Susuz Yaz... Türkiye'nin ilk uluslararası sinema ödülü

466 views
Skip to first unread message

merakediyorumgrubu

unread,
Jan 10, 2012, 12:37:53 AM1/10/12
to merakediyorum

Türkiye'nin ilk uluslararası sinema ödülü

Susuz Yaz

"Türkiye'yi temsil edemez" damgasıyla yurtdışına çıkışı dönemin hükümeti tarafından yasaklanan 'Susuz Yaz', 7 Temmuz 1964'te, Berlin'de 'Altın Ayı' ödülünü kazanır.

 

Popüler TARİH / Temmuz 2003 / Füsun Koyutürk

… … …

Tür­kiye'nin sinema alanındaki ilk 'uluslararası başarı sevinci,

'Susuz Yaz'la olmuştu

Gerçi bundan 21 yıl önce de Yılmaz Güney ve Şerif Gören'in 'Yol' filmi 'Altın Palmi­ye' ödülünü almıştı; ama Tür­kiye'nin sinema alanındaki ilk 'uluslararası başarı'sevinci, 'Susuz Yaz' olmuştu...

 

Fil­min bu başarısı Türkiye'de tam bir 'sürpriz' olur

Metin Erksan'ın yönettiği 'Susuz Yaz' filmi, 14. Ulusla­rarası Berlin Film Festiva-ü'nde, 7 Temmuz 1964'te 'Al­tın Ayı1 ödülünü kazanır. Fil­min bu başarısı Türkiye'de tam bir 'sürpriz' olur. Aslında 'Susuz Yaz' her şeyden önce, inancın ve iyi niyetli bir çalış­manın sonucudur. O yıllarda Türk sinemasını, uzun bir sıç­rayışla, önemli bir dönüm noktasına getiriverir 'Susuz Yaz'. 

Başlıca oyuncu­ları ilk kez kamera karşısına çıkan bir filmdir

Biri hariç, başlıca oyuncu­ları ilk kez kamera karşısına çıkan bir filmdir bu ve o yıllar için, iki ay gibi oldukça uzun sayılabilecek bir sürede çeki­lir. Filmin yönetmeni Metin Erksan, tam bir yılını sadece 'Susuz Yaz'a ayırmıştır. Fil­min konusu, köy gerçeklerinin yanı sıra cinsel bir tutku­nun çevresinde gelişir.

Kazanç kaygılarından uzak, titiz bir çalış­manın eseri olan 'Susuz Yaz, başarı­lı bir rejiyle, kame­ra önüne ilk kez çı­kan gençlerin, yıl­lanmış starları aratmayacağını da ortaya koyar.

 

Bir 'yıldız' doğuyor

Filmin baş ka­dın oyuncusu, 'Ses' dergisinin düzenle­diği 'Kapak Yıldızı Musabaka-si'nda, 1963 yılı finalistleri arasına giren Hülya Koçyiğit’tir...

1963 Haziran'ında Ses ka­pak yıldızı yarışmasına binler­ce mektup gelir.

İlk elemede otuz genç kız ve otuz genç er­kek fotoğrafı ayrılır.

Tam bu sıralarda, yeni kurulan Hitit Film'in ortaklarından biri olan Metin Erksan, bir başka yönet­menle, Baha Gelenbevi ile, Ses dergisinin idarehanesine gele­rek, ilk elemeyi kazananların fotoğraflarını görmek ister.

 

Başrol Türkan Şoray'a teklif edilmiş ancak Şoray, kabul etmemiştir

Yönetmenlerin amaçları, Necati Cumalı'nın 'Susuz Yaz' oyununun beyazperdeye uyarlamasında rol alacak genç kızı seçmektir. Bu rol, daha önce 'Acı Hayat' filminin başarılı aktristi Türkan Şoray'a teklif edilmiş ancak Şoray, kabul etmemiştir.

'Susuz Yaz'ın başarısından son­ra, Türkan Şoray da filme ilişkin fikrini şöyle ifade edecektir:

"Rejisör Metin Erksan 'Susuz Yaz’da oynamamı istemişti. Şim­di teklifini kabul etmediğim için üzülüyorum.  Filmini festivale götüren Ulvi Doğan'ı ve filmi yapanları tebrik ederim."

'Ses' dergisinin düzenlediği 'Kapak Yıldızı Müsabakası' sonuçlandığında, finalistler­den Hülya Koçyiğit'in 'Susuz Yaz'da oynamasına karar ve­rilir. 

Koçyiğit, Ajda Pekkan'ın ardın­dan, ikinci olmuştu

Bir süre Ankara'da Devlet Konservatuvarı'nda tiyatro okuyan Koçyiğit, 1%0'ta İs­tanbul Şehir Tiyatro­ları Çocuk Bölümü'ne girmiş ve Ses dergisi­nin yarışmasında, Ajda Pekkan'ın ardın­dan, ikinci olmuştur.

Hitit Film'in or­taklarından Ulvi Do­ğan, Pertevniyal Lisesi'nden Metin Erksan'ın arkadaşıdır. Uzun yıllar Avru­pa'da kalır ve tekstil mühendisi olarak yurda dö­ner. Doğan ve Erksan tekrar karşılaştıklarında, ilk olarak, gençlik hayallerini gerçekleş­tirmeye karar verirler. 

Çekimlen için İzmir'in Badem­ler Köyü'ne giderler

İki ortak arasında anlaşmazlık çıkar ve olay mahkemeye intikal eder

İki ortak, ilk filmlerinin çekimlen için İzmir'in Badem­ler Köyü'ne giderler. Ulvi Do­ğan aynı zamanda filmin er­kek oyuncusu da olacaktır. İki ay sonra İstanbul'a dönen Doğan ve Erksan, Aralık ayında 'Susuz Yaz' için, seçkin davet­lilerin katıldığı bir gala gecesi düzenleyerek filmi tanıtırlar.

Ancak, bir anda iki ortak arasında anlaşmazlık çıkar ve olay mahkemeye intikal eder. Güzel bir teşebbüs ve iyi filmler yapmak iste­yen bir firmanın emelleri, daha başlangıçta yıkılmıştır. Sonuç olarak, Hitit Film'in yazıhanesi Metin Erksan'a, firma adı ise Ulvi Doğan'a kalır.

 

Berlin Film Festivali'ne son anda yetiştirilen film alkışlarla karşılanır

Sonraki günlerde Ulvi Do­ğan, yapımcılara tanınan bir haktan yararlanarak, yurtdışı­na çıkmasına izin verilmeyen filmini, 1964'teki Berlin Film Festivali'ne son anda yetişti­rir, Berlin'deki gösterimde, film beğenilir; sürekli alkışlar­la karşılanır.

Susuz Yaz'ın genç yapımcı ve oyuncusu Ulvi Do­ğan, Berlin'deki Kongresshalle'de, basın toplantısının yapılacağı küçük salona, alnının teri­ni silerek girer. He­yecanlıdır; davetlilerin sürekli alkışları, 'Susuz Yaz'ın yapım­cısını ümitlendirmiştir.

Aslında,   sonraları   "Altın Ayı'yı kazanacağım içime doğ­muştu," diyen Ulvi Doğan'dan başka, 'Susuz Yaz'dan birinci­lik bekleyen ikinci bir kişi, yok gibidir. Genç yapımcı bile, bu sonucu beklediğini söylerken, muhakkak ki iyimserliğini en ileri dereceye kadar zorlamıştı o gün...

 

 

'Susuz Yaz' 30 film arasından sıyrılıp 'Altın Ayı' ödülünü kazanır...

Hülya Koçyiğit’in nerede olduğu sorulur

Kongresshalle'de yapılan ve yüzü aşkın davetliyle gaze­tecinin yer aldığı basın toplan­tısında Ulvi Doğan, soruları düzgün bir Almanca ile yanıt­lar. Hülya Koçyiğit'in nerede olduğu sorulduğunda, genç yıldızın 'film çekimlerinin yo­ğunluğu nedeniyle' gelemedi­ğini öne sürer. Üç saat süren toplantıda ilginç sorular var­dır, Ulvi Doğan bu sorulan dikkatle yanıtlar.

Sonuçta, 'Susuz Yaz' 30 film arasından sıyrılıp 'Altın Ayı' ödülünü kazanır...

 

'Susuz Yaz' filmi 'Altın Ayı' Ödülünü bir ölçüde de Erol Taş'a borçludur

Ulvi Doğan'ın yanı sıra, filmin yar­dımcı erkek karakter oyun­cusu Erol Taş, oyunculuk gücünün doruğa çıktığı 'Su­suz Yaz'da, 'kötü karakter' Osman'ı canlandırır.

 

Erol Taş:

“Film­de canlandırdığım rol yüzünden, yaş­lı bir hanımdan sokak ortasında dayak yedim, Hülya'ya yaptık­larımdan ötürü...”

Ödülden hemen sonra, Erol Taş, duygularını şu sözlerle ifade edecektir:

 "O kadar sevinçliyim ki, tarif edemem. Yıllarca yoksul­luk içinde yaşadıktan sonra böyle bir filmde rol almak de­mek, bunca sene kendini baht­sız sanan Erol Taş kuluna na­sip olacakmış. Film hepimizi haftalarca uğraştırmıştı. Ama bir Avrupa festivalin­de birinci olması, her şeye rağmen sürpriz oldu. Film­de canlandırdığım rol yüzünden, yaş­lı bir hanımdan sokak ortasında dayak yedim, Hülya'ya yaptık­larımdan ötürü... Ancak kız­madım; demek ki rolümü ba­şarmışım." 

"Türkiye'yi temsil edemez" damgasıyla yurtdışına çıkışı yasaklanmıştı

Gariptir ki, "Türkiye'yi temsil edemez" damgasıyla yurtdışına çıkışı dönemin hü­kümeti tarafından yasaklanan 'Susuz Yaz'a emeği geçen tüm sanatçılara ve Ulvi Doğan'a, Berlin'den 'Altın Ayı' ile dönüşün ardından, Turizm ve Ta­nıtma Bakanı Ali ihsan Göğüs, ödüller verir. Siyaset, sanat karşısında bir kez daha boyun eğmek zorunda kalmıştır...

O dönemin ünlü oyuncusu Fikret Hakan ise, olayı şöyle değerlendirecektir:

"Bu olay her şeyden önce Dışişleri Ba­kanlığı ile, Türk sinema sana­tı arasındaki korkunç uçuru­mu en belirgin biçimde ortaya koyuyor. 'Bizi temsil edemez' diye izin vermeyenlerin şimdi halini düşünüyorum..."

 

Susuz Yaz’a bir ödül de Venedik’ten

Susuz Yaz'ın ödülleri bu­nunla da kalmaz; filmin yö­netmeni Metin Erksan'a Ve­nedik Film Festivali'nden de bir ödül gelir. Artık 'Susuz Yaz' Türk sinema tarihinde, devir açan film olarak anıla­caktır.

 

Filmin konusu neydi?

Türk edebiyatının çağdaş ustalarından Necati Cumalı'nın aynı adlı oyunundan sinemaya uyarlanan 'Susuz Yaz' zıt kişilikli iki kardeşin öyküsünü, dönemin Türkiye'sinin kırsal bölgelerdeki temel sorunlarının panoraması çerçevesinde anlatır. Filmde kötü karakter' Osman (Erol Taş), kendi topraklarında çıkan köyün suyunu arklarla çevirerek, köylülerin sudan yararlanmasını engeller. Kardeşi Hasan (Ulvi Doğan) ise köylülerden yana çıkar. Bir kavga sırasında Osman'ın işlediği cinayeti üzerine alıp hapse girer. Bunu fırsat bilen Osman, Hasan'ın karısına (Hülya Koçyiğit) kocasının öldüğünü söyleyerek onunla evlenir. Hapisten çıktığında, gerçeği öğrenen Hasan, üzerine balta ile saldıran Osman'ı suda boğarak öldürür ve suyun yolunu açar.


Hazırlayanlar :  merakediyorum grubu üyeleri merake...@googlegroups.com

Kaynak : Popüler Tarih-Temmuz 2003 sayısından alınmıştır.

Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız.

Saatlerce uğraşarak verdiğimiz emeği bir "Delete" tuşuyla yok etmeyin.


susuz 02 afiş.jpg
susuz 01 su.jpg
susuz 05 ses.jpg
susuz 03 hülya ulvi.jpg
susuz 04 italyanca.jpg
susuz 07 festival.jpg
susuz 09 japon.jpg
susuz 06 NECATİ.jpg
susuz 08 filmler.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages