|
|
|
|
28/10/2008 GÖZLEMEVİ
Üstün
Akmen
|
DİKMEN GÜRÜN, TEB’İN “2008 ONUR
ÖDÜLÜ”NÜ GERÇEKTEN HAK ETTİ
Mİ?
UNESCO’ya
bağlı bir kuruluş olan Uluslararası Tiyatro
Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi (TEB),
“2008 Onur Ödülü”ne Prof. Dr. Dikmen Gürün’ü değer
gördü.
Bu
ödül değeri olan bir ödüldü.
Köklü
bir kuruluş olan Uluslararası Tiyatro
Eleştirmenleri Birliği’nin Türkiye’deki üyelerinin
oylaması pek kısa sürdü.
Sayım
yapıldı, sonuçta anlaşıldı ki, “2008 Onur Ödülü”
Prof Dr. Dikmen Gürün’ündü.
* *
*
Ben Dikmen Gürün’ü
tanırım, dostluğum vardır.
İyi maddi gelir getiren
bir kariyer peşinde koşmamış, olabildiğince
“mütevazı” bir bireydir Dikmen Hoca.
Bilirim, kocaman bir
ev; lüks bir araba; uzak doğuda lüks otellerde
tatil; diğer insanlara zarar vererek kazanmak
hırsı hiç mi hiç olmamıştır.
Olmadığı için, sevdiği
insanları “her” anlam ve alanda aldatıp bununla
övünmez.
Karşılık beklentisi
içinde sevmez.
Verip verip insanları
borçlandırmaz, borçlandırdığı insanları sömürmez.
Korku salarak saygı
kazanmak; herkesin en kötü yönünü ortaya çıkarmaya
çalışarak insanları sindirmek; sadece maddi
ölçülerde yüksek değerlere sahip olmak yerine,
Amerika Birleşik Devletleri’nde tiyatro üzerine
lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamlamış,
Türkiye’ye döndükten sonra doktorasını Ankara’da
yapmıştır.
Yazılar yazar, yazdığı
yazılarda, yaptığı tiyatro eleştirilerinde
esasında daha gelişmiş, daha özgür, daha demokrat
bir toplumu hedef alır.
* *
*
Dikmen Gürün, sık sık
güler ve sevdi mi çok sever.
Akıllı insanların
saygısını kazanmıştır.
Bir süre ara verdiği
akademik çalışmalarına 1992 yılından itibaren
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tiyatro
Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü’nde devam
eder; bu bölümün kuruluş ve gelişim aşamasında
görev üstlenir ve de 1997’de Bölüm Başkanı
olurken, sahte dostların arkadan vurmalarına artık
alışmıştır.
Öğrenciler yetiştirir,
onlara yurt dışında staj olanakları sağlar.
Güzel ve iyi olandır
odağı, karşısındakinde mutlaka en iyiyi bulur.
Karşılık beklememeyi,
hiç düşünmeden kendiliğinden vermeyi bir anlamda
“şiar” edindiğinden olsa gerek, yurt dışında belli
başlı üniversitelerin tiyatro bölümleriyle değişim
programları gerçekleştirir.
Genç meslektaşlarının
her zaman yanına yerleşir. Onların uluslararası
eğitim programlarına, konferans ve festivallere
katılmalarına koşulsuz destek verir.
Oğlu Halil’i, geride
beden, ruh ve beyin açısından sağlıklı bir çocuk
bırakmak amacıyla üzerine titreyerek
yetiştirmiştir.
Sıkıntılı, acılı,
üzüntülü, umarsız bir anınızda, onunla söyleşme
olanağınız olursa size kurtarılmış bir ruh armağan
edendir.
Yıllardır
Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nin
direktörü olarak dünya tiyatrosunun belli başlı
topluluklarını, yorumcularını sanatseverlerle
buluşturur ve aynı şekilde yerli tiyatro
topluluklarımızı ve sanatçılarımızı dünyaya
tanıtırken, bizden sonrakilere iyileştirilen bir
sosyal konum bırakarak dünyanın iyileşmesine
katkıda bulunduğunun bilincindedir.
Zeynep Oral’ın dediği
gibi (Cumhuriyet–26 Ekim 2008), ona İstanbul
Kültür Sanat Vakfı’ndaki çalışmaları için “Emek”,
“Sabır”, “Sağduyu”, “Terbiye”, “Nezaket”,
“Hoşgörü”, “Sükûnet” ödülleri ayrıca verilmelidir.
Demokratik ortamda
insana saygılı, özgür düşünen, düşündüklerini
üretime dönüştürebilen genç tiyatroculara yeni
açılımlar sağlamak için yıllarca didinmiştir,
didinmektedir ve belli ki didinecektir.
O, ortak yapımlarla
uluslararası ilişkileri güçlendirendir.
Tiyatro, onun için de
yemyeşil görkemli kocaman bir bahçedir; o bahçede
gerine gerine gezinir.
Tek başına bile olsa;
birinin, varlığından ötürü daha rahat nefes
aldığını bilirse gönenir.
Topluma karşı sorumlu
akademisyen/yönetici/eleştirmen kimlikleri,
“Türkiye Cumhuriyeti Nüfus Cüzdanı”nda yazılı
kişiliğinin çok üzerindedir.
Dikmen Gürün, hiç
kuşkum yok Türk tiyatrosunun velinimetlerindendir.
Uluslararası
Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi
(TEB) “2008 Onur Ödülü”, onun
helalidir.
|