|
|
|
|
12/12/2008
GÖZLEMEVİ
Üstün Akmen
|
DAHA NİCE YILLARA,
TİYATROMUZUN ONUR ABİDESİ… DAHA NİCE YILLARA
Bugün, Yıldız Kenter’in
profesyonel anlamda sahneye çıkışının altmışıncı
yıldönümü.
Yani altmışıncı yaş
günü
Yıl 12 Aralık 1948…
Yer Ankara Devlet
Tiyatrosu, oyun Shakespeare'in “On İkinci Gece”si…
Ogün bugündür
unutulmayan rollerin oyuncusudur
o…
Bin bir emekle açtığı
Kenter Tiyatrosu sahnesiyle Türk tiyatrosunun
gelişmesine katkı sağlayan bir
tiyatrocudur.
60 yılda 100’ün üstünde
oyun oynayıp, gene 100’e yakın oyun sahneleyen bir
tiyatro tutkunudur.
Sovyetler Birliği,
Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Almanya,
Hollanda, Danimarka, Kanada, Yugoslavya ve
Kıbrıs’ta İngilizce ve Türkçe oyunlar sergileyerek
Türk tiyatrosunun tanınmasına vesile olmuş
biridir.
Shakespeare, Çehov,
Brecht, Ionesco, Pinter, Albee, Tenessee Williams,
Alan Ayckbourn, Arthur Miller, Brian Freil, Neil
Simon, Athol Fugard, Sergey Kokovkin gibi pek çok
önemli dünya yazarını bizlerle tanıştıran bir
misyonerdir.
Kardeşi Müşfik Kenter
ve eşi Şükran Güngör ile kurduğu Kent Oyuncuları
Topluluğu’nda, 50 yıldır Türk ve dünya
tiyatrosunun önemli eserlerini sahneleyen bir
ustadır.
Melih Cevdet Anday,
Necati Cumalı, Güner Sümer, Adalet Ağaoğlu, Zeki
Özturanlı, Refik Erduran, Güngör Dilmen, Muzaffer
İzgü gibi pek çok Türk yazarının da oyunlarını
sahneye koyan, oynayandır.
40 yıldır
konservatuardaki sahne hocalığıyla yüzlerce
tiyatrocunun yetişmesini sağlayandır.
Tiyatroya adanmış
tutkulu bir yaşamın kahramanıdır.
Sanatındaki başarıları
ve topluma karşı sorumlu sanatçı kimliğiyle yaşamı
boyunca zirvede alnının akıyla oturandır.
Sahne üzerinde hem
ardışık, hem de fevkalade mantıklı, görülesi
oyunlar çıkaran gerçek
“Diva”dır.
Oyunlarında ardı ardına
mantıklı, fiziksel ve basit psikolojik yönelimler
dizisini teker teker gözden geçirdikten,
biçimlendirdikten sonra seyircisine aktarandır.
Sahne üzerinde bütün
fiziksel ve basit psikolojik yönelimleri, çizilen
karakterlerin özlemlerine ve aksiyonlarına denk
düşecek biçimde kusursuz olarak koruyanların
başıdır.
Hep parlayan bir
yıldızdır.
Bir duayen, bir tiyatro
savaşçısıdır.
Rolün yaşama sürecini
oluştururken, duygularında art ardalığa ve mantığa
yer veren enderlerdendir.
Hem fiziksel hem de
psikolojik yönelimlerini belli bir içsel bağ ile
duygu ardıllığı, aşamalığı ve de mantığıyla
birbirine bağlamasını bilen olağanüstü bir
yetenektir.
Bu toplum için bir
nimettir...
O halde Yıldız Kenter
ne isterse, canı neyi çekerse oynamalı, hatta
artık gişe endişesi çekmeyecek oyun bile
seçmelidir.
Tiyatrosever de,
tiyatrocu da, yurdun dört bir yanındaki tiyatro
öğrencileri de sadece bir kez değil, çok kere
olanaklar yaratıp, Yıldız Kenter’i her ne oynarsa,
ama ne oynarsa oynasın seyretmelidir.
Seyretmelidir ki, sahne
üstündeki tüm fiziksel ve psikolojik yönelimleri,
çizilen karakterin özlemlerine ve aksiyonlarına
denk düşecek biçimde kusursuz olarak korumak ne
mene bir işmiş görsünler.
Seyretsinler ki,
duyguları ifade etmenin gözlerden sonraki aksiyon
merkezleri nereleridir öğrensinler.
Erbaplar, “yüz
gözlerden daha az inceliklidir” derler ya!
Erbaplar istedikleri
kadar desinler.
İsteyenler gelsinler,
bilinçaltının ve üst bilincin iletilerini
aktarmada, yüz ve mimiklerin nasıl daha somut ve
yeterli derecede belagatli olduğunu Yıldız
Kenter’de görsünler.
Öğrensinler.
Buraya kadar
yazdıklarımda, bırakın yalanı riyayı; tek abartı
varsa, o zaman, her zaman olduğu gibi yazımı
okumaksızın arkamdan konuşan ya da okuduğunu
anlamayan “ezberci” dostlar(!) ağız birliği edip:
“Altmışıncı
sanat yılında seni altmış kere Yıldız Kenter
çarpsın,” diye beddua
etsinler.
Ne derlerse
desinler…
Ama bıraksınlar artık
“laf-ı güzaf”ı.
Yıldız Kenter’in
sahnelerdeki olağanüstü altmış yılı önünde
saygıyla eğilsinler…
Bir tiyatrocunun nasıl
saygın olabileceğini öğrenmek uğruna az buçuk çaba
sarf etsinler.
Yıldız Kenter’i örnek
edinsinler.
Yıldız Kenter’i
öğrensinler.
Yıldız Kenter kere
Yıldız Kenter elde etmek öyle kolay iş
değil!
Önce hak
etsinler. |