"YAŞAMIMDAN ESİNTİLER"

1 view
Skip to first unread message

SANAT DÜNYASI

unread,
Dec 5, 2008, 7:02:07 AM12/5/08
to
 ÜSTÜN AKMEN'in
günlük EVRENSEL
GAZETESİNİN
BUGÜNKÜ SAYISINDA YER ALAN KÖŞESİNİN INTERNET BASKISI,
BİLGİ VE ARŞİVİNİZ İÇİN AŞAĞIDA SUNULMUŞTUR.
BU TÜR İLETİLERİMİZDEN RAHATSIZLIK DUYUYOR OLMANIZ HALİNDE,
GÖNDERİMİZİN AYNEN İADESİNİN YETERLİ OLACAĞINI HATIRLATIR, SAYGILARIMIZI SUNARIZ.
SANAT DÜNYASI
 
RESİM                        :  ESİN AFŞAR'IN FOTOĞRAFI VE KİTABIN KAPAĞI
RESİM ALTI YAZISI     :
Giriş sayfası yap | Favorilere ekle
Anasayfa
Güncel
Ekonomi
İşçi-Sendika
Politika
Bölge
Dünya
Kültür
Toplum-Yaşam
Medya
Mizah
Mektup
Spor
Dosya
Köşe Yazıları
Evrensel Hayat
Genç Hayat
İletişim
Bağlantılar
Arşiv
Metin Göktepe
Evrensel Avrupa
Aralık 2008
Pts
Sa
Ça
Pe
Cu
Cts
Pa
01
02
03
04
05
06
07
08
09
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
05/12/2008
GÖZLEMEVİ
Üstün Akmen

ESİN AFŞAR’DAN İKİNCİL ANI BİRİKİMİ: “YAŞAMIMDAN ESİNTİLER”

 

Kim ne derse desin, anı kitabı yazmak, giderek ülkemizde de bir edebiyat türü sayılmaya başlandı. Ama kimi anı kitabının neredeyse liselerde okutulan tarih dersi kitaplarının biçem ve içeriğinde olduğuna da utana sıkıla sıklıkla tanık olmaktayız. Bazı anı kitaplarıysa, ciddi bir edebiyat örneği veriyor okurlarına. Bu tür anı kitapları, hikâye ettiği dönemi, doğal olarak yazarının gözünden ve gönlünden aktarmış oluyor. Böylelikle tarihi bilgi misyonu da, yazar tarafından bir ölçüde yerine getirilmekte.

 

Ankara Devlet Konservatuvarı piyano bölümü mezunu olan tiyatro oyuncusu, ses sanatçısı, müzisyen Esin Afşar’ın ünlü opera sanatçıları Leyla Gencer, Maria Callas gibi isimlere öğretmenlik yapan Madam Hidalgo, Madam Böhm gibi ustalardan ses ve şan dersleri alarak, çocuk yaşlarda yaşamına yön verdiği pek bilinen bir gerçek. 1940'lı yıllarda piyanist olarak girdiği Devlet Tiyatrolarında, Muhsin Ertuğrul'un desteğiyle on iki yıl oyuncu olarak da görev yaptığını sanırım bilmeyeniniz yoktur. Derken, tam da Ankara Meydan Sahnesi'nde konuk oyuncu olarak çalışırken, yeniden müziğe yönelmesini, örneğin ben Esin Afşar’ın anılarına ortak olmazdan önce bilmiyordum. İlk yıllarda dönemin popüler müziği olan ve halk arasında "aranjman" olarak nitelendirilen Türkçe sözlü hafif müzik dalında çalışırken, Ruhi Su ile tanışarak çağdaş folk müziği türünde emek vermeye başladı, orası tamam, aklımda, hatta pek çoğumuzun anımsayacağı gibi bu akım üstünde ciddi anlamda söz sahibi de oldu.

 

Efendim sözün kısası; Esin Afşar, 40. sanat yılını kutlayacağı 2009 yılına günler kala, 1995 yılında yayımladığı “Anılar Yanıltır mı”dan sonra, anılarının ikinci bölümünü oluşturan “Yaşamımdan Esintiler(*)”i yayımladı. Her ne kadar “Anılar Yanıltır mı”, sanatçının çocukluğundan 1994 yılına uzanan yaşam öyküsünü kapsıyorsa da, yeni kitap “Yaşamımdan Esintiler”e, Esin Afşar ”Anılar Yanıltır mı”nın devamı niteliğini taşıttırmadı. İlk kitapta, belleğin “unutkanlık” süzgecine takılan anılarını da “Yaşamımdan Esintiler”e dahil edilince, 40 yıllık sanatsal serüvenin fotoğrafı eksiksiz tamamlanmış oldu. Esin Afşar bu kitabında da yaşadıklarını, başından geçenleri son derece sade bir dille anlatmakta, gözlemlerini sanatçı gözlüğüyle ve sanatçı titizliğinin imbiğinden geçirerek okuruna aktarmakta. 

 

Fransız Liberation Gazetesi’nin “Boğaziçi’nin Rengi” olarak, tanımladığı Esin Afşar, 1969’dan bu yana Avrupa ülkelerinden Uzakdoğu’ya, Amerika Birleşik Devletleri’nden Rusya ve Türk Cumhuriyetlerine kadar pek çok ülkede sanat elçisi olarak “meccanen” görev yaparken ün kazanan, ancak ününün altında asla ezilmeyen bir değerimiz.  Bu değer, kitabında sanatçı portesi yanı sıra evlat, kardeş, anne, anneanne sorumluluğunu duyumsayan aydın birey olarak da okur karşısına çıkmasıyla hiç kuşkum yok ki pekişiyor.


Hep söylüyorum, günlük tutmakla anı yazmak arasında özünde pek fark yok bence. “İlle de fark bul dersiniz,” diye bu satırları yazmazdan önce, oturup biçimsel farkı araştırdım. Vardığım sonuç şöyle: “Günlük” dediğimiz, insanın bir gün içinde ne yapıp ne ettiğini, yani gün içinde yaşanan serüvenlerini kapsayan bir şey. İçlerinde “münhasıran” yayımlanmak üzere kaleme alınmış olanları da oluyor. Hilmi Yavuz üstattan öğrenmiştim, bu amaçla kaleme alınmış günlüğe “Jumal Extim” denirmiş. Bir de, yazarın kendisi için aldığı notların yer aldığı günlük var ki, o da “Jumal Entim” olarak tanımlanıyor.

 

Pekiii… Esin Afşar’ın anıları hangi kategoriye giriyor?

 

Bilmem, bilemem.

 

Daha doğrusu, Esin Afşar’ın “Yaşamımdan Esintiler”i hangi kategoriye girer; kararı okura bırakmak amacıyla, bilerek ve isteyerek söylemem. 

 

Şaka bir yana, Esin Afşar’ın anılarını yazmasının kuşkusuz değişik nedenleri olabilir. Belki kayıt düşmek için yazmıştır, belki de ödeşmek için. Kim bilir? Belki de birilerini bağışlamak için! Esasında, bir anı kitabı pekâlâ “bağışlamak” amacıyla da yazılabilir, “bağışlanmak” amacıyla da... Neden olmasın? Olmaz olmaz yok! Ama benim kitabı okuduktan sonraki yorumum, Esin Afşar’ın “Anılar Yanıltır mı”dan sonra “Yaşamımdan Esintiler”i kendi gerçeklerini aktarmak için yazdığı yolunda.

 

Kitabı okumam sırasında sayfalar ilerlerken, Esin Afşar’ın yaşadıklarından yeni bir hayat çıkarmak için anılarını kaleme aldığını düşünmedim de değil hani! Pakistan’daki konser sonrasında “Yunus Emre-Mevlâna” albümünü imzalaması sayfalarına geldiğimdeyse, Andre Gide’in: “Anı yazmak ölümün elinden bir şeyler kurtarmaktır” şeklindeki lâfını yine ve de yeniden anımsadım. Hatta anı yazmaya Esin Afşar sayesinde yepyeni bir tanım getirerek, insanın anılarını sergilemesi eylemini, bir ruh halinin yansıması olarak nitelendirdim.   

 

Bir gerçek var ki, anı kitapları bir çeşit günah çıkarma ya da kişisel itiraflardan da oluşabiliyor. Oluşurken de kimi kereler kimi töreler bozuluyor, değerler yitiriliyor. Esin Afşar’ın kitabında kişisel itiraflar da var, tarihe ışık tutmak eğilimi de. Ama Esin Afşar’ın kişisel itiraflarında ya da tarihe ışıldak tutma görevi sırasında, etik değerlere sıkı sıkıya sarıldığı da dikkat çekiyor. Bir anlamda, gözetilmesi gereken etik kurallara harfiyen uyuyor. Görevi gereği, günün ya da dönemin koşulları gereği yaşadığı ve öğrendiği bazı bilgileri başkalarıyla paylaşıyor, hepsi o.

  
Evet… “Yaşamımdan Esintiler”de Esin Afşar Meg Sargent’ten Ruhi Su’ya; Yves Montand’dan Gina Lolobrigida’ya; Ali Özoğuz’dan Erkan Özakman’a; Muhsin Ertuğrul’dan Danny Kaye’e; Kerim Afşar’dan İhsan Sabri Çağlayangil’e; Yaşar Kemal’den Engelbert Humperdinck’e; Günseli Kato’dan Yıldız Kenter’e; Orhan Peker’den Jacques Brel’e dostlarını, dostlukları anlatıyor. Abidin Dino’dan, Ayla Algan’dan, Hasan Esat Işık’tan, Ivan Rebrov’dan, ünlü Azerbaycanlı kompozitör Fikret Emirof’dan, Safiye Ayla’dan, Muhsin Batur’dan, Fatoş Güney’den, İsmet İnönü’den, Erdal İnönü’den, Âşık Veysel’den, Örsan Öymen’den, Aziz Nesin’den Jean Michel’den anılarını damıtıyor. Kitabın sonuna eklenen dizinden de anlaşılabileceği gibi, Esin Afşar’ın tanıdığı, tanıştığı yüzlerce karakter anılar denizinde dans ediyor. İnsana: “Kimler varmış, kimler,” dedirtiyor.

 

Yakın tarihimizin yaşamını yeniden anımsamak ya da öğrenmek isteyenler için vazgeçilmez bir kitap “Yaşamımdan Esintiler.”

 

Tarafımdan “Evrensel Kitap Eki” okurlarına hararetle öneriliyor.

(*)Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2008

 

KÖŞE YAZILARI
GÜNCEL
Polisten kimlik sormak
Kamil Tekin Sürek
GERÇEK
Bize yeni bir strateji lazım!
İ. Sabri Durmaz
DURUM
Kaz, doldur!
Ahmet Yaşaroğlu
Anasayfa | Güncel | Ekonomi | İşçi-Sendika | Politika | Bölge | Dünya | Kültür | Toplum-Yaşam | Medya | Mizah | Mektup | Spor | Dosya | Köşe Yazıları
Evrensel Hayat | Genç Hayat
logo1.gif
rss2.gif
menu.gif
menug.gif
sgalt.gif
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages