YARGITAY
16. Hukuk Dairesi 2009/5504 E.N , 2009/9066 K.N.
İlgili Kavramlar
TİCARETİ TERK HÜKÜMLERİNE MUHALEFET
İçtihat Metni
Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan sanıklar M....
K....., Ü....... K....., M.... Ş..... ve Ş... K.....'in ayrı ayrı
İİK'nun 337/a maddesi gereğince 3'er ay hapis cezasıyla
cezalandırılmalarına karar verilmiş; hüküm yasal süresi içerisinde
sanıklar vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay
C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya daireye
gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
31.01.2008 tarihinde sanıkların yokluklarında verilen ve ayrı ayrı
üçer ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ilişkin hükme yönelik
olarak vekilleri aracılığıyla Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına
gönderilmek üzere İcra Mahkemesine sunulan 11.06.2008 tarihli dilekçe
ile;
Antalya 1. İcra Mahkemesince 2007/2433 esas ve 2008/220 sayılı
kararıyla ticareti usulsüz terk suçundan kurulan hüküm süresinde
itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşmiş olsa da, anılan hükmün
Tebligat Yasasına aykırı olarak tebliğ edildiğinden bahisle eski hale
getirme talebinin kabulü isteminin, temyiz kanun yoluyla tabi suç
hakkında itiraz kanun yoluna başvurması istemini içermesi karşısında
dilekçenin temyiz istemine ilişkin ve inceleme makamının Dairemiz
olduğu anlaşılmakla, Antalya 2. İcra Mahkemesince talebin yargılamanın
yenilenmesi olarak kabulü sonucu yapılan işlemler ile 04.02.2009 gün
2007/2433 esas ve 2008/220 sayılı yargılamanın yenilenmesinin reddine
ilişkin kararı yok hükmünde kabul edilmiş ve ayrıca sanıkların
mahkumiyetine yönelik olarak yokluklarında verilen 31.01.2008 tarihli
hükümde CMK'nun 232/6. maddesi gereğince yasa yolu başvuru süresinin
gösterilmemesi sebebiyle, sanıkların 11.06.2008 tarihinde vekilleri
aracılığıyla verdikleri eski hale getirme talepli temyiz isteminde
temyiz süresinin Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca öğrenme ile
başladığının ve temyiz talebinin süresinde olduğunun kabulüyle
31.01.2008 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesi
sonucunda;
Müşteki vekili 21.05.2007 havale tarihli şikayet dilekçesiyle;
borçlular Ş... K..... Ltd. Şti ve Elmalı Plastik Ltd. Şti. haklarında
yapılan takibin, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan
tebliğle kesinleştiğini şirketin ticareti terk etmesine rağmen şirket
yetkililerinin İİK'nun 44. maddesi gereğince mal beyanında
bulunmadıklarını ileri sürerek, İİK'nun 337/a maddesi gereğince
cezalandırılmalarına karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece yapılan
yargılama sonucunda; Borçlu Şirketler hakkında takibin kesinleştiğini,
sanıkların yetkilisi olduğu borçlu şirketin gerek yasal ikametgah
adresinde gerekse başka bir adreste faaliyetlerini sürdürmediği,
ticareti terk ettiği kabul edilen şirketle ilgili olarak sanıkların 15
günlük yasal süre içerisinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu Ticaret Sicil
memurluğuna bildirmedikleri gerekçesiyle sanıkların
cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 44. maddesinin 1. fıkrasında, "Ticareti terk
eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret
siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim
ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur.
Keyfiyet ticaret sicil memurluğunca ticaret sicili ilanlarının
yayınlandığı gazetede ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve
münasip vasıtalarla ilan olunur. İlan masraflarını ödemiyen tacir
beyanda bulunmamış sayılır." hükmü ile ticareti terk eden tacirin
yapması gereken yükümlülüğü belirlenmiş, aynı Yasanın 337/a maddesinde
ise 44. maddedeki yükümlülüğe aykırı davranmanın yaptırımı da,
"Ticareti terk edenlerin cezası" başlığı altında, "44 üncü maddeye
göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren
veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz
veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları
üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikayeti
üzerine, üç yıldan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar
görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez." şeklinde
düzenlenmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 44. maddesindeki mükellefiyet münhasıran
tacirler için öngörüldüğüne göre, uyuşmazlık, kimlerin tacir
sayılacakları, bir başka anlatımla "ticaret şirketini temsile yetkili
ortağın veya bu konuda yetki verilen şirket müdürünün" İcra ve İflas
Kanunu'nun 44. ve 337/a maddelerinin uygulanması açısından tacir
sayılıp sayılmayacaklarına ilişkindir.
Kimlerin tacir olduğu 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 14.
maddesinde; "Bir ticari işletmeyi, kısmen dahi olsa kendi adına
işleten kimseye tacir denir.
Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair
ilan vasıtalarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline
kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye
başlamamış olsa bile tacir sayılır.
Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket
veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan, diğer bir
şirket adına (ortak sıfatıyla) muamelelerde bulunan kimse, hüsnüniyet
sahibi üçüncü şahıslara karşı tacir gibi mesul olur."
Biçiminde düzenlenmiş olup, bunun yanında ayrıca aynı Yasa'nın 18.
maddesindeki, "Ticaret şirketleriyle, gayesine varmak için ticari bir
işletme işleten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi
hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde
işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi amme hükmi şahısları
tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılırlar."
Hükmü ile de diğer tacir sayılanlar gösterilmiştir.
Diğer taraftan anılan Kanun'un 136. maddesinde de ticaret
şirketlerinin nev'ilerinin; kolektif, komandit, anonim, limited ve
kooperatif şirketlerinden ibaret olduğu belirtilmiştir. Yukarıda
sayılan ticaret şirketleri yönünden Türk Ticaret Kanunu'ndaki
düzenleme incelendiğinde, bunlar için ticareti terk hususu değil,
bunun yerine infisah ve tasfiyeleri öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Eş
anlatımla Türk Ticaret Kanunu'nun 136. maddesinde sayılan şirketlerde
ticareti terk değil, ortaklık ilişkisi sona erdirilmektedir.
Anılan şirketlerin her biri için infisah ve tasfiye yolu ayrı ayrı
gösterilmiştir. Tasfiye sırasında ticaret şirketinin alacak ve
borçları belirlenir ve borçlar ödendikten sonra kalan mevcudu, esas
mukavelede aksine bir hüküm olmadıkça, pay sahipleri arasında
ödedikleri sermayeler ve paylara bağlı olan imtiyaz hakları nispetinde
dağıtılır, tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret
unvanının sicilden terkini tasfiye memurları tarafından sicil
memurluğundan talep olunur. İş bu talep üzerine terkin keyfiyeti
tescil ve ilan olunmakla ticaret şirketinin tüzel kişiliği sona ermiş
olur. Tasfiye süreci ile tüzel kişilik sona erdirildiğinden terkin
işlemi sırasında ticaret sicil memurluğuna İcra ve İflas Kanunu'nun
44. maddesine göre bir mal beyanında bulunulması da söz konusu
değildir. Terkin işleminden sonra ticaret şirketinden alacağı
bulunduğunu iddia eden bir alacaklı bu alacağını ancak terkin edilen
ticaret şirketini yasaya göre ihyasını sağlamak suretiyle tahsil
edebilecektir.
Açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, ticaret şirketleri
açısından, bunların müdürleri veya yetkililerinin, İcra ve İflas
Kanunu'nun 44. maddesi ile getirilen mal beyanında bulunma yükümlülüğü
bulunduğunu söylemek kanunu zorlama olacaktır. Hal böyle olunca, Türk
Ticaret Kanunu'nun 136. maddesinde sayılan kolektif, komandit, anonim,
limited ve kooperatif şirketlerinin müdür veya yetkilileri yönünden
İcra ve İflas Kanunu'nun 337/a maddesinde yaptırıma bağlanan ticareti
terk suçunun işlenmesi mümkün olmadığı gözetilmeden sanıkların
beraatleri yerine cezalandırılmalarına karar verilmesi isabetsiz
olduğundan temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün
isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 28.12.2009 gününde oybirliğiyle
karar verildi.
--
Dr.iur.Özcan Günergök
https:
twitter.com/gunergok
www.gunergok.com
www.fotoen.com
www.benfenerbahceyim.com