9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 88. maddesinin ikinci fıkrasının sonuna 17.7.2003 günlü, 4949 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle eklenen cümlede yer alan "... alacaklının muvafakatı ve..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİN

9 views
Skip to first unread message

Özcan Günergök

unread,
Jun 4, 2012, 8:47:54 AM6/4/12
to lucern...@googlegroups.com
ANAYASA MAH.
İptal Davaları/İtiraz Başvurul 2010/90 E.N , 2012/4 K.N.


İçtihat Metni

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından

Esas Sayısı : 2010/90

Karar Sayısı : 2012/4

Karar Günü : 12.1.2012

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Serik İcra Hukuk Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU : 9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun
88. maddesinin ikinci fıkrasının sonuna, 17.7.2003 günlü, 4949 sayılı
İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21.
maddesiyle eklenen cümlede yer alan "alacaklının muvafakatı ve"
ibaresinin Anayasa'nın 2., 13. ve 35. maddelerine aykırılığı savıyla
iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.

I- OLAY

Tarafı olmadığı icra takibinde, elinde bulundurduğu ve kendisine ait
olduğunu iddia ettiği mallar, icra müdürlüğü tarafından haczedilen
üçüncü kişinin, açtığı istihkak davasında, itiraz konusu kuralın
Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için
başvurmuştur.

II- İTİRAZIN VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN GEREKÇELERİ

A- İtiraz başvurusunun gerekçe bölümü şöyledir :

"İ.İ.K.'nun 88/2. maddesinin üçüncü cümlesi "üçüncü şahsın elinde
bulunan taşınır mallar haczedilince, alacaklının muvafakati ve üçüncü
şahsın kabulü halinde üçüncü şahsa yedi emin olarak bırakılır."
hükmünü içermektedir. Bu maddeye göre alacaklı muvafakat etmez ise
üçüncü şahıs elinde haczedilen mallar muhafaza altına alınacaktır.
Zira bu konuda haczi yapan icra memurunun herhangi bir takdir ve
yetkisi yoktur. Dolayısıyla alacaklı veya vekilinin borçluya ait
olduğunu iddia ettiği, borç ile hiç ilgili olmayan üçüncü kişilerin
malları haczedilerek muhafaza altına alınması mümkün olmaktadır.
Esasen üçüncü kişilerin elinde haczedilen mallar ile ilgili istihkak
iddiasına itirazın nasıl olacağı İ.İ.K'nun 99. maddesinde
düzenlenmiştir. Bu maddeye göre alacaklı üçüncü kişinin elinde bulunan
bir mal haczedilince üçüncü kişi istihkak iddiasında bulunursa, icra
müdürü alacaklıya merci hakimliğine dava açması için yedi günlük süre
verir, bu süre içerisinde dava açılmaması durumunda, üçüncü kişinin
istihkak iddiası kabul edilmiş sayılır. Bu maddede görüldüğü gibi
esasen üçüncü kişi elinde mal haczedilince istihkak davası açma
külfeti ve hacizli malın borçluya ait olduğunu ispat külfeti
alacaklıdadır. Ancak 88/2. maddenin itiraz yoluna başvurulan
kelimeleri nedeni ile alacaklının talebi üzerine borç ile hiç ilgili
olmayan üçüncü kişinin malları haczedilmektedir. Malları haczedilen
üçüncü kişi dava açma külfeti alacaklıya ait olmasına rağmen mallarını
biran önce alabilmek için alacaklının dava açmak için yedi günlük
süresini beklememekte istihkak davasını da kendisi açmaktadır. Bu
nedenle iptal yoluna başvurulan kelimeler istihkak iddiasına itiraz
başlığını düzenleyen İ.İ.K'nun hükümlerini uygulanmaz hale
getirmektedir. Bunların dışında itiraz yoluna başvurulan kelimeler
nedeni ile üçüncü şahıs zilyetliğinde bulunan zilyetlik karnesi ile
korunun ve borç ile hiçbir alakası olmayan üçüncü şahsa ait menkul
mallar haczedilerek muhafaza altına alınabilmekte, alacaklı tarafından
malların borçluya ait olduğuna dair herhangi bir dava açarak bu husus
ispatlaması gerekirken böyle bir dava açmadan üçüncü kişilerin
mülkiyet hakkına dokunulmaktadır. Bu tür uygulama Cumhuriyetin
niteliklerini belirleyen Anayasanın 2. maddesinde belirtilen hukuk
devleti ilkesi ile kesinlikle bağdaşmamaktadır. Ayrıca Anayasanın 13.
maddesine göre temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması ancak
Anayasasının ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerine bağlı olarak
ve ancak kanunlarla sınırlandırılabilir. Bu sınırlamalar Anayasanın
sözüne, ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin
gereklerini ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz, itiraz yoluna
başvurulan kelimeler tamamen Anayasanın 13. maddesine aykırı şekilde
mülkiyet hakkını sınırlamaktadır. Ayrıca itiraz yoluna başvurulan
kelimeler Anayasanın mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesine de
aykırıdır.

Yukarıda belirtilen gerekçe ve yüksek mahkemece resen nazara alınacak
diğer gerekçeler ile itiraza konu 2004 sayılı İ.İ.K'nun 88/2.
maddesinin üçüncü cümlesinde geçen "alacaklının muvafakati ve"
kelimelerini Anayasanın 2, 13 ve 35. maddelerine aykırı olması
nedeniyle Anayasanın 152. maddesi gereğince; iptaline karar verilmesi
arz olunur."

B- Yürürlüğün durdurulması isteminin gerekçesi şöyledir :

"Mahkememiz tarafından İ.İ.K.'nun 88/2. maddesinin "alacaklının
muvafakatı ve" kelimelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiası ile
iptali için başvuruda bulunulmuştur. Ancak bu maddenin halen
yürürlükte olması ve iptal başvurusunda belirtilen gerekçeler ile
üçüncü kişilerin halen mağduriyetine sebep olması nedeni ile aynı
zamanda bu yasanın iptal yoluna başvurulan "alacaklının muvafakatı ve"
kelimelerinin yürütmesinin de durdurulmasına karar verilmesi arz
olunur."

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun, itiraz konusu
ibareyi de içeren 88. maddesi şöyledir:

"Haczolunan paraları, banknotları, hamiline ait senetleri, poliçeler
ve sair cirosu kabil senetlerle altın ve gümüş ve diğer kıymetli
şeyleri icra dairesi muhafaza eder.

Diğer taşınır mallar masrafı peşinen alacaklıdan alınarak münasip bir
yerde muhafaza altına alınır. Alacaklı muvafakat ederse istenildiği
zaman verilmek şartiyle muvakkaten borçlu yedinde veya üçüncü şahıs
nezdinde bırakılabilir. (Ek son cümle: 17/7/2003-4949/21 md.) Üçüncü
şahsın elinde bulunan taşınır mallar haczedilince, alacaklının
muvafakatı ve üçüncü şahsın kabulü hâlinde üçüncü şahsa yediemin
olarak bırakılır.

İcra dairesi üçüncü bir şahsa rehnedilmiş olan malları da muhafaza
altına alabilir. (Ek cümle: 17/7/2003-4949/21 md.) Ticarî işletme
rehni kapsamındaki taşınırlar ise, icra dairesince satılmalarına karar
verilmesinden sonra muhafaza altına alınabilir. Bu mallar paraya
çevrilmediği takdirde geri verilir.

(Ek fıkra: 6/6/1985 - 3222/11 md.;Değişik: 17/7/2003-4949/21 md.)
Adalet Bakanlığı, mahcuz malların muhafazası için uygun göreceği
yerlerde depo ve garaj açabileceği gibi; Adalet Teşkilâtını
Güçlendirme Vakfına da açtırabilir veya işletme hakkını verebilir. (Ek
cümleler: 14/7/2004-5219/4 md.) Alınacak depo ve garaj ücretleri
Adalet Bakanlığınca belirlenir. Bu yerlerin çalışma esas ve usulleri
yönetmelikte gösterilir.

(Ek fıkra: 6/6/1985 - 3222/11 md.;Değişik: 17/7/2003-4949/21 md.) İcra
dairesi, depo ve garajlarda ve yediemin olarak kendisine hacizli malın
bırakılmış olduğu üçüncü kişilerde saklanıp da hukuken artık
muhafazasına gerek kalmayan malı, vereceği uygun süre içinde geri
almasını ilgililere re'sen bildirir. Verilen süre içinde eşya geri
alınmazsa, icra müdürü tetkik merciinin kararı ile taşınır mal
satışlarına ilişkin hükümler uyarınca bunları satar. Elde edilen
miktardan muhafaza ve satış giderleri ödenir. Artan miktar 9 uncu
madde hükmüne göre muhafaza olunur. Bu konuda ortaya çıkan ihtilâflar
tetkik mercii tarafından basit yargılama usulüne göre çözülür."

B- Dayanılan Anayasa Kuralı

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 13. ve 35. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi'nin İçtüzüğünün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ,
Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet
ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,
Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi
DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI'nın katılımlarıyla 7.12.2010 gününde
yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından
işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin esas
inceleme aşamasında karara bağlanmasına, oybirliğiyle karar
verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu
Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile
diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:

A- Anlam ve Kapsam

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na göre, haciz işleminin konusunu,
borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki
alacakları ve diğer malvarlığı hakları oluşturur. Haczedilecek malın
üçüncü kişinin elinde olması haciz yapılmasına engel değildir. Haciz
işlemi sırasında borçlunun elinde bulunan malların yanında, üçüncü
kişi elinde bulanan ancak borçluya ait olduğu iddia edilen mallar da
haczedilebilir. Üçüncü kişinin kendisine ait olduğunu iddia etmesine
rağmen yasal zorunluluk nedeniyle bu mallar haczedilebilir ancak
istihkak iddiası haciz tutanağına yazılır. Açılacak istihkak davası
ile malların mülkiyetinin kime ait olduğu belirlenir.

Mülkiyet sahibi belirleninceye kadar haczedilen malların muhafazası
usulü, itiraz konusu kuralı da içeren 88. maddede düzenlenmiş,
haczedilen taşınır malların türüne göre hangi tedbirlerin uygulanacağı
belirtilmiştir.

4949 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile eklenen itiraz konusu kural
uyarınca kıymetli evrak dışındaki diğer taşınır mallar, masrafı
alacaklıdan peşin alınarak, uygun bir yerde saklanabileceği gibi
alacaklı izin verdiği takdirde, istendiği zaman geri verilmek koşulu
ile geçici olarak borçlu ya da üçüncü kişiye yediemin olarak da
bırakılabilir. Alacaklı muvafakat etmez ise üçüncü kişinin hak iddia
ettiği ve elinde bulundurduğu mallar haczedildikten sonra üçüncü kişi
elinde bırakılamayacak, elinden alınarak ya başka birine yediemin
olarak bırakılacak ya da muhafaza altına alınacaktır. İcra
görevlisinin bu konuda takdir hakkı bulunmamaktadır. Üçüncü kişi,
elinde bulunan mallar hakkında haciz sırasında istihkak iddiasında
bulunsa ve bu iddia haciz tutanağına yazılsa dahi, alacaklının
muvafakatı olmadığı sürece, bu mallar yediemin olarak üçüncü kişi
elinde bırakılamayacaktır.

B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

Başvuru kararında, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 88. maddesinin
2. fıkrasının üçüncü cümlesine göre alacaklı muvafakat etmez ise borç
ile ilgisi olmayan üçüncü kişilerin mallarının haczedilerek muhafaza
altına alınmasının mümkün olduğu ayrıca üçüncü kişilerin, dava açma
külfeti alacaklıya ait olmasına rağmen mallarını kurtarabilmek için
dava açmak zorunda kaldıkları, iptali istenen ibare nedeniyle malı
elinde bulunduran üçüncü kişilerin lehine karine getiren 2004 sayılı
Kanun hükümlerinin uygulanamaz hale geldiği, itiraza konu kuralın,
hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı, mülkiyet hakkının
kullanılmasını hukuka aykırı olarak kısıtladığı, bu nedenlerle
Anayasa'nın 2., 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına
dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve
işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni
kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan,
Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,
yargı denetimine açık olan devlettir.

Hukuk devletinin en temel unsurlarından birisi olan hukuki güvenlik
ilkesi, bireyleri keyfi yönetimlere ve belirsizliklere karşı korumak
için hukuk kurallarının açık, anlaşılabilir ve öngörülebilir olmasını
gerektirir. Hukuki güvenlik ilkesi mülkiyet sahibi olan kişilerin her
türlü hakkının da korunmasını gerektirir. Bu aynı zamanda mülkiyet
hakkının sağladığı güvencenin de bir sonucudur. Kazanılmış haklara
saygı ilkesi de hukukun genel ilkeleri ve hukuk devleti kavramı
içerisinde yer alır. Bu ilkenin temel amacı da bireylerin hukuk
güvenliğini sağlamaktır. Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu
hukuk güvenliği, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu
zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir.

Mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebilen ayni bir haktır.
Anayasa'nın 35. maddesi, temel bir insan hakkı olan mülkiyet hakkını,
bireyin eşya üzerindeki hâkimiyetini güvence altına almaktadır. Eşya
üzerindeki hâkimiyet, devletin müdahale edemeyeceği özel bir alan
yaratarak, kendi hayatını yönlendirme ve geleceğini tasarlama olanağı
sunmaktadır.

Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen
sebeplere bağlı olarak ve ancak yasayla sınırlanabileceği, bu
sınırlamaların Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum
düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine
aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Anayasa'da dayanağı olmayan bir
nedenle kişilerin mülkiyet hakkını kullanması engellenemez ya da
sınırlanamaz.

Mülkiyet hakkı mutlak bir hak olmayıp, kamu yararı amacıyla
sınırlandırılabilir. Bu sınırlandırmanın da ölçülü ve orantılı olması,
kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında makul bir denge
kurması gerekir. İcra ve iflas hukukunun temel ilkelerden biri,
alacaklı ve borçlunun hak ve menfaatlerinin belli bir denge içinde
korunmasıdır.

İtiraz konusu kural ile borçluya ait olduğu iddia edilen ancak üçüncü
kişi elinde bulunan menkul mallar, alacaklının muvafakatı olmaksızın,
yediemin olarak üçüncü kişiye bırakılamamakta, muhafaza altına
alınması gerekmektedir. Üçüncü kişinin tek başına kabulü yeterli
değildir. Böylece üçüncü kişi, istihkak davasının sonucuna kadar el
konulan mallardan faydalanamamaktadır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 97/a maddesi ile malı elinde
bulunduranın lehine yasal karine getirilmekte, 4721 sayılı Türk Medeni
Kanunu'nun 985. maddesinde de "Taşınırın zilyedi onun maliki sayılır."
denilmektedir. Zilyetlik, başlı başına mülkiyeti göstermez ancak
mülkiyetin sahibi konusunda bir karine teşkil eder. Üçüncü kişi lehine
olan bu karine itiraz konusu kural nedeniyle uygulanamamaktadır.

Devletin cebri icra gücünü kullanmakla görevli organı, bu gücü
kullanırken borçlunun haklarının yanında üçüncü kişinin haklarını da
hukuka aykırı müdahalelere karşı korumakla yükümlüdür.

İtiraz konusu kuralla, haczedilen taşınır malların, istihkak iddiasına
karşın üçüncü kişinin yedi emin olarak muhafazasında bırakılabilmesi
konusu alacaklının iradesine terk edilmektedir. Buna göre, mülkiyet
karinesi lehine olmasına rağmen üçüncü kişinin elinde haczedilen ancak
muhafazası için yedinde bırakılmasına alacaklı tarafın muvafakat
edilmeyen hacizli mal üzerinde kullanım ve yararlanma hakkı
engellenmekte, bu yolla mülkiyet hakkı sınırlandırılmaktadır. Mülkiyet
hakkını kullanamayan ya da hakkı kısıtlanan ve borçla ilgisi henüz
belirlenmemiş olan üçüncü kişinin, hukuk güvenliğinin sağlanamamış
olması da hukuk devleti ilkesinin ihlâlidir.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2., 13. ve 35.
maddelerine aykırıdır; iptali gerekir.

VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ

9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 88. maddesinin
ikinci fıkrasının sonuna 17.7.2003 günlü, 4949 sayılı İcra ve İflas
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21. maddesiyle eklenen
son cümlede yer alan "alacaklının muvafakatı ve" ibaresi 12.1.2012
günlü, E. 2010/90, K. 2012/4 sayılı kararla iptal edildiğinden, bu
ibarenin, uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güç veya
olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz
kalmaması için kararın Resmî Gazete'de yayımlanacağı güne kadar
YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASINA, 12.1.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.

VII- SONUÇ

9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 88. maddesinin
ikinci fıkrasının sonuna 17.7.2003 günlü, 4949 sayılı Kanun'un 21.
maddesiyle eklenen cümlede yer alan "... alacaklının muvafakatı ve..."
ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 12.1.2012 gününde
OYBİRLİĞİYLE karar verildi.



--
Dr.iur.Özcan Günergök



https:twitter.com/gunergok
www.gunergok.com
www.fotoen.com
www.benfenerbahceyim.com
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages