Artvin Çoruh Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Hasan Eryılmaz, Yrd. Doç. Dr. Onur Demirarslan, Arş.Gör. Saffet Kılıçer’den Dünyada ve Türkiye´de Bakır Madenciliği ve Artvin Cerattepe´nin durumu ile ilgili yazdıkları makale Kampüs Dergisinde yayınlandı.
Artvin Çoruh Üniversitesinin Bülten’i konumundaki kampus dergisinde yer alan maden değerlendirilmesinde istatistiki bilgiler göze çarpıyor. Artvin’de Cerattepe’de ruhsatlandırılan ve çıkarılması gündemde olan madenin kamuoyunda tartışıldığı bir dönemde bu yazıyla konu farklı bir açıdan bilimsel olarak ele alınmış.
Artvin Çoruh Üniversitesi öğretim üyelerinin hazırladığı yazıda ilk olarak bakır madeninin tarihine değinilirken; şu ifadelere yer veriliyor.
Bakır tarihte ilk defa Kıbrıs´ta rastlandığından tüm dillerdeki isimlerinin Cyprium kelimesinden türediği tahmin edilmekte ve bakır elementi insanlık tarihinde 10.000 yıllara dayanan geçmişi olduğu bilinmektedir. Su iletimi için çeşitli yerlerde kullanılan bakır borular 5000 yıl önce yine aynı amaç için kullanılmaktaydı. Dünyada bilinen birçok metal zamanla korozyona uğramakta ve yıpranmaktayken bakır korozyona karşı yüksek bir dirence sahiptir.
Bakır korozyona karşı diğer metallere göre daha dayanıklı olup eşit şartlar altında 1 mm kalınlığında bakır aynı ölçüdeki çelik levhaya göre 33 kat daha dayanıklıdır. Bakır günlük hayatta çeşitli yerlerde kullanılmaktadır ve bakırın önemi, başlıca aşağıda belirtilen üç nedenden kaynaklanmaktadır:
1. Dünya´nın hemen hemen tüm bölgelerinde bulunması nedeniyle geniş ölçüde üretiminin yapılabilmesi,
2. Elektriği diğer bütün metaller içinde gümüşten sonra en iyi ileten metal olması,
3. Endüstriyel önemi yüksek, pirinç, bronz gibi alaşımlar yapmasıdır.
Dünya üzerindeki bakır ve alaşımlarının kullanım alanlarına bakıldığında elektrik yüzde 65, inşaat yüzde 25, taşımacılık yüzde 7 ve diğerleri
Bakırın doğada bulunuş şekilleri incelendiğinde az miktarda elemental, genellikle sülfürlü, oksitli ve kompleks bileşikler halde bulunduğu görülmektedir, bakır ürünleri ise tüvenan cevher (maden sahasından çıkmış hali), konsantre bakır cevheri, blister bakır, rafine bakır, katot bakır olarak sınıflandırılmaktadır
Üretim Teknolojileri
Bakır madenciliği açık ve kapalı işletme yöntemleri ile yapılmaktadır. %l-2 Cu içeren sülfürlü cevherler, flotasyon yöntemi ile zenginleştirilmektedir.
Bu işlemlerde, cevherdeki bakır genelde yüzde 80´in üzerinde metal randımanları ile zenginleştirilerek % 15-25 Cu içeren bakır konsantreleri elde edilmektedir. Daha sonra bu bakır konsantreleri konvansiyonel yöntemler ile yüzde 99 Cu içeren blister bakır üretilmekte ve daha sonra blister bakır, rafinasyon işlemlerine tabi tutularak elektrolitik bakır üretimi gerçekleştirilmektedir.
Türkiye´deki Durumu
Alp orojenik kuşağında yer alan Türkiye´de, bakır yatakları dört ana maden kuşağı içerisinde görülür. Bunlardan birincisi ve en önemlisi Makedonya-Balkanlar´dan gelerek İstranca´dan soma Karadeniz´den geçerek Sinop yakınlarından itibaren Doğu Karadeniz boyunca devam eden, Kafkaslar ve İran üzerinden Hi-malaya Dağları´na doğru uzanan kuşaktır.
İkinci sırada, Kıbrıs üzerinden gelerek İskenderun-Hakkari arasında devam eden ve daha sonra İran´a geçen Güneydoğu Anadolu Ofiyolit Kuşağı yer alır. Üçüncü maden kuşağı, Kıbrıs tipi masif sülfit yataklarının yer aldığı Batı Karadeniz Bölgesi´ndeki Küre yöresidir. İçerisinde Cu-Pb-Zn yataklarının bulunduğu Kuzeybatı Anadolu Bölgesi dördüncü maden kuşağım oluşturur.
Artvin Maden Sahası
MTA ve Özel kuruluşların bugüne kadar Artvin ili sınırları içinde yapmış oldukları çeşitli jeoloji ve madencilik çalışmaları sonucunda kayda değer 44 adet bakır-kurşun-çinko, 1 adet demir, 17 adet manganez, 5 adet bakır-molibden, 5 adet altın yatağı olmak üzere toplam 72 adet metalik maden yatağı belirlenmiştir.
Merkez ilçesi Cerattepe mevkiinde yapılması planlanan bakır madeni sahasından bakır madeninin kapalı ocaktan çıkartılması ve Murgul ilçesinde bulunan flotasyon tesisine gönderilerek zenginleştirilmesi planlanmaktadır. Bu sahanın işletilmesi ve yapılacak tesislerle ilgili ÇED (Çevre Etki Değerlendirmesi) raporu 01.04.2013 tarihinde T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı´na sunulmuştur. Belirtilen ÇED rapor Artvin İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü´nden resmi yollar ile temin edilmiş, incelenmiş, tespit edilen konular sonuç bölümünde verilmiştir.
Sonuç
Yapılması planlanan ve yıllık olarak 500.000 ton tüvenan1 cevher üretecek tesis, 10 ay, 30 gün, 16 saat çalışma programı ile günde 1670 ton maden çıkarıp, zenginleştirme amacıyla, kamyonlar ile Murgul Damar´da bulunan tesise taşıyacaktır. Günlük geliş gidiş sayısı 80 olarak belirtildiğine göre [9], sadece gidiş olarak tek seferde 1670 ton maden cevheri taşınması, her kamyonun 42 ton yükü ile beraber yaklaşık 50 ton gelmesi beklenmektedir. Her gün 40 dolu ve 40 boş kamyon seferine ek olarak demir-çimento gibi diğer taşımalarla birlikte toplam 100´ü bulacak [9] ağır kamyon trafiği, Artvin-Murgul ana yolunu işgal edecektir.
Bu durum 16.05.2013 tarihinde T.C. Kalkınma Bakanlığı Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) tarafından yapılan toplantıda belirtilen "Bölgenin Turizm ile Kalkınma Stratejisi" ne uygun düşmeyecektir. Kamyonların kasalarından yola saçılacak taş ve topraklar, tekerlekler ile taşınacak çamurlar, ana yolu kirletip kayganlaştıracak, kaza ihtimalini arttıracak ve ağır yüklü kamyonların yola yapacağı büyük basınçlar yolu bozacak ve turist ile bölge halkının trafiğini olumsuz etkileyecektir. ÇED raporunda belirtilen yol güzergâhları;
l.Cerattepe/Hatila Deresi /Y. Mezra/ Lepiskür Deresi/Murgul Damar Tesis 45 km.
2.Cerattepe / Hatila Deresi / Çoruh Marina/ Borçka /Murgul Damar Tesis 80 km.
3. Cerattepe/Artvin Köprübaşı/Borçka/Murgul Damar Tesis 77 km.
4. Cerattepe / Zeytinlik / Artvin Köprübaşı/Borçka/Murgul Damar Tesis
Bu güzergâhlardan 4. (Cerattepe / Zeytinlik / Artvin Köprübaşı / Borçka /Murgul Tesis) yolunun seçildiği raporda belirtilmektedir. Sözü edilen güzergâhta bulunan yol, dar ve virajlı olup sürücülerin oldukça zorlandıkları bir yoldur. Bahsi geçen kamyonlar bu güzergâhta ek bir trafik yüküne yol açacaktır. Bu araçlar trafik seyir süratini azaltacak, diğer araçların yerli yersiz sollamalarına neden olacak ve trafik kaza sayılarını arttıracaktır. Ayrıca kullanılması planlanan kamyonların etkilerini daha sağlıklı incelemek amacıyla bu güzergaha günlük tonaj miktarına (1670 ton/gün) göre hesaplama yapmak üst yapının korunumu açısından daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Aksi halde karayolu üst yapısında meydana gelecek bozulmalar kaçınılmazdır. ÇED raporunda belirtilen alternatif yol güzergahlarından [9] ana yol güzergahının kullanılmadığı 1. (Cerattepe/Hatila Deresi/Y.Mezra/Lepiskür Deresi/Murgul Damar Tesis) rotası seçilmelidir.
Ancak bu yol için yatırım masrafının çok ve yapım süresinin uzun olduğu belirtilmektedir. Bu yolun yapımı DOKAP toplantısında yapılacağı belirtilen "Yeşil Yol" ile değerlendirilebilir veya havai bir hat ile alternatif bir nakil düşünülebilir. Bu takdirde 2026 yılında kapatılacağı belirtilen işletmenin ardından havai hat turistik amaçlı olarak kullanılabilir.
ÇED raporunda bulunan "Acil Durum Planı"nda olası yangınlarla ilgili detaylar belirtilmiş ancak galerilerde olabilecek en muhtemel patlama ve çökme kazaları ile ilgili hiçbir bilgiden söz edilmemiştir.
Bu sebepten dolayı işletmeye ait acil durum planı oldukça yetersizdir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği açısından ayrıca çevre güvenliği ve sağlığı açısından sağlam temellere dayanmamaktadır.
Maden işletimi sırasında Cerattepe / Artvin / Borçka / Murgul güzergahını kullanacak olan kamyonların (yaklaşık 100 araç/gün) emisyon hesapları raporda bulunmamaktadır. Hesaplar dolu kamyonların daha fazla emisyon oluşturacağı dikkate alınarak yeniden değerlendirilmelidir.
Ayrıca yol güzergahı boyunca egzoz (CO, C02, VOC, yakıta bağlı olarak S02) ve diğer emisyonların (toz emisyonları) dağılımları uygun hava kalitesi modelleme programları ile çizgisel kaynak olarak değerlendirilip incelenmesi gerekmektedir. Böylelikle elde edilen dağılım haritaları ile kirliliğin artıp artmadığı, emisyonların hangi yöne doğru dağılacağı anlaşılabilir ve buna göre önlemler alınabilir. Raporda sadece madende çalışacak iş makinelerinin emisyonları hesaplanmıştır. Ancak sadece iş makinelerinin değerlendirilmesi yeterli değildir.
Madenin işletilmesi aşamasında oluşabilecek toz emisyonlarının hesapları yapılmalıdır. Bu emisyonların tahmini olarak belirlenmesi bu tahmine dayanılarak kaynağın alansal kaynak olarak değerlendirilip uygun modelleme programları ile dağılım haritalarının oluşturulması gerekmektedir. Raporda gerekli önlemlerin alınarak toz emisyonlarının sınır değerlerde tutulacağı söylenmiştir. Ancak yapılacak modelleme çalışması ile "En Kötü Senaryo" için gerekli tedbirlerin alınmasını kolaylaştıracaktır. Maden aktivitelerinden kaynaklanan toz kirleticiler içerisinde kaba partikül maddeler önemli bir yer tutmaktadır (yaklaşık %40). Bu partikül maddeler PM10 ve daha büyük boyutlara sahiptirler. Bu kirleticileri meydana getiren aktiviteler genelde kayaların parçalanması, buldozer kazıları, patlatmalar ve yükleme, maden taşıma gibi işlemler ile araçlardır. Ayrıca rüzgarların neden olduğu ve değişik biçimlerde yapılan depolamalardan kaynaklanan toz kirleticiler de mevcuttur. İnce partikül maddeler ise genellikle maden ocaklarında kullanılan araçlardan meydana gelmekte ve madenlerden kaynaklanan hava kirliliğin %5´ini oluşturmaktadır. Partikül maddelerin konsantrasyonları ise yerel jeolojik yapı, maden alanındaki çalışma kapasitesi, alanın bitki örtüsü, yerel nem içeriği, çıkarılan ürünlerin depolama sistemi ve yayılımın ölçeği, ürün depolanan yerin toprak özellikleri, yerel yağış, sıcaklık, nem ve rüzgâr hızları ile yönü, operasyon çeşidi ve taşıma yöntemleri gibi unsurlara bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir.
Raporda, proje sahası içerisinde 50 bin 300 adet ağaç kesileceğinden bahsedilmiştir. Proje tamamlandıktan sonra sahanın rehabilitasyonun yapılacağı belirtilmiş ancak kesilen ağaç sayısı kadar ağacın tekrar doğaya kazandırılacağından bahsedilmemiştir.
İşletmede yapılması planlanan beton tesisinde, saha, beton hazırlama ve taşıma araçlarının yıkanmasıyla meydana gelecek atık suların içerisinde askıda katı maddeler ve çeşitli kimyasalların bulunması muhtemeldir. Ayrıca tesiste yıkamalarla suya yağ ve gres karışması görülebilir. Tüm bu olumsuzlukların önlemlerinin alınması gerekmektedir.
Maden işletmesi sırasında yapılacak patlatmalar sonucu oluşacak şok dalgalarının ulaşacağı ilk yerleşim yerlerinde meydana getireceği etkiye göre davranış saplamalarına yer verilmemiş. Bu sebeple ortaya çıkacak olan titreşimlerin yerleşim yerlerinde veya çevresinde oluşması muhtemel tehlikeler ve alınacak önlemler tartışılmalıdır.