|
|
|
|
05/12/2008
GÖZLEMEVİ
Üstün
Akmen
|
ESİN
AFŞAR’DAN İKİNCİL ANI BİRİKİMİ: “YAŞAMIMDAN
ESİNTİLER”
Kim ne derse desin, anı
kitabı yazmak, giderek ülkemizde de bir edebiyat
türü sayılmaya başlandı. Ama kimi anı kitabının
neredeyse liselerde okutulan tarih dersi
kitaplarının biçem ve içeriğinde olduğuna da utana
sıkıla sıklıkla tanık olmaktayız. Bazı anı
kitaplarıysa, ciddi bir edebiyat örneği veriyor
okurlarına. Bu tür anı kitapları, hikâye ettiği
dönemi, doğal olarak yazarının gözünden ve
gönlünden aktarmış oluyor. Böylelikle tarihi bilgi
misyonu da, yazar tarafından bir ölçüde yerine
getirilmekte.
Ankara Devlet
Konservatuvarı piyano bölümü mezunu olan tiyatro
oyuncusu, ses sanatçısı, müzisyen Esin Afşar’ın
ünlü opera sanatçıları
Leyla Gencer, Maria Callas
gibi isimlere öğretmenlik yapan Madam
Hidalgo, Madam Böhm gibi ustalardan ses ve şan
dersleri alarak, çocuk yaşlarda yaşamına yön
verdiği pek bilinen bir gerçek. 1940'lı yıllarda piyanist
olarak girdiği Devlet
Tiyatrolarında, Muhsin Ertuğrul'un
desteğiyle on iki yıl oyuncu olarak da görev
yaptığını sanırım bilmeyeniniz yoktur. Derken, tam
da Ankara Meydan
Sahnesi'nde konuk oyuncu olarak
çalışırken, yeniden müziğe yönelmesini, örneğin
ben Esin Afşar’ın anılarına ortak olmazdan önce
bilmiyordum. İlk yıllarda dönemin popüler müziği
olan ve halk arasında "aranjman" olarak
nitelendirilen Türkçe sözlü hafif müzik dalında
çalışırken, Ruhi Su ile
tanışarak çağdaş folk müziği türünde emek vermeye
başladı, orası tamam, aklımda, hatta pek çoğumuzun
anımsayacağı gibi bu akım üstünde ciddi anlamda
söz sahibi de oldu.
Efendim
sözün kısası; Esin Afşar, 40. sanat yılını
kutlayacağı 2009 yılına günler kala, 1995 yılında
yayımladığı “Anılar Yanıltır mı”dan sonra,
anılarının ikinci bölümünü oluşturan “Yaşamımdan
Esintiler(*)”i yayımladı. Her ne kadar “Anılar
Yanıltır mı”, sanatçının çocukluğundan 1994 yılına
uzanan yaşam öyküsünü kapsıyorsa da, yeni kitap
“Yaşamımdan Esintiler”e, Esin Afşar ”Anılar
Yanıltır mı”nın devamı niteliğini taşıttırmadı.
İlk kitapta, belleğin “unutkanlık” süzgecine
takılan anılarını da “Yaşamımdan Esintiler”e dahil
edilince, 40 yıllık sanatsal serüvenin fotoğrafı
eksiksiz tamamlanmış oldu. Esin Afşar bu kitabında
da yaşadıklarını, başından
geçenleri son derece sade bir dille anlatmakta,
gözlemlerini sanatçı gözlüğüyle ve sanatçı
titizliğinin imbiğinden geçirerek okuruna
aktarmakta.
Fransız Liberation
Gazetesi’nin “Boğaziçi’nin Rengi” olarak,
tanımladığı Esin Afşar, 1969’dan bu yana Avrupa
ülkelerinden Uzakdoğu’ya, Amerika Birleşik
Devletleri’nden Rusya ve Türk Cumhuriyetlerine
kadar pek çok ülkede sanat elçisi olarak
“meccanen” görev yaparken ün kazanan, ancak ününün
altında asla ezilmeyen bir değerimiz. Bu değer,
kitabında sanatçı portesi yanı sıra evlat, kardeş,
anne, anneanne sorumluluğunu duyumsayan aydın
birey olarak da okur karşısına çıkmasıyla hiç
kuşkum yok ki pekişiyor.
Hep
söylüyorum, günlük tutmakla anı yazmak arasında
özünde pek fark yok bence. “İlle de fark bul
dersiniz,” diye bu satırları yazmazdan önce,
oturup biçimsel farkı araştırdım. Vardığım sonuç
şöyle: “Günlük” dediğimiz, insanın bir gün içinde
ne yapıp ne ettiğini, yani gün içinde yaşanan
serüvenlerini kapsayan bir şey. İçlerinde
“münhasıran” yayımlanmak üzere kaleme alınmış
olanları da oluyor. Hilmi Yavuz üstattan
öğrenmiştim, bu amaçla kaleme alınmış günlüğe
“Jumal Extim” denirmiş. Bir de, yazarın kendisi
için aldığı notların yer aldığı günlük var ki, o
da “Jumal Entim” olarak tanımlanıyor.
Pekiii… Esin Afşar’ın
anıları hangi kategoriye
giriyor?
Bilmem, bilemem.
Daha doğrusu, Esin
Afşar’ın “Yaşamımdan Esintiler”i hangi kategoriye
girer; kararı okura bırakmak amacıyla, bilerek ve
isteyerek söylemem.
Şaka
bir yana, Esin Afşar’ın anılarını yazmasının
kuşkusuz değişik nedenleri olabilir. Belki kayıt
düşmek için yazmıştır, belki de ödeşmek için. Kim
bilir? Belki de birilerini bağışlamak için!
Esasında, bir anı kitabı pekâlâ “bağışlamak”
amacıyla da yazılabilir, “bağışlanmak” amacıyla
da... Neden olmasın? Olmaz olmaz yok! Ama benim
kitabı okuduktan sonraki yorumum, Esin Afşar’ın
“Anılar Yanıltır mı”dan sonra “Yaşamımdan
Esintiler”i kendi gerçeklerini aktarmak için
yazdığı yolunda.
Kitabı
okumam sırasında sayfalar ilerlerken, Esin
Afşar’ın yaşadıklarından yeni bir hayat çıkarmak
için anılarını kaleme aldığını düşünmedim de değil
hani! Pakistan’daki konser sonrasında “Yunus
Emre-Mevlâna” albümünü imzalaması sayfalarına
geldiğimdeyse, Andre Gide’in: “Anı yazmak
ölümün elinden bir şeyler kurtarmaktır”
şeklindeki lâfını yine ve de yeniden anımsadım.
Hatta anı yazmaya Esin Afşar sayesinde yepyeni bir
tanım getirerek, insanın anılarını sergilemesi
eylemini, bir ruh halinin
yansıması olarak nitelendirdim.
Bir
gerçek var ki, anı kitapları bir çeşit günah
çıkarma ya da kişisel itiraflardan da
oluşabiliyor. Oluşurken de kimi kereler kimi
töreler bozuluyor, değerler yitiriliyor. Esin
Afşar’ın kitabında kişisel itiraflar da var,
tarihe ışık tutmak eğilimi de. Ama Esin Afşar’ın
kişisel itiraflarında ya da tarihe ışıldak tutma
görevi sırasında, etik değerlere sıkı sıkıya
sarıldığı da dikkat çekiyor. Bir anlamda,
gözetilmesi gereken etik kurallara harfiyen
uyuyor. Görevi gereği, günün ya
da dönemin koşulları gereği yaşadığı ve öğrendiği
bazı bilgileri başkalarıyla
paylaşıyor, hepsi o.
Evet… “Yaşamımdan
Esintiler”de Esin Afşar Meg Sargent’ten Ruhi
Su’ya; Yves Montand’dan Gina Lolobrigida’ya; Ali
Özoğuz’dan Erkan Özakman’a; Muhsin Ertuğrul’dan
Danny Kaye’e; Kerim Afşar’dan İhsan Sabri
Çağlayangil’e; Yaşar Kemal’den Engelbert
Humperdinck’e; Günseli Kato’dan Yıldız Kenter’e;
Orhan Peker’den Jacques Brel’e dostlarını,
dostlukları anlatıyor. Abidin Dino’dan, Ayla
Algan’dan, Hasan Esat Işık’tan, Ivan Rebrov’dan,
ünlü Azerbaycanlı kompozitör Fikret Emirof’dan,
Safiye Ayla’dan, Muhsin Batur’dan, Fatoş
Güney’den, İsmet İnönü’den, Erdal İnönü’den, Âşık
Veysel’den, Örsan Öymen’den, Aziz Nesin’den Jean
Michel’den anılarını damıtıyor. Kitabın sonuna
eklenen dizinden de anlaşılabileceği gibi, Esin
Afşar’ın tanıdığı, tanıştığı yüzlerce karakter
anılar denizinde dans ediyor. İnsana: “Kimler
varmış, kimler,”
dedirtiyor.
Yakın
tarihimizin yaşamını yeniden anımsamak ya da
öğrenmek isteyenler için vazgeçilmez bir kitap
“Yaşamımdan Esintiler.”
Tarafımdan
“Evrensel Kitap Eki” okurlarına hararetle
öneriliyor.
(*)Türkiye
İş Bankası Kültür Yayınları, 2008
|