69 yaşüstü avukatlara ek emeklilik maaşı için genç avukatlardan 40 TL kesilecek

175 views
Skip to first unread message

Yasemin güllüoğlu

unread,
Dec 1, 2013, 12:30:28 PM12/1/13
to huseyinhatemi

Türkiye Barolar Birliği Olağanüstü Kongresi 30 kasım 1 aralık tarihlerinde Ankara da yapıldı. Yapıldı da ne oldu? 69 yaşından sonra siz bunu 70 yaş diye okuyun, avukatlara ek emeklilik maaşı 400 TlL verilmesi için avukatlardan ek olarak kesilecek ama avukatların çoğunluğu genç avukatlardan oluştuğu için aslında genç meslektaşların ödeyeceği ek 40 ar TL kesinti yapılacak. kararı gibi komik kararları DEVRİM diye bize lanse etmek isteyen TBB yönetimi de sınıfta kalmış oldu. Avukatlar 45 yıllık meslek kurallarında kendi değişiklik önerisini 2 genel kuruldur, gündeme almaya tenezzül etmeyen Barolar Birliği yönetim anlayışının avukatlara verebileceği bir şey yoktur.

GENÇ BARO bu idari kararı idari yargıya götürmeye kararlıdır. Bizim karşı çıktığımız ihtiyacı olan kıdemli meslektaşlarımıza mesleki dayanışma gereği maddi destek verilmesi değildir. Bunun 35 yaş altı 30 bin genç avukattan 40 ar TL ek kesinti yaparak yapılmasıdır.

TBB Olağanüstü Genel Kurulunda yapılan oylamada 70 yaşındaki avukatlar ek 400 TL maaş alsın diye avukatlardan 40 ar TL ek kesinti kararına red oyu veren delegelerden Sayın Av.M.Turgay Bilge’nin sosyal paylaşımını bizde GENÇ BARO okurları ile tartışmalara ışık tutması açısından bizde paylaşıyoruz.

69 YAŞ ÜZERİNDEKİ AVUKATLARA MUNZAM EMEKLİLİK MAAŞI ÖDENECEK BAROLARA ÜYE HER BİR AVUKATIN AİDATINDAN BUNUN İÇİN YILLIK 40 TL KESİNTİ YAPILACAK 2013 AĞUSTOS AYINDAN İTİBAREN BAŞLAYACAK AVUKATLIK STAJI YAPMAK İÇİN İKİ AŞAMALI YETERLİLİK SINAVI ÖNGÖREN YÖNETMELİK ADALET BAKANLIĞI’NDAN DÖNDÜ AMA TBB GENEL KURULU’NDA YENİDEN DESTEKLENDİ.

TBB 12. Olağanüstü Genel Kurul’da yalnızca benim hukuksal ve mantıksal aksaklıklarına dikkat çekerek ret oyu kullandığım 69 yaşa maaş uygulaması yılbaşında başlıyor. Bu konu da dahil olmak üzere TBB’nin son faaliyet ve tasarruflarına yönelik hazırladığım metinden ve yaptığım konuşmadan alıntılar aşağıdadır:

TBB’nin salt hukuk ve meslek kurumu ve kuruluşu olmadığı açıktır. Bu nedenle TBB elbette siyasal gelişmelere ve toplumsal olaylara müdahil olmak, bu anlamda gündemi belirlemek görev ve yetkisine de sahiptir. Ancak bu görev yetkisini yerine getirirken, hukukçu kimlik ve bakış açısını yitirmemesi zorunludur. Aynı şekilde TBB’nin gerek avukatlık mesleğinden gerekse kendisine Kanun’la verilen görevlerinden kaynaklanan toplumsal sorumluluğu yine hukuk çerçevesinde olmalıdır. Yani siyasetin içinde olunacak ancak siyasetçi olunmayacaktır. Çünkü Türkiye’nin 81 bin avukatının her birinin farklı siyasal düşüncesi ve yaklaşımı vardır ama bizi burada bir araya getiren ülkemiz ve mesleğimize ilişkin öncelik ve müştereklerimizdir. Bu nedenle, her ne kadar sol dünya görüşünü benimsemiş olsam da, “TBB’ne sol dünya görüşünü hakim kılmak gerekir” şeklinde daha önce ifade edilmiş olan tercihi benimsemiyorum. Bu beklenti ya da tersi gerçekleştiği anda TBB’nin temsil gücü ve etkisi tartışılır hale gelir. O zaman neler yapmalı? Elbette Sayın Yönetimin takdiridir ne yapılacağı ama ne yapılmaması gerektiği konusunda örnekler verilmediğini de söyleyemiyorum.

Örneğin, TBB ülkemizin gezi olayları nedeniyle Avrupa Konsey’ine şikayet edilmesini ulusalcı bir kimliğe yakıştıramıyorum.

Sayın Başkanımızın, Danıştay’da avukatların giyimlerini düzenleyen Meslek Kuralları’nın 20. maddesine ilişkin TBB’ye karşı açılan dava sürerken “Ben hayatımın hiçbir döneminde türbana karşı olmadım” ifadesini çok genel ve davada savunulan gerekçelerimizi temsil açısında çelişkili buluyorum.

Beraberindeki heyetle birlikte Gaziantep’te Hacı Büyükbeşe İşhan’ında 7 Kasım 2013 günü meydana gelen yangın ile ilgili incelemelerde bulunmasının gerekçesini TBB’nin görevleriyle bağdaştıramıyorum.

Ülkemizdeki sistematik hukuksuzluklara, mesleğimizin itibarsızlaştırılmasına, meslektaşlarımızın aşağılanarak gözaltına alınmalarına, tutuklanmalarına, aylarca iddianamesiz özgürlüklerinden alıkonulmalarına isyan ederek Ankara’dan Ankara’dan İstanbul/Çağlayan Adliyesine yaz sıcağında 500 kilometre yürüyerek kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışan bir meslektaşımızın yanında olmadı TBB. Ama THY işçilerinin yanında oldu. Bunu ayrıca kutlamak gerekir. THY Grevi çerçevesinde Çalışma Barışı Sempozyumu yapıldı bu salonda. Ama TBB adına yapılan konuşmada ben hukuk adına bir vurgu göremedim. Aksine bu kürsünün bulunduğu sahnede otobüslerle salona getirilen emekçiler Feniş Sendikası Marşı’nı söylediler ve siyasal iktidar aleyhine sloganlar attılar. Kusura bakılmasın lütfen; TBB tüm ama tüm faaliyetlerinde hukukçu kimlik ve sorumluluğunu hissetmeli ve hissettirmelidir. Aksi halde işlev ve yaptıklarınızın amacı, kapsamı sorgulanır hale gelir.

İşte bu tür yanlış anlamaları ortadan kaldırmak üzere yapılması gereken öncelikli işse mesleğe ilişkin faaliyetleri ve iyileştirmeleri yürütmektir.

Önceki yönetim döneminde, başvurunun belli bir sayıya ulaşması halinde uygulamaya konulması kararı alınan ve duyurulan eş ve çocukların TBB’nin sağlık güvencesi kapsamına alınması, yeni yönetimimizce başvuru sayısı aranmaksızın doğrudan uygulamaya konulmuştur. Bu konudaki cesur ve pratik tavrından dolayı Sayın Başkan ve Yönetimimize teşekkür ediyorum.

Aynı teşekkürü halen sürdürülen barolarımızın sosyal ve idari tesislere kavuşturulması faaliyetinden dolayı tekrarlıyorum.

Gündem konumuz olan kıdemli meslektaşlarımıza munzam emeklilik projesini ilke olarak destekliyorum Zaten önceki dönemde 65 yaş üzerindeki emekli olmuş meslektaşlarımıza belirli ölçütlerle aylık ödenmesi uygulaması başlatılmıştı. Bunun genişlemesi düşüncesi elbette olumludur. Ancak burada bazı tespitleri yapmak gerekiyor:

Öncelikle baroların TBB keseneğini artırarak Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonuna ek kaynak sağlamak isteniyor. Avukatlık Kanununun 27/A maddesinde fonun kaynağı gösterilmiş olduğundan, TBB olağanüstü genel kurulunun, SYDF’nin işleyiş mantığı dışında bir gelir teminine yönelik kararı hukuken tartışmalı olacaktır. Diğer yandan SYDF bir ihtiyaç fonudur, genel ödeme fonu değil, kuruluş mantığı buna yöneliktir. Munzam emeklilik ise tüm uygulanış biçimlerinde katkı payıyla mümkündür. Yani katkıda bulunmayanın katkı almasına yönelik bir ödeme sistemi munzam emeklilik olarak adlandırılamaz. Çünkü burada mesleğe yeni başlayan ve hatta daha çok maddi ihtiyaç içinde olan genç meslektaşlarımızın mecbur bırakıldıkları katkılarından da bahsediyoruz. Bu durum emeklilik sisteminin yapısına tamamen aykırıdır. Zira dünyada prim ödemeden emekli olunduğu bir sistem TBB’nin getirdiği dışında bulunmamaktadır. Bu sistem ile 69 yaş üzerindeki avukatlar mesleğe yeni başlayan genç meslektaşların ödediği baro aidatlarından yapılan kesintilerle emekli maaşı alacaklardır. Aynı aidatı ödeyen 69 yaşında meslektaşımız ek maaş alacak yeni avukat meslektaşımız ise maaş alacak olan bu meslektaşımızı finanse edeceği gibi; barodan yapılacak kesinti sebebiyle bağlı bulunduğu barosundan daha az hizmet almak ya da aldığı hizmetin niteliğinde bir azalma mecburiyeti ile karşı karşıya kalacaktır.

Yine, TBB yönetimin uymakla ve uygulamakla yükümlü olduğu bir SYDF Yönetmeliği vardır. Bu Yönetmelik’te emeklilik şeklinde bir düzenleme yoktur. Buna karşılık, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik yardımları ve olağanüstü yardımlar düzenlenmiştir. Önceki dönemde 65 yaş üstündeki meslektaşlarımıza ihtiyaç halinde ödenen yardım bu kapsamda yürütülmüştür. Buradaki ihtiyacın belirlenmesi avukatın asgari ücret baz alınarak ölçülebilen bir asgari gelir durumuna göre yapılıyordu. Yani mümkün olduğunca net, genel ve objektif bir ölçüt belirlenmişti. Yeni getirilen sistem ise bir munzam emeklilik yardımı sistemidir. Ama bu düzenlemenin birçok yönden aceleye getirildiği düşüncesini de taşıyorum. Ben maddi olanakların, imkan ve güç varsa, birçoğu maddi ihtiyaç sahibi olmayan 69 yaş üzerindeki meslektaşlara değil, henüz mesleğe yeni başlamış ve bu kıdemli avukatlar tarafından çok düşük ücretlerle çalıştırılan genç meslektaşlarımıza yönelik değerlendirilmesinden yanayım. Aynı şekilde fon birikimi ciddi bir aktüerya hesabına tabi tutulup, yalnızca meslekten fiilen de emekli olacak meslektaşlara munzam emeklilik aylığı ödenmesini daha da doğru buluyorum. Bu durumda muhatap avukat sayısı azalacağından yardım tutarı da yükseltilebilecektir. Bu da gerçekten bu emekliliğe ihtiyacı olan avukatların mesleği tamamen bırakarak gençlere yol açmalarını teşvik edecektir. Zaten geliri iyi olan ve avukatlığa gelir amaçlı devam edenlerse emekli olmayacak ve buna rağmen üzerine bir de emekli maaşı almamış olacaklardır. Açıkladığım gerekçeler ve hukuksal sakıncaları nedeniyle burada kabul edilecek 69 yaşa munzam emeklilik uygulamasına karşı özellikle genç arkadaşlarımızın yargı yoluna başvuracaklarını biliyor ve bunun işaretlerini alıyorum. Eğer bu uygulama yargıda iptal edilecek olursa hepimizin hukukçuluğu sorgulanacaktır.

TBB’nin son tasarruflarından biri de yayımladığı Birikte Çalışan Avukatlar Yönergesi’dir. TBB artık avukatları kategorik olarak işçi- işveren avukat olarak ayırmayı benimsemiş, içselleştirmiş ve bunu tescil etmiştir. Özellikle genç avukatların çalışma ve maddi koşullarında ciddi sıkıntı ve olumsuzluklar olduğu açıktır. TBB de bu duruma kayıtsız mı kalmamalıdır? Elbette hayır! Yapılması gereken disiplin uygulaması tehdidi altında maaş iyileştirmelerine zorlamak yerine avukatlık ortaklıklarını teşvik ve genç avukatlara hisse verilmesini özendirmektir. Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli, avukatların meslek onuruna yaraşır bir şekilde, çalışma koşulları ast – üst denklemiyle değil görev ve sorumlulukta ortaklaştırılarak düzenlenmeli, sorun da bu şekilde çözüme kavuşturulmalıdır.

Bu arada iş ilişkisine bakılmaksızın tüm avukatları ilgilendiren bir sorunumuz daha var: Son genel kurulumuzda belirtmiştim. Avukatlar olarak topluluk sigortamızı geri almalıyız. Sosyal Güvenlik mevzuatımızda yapılan ve hepimizi ortalama 4 yıl daha geç emekli eden düzenlemeye karşı 4/1(a)’lı olmak için mücadele etmek zorundayız.

Diğer gündem maddemiz Staj Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılması ve Avukatlık Sınavı… Staja kabul ve stajın yürütülmesi TBB’nin değil; her biri özerk ve bağımsız olan barolarımızın görev ve yetki alanı içerisindedir. Bu nedenle tüm baroların benimsediği tartışmalı olan bir yöntemin, adında “birlik” olan bir üst örgüt tarafından önerilmesi uygun olmayacaktır. Diğer yandan, Avukatlık Sınavı’nın yönetmelikle gerçekleşebileceği daha önce de tartışıldı. Ancak, Avukatlık Kanunu’nda avukatlığın koşulları belirli… AYM’nin kararı sınava ilişkin maddeyi kaldıran yasa hükmünün iptaline ilişkindir. O yasa hükmü Resmi Gazete ‘de yayımlandığı anda sınav düzenlemesi kalkmış oldu. AYM’nin kararları geriye yürümediğinden kalkan (mülga) sınav düzenlemesi kendiliğinden varlık ve yürürlük kazanamaz. Dolayısıyla, kanunda kesin olarak bulunmayan bir koşul yönetmelikle veya fiili tasarrufla getirilecek olursa, bu da iptal davalarına konu olabilecektir. Nitekim, bu konuda Prof. Dr. M. Ruhan Erdem şunu söylüyor: AYM iptalle yasama organına yeni bir tasarrufta bulunma yetkisi vermiştir. Avukatlık bir kamu hizmeti olduğuna göre, hizmete giriş için gerekli koşullar da yönetmelikle değil ancak yasayla belirlenebilir. Yasama organına verilmiş bir yetkinin TBB tarafından kullanılması güçler ayrılığı ilkesine aykırıdır. Hazırlanan Yönetmelik Adalet Bakanlığı’nın onayına sunuldu. Bakanlık kabul etmeyip önümüzdeki günlerde geri gönderirse, TBB yönetimi üçte iki çoğunlukla kararı yeniden alacak ve yönetmelik aynen geçecek ve yürürlüğe girecek. Bu kez de Bakanlık yasada olmayan bir yükümlülüğün yönetmelikle getirilmesine karşı, idari yargı yolunda, hem de yürütmeyi durdurma talepli iptal davası açabilme hakkını kullanacak. Yani büyük olasılıkla yargıdan dönecek bir uygulama genel kurul gündemine getirilmiş durumdadır ve hukuken kesinlikle tartışmalıdır.

Yapılması gereken siyaset ve yasama üzerinde etkin olabilecek bir baskı oluşturmaktır. Diğer bir çok sorunumuz gibi bu da bir yasama faaliyeti gerektiriyor…

Şu an yönetimde olan bir değerli meslektaşımız son seçimli genel kurul gündemimizi şu sözlerle eleştirmişti: “TBB 32 nci Genel Kurul Gündemi’ni açıkladı. Açıklanan gündem, sorunlarımızı çözecek kararlar alınmasına olanak tanıyacak bir gündem beklentisinde olanları hayal kırıklığına uğrattı. Bu yıl da sadece raporları kabul eden, kurulları aklayarak yenilerini seçmekle yetinen bir genel kurul yaşayacağız. Oysa sorunları ve çözümlerini tartışıp köktenci kararlar alınmasına olanak tanıyacak bir gündemle, en az üç gün sürecek bir genel kurul toplanabilirdi. Meslek İlke ve Kurallarının güncelleştirme çalışmalarının sonuçlandırılarak takip eden Genel Kurulda konunun görüşülmek üzere gündem maddesi yapılması düşünülebilirdi.”

Bu durumda, önceki dönemde hazırlanan ancak TBB Genel Kurulu’na sunulamayan güncellenmiş Meslek Kuralları’nın bu genel kurulda neden görüşülemediğini anlayamadım.

TBB genel kurulları önemli ve değerli toplanmalardır. Bu fırsatları daha verimli değerlendirme zorunluluğumuz olduğunu hatırlatarak genel kurula başarılar diliyor, bizi biraraya getirdiği için TBB Başkan ve Yönetimine teşekkür ediyorum.


--
Yasemin GÜLLÜOĞLU, LL.M. (LL.D. candidate) 
Attorney at Law 
Email: lawyer...@gmail.com 
Cell: +90 (532) 786-8077
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages