Meydan Larousse: Büyük Lugat ve Ansiklopedi 1969-1973 arasında 12 cilt halinde yayımlanan Türk ansiklopedisi. Yayıncılar Safa Kılıçlıoğlu, Nezihe Araz, Hakkı Devrim'dir. Meydan Gazetecilik ve Neşriyat Limited Şirketi tarafından yayınlandı.
Meydan Larousse, Grand Larousse Encyclopedique'i esas alıyor ve Türkçe telif maddeler ekleniyordu. 12 cilt tamamlandıktan sonra 2 ek ciltle yeni maddeler eklendi. 1990'larda Hürriyet, Milliyet ve Sabah gazeteleri arasında yaşanan promosyon rekabeti[1] sırasında Sabah gazetesi kupon karşılığında Meydan Larousse'un tıpkıbasımını 3. hamura basarak okurlarına verdi.
Ansiklopedi çıkarken önsözde Hakkı Devrim özetle şöyle diyordu:Türkiye henüz yaşayan Türkçenin tam bir lügatından ve A'dan Z'ye tamamlanmış büyük ve ciddi bir ansiklopediden yoksundur. Cumhuriyet öncesi lügatler faydalanılamaz durumdadır. Meydan, Türkiye'nin iki büyük ihtiyacını tek elde topluyor. Dünyanın ilk büyük lügat ve ansiklopedisini Fransa'da Pierre Larousse, herkesi her konuda aydınlatmak sloganıyla çıkardı. 1897-1904 arasında 17 ciltte tamamlandı. 1960-64 arasında basılan son Larousse ise Grand Larousse adıyla 10 ciltti, 450 bin madde vardı, 31.458 resim, 1058 harita bulunuyordu. Meydan ile Larousse kurumları 1966'da ansiklopedinin Türkçede yayını konusunda anlaştılar. 1969'a kadar 2,5 yıllık hazırlık sürecinde Grand Larousse Türkiye'de yayınlansaydı nasıl olurdu diye sorularak buna göre yayına hazırlandı. 450.000 madde yeniden fişlendi. Konular 147 bölüme ayrıldı. Yüzlerce uzman konularında tercüme ve telifte çalıştılar ve Türkçe madde başlıkları alfabetik olarak yeniden yazıldı. Grand'da yer alan Fransızca lügat çıkarıldı, yerine Türkçe lügat konuldu. Böylece aslında üç eser birlikte verildi: Dünya çapında bir ansiklopedi, bir Türk-islam ansiklopedisi, bir de Türkçe lügat. Baskı tekniği Larousse gibi yapıldı, ofset tekniği kullanıldı, kâğıt kalitesi Larousse ile aynıydı ve eser 6 punto ile basıldı. Her cildin sonunda madde yazarları, genel kaynaklar ve bibliyografya verildi.(ML, cilt 1, önsöz).
Toplumsal bir varlık olan insan, tarih boyunca yaşadığı çevredeki yerini, ruhsal benliğini araştırıp, geliştirerek kendini ifade etmede özgün bir resimsel dil oluşturmuştur. Bu dil, tıpkı kelime dili gibi aynı zamanda bireylerin birbirleriyle iletişim kurup, anlaşacağı önemli bir unsur da olmuştur. Bu sayede düşlerini, korkularını, çaresizliklerini, ihtiyaçlarını resimsel bir dille belgeleyerek aynı yazılı belgeler gibi gelecek kuşaklara aktarmıştır. Bu bağlamda konusu dolaylı ya da dolaysız hep insan olan sanatın, olumlu ya da olumsuz durumlar karşısında farkındalık yaratarak çözüm yollarına dikkat çeken, önemli işlevler yüklenen, topluma ayna tutan bir olgu olduğu görülmüştür. Dolayısıyla toplumsal bir varlık olan sanatçının da eserlerinde içinde doğup, büyüdüğü çevrenin tarihini, kültürünü, yaşam biçimini, geleneklerini, sevinçlerini ve savaş, salgın hastalık, yoksulluk gibi acılarını da sorumluluk bilinciyle yorumlaması ve resimsel bir dille ifade etmesi kaçınılmaz olmuştur.Türk resim sanatının tarihi sürecine bakıldığında farklı dönemlerde yaşanmış olan sosyo-ekonomik krizlere dayalı kırsal kesimlerden kentlere zorunlu göçlerin sebep olduğu olumsuzluklar, hızlı kentleşmenin meydana getirdiği çarpıklıklar, acılar, yoksulluklar, savaşlar ve salgın hastalıklar gibi problemler karşısında yaşanan acıların ve çaresizliklerin sanatçılar tarafından farklı tarzlarda sıkça yorumlanarak ele alındığı görülmüştür.Bu araştırmanın amacı; Türk resim sanatı tarihinde sanatçıların toplumsal problemler karşısında insanların yaşamış olduğu çaresizlikleri konu olarak ele alıp, resimsel bir dille yorumladığı eserlerini estetik yönünden analizini yapmak ve Türk resim sanatına nasıl yansıdığını göstermeye çalışmaktır.Bu araştırmada nitel araştırma yöntemine dayalı kaynak tarama ve eser analizi uygulanmıştır. Çalışma metni sonuçla bağlantılı çıkarımları destekleyecek şekilde düzenlenmiş, metindeki görseller, konu içinde adı geçen ya da metni vurgulayacağı düşünülen en çarpıcı örneklerden seçilmiştir.
aa06259810