Girit’teki savaşlar Osmanlı iç siyasetini de etkilemiş, sadrazamlar bu yüzden görevde kalmamışlardır. Kaptan-ı Deryalar da Venediklilerle yapılan savaşların neticesine göre tayin veya azledilmişlerdir. Venedik’in savaşı yayması üzerine İstanbul’da yiyecek sıkıntısı ortaya çıkmış, halkın huzursuzluğu artmıştır.

Bu savaşlar Osmanlı maliyesini de olumsuz etkilemiştir. Devlet hazinenin ağzını kapatmak için yeni vergiler koymuştur. Aşırı vergi ve idarecilerin suiistimalleri halkı yer yer isyan ettirmiş, bazı bölgelerde asrın başında görülen Celali hareketleri yeniden başlamıştır.             

Fazıl Ahmed Paşa, Avusturya sınırını emniyet altına aldıktan sonra Girit sorununu halletmek için harekete geçer ve sefer hazırlıklarını yaptıktan sonra, 1666 yılı Kasım ayında Ada’ya çıkar. Ancak sadrazamın bütün çabasına rağmen Kandiye bir türlü düşmez. Ama Fazıl Ahmed paşa azimlidir: Üç yıl kaleyi hasara eder. Sonunda Fransa, Papalık ve Malta kuvvetleri mağlup olur ve ardından Venedikliler teslim olur. Barış görüşmeleri başlar; 27 Eylül’de ise Kandiye, Osmanlı’ya teslim edilir. Böylece 25 yıl sürüp giden savaşlar sona erer. 

8. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa kimdir?

 Fazıl Ahmed Paşa’nın ölümü ( 3 Kasım 1676) üzerine, yerine aynı aileden birisi daha atandı. Köprülü ailesi adeta bir ‘sadrazam hanedanı’ olmuştu. Köprülü Mehmed Paşa’nın damadı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadarete getirildi. Kara Mustafa Paşa, Merzifon doğumlu bir asker çocuğuydu. Babasının IV. Murad’ın Revan seferinde şehit olmasından sonra Köprülü Mehmed Paşa onu himayesine almış ve oğullarıyla birlikte büyütmüş, daha sonra da kızıyla evlendirmişti.

Merzifonlu’nun döneminde Ruslarla savaşılarak Ukrayna da hakimiyet kurulmak istendiyse de başarılı olunamadı. Merzifonlu’yu tarihte unutulmaz kılan olay ise II. Viyana Seferi’dir. Bu seferde uğranılan bozgun sonrasında, Kara Mustafa Paşa idam edilmiş, Köprülü ailesinin diğer fertleri de devlet hizmetlerinden uzaklaştırılmışlardır. Viyana Bozgunu sonrasında 16 yıl süren savaşlar, iki Köprülü’nün devlet otoritesini yeniden kurarak ayağa kaldırdıkları Osmanlı İmparatorluğu’nu tekrar büyük bir buhrana sürüklemiştir.

 

9. Ailenin diğer iki sadrazamı kimlerdi?

Viyana Bozgunu, Köprülü ailesinin itibarına büyük bir darbe vurmuştu. Ancak II. Süleyman, Avusturya karşısında malubiyetlerin artması üzerine, 25 Ekim 1689’da Köprülü Mehmed Paşa’nın küçük oğlu Fazıl Mustafa Paşa’yı sadrazamlığa getirdi.

Yeni sadrazam orduyu düzenleyerek görev yapmayan 30 bin yeniçeriyi askerlikten çıkardı. Devletin ve ordunun üst kademelerine, güvenilir ve dürüst kişileri getirdi. Bakırköy yakınlarında Baruthane-i Amire’yi kurdu. Ayrıca eyaletlerde oluşturduğu atölyelerde de barut üretilerek ordunun ihtiyacının karşılanmasını öngördü. Bütçeyi denkleştirmeye çalıştı. Paranın ayarını gerçek değerine getirdi. Fiyat denetimi yaparak mal değerlerindeki aşırı artışı önlemeye çalıştı. Ancak Osmanlı topraklarının önemli bir kısmının işgal altında olması nedeniyle kıtlık ve fiyat artışını ortadan kaldıramadı. Bu arada, savaş zengini kimi tüccarlar idam edilerek mallarına el konuldu.        

Bu iç düzenlemelerin ardından, Avusturya’ya karşı harekete geçildi. Niş, Semendire ve Belgrad geri alındı. Avusturya’ya yardım eden Sırplar, Katolik baskısı nedeniyle, yaptıklarından pişman olmuşlardı. Sadrazam Fazıl Mustafa Paşa, onları cezalandırmadı; bağlılıklarını kazanmak için çaba gösterdi.

Belgrad’ın alınmasıyla Tuna savunma hattı yeniden kurulmuştu. Sadrazam, İkinci Avusturya Seferi’nde, Salankamen’de ordusuyla pusuya düştü ve burada 20 Ağustos 1691’de yapılan savaşta alnından vurularak şehit oldu. Onun ölümüyle, devletin yeniden toparlanma olanağı da bir kez daha ortadan kalktı. Osmanlı’nın karşı saldırısı durdu. Yapılan reformlar da aksadı.

Köprülü Mehmed Paşa’nın küçük kardeşi Hasan Ağa’nın oğlu olan Amcazade Hüseyin Paşa, Fazıl Ahmed Paşa’nın sadrazamlığı sırasında “ Amcazade” adıyla şöhret bulmuştu. Viyana Bozgunu sonrasında bir ara hapsedildiyse de sonra çeşitli valiliklerde bulunup 1697’de Osmanlı ordusunun Zenta’da yok edilmesinin ardından, 13 Eylül 1697de sadrazamlığa getirildi. 4 Eylül 1702’de padişahın hocası ve dönemin şeyhülislamı Feyzullah Efendi ile olan anlaşmazlığı yüzünden, istifa ile son bulan 5 yıllık sadaretinde önemli işler yaptı.

Viyana Bozgunu’ndan sonra 16 yıl süren savaşlar Karlofça Antlaşması ile noktalandığında, devletin toparlanması için çalışmalara başladı. Kudüs ve Basra taraflarında devlet otoritesini yeniden kurdu. Kaptan-ı derya Mezomorta Hüseyin Paşa’nın yardımlarıyla donanmayı yeniden düzenledi.  

10.Köprülü ailesinden başka kimler çıktı? 

Amcazade Hüseyin Paşa’dan sonra da Köprülü sülalesinden birçok devlet adamı çıkmaya devam etmiştir.            

Köprülü ailesi, Çandarlı’larla birlikte, Osmanlı tarihinde en çok sadrazam çıkarmış ailedir. Köprülü ailesinden 6 sadrazam çıkmıştır. Daha önce sözü edilenlerin dışında, Köprülüzade Mustafa Paşa’nın oğlu Numan Paşa, 16 Haziran- 17 Ağustos 1710 tarihleri arasında 2 ay sadrazamlık yapmıştır.

Köprülü ailesi daha sonraları, sadrazam olmasalar da birçok devlet adamı çıkarmışlardır. Fazıl Mustafa Paşa’nın diğer oğulları Abdullah Paşa, Esad Paşa; Numan Paşa’nın oğulları Hafız Hacı Ahmed Paşa, Abdurrahman Paşa; Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın oğlu Maktulzade Ali Paşa ve kızından olan torunu Kaymak Mustafa Paşa bunlardan bir kısmıdır. 19. Yüzyıl Osmanlı tarihçiliğinin en önemli isimlerinden ve Demokrat Parti’nin kurucularından M. Fuat Köprülü de bu aileden gelmektedir.  

KAYNAK : Popüler Tarih / Ekim 2002 / Erhan AFYONCU


Hazırlayanlar : Tarihci http://www.tarihcininyeri.net

merakediyorum grubu üyeleri merake...@googlegroups.com 

Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız.

Saatlerce uğraşarak verdiğimiz emeği bir "Delet" tuşuyla yok etmeyin.



merakediyorumgrubu

unread,
Jun 9, 2009, 5:49:05 AM6/9/09
to merake...@googlegroups.com
Yeni üyelerimiz için duyuralım.
 
Grupta daha önce yayınlanan On soruda yazılarını  grubun "Dosyalar" bölümünde "On soruda" başlığı ile
Word dosyası olarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Word dosyasında dergi sayfaları resim olarak (Jpg) var.
 
Grup üyelerimiz Tarihçi, Kadri Cinkarataş, Nutsense'ye gruba yardımları ve destekleri için teşekkür ederiz.
Katkıları ile grup paylaşımı daha da zenginleşiyor.
 
Benzer şekilde yazı düzenlemek isteyen bütün üyelerimiz çalışmalara katılabilir.
 
Grup üyelerimizin bilgisine.
 
 
----- Original Message -----
From: Tarihci
Sent: Tuesday, June 09, 2009 1:32 AM
Subject: (merakediyorum) On Soruda Köprülüler

ON SORUDA

KÖPRÜLÜLER

           

17. Yüzyıl ortalarında, Köprülü Mehmed Paşa ve oğlu Fazıl Ahmed Paşa’nın girişimleriyle Osmanlı kendini toparlar; sistemin tekrar işler hale gelmesiyle, II. Viyana Seferi’ne kadar, yaklaşık çeyrek asır eski ihtişamını kazanır.

 

 

KAYNAK : Popüler Tarih / Ekim 2002 / Erhan AFYONCU

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages