UYUŞMAZLIK
Hukuk Bölümü 2011/238 E.N , 2012/63 K.N.
Özet
DAVACILARA AİT TAŞINMAZLARIN İMAR PLANINDA ÇOCUK BAHÇESİ ALANINDA VE
YEŞİL ALANDA KALMASINDAN DOLAYI UĞRANILAN ZARARIN TAZMİNİ İSTEMİYLE
AÇILAN DAVANIN İDARİ YARGI YERİNDE ÇÖZÜMLENMESİ GEREKTİĞİ HK.
İçtihat Metni
O L A Y : Davacılar vekili, Müvekkillerinin hissedarı oldukları
İstanbul ili, Bağcılar İlçesi, Fevzi Çakmak Mahallesi 1033 ada, 13 ve
14 parsel sayılı taşınmazların 1/1000 ölçekli uygulama imar planında
park alanı olarak ayrıldığını, 1987 yılından bu yana çok uzun süredir
park alanı olarak düzenleme yapılmadığını ve kamulaştırılmadığını,
taşınmazda inşaat yapma olanağı bulunmadığından kamulaştırmasız el
atma şartlarının oluştuğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay
Beşinci Hukuk Dairesi kararlarında, taşınmaza fiilen el atılmasa da
imar planı gereğinin uzun yıllar yerine getirilmemesi halinde
kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabul edildiğini
öne sürerek kamulaştırmasız el atma nedeniyle, metrekare ve değer
yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; dava
tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte şimdilik
10.000,00 TL'nin davalı Belediyeden tahsiline, bedeli ödenen
kısımların davalı lehine tapudan terkinine karar verilmesi istemiyle,
25.03.2011 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.
Davalı vekilince, süresinde verilen ilk itiraz dilekçesinde, müvekkili
idarenin idari niteliği ve varsa eylemlerinin de idari eylem niteliği
taşıdığı ileri sürülerek görev itirazında bulunulmuştur.
BAKIRKÖY 3.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 27.05.2011 gün ve E:2011/160 sayı
ile, davalı vekilinin yargı yolu itirazının, dava konusunun gerek
Kamulaştırma Kanunu gerekse İmar Kanunu uyarınca adli yargının görevi
kapsamında kalması nedeniyle reddine karar vermiştir.
Davalı Belediye Başkanlığı vekilinin, idari yargı yararına olumlu
görev uyuşmazlığı çıkartılması yolunda süresi içinde verdiği dilekçesi
üzerine, dava dosyasının onaylı bir örneği Danıştay Başsavcılığı'na
gönderilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Uygulama ve Öğreti'de, kamu idarelerinin, kamu
hizmetinin yürütümü sırasında, kamu gücü kullanarak tek yanlı irade
açıklamalarıyla yapmış oldukları işlemlerin, "idari işlem"; herhangi
bir işlem ya da karara dayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddi
faaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizliklerinin de, "idari
eylem" olarak tanımlandığı; bu tanıma göre; idarelerin 3194 sayılı
İmar Kanununun 8'inci maddesi uyarınca tek yanlı irade açıklamaları
ile tesis ettikleri, genel ve düzenleyici imar planları ile bu
planlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma, ruhsat
gibi bireysel işlemlerin, "idari işlem"; bu imar planı uyarınca yapmak
zorunda oldukları program ve uygulamaları, bunun için gerekli zamanda
gerçekleştirmemeleri; yani, bu konudaki hareketsizliklerinin de, idari
eylem niteliği taşıdığı; her ne kadar, uyuşmazlık konusu parsellerin
16.03.2001 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli revizyon imar planlarında
"ağaçlandırılacak alan", 19.10.2004 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli
uygulama imar planında "yeşil alan", 15.9.2008 onay tarihli 1/1000
ölçekli uygulama imar planında ise çocuk bahçesi alanı olarak ayrılmış
olması nedeniyle ve imar uygulama işlemi ile çocuk bahçesinden yer
tahsis edilmiş bulunduğu iddiasıyla söz konusu taşınmazların
bedellerinin tazminat olarak ödenmesi istemiyle açılan davada, davanın
hukuksal dayanağı olarak, kamulaştırmasız el atma gösterilmiş ve dava
dilekçesine eklenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da, imar
planında ilköğretim tesisi alanına ayrılan taşınmaz yönünden
kamulaştırmasız el atma olgusunun varlığı kabul edilmiş; yine, davacı
tarafından dosyaya sunulan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, 3194
sayılı Kanun'un 18'inci maddesine göre yapılan uygulamada davacıya
tahsis edilen imar parselinin, imar planında lise alanı olarak
ayrılması halinde kamulaştırmasız el atma koşullarının gerçekleştiği
yönündeki mahkeme direnme kararı yerinde bulunmuş ise de; davacıların
mülkiyet hakkına getirilen kısıtlama, yukarıda açıklandığı üzere,
genel ve düzenleyici işlem olan imar planlarında ilgili taşınmazların
sırasıyla ağaçlandırılacak alan, yeşil alan ve çocuk bahçesi alanı
olarak gösterilmesinden, bu planlarda öngörülen kamulaştırma
programlarının zamanında yapılmamasından ve imar uygulaması işleminden
kaynaklandığında ihtilaf bulunmadığından; bu kısıtlama ve
hareketsizlikten doğan zararın da idari işlem ve eylemden
kaynaklandığının kabulünün gerektiği; bu bakımdan; davanın, 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1'inci
fıkrasının (b) bendinde yer alan yer alan "İdari eylem ve işlemlerden
dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam
yargı davaları," hükmü gereğince idari yargı yerinde görülmesinin
gerektiği; açıklanan nedenle, 2247 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi
uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanın Uyuşmazlık
Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa'nın 13. maddesine göre Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcısı'nın da yazılı düşüncesi istenilmiştir.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; Davacıların, İstanbul ili, Bağcılar
ilçesi, Fevzi Çakmak Mahallesi 1033 ada 13 ve 14 parsel sayılı
taşınmazlarının 1/1000 ölçekli uygulama imar planında park alanı
olarak ayrılması sonucu mülkiyet hakkını kullanamadığı, kamulaştırma
yapılmadan beklenmesine rağmen imar plan değişikliği sonucu mülkiyet
hakkı kullanımının engellenmesi sonucu hukuken kamulaştırmasız el atma
koşullarının gerçekleşmesi nedeniyle tazminat talep ettiği davada;
davalı idare tarafından görev itirazında bulunulması üzerine olumlu
görev uyuşmazlığı çıkarıldığının anlaşıldığı; Anayasa'nın 125/son
madde ve fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan
zararı ödemekle yükümlü bulunduğunun kurala bağlandığı; 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesi gereğince idari eylem
ve işlemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılan tam yargı
davalarının idari dava türleri arasında sayıldığı; dava konusu
uyuşmazlıkta, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında bir
işleminin bulunmaması karşısında, davanın anılan Kanun'un 14.
maddesinde işaret edilen bedel artırma davası niteliğinde olduğunun
kabulüne olanak bulunmadığı; uyuşmazlık konusu işlemin, 15/09/208 onay
tarihli 1/1000 ölçekli imar planında çocuk parkı alanı olarak
bırakıldığı, dava tarihine kadar herhangi bir kamulaştırma işlemi ya
da fiilen el atmanın bulunmadığı, davaya konu idari eylemin, 3194
sayılı İmar Kanunu'nun arazi ve arsa düzenlenmesine ilişkin 18.
maddesinin uygulamasından kaynaklanmakta olduğu, imar planı ve buna
dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik
bulunan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 2/1-b maddesinde yer alan idari
eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haktan doğrudan zarar görenler
tarafından açılan tam yargı davaları kapsamında idari yargı yerinde
çözümlenmesinin gerektiği; bu nedenle, Danıştay Başsavcılığının 2247
sayılı Yasa'nın 10. maddesi gereğince yapmış olduğu başvurunun kabulü
ile Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/179 esas sayılı
görevlilik kararının kaldırılmasına karar verilmesinin gerektiği
yolunda yazılı düşünce vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü'nün, Serdar ÖZGÜLDÜR'ün
Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR, Sıddık
YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU'nun
katılımlarıyla yapılan 09.04.2012 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247
sayılı Yasa'nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı
idarenin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak
yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre
içinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısı'nca, 10.
maddede öngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı
anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından
görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar
verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK'in, davanın
çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki
belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay
Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı Mehmet
AKKAYA'nın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü
açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, Davacıların, İstanbul ili, Bağcılar İlçesi, Fevzi Çakmak
Mahallesi 1033 ada, 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazlarına, imar
planında park alanı olarak ayrılmak suretiyle kamulaştırmasız el
atıldığından bahisle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla;
dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte şimdilik
10.000,00 TL'nin davalı idareden tahsili istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun"Planların hazırlanması ve yürürlüğe
konulması" başlıklı 8. maddesinde; "Planların hazırlanmasında ve
yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur.
a) Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini,
yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin
ve alt yapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak bölge
planlarını, gerekli gördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı yapar
veya yaptırır.
b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana
gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına
uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım
ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya
yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. (Değişik
dördüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden
itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve
ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı
olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz
edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen
itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek
kesin karara bağlar.
Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planlar
valilik veya ilgilisince yapılır veya yaptırılır. Valilikçe uygun
görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girer. (Değişik üçüncü cümle:
8/8/2011- KHK-648/21 md.) Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit
edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay
süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde
planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilik
itirazları ve planları onbeş gün içerisinde inceleyerek kesin karara
bağlar.
Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir.
Kesinleşen imar planlarının bir kopyası, Bakanlığa gönderilir.
İmar planları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idarelerin
görevidir. Belediye Başkanlığı ve mülki amirlikler, imar planının
tamamını veya bir kısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getirip
çoğaltarak tespit edilecek ücret karşılığında isteyenlere verir.
c) (Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve
Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsal amaç
dışında kullanılmak üzere plânlanamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasında bulunan Bağcılar Belediye Başkanlığı, Plan ve Proje
Müdürlüğünün 27.04.2011 gün ve 2715 sayılı yazısının incelenmesinden;
davaya konu edilen İstanbul ili, Bağcılar İlçesi, Fevzi Çakmak
Mahallesi 1033 ada, 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazların, 16.03.2001
onay tarihli 1/1000 ölçekli Revizyon İmar Planında ağaçlandırılacak
yeşil alan fonksiyonunu sürdürdüğü, bu plana istinaden yapılan
19.10.2004 onay tarihli 1/1000 ölçekli Revizyon İmar Planında söz
konusu parsellerin yeşil alanda kaldığı, mer'i plan olan 18.04.2008
onay tarihli 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında ve bu plana istinaden
hazırlanan 15.09.2008 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar
Planında yeşil alanda kaldığı ifade edilmiş; aynı Müdürlüğün 30.3.2011
gün ve 1908 sayılı yazısında söz konusu parsellerin imar planında
çocuk bahçesi alanında kaldığı anlaşılmıştır.
Olayda, imar planının uygulaması sonucu, uyuşmazlığa konu parsellerin
imar planında
park alanında kaldığı, uzun süredir park alanı olarak düzenleme
yapılmadığı, kamulaştırılmadığı, taşınmazda inşaat yapma olanağı
bulunmadığı; kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazın bedelinin
ödenilmesi gerektiğinin iddia edildiği; davanın konusunun, davalı
idarece 3194 sayılı Kanunu uyarınca kamu gücü kullanılarak tek yanlı
irade ile yapılan imar planlarında yeşil alan olarak yer alan
davacılara ait taşınmazın bedelinin tazminine ilişkin bulunduğu
anlaşılmış olup, belirtilen duruma göre, imar planı ve buna dayalı
imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunan
davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde
yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan
muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında idari
yargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, Danıştay Başsavcısı'nın başvurusunun kabulü ile
Bağcılar Belediye Başkanlığı vekilinin görev itirazının, Asliye Hukuk
Mahkemesince reddine ilişkin kararın kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle
Danıştay Başsavcısı'nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, davalı vekilinin
GÖREV İTİRAZININ REDDİNE İLİŞKİN Bakırköy 3. Asliye Hukuk
Mahkemesi'nin 27.05.2011 gün ve E:2011/160 sayılı KARARININ
KALDIRILMASINA, 09.04.2012 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar
verildi.
--
Dr.iur.Özcan Günergök
https:
twitter.com/gunergok
www.gunergok.com
www.fotoen.com
www.benfenerbahceyim.com