"CEZASI YOKMUŞ"

1 view
Skip to first unread message

SANAT DÜNYASI

unread,
Oct 7, 2008, 4:04:07 AM10/7/08
to
 
 

ÜSTÜN AKMEN'in
günlük EVRENSEL
GAZETESİNİN
BUGÜNKÜ SAYISINDAKİ KÖŞESİ "GÖZLEMEVİ", BİLGİ VE ARŞİVİNİZ İÇİN AŞAĞIDA SUNULMAKTADIR
 
BU TÜR İLETİLERİMİZDEN RAHATSIZLIK DUYUYOR OLMANIZ HALİNDE,
GÖNDERİMİZİN AYNEN İADESİNİN YETERLİ OLACAĞINI HATIRLATIR, SAYGILARIMIZI SUNARIZ.
SANAT DÜNYASI
RESİM ALTI YAZISI: Y O K
Bugünkü EVRENSEL'deki diğer yazıları
adresinden okuyabilirsiniz...
Giriş sayfası yap | Favorilere ekle
Anasayfa
Güncel
Ekonomi
İşçi-Sendika
Politika
Bölge
Dünya
Kültür
Toplum-Yaşam
Medya
Mizah
Mektup
Spor
Dosya
Köşe Yazıları
Evrensel Hayat
Genç Hayat
İletişim
Bağlantılar
Arşiv
Metin Göktepe
Evrensel Avrupa
Ekim 2008
Pts
Sa
Ça
Pe
Cu
Cts
Pa
01
02
03
04
05
06
07
08
09
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
07/10/2008
GÖZLEMEVİ
Üstün Akmen
Cezası yokmuş, dilediklerinizin öldürülmelerini isteyebilirsiniz
Tarih, tam bir yıl önce… 11 Ekim 2007… Geçen yılın Şeker Bayramının arife günü… Yer Bolu, yayın Bolu Express gazetesi… Gazetenin yazarlarından Işın Erşen, Bolu 2. Komando Tugayı’nda vatani görevini yapan 13 askerin 7 Ekim 2007’de şehit düşmesinin ardından “Nabız” başlıklı köşesinde “Türk, işte karşında düşmanın” diye bir yazı kaleme aldı. Yazısına şöyle başladı: “İşte size son birkaç günün gazete başlıkları: Diyarbakır Lice’de mayın patladı. 1 astsubay şehit, 3 er yaralı. Beytüşşebep’da iftar vakti köylerine giden 12 köy korucusu öldürüldü. Van’ın Başkale ilçesinde askeri birliğe roketatarlı saldırı, 1 asker şehit. Şırnak’ın Namaz dağı bölgesinde mayın patladı, 1 uzman çavuş şehit. Şırnak’ın Gabar dağı bölgesinde pusu, 13 asker şehit. Bunlar, son bir hafta veya on gün içinde bizim gazetelerde tesadüfen rastladıklarımız. Araştırsak, hiç şaşmam belki bir bu kadar daha çıkar.”
Evet… Işın Erşen yazısına böyle başladı, şöyle devam etti: “25 seneye yakın zamandır, ‘kanları yerde kalmayacak’ , ‘mücadele kararlılığımız daha da arttı’ veya ‘kökünü kazıyacağız’ gibi yutturmacalarla avutup, geçiştirdiniz hep. Yeter be, yetsin artık şu palavralarınız, masallarınız. Sivili de, askeri de, Sizler çocuk mu avutuyorsunuz? Yoksa milletle dalga mı geçiyorsunuz? 3 bin veya beş bin tane “çapulcu” ile baş edemeyen devlet veya ordu olur mu? Edemediniz, edemiyorsunuz işte, yazıklar olsun hepinize. Devletseniz, devletliğinizi, yasama organıysanız, kanun koyuculuğunuzu, hükümet iseniz, hükümetliğinizi bilin. Yargıysanız, yargının, hukukun gereklerini yerine getirin. Ama yetti, artık bardak taştı.”
Işın Erşen nam köşe “kapmacı” yazar bununla yetinmedi: “Geçtiğimiz pazar gecesi, Bolu 2. Komando Tugayına mensup 13 askerimizin şehit edilmesi haberini duyunca çıldırdık. Nasıl delirmeyelim ki? TBMM çatısı altında, askerimizi, polisimizi, koruyucumuzu, sivil halkı gözlerini kıpmadan öldüren teröristlerin ‘azmettiricileri’ varken; Bu terörist katillere ‘kardeşim’ diyebilen, bunların akıl hocalığını yapabilen, Askerlerle girdikleri silahlı çatışmada geberen teröristlerin “leşlerini” derede yıkayan DTP İl, İlçe ve Belediye Başkanları varken, Dağdakilerin peşinden koşturmak ne derece doğru oluyor? Gerçek katil tetikçiler mi? Esas katiller kimler, biliyor musunuz? Partilerinin flamasına ‘PKK çaputlarının’ rengi, sarı yeşil ve kırmızıyı koyan, PKK’lı, eli kanlı bu ‘piçlerin’ sıktığı her kurşunun arkasında olan, onlara ‘kardeşim’ diyen, bu cinayetleri işletenler; ‘azmettiriciler” diye de ekledi, “azmettiricilerin” kim olduğunu merak ettirdi.
Kimlerdi? Ermişgillerden Erşen “azmettiricileri” seçti, “ifşa etti”. “Başta, Demokratik Toplum Partisi Genel Başkanı Ahmet Türk. Partinin Milletvekilleri Ayla Akat Ata, Bengi Yıldız, Mehmet Nezir Karabaş, Akın Birdal, Selahattin Demirtaş, Gülten Kışanak, Aysel Tuğluk, Pervin Buldan, Sebahat Tuncel, Emine Ayna, Sırrı Sakık, M. Nuri Yaman, Osman Özçelik, İbrahim Binici, Sevahir Bayındır, Hasip Kaplan, Şerafettin Halis, Fatma Kurtulan, Özdal Üçen. Demokratik Toplum Partisi Merkez Yürütme Kurulu, Nurettin Demirtaş, Mustafa Sarıkaya, Saadet Becerikli, Bayram Altun, Selma Irmak, Sibel Öz, Pelgüzar Kaygusuz, Kamuran Yüksek, Yücel Genç, Ömer Ağın, Kemal Aktaş, Siracettin Irmak, Kemal Çolgan, Gülay Calap, Hüseyin Cengiz, Ayfer Ekin, Besime Konca, Ahmet Aday ve Çimen Işık. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan, Şırnak Belediye Başkanı Ahmet Ertak, DTP’li tüm belediye başkanları, bu partinin il, ilçe başkan ve yönetimleri. Türkiye’yi bölmeye, tarih sahnesinden silmeye çalışan ‘dış mihraklar’ ve bunların içteki uşakları, maşaları...”
Işın Erşen nam yazar “elhamdülillah” kimseyi ihmal etmemişti. Cesaretlendi, işi daha da köpürtmeye yeltendi. Allah ne muradı varsa versin(!): “Yüce Türk Ulusu, işte karşında düşmanın” diyerek düşmanın yerini belli etti. “PKK bölücü terör örgütüdür, onun mensupları da vatan hainidir” dedikten sonra: “… bunların topu Türk düşmanı olarak, bundan sonra ‘sivil yurtsever’ unsurların hedefi olacaktır. Kahpece pusu kuran, dağdaki teröristin peşinde koşmaktansa, üç-beş mikrobu ‘temizleyip’ bundan sonra ‘bir bizden, beş sizden’ tamam mı, devam mı? demek gerekir. Bunu yapacak ve diyebilecek ‘yurtsever’ unsurlar da çıkar elbet. Toplumun arzusu, yoğun olarak bu yöndedir. Bundan böyle şehit edilen her güvenlik görevlisine karşın, bunlardan birinin aynı kaderi paylaşması toplumun çoğunluğunun isteği haline gelmiştir. Artık, ”kangren olmuş uzuv veya uzuvların” kesilip atılma zamanı gelip geçmiştir. Türkiye’nin sınır ötesi sıcak takibine soğuk bakan ABD, dünyanın öbür ucundan geldiği Irak’ta ne ‘be,o,ke” işi olduğunu izah etmelidir. Bunun yanı sıra; hâlâ sınır ötesi harekata hayır diyen ABD’nin elinden İncirlik Üssünün alınması, Habur Sınır Kapısının da kapatılması, Mersin Serbest Bölgede faaliyet gösteren bazı Kürt gurupların temizlenmesi ABD ve Barzani’nin “çanına ot tıkamaya” yeter de artar bile… Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugüne kadar ABD’siz de, AB olmadan da yaşamıştır bundan sonra da yaşayacaktır. Hepsi yerin dibine batsın. ABD’nin ve AB’ nin, boyunduruğu altında, kişiliğimizi yitirip ‘sömürge’ konumunda olmaktansa, ulusça ‘Metal Fırtına’yı yaşamayı tercih ederiz” diye fetvasını verdi.
DTP Diyarbakır Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Selahattin Demirtaş, yazının yayımlanmasının ardından avukatı aracılığıyla Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılığın, ifade alıp duyuruyu karara bağlamak dışında araştırma gerektirmeyen soruşturması altı ay kadar sürdü.
Savcılık, soruşturma sonucunda yazıyı hukuka uygun bulmaz mı? Savcılık bu… Buldu, takipsizlik kararı verdi. Kararda, Işın Erşen’in “Türk, İşte Karşında Düşmanın” başlıklı yazısının düşünce özgürlüğü kapsamında olduğu vurgulandı.
Selahattin Demirtaş’ın avukatı, bu kere takipsizlik kararının kaldırılarak dava açılması için Düzce Ağır Ceza Mahkemesi’ne koştu. Yazı, halkı bal gibi alenen suç işlemeye teşvik ediyordu. Yazı içeriğinde açıkça infaza ve öldürmeye davet ve tahrik ifadeleri vardı.
Işın Erşen’in savcı tarafından aklanması, kamu vicdanını ve toplumun adalet duygusunu derin biçimde yaraladı. Savcılığın takipsizlik kararına karşı verilen genel tepki: “Bu da suç değilse suç ne” biçiminde akıllarda yuvalandı.
Heyhat!..
Mahkeme de savcılığın isabetli bir karar verdiğine işaret etmez mi? Etti, itirazı reddetti. Savcılıkla hemfikirlerdi. Selahattin Demirtaş’ın avukatı, bildiğim kadarıyla şimdilerde kararı AİHM’ye taşımaya hazırlanıyor. Bu tip kesinleşen kararlara karşı, Adalet Bakanlığı’nın “kanun yararına bozma” hakkı bulunuyor, ama kimse bakanlığın bu yola başvuracağını ummuyor. “Kanun yararına bozma” hakkı kullanılmazsa iç hukuk yolları tamamen tıkanıyor. Bu durumda, savcılığın kesinleşen kararına göre, AİHM aksi bir karar verene kadar dilediğiniz listeyi hazırlayıp, öldürülmeleri için “sivil yurtsever unsurlara” çağrı yapma hakkınız bulunuyor.
Tam da Şemdinli’deki çatışma sonrası, 38 aile çocuklarına ağıt yakarken ve de “15 şehit”e vurgu yapılarak, toplumda kin ve intikam duyguları okşanırken; yargımız, yargısız infaz dönemini başlatmış oluyor. Böylece, sanal demokrasimiz bir yara daha alıyor.
KÖŞE YAZILARI
DÖNÜŞÜM
Kriz Avrupa’yı sarsıyor
Serdar Derventli
GÜNCEL
Sorular
Kamil Tekin Sürek
DURUM
Sorundan kaçılır mı?
Ahmet Yaşaroğlu
Anasayfa | Güncel | Ekonomi | İşçi-Sendika | Politika | Bölge | Dünya | Kültür | Toplum-Yaşam | Medya | Mizah | Mektup | Spor | Dosya | Köşe Yazıları
Evrensel Hayat | Genç Hayat
logo1.gif
rss2.gif
menu.gif
menug.gif
sgalt.gif
AZRAİL.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages