Ölüm tüccarı, neden Türk ordusuna silah satamadı?
Zaharoff'un gizli pazarlıkları
Büyük Taarruz'a birkaç ay kala, ordunun ihtiyacından yararlanmaya çalışan ünlü silah tüccarı Basil Zaharoff, Mustafa Kemal'in sert çıkışına takıldı. Türkiye, tüm imkânsızlıklara rağmen, Zaharaff'un karanlık ellerine teslim olmadı.
Kansu ŞARMAN – Popüler Tarih / 8.Sayı / Ocak 2001
Sakarya Savaşı'nın zaferle noktalanmasından sonra ordu, hızla bir taarruz harekâtı için hazırlığa gi rişti. Ordunun daha et kili bir şekilde desteklenmesini sağlamak için bir “Harp Encü meni” (Savaş Komisyonu) kurul du. Encümen, ordu ihtiyaçları nın süratle sağlanması için kay nak aramaya başladı. Bu konu da öncelik, silah eksiğinin gide rilmesindeydi.
Yunanlıların silah gücüne yaklaşabilmek için, tüfek sayısı nın üç kat, makineli tüfek ve top sayısının da iki kat arttırılması gerekiyordu. Ayrıca eldeki silahların ateş gücünün de yükseltil mesi, tüfek ve top mermisi ihti yacının karşılanması lazımdı. Bu hazırlık için 4 ayrı koldan harekete geçildi. Ankara'daki silah fabrikaları üretimi hızlan dıracak ve Anadolu olanakları zorlanacak, İstanbul'daki depolardan silah ve cephane kaçırıla cak, Fransa, İtalya ve öteki Av rupa ülkelerinden silah satın alınacak ve Ruslarla Fransızların yardımları değerlendirilecekti.
İşte tam o günlerde, dünya nın önde gelen silah tüccarların dan Basil Zaharoff ortaya çıktı. Zaharoff, Türk ordusunun şid detle silaha ihtiyacı olduğunu bi liyordu. Türklerin Fransa ve İtalya'dan silah ve cephane alması ve Almanya'dan silah satın alma çabalarına girmesi, Zaha roff’ un iştahını kabartmıştı. İn giltere Başbakanı Lloyd George'un 10 Ağustos 1921 günü söylediği, "Sevr Antlaşması yır tılmış olduğundan silah ticareti serbesttir. Özel şirketler savaş halinde bulunan ülkelerle silah ticareti yapabilirler" sözü de, Zaharoff’ un Türk ordusuna si lah satmanın artık mümkün olduğu görüşünü güçlendirmişti.
Üstelik Türk ordusunun silah alma girişimleri, istediği gibi gitmiyordu. Silah satın almak için Avrupa'ya gönderilmiş bu lunan satın alma komisyonları nın peşin parayla aldıkları silah ve cephane, kiralanan İtalyan vapurlarına Almanya kıyıların da yüklenmeye başlanmıştı. Yüklemenin Ocak 1922 sonunda tamamlanacağı, bunların Şu bat 1922 ortalarında da Anado lu kıyılarına getirileceği umul maktaydı. Ama İngilizler ve Yu nanlılar bu satın almaları haber almışlardı. Vapurların deniz üzerinde yakalanmaması için, Fransa ve İtalya desteği arandı. Ancak başarı sağlanamadı. An kara, silah yüklü vapurların Ak deniz'de kaderlerine terk edilme si fikrine sıcak bakmadı. Taşıma sırasında daha güvenli olabile cek Fransız gemileriyle silahların Mersin veya İskenderun'a ulaştı rılması içinse 500.000 Lira'ya ihtiyaç duyuluyordu. Bu para bulunamadığı için, satın alma komisyonuna, alınan bütün si lahların Almanya'da satılması talimatı verildi.
Bulgarlardan silah satın al mak için yapılan girişimler de olumlu sonuç vermemişti. Var na'dan satın alınan ve Anado lu'ya taşınması için 1.050 adet tüfek yüklenen Bakırcıef moto ru, 7 Mart 1922 günü Karade niz'de batmıştı.
O günlerdeki bir başka ilginç olay da, Almanya'ya silah ve cephane satın almaları için gönderilen Saffet ve Nuri Beylerin parayı çoğaltmak ve daha fazla si lah almak için borsada oynamaları ve paranın hepsini kaybetmeleriydi. Bir Alman tarafından dolandırılmışlar ve olay yar gıya götürüldüğü halde sonuç alınamamıştı.
Ancak tüm bu olum suz duruma rağmen, Basil Zaharoff’ tan silah satın alınmadı. Zaharoff, şirke ti adına Mustafa Kemal Paşa'ya, görüşmek üzere aracılar gönderdi. Musta fa Kemal Paşa, birçok devletin madalyalarla tal tif ettiği, İngiltere'nin “Sir” Fran sa'nın “Legion d'Honneur” unva nı verdiği bu kişiden silah almayı kesin olarak reddetti. Çünkü Ba sil Zaharoff, Yunanistan'ın Ege bölgesini işgal etmesi için İngilte re Başbakanı Lloyd George'u ik na eden kişiydi. Ve yine Yunanlı lar kendisinden silah alsın diye, Yunanistan'a 4 milyon sterlin krediyi o sağlamıştı.
Ankara, savaşın kazanılması için gereken silahların büyük bö lümünü Ruslardan ve Fransız lardan, bir bölümünü de İtalyanlardan sağlamıştı. Özellikle Fransızlar, Anadolu'dan çekilir ken silahlarının büyük bölümü nü Türk ordusuna bıraktılar. Ancak Türk ordusunu Basil Za haroff’ un savaş ziyafetinden kurtaranlar ise yine canını ortaya koyan kendi insanı oldu. İs tanbul'da önceleri dağınık, son ra Ankara'ya bağlı olarak çalı şan gizli gruplar, işgal kuvvetle rinin depolarından büyük mik tarda silah ve cephaneyi Ararat, Ladil ve Lankır gemileriyle Ana dolu'ya kaçırdılar.
Basil Zaharoff kimdir?
1850 yılında Türkiye'de doğan (İstanbul ya da Bursa) Basil Zaharoff, aslen Rum asılı bir aileden geliyordu. Gençliği İstanbul'da, Tatavla (Kurtuluş) semtinde geçti. Bir geminin ambarında gittiği Atina'da tanıştığı Nordenfeldt silah fabrikasının Yunanistan temsilcisi sayesinde silah ticaretine adım attı. 1870’lerin sonunda Nordenfeldt firmasının temsilcisi olarak ilk denizaltı satışını Yunanlılara yaptı.
Ardından İstanbul’a gitti ve Abdülhamit'e "Yunanlıların denizaltısı var, denge için sizin de almanız gerek" dedi. Osmanlı Devleti’ne sattığı iki denizaltının teslim muameleleri sürerken Zaharoff, Saint Petersburg'da aynı sözlerle Ruslara da birkaç denizaltı satmıştı. 1888'de bir başka ünlü silah tüccarı Hiram Maxim ile ortak oldu. Birkaç yıl içinde, Çin-Japonya, İspanya-Amerika, Girit savaşı derken, Zaharoff’un büyük hissedarı olduğu Maxim firmasının adı, 1897de Krupp ve Schneider kadar büyüdü. Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı'na katılan hemen bütün ülkelere silah sattı. 1920'lerin sonundaysa, “Ölüm Tüccarı” olarak anılıyordu ve hem çok zengin, hem de dünya politikasını etkileyecek kadar nüfuzlu bir kişi olmuştu. 1936'da öldüğünde, 36 ulus tarafından verilmiş 298 madalyaya sahipti.