Türkiye'nin ilk uluslararası sinema
ödülü
Susuz Yaz
"Türkiye'yi temsil edemez" damgasıyla yurtdışına çıkışı dönemin hükümeti tarafından yasaklanan 'Susuz Yaz', 7 Temmuz 1964'te, Berlin'de 'Altın Ayı' ödülünü kazanır.
Popüler TARİH / Temmuz 2003 / Füsun Koyutürk
… … …
Türkiye'nin sinema alanındaki ilk 'uluslararası başarı sevinci,
'Susuz Yaz'la olmuştu
Gerçi bundan 21 yıl önce de Yılmaz Güney ve Şerif Gören'in 'Yol' filmi 'Altın Palmiye' ödülünü almıştı; ama Türkiye'nin sinema alanındaki ilk 'uluslararası başarı'sevinci, 'Susuz Yaz' olmuştu...
Filmin bu başarısı Türkiye'de tam bir 'sürpriz' olur
Metin Erksan'ın yönettiği 'Susuz Yaz' filmi, 14. Uluslararası Berlin Film Festiva-ü'nde, 7 Temmuz 1964'te 'Altın Ayı1 ödülünü kazanır. Filmin bu başarısı Türkiye'de tam bir 'sürpriz' olur. Aslında 'Susuz Yaz' her şeyden önce, inancın ve iyi niyetli bir çalışmanın sonucudur. O yıllarda Türk sinemasını, uzun bir sıçrayışla, önemli bir dönüm noktasına getiriverir 'Susuz Yaz'.
Başlıca oyuncuları ilk kez kamera karşısına çıkan bir filmdir
Biri hariç, başlıca oyuncuları ilk kez kamera karşısına çıkan bir filmdir bu ve o yıllar için, iki ay gibi oldukça uzun sayılabilecek bir sürede çekilir. Filmin yönetmeni Metin Erksan, tam bir yılını sadece 'Susuz Yaz'a ayırmıştır. Filmin konusu, köy gerçeklerinin yanı sıra cinsel bir tutkunun çevresinde gelişir.
Kazanç kaygılarından uzak, titiz bir çalışmanın eseri olan 'Susuz Yaz, başarılı bir rejiyle, kamera önüne ilk kez çıkan gençlerin, yıllanmış starları aratmayacağını da ortaya koyar.
Filmin baş kadın oyuncusu, 'Ses' dergisinin düzenlediği 'Kapak Yıldızı Musabaka-si'nda, 1963 yılı finalistleri arasına giren Hülya Koçyiğit’tir...
1963 Haziran'ında Ses kapak yıldızı yarışmasına binlerce mektup gelir.
İlk elemede otuz genç kız ve otuz genç erkek fotoğrafı ayrılır.
Tam bu sıralarda, yeni kurulan Hitit Film'in ortaklarından biri olan Metin Erksan, bir başka yönetmenle, Baha Gelenbevi ile, Ses dergisinin idarehanesine gelerek, ilk elemeyi kazananların fotoğraflarını görmek ister.
Başrol Türkan Şoray'a teklif edilmiş ancak Şoray, kabul etmemiştir
Yönetmenlerin amaçları, Necati Cumalı'nın 'Susuz Yaz' oyununun beyazperdeye uyarlamasında rol alacak genç kızı seçmektir. Bu rol, daha önce 'Acı Hayat' filminin başarılı aktristi Türkan Şoray'a teklif edilmiş ancak Şoray, kabul etmemiştir.
'Susuz Yaz'ın başarısından sonra, Türkan Şoray da filme ilişkin fikrini şöyle ifade edecektir:
"Rejisör Metin Erksan 'Susuz Yaz’da oynamamı istemişti. Şimdi teklifini kabul etmediğim için üzülüyorum. Filmini festivale götüren Ulvi Doğan'ı ve filmi yapanları tebrik ederim."
'Ses' dergisinin düzenlediği 'Kapak Yıldızı Müsabakası' sonuçlandığında, finalistlerden Hülya Koçyiğit'in 'Susuz Yaz'da oynamasına karar verilir.
Koçyiğit, Ajda Pekkan'ın ardından, ikinci olmuştu
Bir süre Ankara'da Devlet Konservatuvarı'nda tiyatro okuyan Koçyiğit, 1%0'ta İstanbul Şehir Tiyatroları Çocuk Bölümü'ne girmiş ve Ses dergisinin yarışmasında, Ajda Pekkan'ın ardından, ikinci olmuştur.
Hitit Film'in ortaklarından Ulvi Doğan, Pertevniyal Lisesi'nden Metin Erksan'ın arkadaşıdır. Uzun yıllar Avrupa'da kalır ve tekstil mühendisi olarak yurda döner. Doğan ve Erksan tekrar karşılaştıklarında, ilk olarak, gençlik hayallerini gerçekleştirmeye karar verirler.
Çekimlen için İzmir'in Bademler Köyü'ne giderler
İki ortak arasında anlaşmazlık çıkar ve olay mahkemeye intikal eder
İki ortak, ilk filmlerinin çekimlen için İzmir'in Bademler Köyü'ne giderler. Ulvi Doğan aynı zamanda filmin erkek oyuncusu da olacaktır. İki ay sonra İstanbul'a dönen Doğan ve Erksan, Aralık ayında 'Susuz Yaz' için, seçkin davetlilerin katıldığı bir gala gecesi düzenleyerek filmi tanıtırlar.
Ancak, bir anda iki ortak arasında anlaşmazlık çıkar ve olay mahkemeye intikal eder. Güzel bir teşebbüs ve iyi filmler yapmak isteyen bir firmanın emelleri, daha başlangıçta yıkılmıştır. Sonuç olarak, Hitit Film'in yazıhanesi Metin Erksan'a, firma adı ise Ulvi Doğan'a kalır.
Berlin Film Festivali'ne son anda yetiştirilen film alkışlarla karşılanır
Sonraki günlerde Ulvi Doğan, yapımcılara tanınan bir haktan yararlanarak, yurtdışına çıkmasına izin verilmeyen filmini, 1964'teki Berlin Film Festivali'ne son anda yetiştirir, Berlin'deki gösterimde, film beğenilir; sürekli alkışlarla karşılanır.
Susuz Yaz'ın genç yapımcı ve oyuncusu Ulvi Doğan, Berlin'deki Kongresshalle'de, basın toplantısının yapılacağı küçük salona, alnının terini silerek girer. Heyecanlıdır; davetlilerin sürekli alkışları, 'Susuz Yaz'ın yapımcısını ümitlendirmiştir.
Aslında, sonraları "Altın Ayı'yı kazanacağım içime doğmuştu," diyen Ulvi Doğan'dan başka, 'Susuz Yaz'dan birincilik bekleyen ikinci bir kişi, yok gibidir. Genç yapımcı bile, bu sonucu beklediğini söylerken, muhakkak ki iyimserliğini en ileri dereceye kadar zorlamıştı o gün...
'Susuz Yaz' 30 film arasından sıyrılıp 'Altın Ayı' ödülünü kazanır...
Hülya Koçyiğit’in nerede olduğu sorulur
Kongresshalle'de yapılan ve yüzü aşkın davetliyle gazetecinin yer aldığı basın toplantısında Ulvi Doğan, soruları düzgün bir Almanca ile yanıtlar. Hülya Koçyiğit'in nerede olduğu sorulduğunda, genç yıldızın 'film çekimlerinin yoğunluğu nedeniyle' gelemediğini öne sürer. Üç saat süren toplantıda ilginç sorular vardır, Ulvi Doğan bu sorulan dikkatle yanıtlar.
Sonuçta, 'Susuz Yaz' 30 film arasından sıyrılıp 'Altın Ayı' ödülünü kazanır...
'Susuz Yaz' filmi 'Altın Ayı' Ödülünü bir ölçüde de Erol Taş'a borçludur
Ulvi Doğan'ın yanı sıra, filmin yardımcı erkek karakter oyuncusu Erol Taş, oyunculuk gücünün doruğa çıktığı 'Susuz Yaz'da, 'kötü karakter' Osman'ı canlandırır.
Erol Taş:
“Filmde canlandırdığım rol yüzünden, yaşlı bir hanımdan sokak ortasında dayak yedim, Hülya'ya yaptıklarımdan ötürü...”
Ödülden hemen sonra, Erol Taş, duygularını şu sözlerle ifade edecektir:
"O kadar sevinçliyim ki, tarif edemem. Yıllarca yoksulluk içinde yaşadıktan sonra böyle bir filmde rol almak demek, bunca sene kendini bahtsız sanan Erol Taş kuluna nasip olacakmış. Film hepimizi haftalarca uğraştırmıştı. Ama bir Avrupa festivalinde birinci olması, her şeye rağmen sürpriz oldu. Filmde canlandırdığım rol yüzünden, yaşlı bir hanımdan sokak ortasında dayak yedim, Hülya'ya yaptıklarımdan ötürü... Ancak kızmadım; demek ki rolümü başarmışım."
"Türkiye'yi temsil edemez" damgasıyla yurtdışına çıkışı yasaklanmıştı
Gariptir ki, "Türkiye'yi temsil edemez" damgasıyla yurtdışına çıkışı dönemin hükümeti tarafından yasaklanan 'Susuz Yaz'a emeği geçen tüm sanatçılara ve Ulvi Doğan'a, Berlin'den 'Altın Ayı' ile dönüşün ardından, Turizm ve Tanıtma Bakanı Ali ihsan Göğüs, ödüller verir. Siyaset, sanat karşısında bir kez daha boyun eğmek zorunda kalmıştır...
O dönemin ünlü oyuncusu Fikret Hakan ise, olayı şöyle değerlendirecektir:
"Bu olay her şeyden önce Dışişleri Bakanlığı ile, Türk sinema sanatı arasındaki korkunç uçurumu en belirgin biçimde ortaya koyuyor. 'Bizi temsil edemez' diye izin vermeyenlerin şimdi halini düşünüyorum..."
Susuz Yaz’a bir ödül de Venedik’ten
Susuz Yaz'ın ödülleri bununla da kalmaz; filmin yönetmeni Metin Erksan'a Venedik Film Festivali'nden de bir ödül gelir. Artık 'Susuz Yaz' Türk sinema tarihinde, devir açan film olarak anılacaktır.
Filmin konusu neydi?
Türk edebiyatının çağdaş ustalarından Necati Cumalı'nın aynı adlı oyunundan sinemaya uyarlanan 'Susuz Yaz' zıt kişilikli iki kardeşin öyküsünü, dönemin Türkiye'sinin kırsal bölgelerdeki temel sorunlarının panoraması çerçevesinde anlatır. Filmde kötü karakter' Osman (Erol Taş), kendi topraklarında çıkan köyün suyunu arklarla çevirerek, köylülerin sudan yararlanmasını engeller. Kardeşi Hasan (Ulvi Doğan) ise köylülerden yana çıkar. Bir kavga sırasında Osman'ın işlediği cinayeti üzerine alıp hapse girer. Bunu fırsat bilen Osman, Hasan'ın karısına (Hülya Koçyiğit) kocasının öldüğünü söyleyerek onunla evlenir. Hapisten çıktığında, gerçeği öğrenen Hasan, üzerine balta ile saldıran Osman'ı suda boğarak öldürür ve suyun yolunu açar.
Hazırlayanlar : merakediyorum grubu üyeleri merake...@googlegroups.com
Kaynak : Popüler Tarih-Temmuz 2003 sayısından alınmıştır.
Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız.
Saatlerce uğraşarak verdiğimiz emeği bir "Delete" tuşuyla yok etmeyin.