MİLLÎ MÜCADELEDE KÜRTÇÜ FAALİYETLER

69 views
Skip to first unread message

Osman Akyuz

unread,
Sep 6, 2009, 4:21:33 PM9/6/09
to liberal-i...@googlegroups.com, Siyaset...@yahoogroups.com, sanals...@yahoogroups.com, Sansursu...@yahoogroups.com, akilca...@yahoogroups.com, ale...@yahoogroups.com, hersey-kon...@yahoogroups.com
www.haberiniz.com


MİLLÎ MÜCADELEDE KÜRTÇÜ FAALİYETLER

 

Feridun Yıldız

07.09.2009

 

Malazgirt Zaferi’nin yıl dönümünde DTP’li Belediye Başkanı tarafından ileri sürülen “40.000 Kürt süvarisi olmasaydı Sultan Alparslan Malazgirt Savaşını kazanamazdı” efsanesi Doç. Dr. Erhan Afyoncu tarafından belgelerle çürütüldü. “Çanakkale’de, Millî Mücadele’de beraber çarpıştık, bu vatanı ortak kurtardık, bu devleti beraber kurduk” efsanesi üzerine yazdığım “Biz bu ülkeyi Kürtçülerle birlikte kurtarmadık” yazımız kamuoyunda çok ilgi topladı. Benden sonra Hürriyet’te Özdemir İnce, Yeniçağ’da Behiç Kılıç da aynı mealde yazılar yazdılar. Önceki yazımızda MSB Arşiv Genel Md.lüğünün yayınladığı 5 ciltlik şehir envanteri kitabına dayanarak şehit sayılarında bir mukayese yapmıştık. Bu yazımızda her karış toprağı şehit kanı ile sulanmış vatanımızı düşman işgalinden kurtarmak için bizimle beraber savaştıklarını iddia edenlerin Millî Mücadelede nasıl destek(!) olduklarını ele alacağız.

Kurtuluş Savaşımızın başlarında millî güçleri idare etmek için Erzurum’da Heyet-i Temsiliye adında bir heyet kurulur. 24 Ağustos 1919’da kurulan Heyet-i Temsiliye Mustafa Kemâl Paşa’nın başkanlığında 9 kişiden oluşuyordu. Diğer üyeler ise şu isimlerden müteşekkildi: Eski Bahriye Nazırı Rauf Bey, Eski Trabzon Milletvekilleri İzzet ve Servet Beyler, Eski Erzurum Milletvekili Raif Efendi, Erzincan’dan Nakşî Şeyhi Feyzi Efendi, Eski Beyrut Valisi Bekir Sami Bey, Eski Bitlis Milletvekili Sadullah Efendi ve Mutki Aşireti Reisi Hacı Musa Bey.

Bu heyet içerisinden sonuna kadar Millî Mücadele Atatürk ile beraber olanlar sadece Rauf Bey ve Bekir Sami Bey’dir. Kurtuluş Savaşı’nın ilk önder kadrosu olan Heyet-i Temsiliye’de yer alanlar Hacı Musa Bey Kürt asıllıdır ve Mutki aşiretinin lideridir. Hacı Musa Bey daha sonra Mayıs 1923’te Erzurum’da kurulan Millî Mücadele karşıtı Kürt Azadi Cemiyeti’nin de başkanlığını yürütmüştür. Cemiyetin üyelerinden birisi de Şeyh Sait’tir. Azadi Cemiyeti İngiliz, Fransız ve Sovyetlerle temasa geçerek “Bağımsız Kürdistan” için destek aramıştır. Bu dernek daha sonra İngiliz desteği ile başlayan Nasturi İsyanı’na da katılmıştır. Dernek elebaşları isyanın bastırılmasından sonra İran’a kaçmışlardır.

Atatürk’ün Türk’ü Kürd’ü ayırmadan Meclis’e aldığı Kürt milletvekilleri de onlardan farklı davranmamıştır. Bitlis milletvekili Yusuf Ziya Bey de Azadi örgütü üyesidir. Yusuf Ziya Bey’in İngilizlere ajanlık da yaptığı daha sonradan ortaya çıkmıştır. Atatürk’ün şüphelenerek takip ettirdiği Yusuf Ziya Bey de Nasturi İsyanı’na katılmıştır. İşin daha da acı olanı ise Yusuf Ziya Bey’in askeriye içindeki işbirlikçileridir. Nasturi İsyanı’nı bastırmakla görevlendirilen fırka(tümen)nın komutanı İhsan Nuri kendisi ile birlikte hareket eden bazı Kürt subaylarla birlikte 270 askerle karşı tarafa geçmiştir.

Görüyorsunuz bu ülkeyi bizimle birlikte kurtaranların yaptıkları fedakârlıkları…

Cahil Kürt ahalisini kandırarak isyana sürükleyen bu Kürtçü hainler aslında Millî Mücadele’nin başından itibaren Atatürk’ün karşısındadırlar. Mustafa Kemâl’in idam emrini veren Kürt Mustafa Paşa’dır. Kürt Mustafa Paşa’nın eniştesi Kürt İzzet Bey İstanbul Hükümeti’nin İçişleri Bakanı’dır. Kürt İzzet Bey de İngilizlere ajanlık yapmıştır. Kürt İzzet Bey’in yeğeni olan Şerif Paşa da Kürt Teali Cemiyeti’nin Paris temsilcisidir.

İstanbul Hükümeti Kuvay-ı Milliye’yi bastırmak için sürekli olarak Kürt örgütleri ile işbirliği yapmıştır. Bir “Kürt Açılımı” yaparak Kürt Teali Cemiyeti’ne “demokratik açılım” vaat edip anlaşan Sadrazam Damat Ferit Paşa, Kürtlere verilecek özerklik karşılığında onlardan Kuvay-ı Milliye’yi bastırmalarını istemiştir. Bununla kalmayan Damat Ferit, İşgâl Orduları Yüksek Komiseri De Robeck ile görüşerek Sevr Antlaşması gereği 15.000 kişilik bir Kürt Ordusu kurularak onlarla Kuvay-ı Milliye üzerine yürünmesini teklif etmiştir.

Bu işbirliğine dayanarak İngiliz ajanı Binbaşı Noel, Ali Galip ve Kürt Teali Cemiyeti’nin liderleri terörist bir Kürt örgütü kurmak için Malatya’ya gitmişlerdir. Plâna göre bu örgüt Mustafa Kemâl Paşa’yı öldürecek ve Sivas Kongresi’nin toplanmasını engelleyecektir. Ancak Mustafa Kemâl Paşa’nın durumdan haberdar olması ile bu ekip Türk askerlerince kıstırılır. Binbaşı Noel kaçarak kurtulur.

Görüldüğü gibi Kürt örgütler Millî Mücadele esnasında İstanbul Hükümeti ile birlikte hareket etmekte ve İngilizlerde destek almaktadırlar. 28 Kasım 1919’da İngiliz Yüksek Komiseri Mr. Kindson’un Londra’ya gönderdiği şu telgraf gerçekleri ortaya koymaktadır:

Kürtlere her ne kadar inanmasak da onları kullanmamız çıkarlarımız gereğidir.

İhanet bu kadar da değildir. İngiliz Gizli Belgeleri’nden anlaşıldığı üzere Kürt örgütleri Yunanlılar ile de işbirliği yapmışlardır. Amasya’da Yunan temsilcisi ile görüşen Kürt liderler onlara esir aldıkları askerler arasındaki Kürtleri ayırarak kendi ordularına almalarını ve Türk ordusuna karşı onlardan yararlanmalarını teklif ederler. Nitekim bu teklife uyan Yunanlılar Kürtleri Yunan Ordusu maiyetinde kullanmışlardır.

Kürt-Yunan işbirliğinin en büyük eseri Koçgiri İsyanı’dır. Bu isyan Yunan Ordusu Büyük Yürüyüşe geçmeden hemen önce çıkartılmıştır. Bu isyanın başlama tarihi aynı zamanda Londra ve San Remo Konferanslarının yapıldığı tarihlere denk düşürülerek Ankara Hükümeti sıkıştırılmak istenmiştir.

Batı Cephesi’nde Yunanlılar Bursa’yı ele geçirmelerine rağmen Millî Ordu bu isyanı bastırmak için bir kuvvet oluşturarak başına da Nurettin Paşa’yı getirir. Topal Osman komutasındaki Giresun Alayı da Nurettin Paşa’nın emrine verilir. Türk ordusu 11 Nisan 1921’de harekete geçer. 45.000 kişilik Kürt çetesi ile çatışmalar üç ay sürer. 17 Haziranda âsiler teslim olur.

Bu isyanın bastırılmasından sonra Meclis’te bulunan Kürt milletvekilleri isyanı bastıran Nurettin Paşa’nın halka kötü muamele ettiğini iddia ederek gizli oturum yapılmasını teklif etmişlerdir. Kürt milletvekilleri Nurettin Paşa’nın kellesini istemektedirler.

Nurettin Paşa Meclis kararı ile Kasım 1921’de görevinden alındı. Meclis’i etkileyen Kürt milletvekilleri Nurettin Paşa’nın yargılanmasını da istediler. Meclis Başkanı Mustafa Kemâl Paşa, Fevzi Paşa’nın da desteğini alarak Meclis’te Nurettin Paşa’yı savunmuş, ağır bir ceza almasını önüne geçmiştir.

Tarih ancak ibret alınırsa bir kıymet ifade eder. Sevgili okuyucular; yukarıdaki kısa tarihçeyi defalarca okuyun. Bugünle benzerlikleri karşılaştırın. Ders alın ki geçmişte Damat Ferit ve işbirlikçilerinden kurtulmak için ödediğimiz bedeli bugünde ödemeyelim.



--
Türk milliyetçiliği, Türk milletine, Türk kültürüne, Türk Devleti'ne, Türk tarihine sevgi ve bağlılıkla hizmet etme kararlılığıdır. Türk milliyetçiliği,Türk milleti için ileri bir hayat tarzını kurmayı amaçlayan, demokratik,yaratıcılığı ve üreticiliği ön plâna çıkaran, barışçı ve antiemperyalist bir düşünce ve duruştur.

Gülçin Demir

unread,
Sep 7, 2009, 3:56:00 AM9/7/09
to liberal-i...@googlegroups.com, oakyu...@gmail.com, ahmetdog...@gmail.com, akkar...@gmail.com, alia...@gmail.com, arzu...@gmail.com, atilla_...@yahoo.com.tr, bilge taha devrim, Bilge Devrim, bulente...@gmail.com, osman cataloluk, ceviz...@gmail.com, Durali Durmaz, e...@ena-ajans.com, foreve...@gmail.com, hkirb...@yahoo.com, husca...@yahoo.com.tr, irfan...@yahoo.com, kale...@hotmail.com, nurullah, nurullah, necati...@gmail.com, Mukadder Arslantas, osah...@gmail.com, sedat...@gmail.com, sessi...@gmail.com, sefa...@gmail.com, telg...@gmail.com, yusuf.zi...@hotmail.com
Sayın Osman,
 
Öncelikle Sultan Alparslan Anadoluya geldiğinde oralarda çorak topraklar ve ıssız yerler mevcut değildi. Anadolunun bir sahibi vardı.
Malazgirt savaşı öncesi o bölgede MERVANİ KÜRT DEVLETİ HÜKÜM sürüyordu. (12. yy. İbnü'l-Ezrâk Mervani Kürtleri Tarihi)
 
Yine Sıbt İbnu'l-Cevzî'nin "Mir'atu'z-Zamân"ı ile İbnu'd-Devâdârî'nin "Kenzü'l-Durer"ine dayanarak  Alparslanın ordusunda Kürtlerin olduklarını söyleyebiliriz. Ancak birincisi Alparslan'ın ordusuna "10 bin Kürt'ün", ikincisiyse "Kürtlerden ve diğer kavimlerden 10 bin kadar insan"ın katıldığını açıklamaktadır.(Bkz. F. Sümer-A. Sevim, "İslam Kaynaklarına Göre Malazgirt Savaşı", TTK, 1971, s. 34 ve 57.)
 
Malazgirt Savaşı öncesinde Mervanîler, Nizamüddin Nasr ile kardeşi Said arasındaki iç savaşa sahne oluyordu. İbnü'l-Ezrâk'a göre Said, Alparslan'a sığındı. 1071'de Romen Diyojen İstanbul'dan hareket edince Alparslan Said'i yanına alarak da Diyarbakır'a geldi. Alpaslan Saidi hapsettirip ve Nizamüddin'i"Sultanü'l-Ümerâ" (Emirlerin Sultanı) olarak ilan ettirdi.
 
İşte Alparslan'ın Malazgirt'teki ordusundaki o 10 bin Kürt'ün varlık sebebi buydu. Bu çok eski kaynaklardan elde edilen bilgiler ışığında bazı şeyleri inkar etmek yok saymak kimseye birşey kazandırmaz. Kürtleri Türklerden çıkardınız mı HİÇBİRŞEY KALMAZ.
 
İnkar ve yok saymak yerine, gerçeği kabul bizleri daha doğru sonuçlara götürür. Hem siz Ziya Gökalp ın Kürtleri yok sayan Türkmen değildir sözüne inanan biri olarak böylesi bir gönderi ile TÜRKMEN yani Türk olmadığınıza İŞARET etmiş olmuyormusunuz bir nevi..sizdeki çelişkilerin yansıması sizin siyasi fikir ve Türklük konusundaki samimiyetinizi sorgulamama neden oluyor.
 
1919-1922 yılları arasındaki tarihlerde  ‘Milli Mücadele’adı ile geçen süreçte,  batıda Yunanlılar, doğuda ise Ermenilere karşı bir savaş sürdürülmüştür. Kürtler bu savaşa oturdukları toprakların işgal edilmesi nedeniyle, Mustafa Kemal’in başında bulunduğu ve Heyet-i Temsiliye adıyla bilinen kurulun çalışmalarına ve Müdafaa-i Hukuk ile Kuvayı Milliye müfrezelerine katılmışlardır. Mustafa Kemal, bu dönemde, özellikle etkin Kürtleri ve onların silahlı güçlerini savaşa katabilmek için yoğun çaba harcamıştır. 1916′da tanıdığı Kürt Beylerine özel mektuplar yazdı ve onları, dünya savaşı başlamadan Müdafaa-i Hukuk’a katılmaya ikna etti. Bu yıllar Mustafa Kemal’in ve Milli Türk Hareketi’nin Kürt motifini aralıksız kullandığı yıllardı ve Kürtler de bu savaşta bir motif olarak yer aldılar.
 
‘Kürtlerin hukuk-u millisini’ savunmayı amaçlayan Vilayet-i Şarkiyye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, 1918′de İstanbul’da bazı Kürt aydın ve politikacılarının desteğiyle kuruldu ve ‘şark vilayetleri’nde milli mücadele propagandaları yapılmaya başlandı. 23 Temmuz 1919′da Erzurum Kongresi’ne ve 4 Eylül 1919′da Sivas Kongresi’ne katılan Kürtler, Mustafa Kemal’in yoğun ilgisiyle karşılaşmış ve haklarını bu görüşmelerle garanti altına almışlardı. Nitekim Mustafa Kemal, daha sonra Kürtlere de duyuracağı, 29 Ekim 1919′da Amasya’da, İstanbul Hükümeti’nin Bahriye Nazırı Salih Paşa ile yaptığı görüşmede ve imzalanan protokollerde ‘Kürtlerin serbestçe gelişmesinin sağlanması’nı, ‘ırkî ve içtimaî’ haklarının tanınacağını taahhüt altına alıyordu. 23 Nisan 1920′de Ankara’da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi bu arka planı yansıtıyordu. Mustafa Kemal, meclis çıkışı Kürt ileri gelenlerinin koluna girerek fotoğraf çektiriyor, Kürtlerin milli kıyafetleriyle meclise gelmesini istiyordu. Bitlis mebusu Yusuf Ziya Bey, meclis kürsüsünden ‘Ben Kürdoğlu Kürdüm’ diye konuşuyor ve Mustafa Kemal, ‘Bu vatan Türk ve Kürtlerin ortak vatanıdır’ diyordu. TBMM Reisi sıfatıyla El Cezire Komutanlığı’na Mustafa Kemal imzalı talimatların birinde Kürtlerin oturdukları yerlerde onlara bölgesel yönetim verileceği ve haklarının meclis korumasında olduğu yazılıyordu. Bu yoğun tekrar karşısında Kürt liderler, Fransız ve İngiliz temsilcilerinin manda tekliflerini reddetmiş ve ‘haklarının yeni hükümette temsil edileceğini’ savunmuştu. Belki de bu heyecan ile Maraş, Antep ve Urfa gibi Kürt illeri merkezî hükümetin herhangi bir yardımı olmaksızın büyük fedakarlıklar ile ‘düşman işgalinden’ kurtarılmıştı.
 
Milli Mücadele döneminde, Mustafa Kemal Paşa'nın Kürtlerin aşiret ve dini önderlerine gönderdiği telgraflarda iki ana tema öne çıkmaktadır: Kafirlerin yüce hilafet ve saltanat makamına karşı giriştikleri saldırı ve mukaddes vatan topraklarının Ermeniler tarafından işgali. Böylece, İslam kardeşliği ve Ermeni tehlikesi Türk-Kürt ittifakının ortak paydası olarak belirmekteydi. Bu dönemde kullanılan siyasi söylem, bu yaklaşımın bilinçli bir yansımasıydı. Mesela, Mustafa Kemal Paşa, diğer etnik kimlikler açısından ittifakı zedeleme ihtimali olan "Türk milleti" deyimi yerine sürekli olarak "Türkiye milleti" deyimini kullanmıştır. Milli Mücadele sonuçlandıktan sonra, siyasi söylemde bu açıdan radikal değişiklikler olmuştur.
 

Mustafa Kemal Paşa o kritik günlerde, İngiliz entrikalarına alet olmayan diğer Kürt gruplarının önderlerinden Hacı Kaya ve Şahzade Mustafa Ağalara birer telgraf gönderir. İrade-i Milliye’nin 21 Ağustos 1919 tarihli nüshasında tam metni yer alan telgrafta; “Sizler gibi din ve namus sahibi büyükler oldukça, Türk ve Kürd’ün yekdiğerinden ayrılmaz iki öz kardeş olarak yaşamakta devam eyliyeceği ve makam-ı hilâfet etrafında sarsılmaz bir vücut hâlinde dahil ve hariç düşmanlarımıza karşı demirden bir kale halinde kalacağı şüphesizdir” der.

Siirt’teki ünlü Cemil Paşa ailesinden 6 kişi, Avrupa’da öğrenim görürken savaşın başlaması üzerine tahsil hayatlarına yarıda bırakıp vatanları için savaşmaya gelir. Bunlardan İbrahim Halil Bey ve Mehmet Naim Efendi Çanakkale Savaşı’nda, Şemseddin Bey Bağdat çöllerinde, Besim Bey ise Kafkas cephesinde şehit olur. Ekrem Cemil Paşa ise önce topçu başçavuşu olarak Çanakkale’de ardından Şark cephesinde savaşmış. Ekrem Cemil Paşa aynı zamanda Mustafa Kemal’in yaverliğini de yapmış bir isim. Ekrem Cemil, Çanakkale’den sonra gönderildiği Muş cephesinde savaşmış. Buradaki bir çatışmada kolundan yaralanan Ekrem Cemil, Diyarbakır’da tedavi gördüğü sırada Mustafa Kemal, İsmet İnönü ve Nihat paşa gibi dönemin Osmanlı zabitleri babasının ve konaklarının misafiri olmuş.

Galatasaray’ın kuruluş yıllarının efsanevi futbolcusu Celal İbrahim de tahsili sebebiyle savaştan muaf olmasına rağmen Çanakkale’ye gidip savaşanlar arasında yer alıyor. Çanakkale’nin ardından 1917 yılında Bağdat Cephesi’nde şehit düşmüş.

Diyarbakır Yenişehir Belediye Başkanı Fırat Anlı’nın da iki dedesi Çanakkale’de şehit olmuş Kürtlerden. Anlı’nın Meheme Xeco ve Mehmet olarak bilinen dedeleri Çanakkale’de savaşıp bir daha geri dönmeyenler arasında.

Gazeteci-Yazar Selahattin Duman’ın dedesi Harun Efendi, Çanakkale’de savaşıp yaralananlardan. Ankara’nın Haymana ilçesinde yaşayan Kürtlerden Şeyhbızın Aşireti’ne mensup olan Selahattin Duman’ın dedesi Harun Efendi, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı gazisi. 8 yıl boyunca çileli bir askerlik hayatı geçiren Harun Efendi’nin hikâyesini torunu Selahattin Duman anlatıyor. Duman, dedesinin Kurtuluş Savaşı’nda da yer aldığını belirtiyor. Duman’ın anlattıklarına göre dedesi Çanakkale cephesinden sonra Suriye cephesindeki 5. Orduya gönderilmiş ancak bu cephede Haymana’nın kapı komşusu Mevlüt Efendi ile birlikte esir düşmüş.

DEHAP Eski Genel Başkanı ve DTP Yerel Yönetimler Komisyonu Üyesi Mehmet Abbasoğlu’nun babası Abbas Tongaç’ın da Kurtuluş Savaşı’nda yer aldığı kaydediliyor. Kurtuluş savaşında İzmir yakınlarındaki bir cephede yaralanan ve gözlerini kaybeden Abbas Tongaç, 1898 Dersim (Tunceli) doğumlu. Birinci dünya savaşı başlangıcında Dersim’de askere alınan Abbas Tongaç, Sarıkamış Cephesi’nde görev almış. Abbas Tongaç birçok arkadaşıyla birlikte Ruslara esir düşüyor. Bir süre sonra esaretten kurtularak Anadolu’ya dönmüş.

Kürtler ÇANAKKALEYE uğramamıştır demek, Kürtleri Tarih sayfalarından SİLMEYE KALKIŞMAK,

MİLLİ MÜCADELEYİ İNKAR ETMEKTİR. DOĞUDA KAZIM KARABEKİR KOMUTASINDA BAŞLAYAN MİLLİ MÜCADELE RUHU VE ATEŞİ TÜM TÜRKİYEYE DOĞU HALKI ELİYLE YAYILMIŞTIR.

Kökende ayrılıkçılık, tarihte ayrılıkçılık ile TÜRKİYENİN DÜŞMANLARINA HİZMET EDEN ÇALIŞMALARINIZDAN DOLAYI SİZİ

KINIYOR, BU TARZ ÇALIŞMALARIN VE GÖNDERİLERİN BOP'A HİZMET MAHİYETİNDE SİYASALLAŞTIRILARAK TÜRKİYENİN

BÖLÜNMESİNE HİZMET ETTİĞİNE İŞARET ETMEK İSTİYORUM..

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ TÜRKİYELİ MİLLETLERDEN MÜTEŞŞEKKİL, BİRBİRİNDEN HİÇBİR SÜRETTE AYRILMAYI DÜŞÜNMEYEN MİLLİ MÜCADELENİN KAHRAMANLARIDIR. ONLARIN KAHRAMANLIKLARININ İNKAR EDİLMESİ YOK SAYILMALARI İSE ARAMIZDA HALA DIŞ GÜÇLERE HİZMET EDEN HAİNLERİN İŞLERİDİR. BU HAİNLİĞE İŞTİRAK EDEN HER BİR BİREY TÜRK DEĞİL, TÜRK DÜŞMANIDIR.

 

Saygılar

Gülçin Demir

 

 

 

 


 
 
 
 
 
 
 


 
06 Eylül 2009 23:21 tarihinde Osman Akyuz <oakyu...@gmail.com> yazdı:

bilge taha devrim

unread,
Sep 7, 2009, 8:04:11 AM9/7/09
to liberal-i...@googlegroups.com, oakyu...@gmail.com, ahmetdog...@gmail.com, akkar...@gmail.com, alia...@gmail.com, arzu...@gmail.com, atilla_...@yahoo.com.tr, Bilge Devrim, bulente...@gmail.com, osman cataloluk, ceviz...@gmail.com, Durali Durmaz, e...@ena-ajans.com, foreve...@gmail.com, hkirb...@yahoo.com, husca...@yahoo.com.tr, irfan...@yahoo.com, kale...@hotmail.com, nurullah, nurullah, necati...@gmail.com, Mukadder Arslantas, osah...@gmail.com, sedat...@gmail.com, sessi...@gmail.com, sefa...@gmail.com, telg...@gmail.com, yusuf.zi...@hotmail.com
Gülcin Hanım 
 
Tarih bilginiz bir felaket..
  GÜLCİN Hanım Diyorsunuz. Bu kaynakta uydurma. Cok eski yalani sürekli tekrar. So
 
Öncelikle Sultan Alparslan Anadoluya geldiğinde oralarda çorak topraklar ve ıssız yerler mevcut değildi. Anadolunun bir sahibi vardı.
Malazgirt savaşı öncesi o bölgede MERVANİ KÜRT DEVLETİ HÜKÜM sürüyordu.
 
Bu tezi atan WELLAT tir.  WELLAT  bizim Acik Toplumcularin gazetesidir.  Bunu 90 larda ODTU de solculara söylenirdi.  Salak üc bes kürtcü haricinde yemedi bizim solcular. Ama siz Hacli-İrtica yiyorsunuz bu yalani. Biz Solcular yani size göre Allahsizlar sunu sormustuk;
 
Allah askina tarih boyunca söyleyin. 
Hiristiyanlarin ele gecirdigi hangi yerde hangi topraklarda baska dine mensup bir grup yasabilmistir ?
Hangisi varligini yani yasamini yürütebilmistir ? 
 
Romanin hiristiyanliga gecisi 200 yy dan sonra hangi yerde hangi zaman da gecerli olmustur ? KATOLİK, ORTODOKS, Protestan fark etmez. Bir örnek ver ? 
 
 
Aynı soruyu simdi sana soruyorum ?
 
Bugün de geçerli. Tarihin herhangi bir döneminde örnek ver.
 
 
Bir örnek verin. Bu dediginizi kabul edebileyim. Verdigin TARİH 10 yy. İslamiyetten 400 yil sonra. İslam Devleti kurulmus. Ve sen diyorsun ki ? BİZANS topraginda Kürt DEVLETİ var.
 
 
APO bile senden cok daha insafli. O hic olmazsa Yavuz Sultan ile gelip yerlestigini kabul ediyor.
 
PES PES PES PES.
 
 
Bugün senin tarikatin Cemallettin EFGANİ yi cok sever. Cemallettin EFGANİLER, Serif Hüseyinler sayesinde OSMANLI 200 yüz bin sehit vermistir YEMENDE.  Ama buna karsilik sadece beyaz 600 britanyali İngiliz askeri ölmüstür. Osmanli 200 bin de Ingiliz ordusundan kelle almistir ama. Bunlarin cogu İngiliz üniforması giymis ARAP - Hint -Afrika müslümanlaridir.
 
 
Anlasilan o ki HACLI IRTICA olarak görevinizin basindasiniz.
 


 
07 Eylül 2009 10:56 tarihinde Gülçin Demir <demir.g...@gmail.com> yazdı:

Murat Parlak

unread,
Sep 7, 2009, 10:45:38 AM9/7/09
to liberal-i...@googlegroups.com
Bilge gülçin akşam yediği yemeği biliyrmu allah aşkına neyi bilsin erol manisalıyı emperyalist biliyor bu kadar zavallı işte.

07 Eylül 2009 15:04 tarihinde bilge taha devrim <bilgeta...@gmail.com> yazdı:

Osman Akyuz

unread,
Sep 7, 2009, 4:09:40 PM9/7/09
to liberal-i...@googlegroups.com, ahmetdog...@gmail.com, akkar...@gmail.com, alia...@gmail.com, arzu...@gmail.com, atilla_...@yahoo.com.tr, Bilge Devrim, bulente...@gmail.com, osman cataloluk, ceviz...@gmail.com, Durali Durmaz, e...@ena-ajans.com, foreve...@gmail.com, hkirb...@yahoo.com, husca...@yahoo.com.tr, irfan...@yahoo.com, kale...@hotmail.com, nurullah, nurullah, necati...@gmail.com, Mukadder Arslantas, osah...@gmail.com, sedat...@gmail.com, sessi...@gmail.com, sefa...@gmail.com, telg...@gmail.com, yusuf.zi...@hotmail.com
Yusuf kardeşim sadece o eserden kopyala yapıştır yapmamış, emie uçak erdoğanın çanakkalede c.van kürtler eserinden kopyalıp yapımış. bir gün emine denen arkadaşın içine kurt düşmüş demiş ki; biz kürdler osmanlı da ve türkiye içinde hiç bir katkımız olmadı mı diye araştırma yapmış. çanakkale savunmasına katılanların % 2 ini oluşturanlardan acaba kaç tane kürd çıkabilirim diye kiap çıkarmış. Sormak lazım biz bir kitap yazsak türkler hakkında Türkiyenin bütün yüzölüçümü kaplar şehitleri anlatmaya ancak .
Emine Uçak Erdoğan çalışmasıyla ilgili olarak, “Kürtlere ayrı bir devlet kurmaları gerektiği düşüncesini empoze etmeye çalışan mihraklara Çanakkale ve diğer cephelerde Türk kardeşleriyle omuz omuza savaşan Kürtlerin hikâyelerini anlatarak cevap verdik. Tarih boyunca dinlerine (?) bağlı olan Kürtlerin kardeşi kardeşe vurma anlayışlarına karşı oldukları o gün de bugün de bilinen bir gerçek” diye konuştu.
Sanırım hanımefendi koçgiri ve nasturi isyanları iyi araştırmamış.


07 Eylül 2009 15:04 tarihinde bilge taha devrim <bilgeta...@gmail.com> yazdı:
Gülcin Hanım 

Osman Akyuz

unread,
Sep 7, 2009, 5:48:41 PM9/7/09
to Gülçin Demir, liberal-i...@googlegroups.com, ahmetdog...@gmail.com, akkar...@gmail.com, alia...@gmail.com, arzu...@gmail.com, atilla_...@yahoo.com.tr, bilge taha devrim, Bilge Devrim, bulente...@gmail.com, osman cataloluk, ceviz...@gmail.com, Durali Durmaz, e...@ena-ajans.com, foreve...@gmail.com, hkirb...@yahoo.com, husca...@yahoo.com.tr, irfan...@yahoo.com, kale...@hotmail.com, nurullah, nurullah, necati...@gmail.com, Mukadder Arslantas, osah...@gmail.com, sedat...@gmail.com, sessi...@gmail.com, sefa...@gmail.com, telg...@gmail.com, yusuf.zi...@hotmail.com
İnsanların akıllısını severim ama cahilliğini asla. Hele soroscu açık toplum vakfından beslenen kişilerden nefret ederim. Bunlar boş kap gibi bu vakıflar tarafından doldurulur sokağa çıkıp bu ülkenin milli ve manevi değerlerine saldırırlar ya ozaman rabbimden bunların fitnelerinden sığınmaya çalışılım. Şunu ifade etmeden konulara cevap vermeden geçmeyim. Osmanlı nın güneydoğu yanlış politikaları yüüznden bugün O bölgede asimile olan türkmen aşiretlerini unutulmmamasını söylemeden geçmeyim. Bugün kürd diye bildiğimiz hanefi kürtlerin çoğu türkmendir.

Öncelikle Sultan Alparslan Anadoluya geldiğinde oralarda çorak topraklar ve ıssız yerler mevcut değildi. Anadolunun bir sahibi vardı.
Malazgirt savaşı öncesi o bölgede MERVANİ KÜRT DEVLETİ HÜKÜM sürüyordu. (12. yy. İbnü'l-Ezrâk Mervani Kürtleri Tarihi)
 
Yine Sıbt İbnu'l-Cevzî'nin "Mir'atu'z-Zamân"ı ile İbnu'd-Devâdârî'nin "Kenzü'l-Durer"ine dayanarak  Alparslanın ordusunda Kürtlerin olduklarını söyleyebiliriz. Ancak birincisi Alparslan'ın ordusuna "10 bin Kürt'ün", ikincisiyse "Kürtlerden ve diğer kavimlerden 10 bin kadar insan"ın katıldığını açıklamaktadır.(Bkz. F. Sümer-A. Sevim, "İslam Kaynaklarına Göre Malazgirt Savaşı", TTK, 1971, s. 34 ve 57.)
 
Malazgirt Savaşı öncesinde Mervanîler, Nizamüddin Nasr ile kardeşi Said arasındaki iç savaşa sahne oluyordu. İbnü'l-Ezrâk'a göre Said, Alparslan'a sığındı. 1071'de Romen Diyojen İstanbul'dan hareket edince Alparslan Said'i yanına alarak da Diyarbakır'a geldi. Alpaslan Saidi hapsettirip ve Nizamüddin'i"Sultanü'l-Ümerâ" (Emirlerin Sultanı) olarak ilan ettirdi.
 
İşte Alparslan'ın Malazgirt'teki ordusundaki o 10 bin Kürt'ün varlık sebebi buydu. Bu çok eski kaynaklardan elde edilen bilgiler ışığında bazı şeyleri inkar etmek yok saymak kimseye birşey kazandırmaz. Kürtleri Türklerden çıkardınız mı HİÇBİRŞEY KALMAZ.
 
Bu yazıyı zaman gazetesinden mustafa armağandan kopyala yapıştırmışsınız. Lakin mustafa armağan bunun abarttığının ve zoraki desteklediğini ifade etmiş. Bunlardan bahsetmemişsiniz. Lakin bir sonraki yazıda mustafa armağan kürtlerden gelen tepki ve açılımın mimarları olan f.g cemaatının baskısından olacak ki bir hafta önce ki yazısını inkar etmeye çalışmış. türkleri topa tutmaya çalışmıştır. Yani çelişkiler yumağına girmiş mustafa armağan kendisi için üzüldüm tarihçiliğina inanan kişilerdendim. Yazık olmuş herife, bir gün yüzüne gerçekler tokat gibi vurarlar :) Adamlar abd ye taşeronluk yapacağım diye giymedikleri kılıf kalmadı.

İnkar ve yok saymak yerine, gerçeği kabul bizleri daha doğru sonuçlara götürür. Hem siz Ziya Gökalp ın Kürtleri yok sayan Türkmen değildir sözüne inanan biri olarak böylesi bir gönderi ile TÜRKMEN yani Türk olmadığınıza İŞARET etmiş olmuyormusunuz bir nevi..sizdeki çelişkilerin yansıması sizin siyasi fikir ve Türklük konusundaki samimiyetinizi sorgulamama neden oluyor.

Mantığınız bu iste yazdığımmız yazıyı yazmadığımız bir şey olarak ifade etmeniz. Ne yazmıştık iyi okuyun. Ziya gökalp "Türkmeni sevmeyen ne kürd, kürdü sevmeyen ne türkmendir" demiştir. Düşüncem böyledir hiç bir zaman da değişmez. şimdi benim adıma yazdığınız lafla bu yazı bir mi ?. Yalan iftira artık çiğerlerinize işlemiş. Gerçekler acıdır lakin bizim değil sizin türklerle sorunuz olduğudur. Zaten bunu çok defa ifade ettiniz. Sizi zaten BM kılıklı bir kişi olarak tanıyoruz. Elinize fırsat düşşe bütün türkiyede ki herkesi türk olmamakla itham edeceksiniz. Pardon unutmuştum bir yahudi profesörün kaynaklarını öne sürmüştünüz.biz türk değildik. atatürk türk değildi osman gazi türk değildi aslında türk diye bir millette yok.
1919-1922 yılları arasındaki tarihlerde  ‘Milli Mücadele’adı ile geçen süreçte,  batıda Yunanlılar, doğuda ise Ermenilere karşı bir savaş sürdürülmüştür. Kürtler bu savaşa oturdukları toprakların işgal edilmesi nedeniyle, Mustafa Kemal’in başında bulunduğu ve Heyet-i Temsiliye adıyla bilinen kurulun çalışmalarına ve Müdafaa-i Hukuk ile Kuvayı Milliye müfrezelerine katılmışlardır. Mustafa Kemal, bu dönemde, özellikle etkin Kürtleri ve onların silahlı güçlerini savaşa katabilmek için yoğun çaba harcamıştır. 1916′da tanıdığı Kürt Beylerine özel mektuplar yazdı ve onları, dünya savaşı başlamadan Müdafaa-i Hukuk’a katılmaya ikna etti. Bu yıllar Mustafa Kemal’in ve Milli Türk Hareketi’nin Kürt motifini aralıksız kullandığı yıllardı ve Kürtler de bu savaşta bir motif olarak yer aldılar.

1919-1922 yılları arasındaki tarihlerde  ‘Milli Mücadele’adı ile geçen süreçte,  batıda Yunanlılar, doğuda ise Ermenilere karşı bir savaş sürdürülmüştür. Kürtler bu savaşa oturdukları toprakların işgal edilmesi nedeniyle, Mustafa Kemal’in başında bulunduğu ve Heyet-i Temsiliye adıyla bilinen kurulun çalışmalarına ve Müdafaa-i Hukuk ile Kuvayı Milliye müfrezelerine katılmışlardır. Mustafa Kemal, bu dönemde, özellikle etkin Kürtleri ve onların silahlı güçlerini savaşa katabilmek için yoğun çaba harcamıştır. 1916′da tanıdığı Kürt Beylerine özel mektuplar yazdı ve onları, dünya savaşı başlamadan Müdafaa-i Hukuk’a katılmaya ikna etti. Bu yıllar Mustafa Kemal’in ve Milli Türk Hareketi’nin Kürt motifini aralıksız kullandığı yıllardı ve Kürtler de bu savaşta bir motif olarak yer aldılar.

1911 Yılında yayımlanan Rusça bir başka Rapor’da da,. Kürtler ve bölge Hıristiyan halkı arasındaki ilişkiler genelde dostçadır. Daha önce olduğu gibi, Dersim Kürtleri bölge Türk yönetiminden hoşnut değildir ve Hükümetin hiç bir vaadine inanmamaktadırlar.“ 
Buradaki iki belirleme önemlidir. Biri, Dersim toplumunun deneyimleri sonucu Osmanlı/Türk hükümetlerine güvenmemesi; ikincisi ise Kızılbaş Kürtler ile Hıristiyan Ermeniler’in dostane ilişkiler içinde olmalarıdır.

Dersim’deki Kızılbaş Kürtler’le bölge Ermeniler’i arasındaki ilişkilere gelince. Açık ve gizli belgelerin de ortaya koyduğu gibi; bu iki topluluk arasındaki ilişkiler her zaman diğer topluluklarla olan ilişkilerden daha iyi olmuştur. Bu dostane ilişkiler devletin gizli belgelerine de yansımıştır.

Sözgelimi, bizzat M. Kemal tarafından 1925’ten sonra Şark İlleri Asayış Müşavirliği’ne atanan Prof. Hasan Reşit Tankut, o tarihten sonra hazırladığı çeşitli etno-politik inceleme raporlarında, bu yakınlığa sıklıkla vurgu yapar:

 „Dersim kürd Alevileri Ermeniler’i çok severler. Vatana ihanet etmiş, Türk kanunlarına topluca karşı koymuş âsi Ermeniler, Dersim’de bir ana kucağı bulmuştu. Bu Ermeniler, Rus ordusu Dersim dağlarına dayandığı zamana kadar esirgendiler ve sonra Rus ordusuna katıldılar ve gittiler. Bugün bile Dersim’de bir Dersimli kadar serbest ve mutlu yaşayan Ermeniler vardır.“

Tankut, yöredeki Kızılbaş Kürtler’in eğilimlerini öğrenmek ister. Koçgirili pirin cevabı açık ve nettir: „Ermeniler’le kan ve gövde biriz, aramızda din farkı soğan zarı kadar incedir. Aliyullah, bizi hak dine çevirmiş de onun için Hıristiyan Ermeniler’den ayrılmışız.“ ( MEHMET BAYRAK)

Genel Kurmay Başkanlığı da bu isyanı şu şekilde değerlendirmektedir:

“Siyasi bakımdan büyük bir önem taşıyan bu harekat dolayısıyla, Kürt bağımsızlık davasının ilk basamağının Koçgiri olayları ile kurulmak istendiği, bu dış etkilerin en açık ve kesin delilidir.”

Bu değerlendirmeden de anlaşılacağı gibi, olay münferit bir isyan değil, bir davanın ilk adımıdır! Ardından gelecek olan Kürt isyanları da bunu kanıtlayacaktır. Nitekim isyanın liderleri de olayı böyle değerlenodirmektedir:

“Koçgiri, Kürt İstiklal Savaşı’nın bir merhalesidir, onunla bir meydan muharebesi kaybettik, fakat harp bitmedi. Biz son zaferi kazanacağız.”


‘Kürtlerin hukuk-u millisini’ savunmayı amaçlayan Vilayet-i Şarkiyye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, 1918′de İstanbul’da bazı Kürt aydın ve politikacılarının desteğiyle kuruldu ve ‘şark vilayetleri’nde milli mücadele propagandaları yapılmaya başlandı. 23 Temmuz 1919′da Erzurum Kongresi’ne ve 4 Eylül 1919′da Sivas Kongresi’ne katılan Kürtler, Mustafa Kemal’in yoğun ilgisiyle karşılaşmış ve haklarını bu görüşmelerle garanti altına almışlardı. Nitekim Mustafa Kemal, daha sonra Kürtlere de duyuracağı, 29 Ekim 1919′da Amasya’da, İstanbul Hükümeti’nin Bahriye Nazırı Salih Paşa ile yaptığı görüşmede ve imzalanan protokollerde ‘Kürtlerin serbestçe gelişmesinin sağlanması’nı, ‘ırkî ve içtimaî’ haklarının tanınacağını taahhüt altına alıyordu. 23 Nisan 1920′de Ankara’da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi bu arka planı yansıtıyordu. Mustafa Kemal, meclis çıkışı Kürt ileri gelenlerinin koluna girerek fotoğraf çektiriyor, Kürtlerin milli kıyafetleriyle meclise gelmesini istiyordu. Bitlis mebusu Yusuf Ziya Bey, meclis kürsüsünden ‘Ben Kürdoğlu Kürdüm’ diye konuşuyor ve Mustafa Kemal, ‘Bu vatan Türk ve Kürtlerin ortak vatanıdır’ diyordu. TBMM Reisi sıfatıyla El Cezire Komutanlığı’na Mustafa Kemal imzalı talimatların birinde Kürtlerin oturdukları yerlerde onlara bölgesel yönetim verileceği ve haklarının meclis korumasında olduğu yazılıyordu. Bu yoğun tekrar karşısında Kürt liderler, Fransız ve İngiliz temsilcilerinin manda tekliflerini reddetmiş ve ‘haklarının yeni hükümette temsil edileceğini’ savunmuştu. Belki de bu heyecan ile Maraş, Antep ve Urfa gibi Kürt illeri merkezî hükümetin herhangi bir yardımı olmaksızın büyük fedakarlıklar ile ‘düşman işgalinden’ kurtarılmıştı.

İstanbul Hükümeti’nin ve İngilizler’in Mustafa Kemal hareketini engellemek için kullanmayı düşündükleri kütle ise Kürtlerdir. Damat Ferit, Kürdistan Teali Cemiyeti ile görüşerek onlara özerklik karşılığında Mustafa Kemal’e karşı savaşmayı teklif eder. Damat Ferit Yüksek Komiser De Robeck ile görüşerek Sevr koşulları gereğince 15 bin kişilik bir Kürt ordusu kurulmasını ve Kürtleri Mustafa Kemal’e saldırtmayı teklif eder.

Bu yönde en önemli girişim Ali Galip olayıdır. İngiliz ajanı Binbaşı Noel, Ali Galip ve Kürdistan Teali Cemiyeti liderleri Malatya’ya geçerler. Burada bir Kürt birliği kurarak Sivas yolunda Mustafa Kemal’i öldürecekler ve Kongre’nin toplanmasına engel olacaklardır.

Ancak Mustafa Kemal girişimi haber alır ve tedbir alır. Malatya’da Türk birlikler İngiliz ajanı, Ali Galip ve Kürdistan Teali Cemiyeti liderlerini kıstırırlar. Tutuklama emri vardır. Noel, İngilizlerden yardım ister. Saraya baskı yapılır fakat sonuç varmez. En sonunda kaçmak zorunda kalırlar.

Görüldüğü üzere daha Sivas Kongresi öncesinde bile Kürtler İngilizlerle, İstanbul Hükümeti ile birlikte Mustafa Kemal’e karşıdır.

İngiliz gizli belgeleri de bunu doğrulamaktadır.

28 Kasım 1919’da Mr. Kindson’un Londra’ya gönderdiği raporda şöyle yazılıdır:

“Kürtlere her ne kadar inanmasak da onları kullanmamız çıkarlarımız gereğidir.

9 Aralık 1919 tarihli Yüksek Komiser Robeck’in Lord Curson’a raporunda ise şunlar yazılıdır:

“Kürtler bütün ümitlerini İngiliz hükümetine bağlamış durumdalar. Bu ara Mustafa Kemal gittikçe tehlikeli olmaya başlıyor. Kuvvetler, Kürtleri Mustafa Kemal Paşa’ya karşı kullanmak için para ödemeye hazırdırlar”

Kürtler’in Kurtuluş Savaşı’na ne şekilde katıldıkları yalanını gördükten sonra şimdi de Mustafa Kemal’in Kürtlere özerklik vereceği yalanının nasıl uydurulduğuna geçebiliriz.

12 Eylül 1919’da İstanbul Hükümeti ile İngiltere arasında gizli bir antlaşma imzalanır. Sekiz maddelik anlaşma maddelerinden üçüncüsü şöyledir:

-Türkiye bağımsız bir Kürdistan kurulmasına karşı çıkmayacaktır.

Anlaşmanın altında Damat Ferit’in imzası vardır.

     Belge

„Proğramında esasen mahalli yönetim biçimini kabul eden Hürriyet ve İtilaf Fırkası Genel Merkezi ile Kürdistan Cemiyeti arasında, aşağıdaki madde üzerinde tam anlaşma sağlanarak,  her iki taraf Tanrı’nın yardımına dayanarak ülkenin kurtuluşu ve halifeliğin haklarının korunması için ortak çalışmaya söz verirler.

Madde: Çoğunlukla Kürt halkının oturduğu memleketler siyaset olarak İslâm halifeliğine ve Osmanlı saltanatına bağlı olmak şartıyla, toplam halkın çoğunluğu tarafından seçilecek bir Emirin başkanlığı altında özerk yönetime sahip olacaktır. 20 Aralık 1918

Karesi( Balıkesir) Mebusu          Konya Mebusu              Hürriyet ve İtilaf Fırkası
              Vasfi                 Zeynel Abidin               Genel Merkez Mühürü

Kürdistan Cemiyeti Üyesi           Cemiyet Üyesi              Kürdistan Cemiyeti
     Kürdizade Said                  Mehmed Ali                    Mühür
                                           Başkan
                                      Seyid Abdülkadir

Bu aşamada, Kürdistan Teali Cemiyeti üyeleri arasında Dersim’den şu ünlü şahsiyetler de  bulunmaktadır: Vet. Dr. Colikzade M. Nuri Dersimi, Eczacı Sarıoğlu Hüseyin Hüsnü Bey,  Miralay Dersimli Halil Bey,  Dersimli Tıssiye Öğrencisi Necib, Sarı Saltıklı Dersimli Halil Bey, Koçgirili Alişêr Efendi, Koçgirili Alişan Bey,  Koçgirili Haydar Bey.

Anlaşma’nın esas önemi Damat Ferit’in Mustafa Kemal hareketine, yani Türk milli hareketine karşı Kürt ayrılıkçılarıyla uzlaşması ve Kürtleri Mustafa Kemal’e karşı kullanmasını saptamasıdır. Yukarıda bu kullanmanın ne şekilde hayata geçirildiğini görmüştük.

İstanbul Hükümeti’nin bu tür bir yola girmesi aslında Damat Ferit Hükümeti’nin sonunu getirir. Kabine değişikliği olur ve Ali Rıza Paşa Hükümeti kurulur. Bu değişiklik son derece önemlidir çünkü Kürt milliyetçiliğinin ve ayrılıkçılığının önü kesilecektir.

Amasya Görüşmeleri bunun ilk safhasıdır. Kürtlere özerkliğin ilk belgesi imiş gibi sunulan Amasya Görüşmelerinde şu karar alınmıştır:

“Beyannamenin 1. maddesinde Osmanlı Devleti’nin düşünülen ve kabul edilen sınırı Türk ve Kürtlerin oturduğu araziyi kapsadığı ve Kürtlerin Osmanlı topluluğundan ayrılması imkansızlığı izah edildikten sonra, bu sınırın asgari bir istek olmaz üzere elde edilmesinin temininin lüzumumüştereken kabul edildi. Bununla beraber, yabancılar tarafından görünüşte Kürtlerin bağımsızlığı maksadı altında yapılmakta olan tezvirlerinönüne geçmek için de bu hususun şimdiden Kürtlerce bilinmesi uygun görüldü.”

Tutanaktan da anlaşılacağı üzere Ankara ile İstanbul’un yeni hükümeti, Kürt ayrılıkçılığına karşı ortak bir karar almışlar ve kurulacak ya da kurtarılacak devletin sınırlarının Kürtlerin oturduğu arazıyi de kapsadığını belirtmişlerdir. Bu tutanaktan çıkacak biricik sonuç, Kürtlerin oturduğu arazide ayrı bir devlet ve özerklik hakkının bu tutanakla reddedildiğidir. Ama ne hikmetse gördüğü her Kürt kelimesini özerkliğe yoran tarih heveslisi bir kısım hukuk asistanı bunu tam tersine yormaktadır.

Amasya görüşmesinin teyidi ise Misak-ı Milli’dir. Misak-ı Milli ise, özerklik değil ulusal bir devlet programıdır. Kuvayı Milliye’nin bu ilk belgesi, aynı zamanda İstanbul Meclisi’nin son kararında özerklik yoktur! Dahası Misak-ı Milli için çalışan bir harekete katılan herkes de ulusal devleti kabul etmiş demektir.

Milli Mücadele’nin Kürtlere özerklik vereceğini söyleyenlerin iddiası aynı zamanda son derece de komiktir. Kürtler bağımsızlık ve özerkliği zaten Sevr ile kazanmışlardı. Sevr’e karşı çıkan bir hareketin Sevr’de dayatılan bir maddeyi savunması olacak şey değildir!

Kaldı ki ne Erzurum, ne Sivas Kongrelerinde de bu yönde alınmış bir karar yoktur. BMM’nin bu yönde aldığı bir karar da yoktur. Özerkliği savunan bir hareketin bunu bir karar olarak duyurması gerekmez miydi? Komik olmayı bırakın: Mustafa Kemal sizin gibi gizli bir Kürtçü değildi! Sizin gibi hem tek bayrak, hem de Kürtler kendi kendini yönetsin diyecek kadar hain değildi...

Mustafa Kemal’in Kürtlere özerklik vereceği uydurmasının kaynağı ise doğrudan İngilizlerdir!

Yukarıda bahsettiğimiz gibi Koçgiri isyanının bastırılmasından sonra Meclis’te Kürt milletvekilleri isyancılara destek çıkarlar. Uzun süren tartışmalardan sonra Mustafa Kemal’in isyanın bastırılmasını savunan konuşması üzerine tartışma kapanır.

Ancak İngiliz raporlarına göre bu görüşmeler sırasında Kürtlere özerklik verilen bir karar alınır. Maddeler şunlardır:

1-Uygarlığın gereklerine uygun olarak Türk milletinin ilerlemesini sağlamayı hedefleyen BMM, ulusal gelenekleriyle uyum içinde, Kürt milletinin özerk yönetimini kurmayı üzerine alır.

2-Çoğunluğunu Kürtlerin oluşturduğu bu topraklar için Kürt ileri gelenleri tarafından bir genel vali, vali yardımcısı ve bir müfettiş seçilebilir. ...

4-Kürt ulusal meclisi doğu vilayetlerinde kurulacak ve 3 yıl için oluşturulacaktır.

5-Özerk yönetim Van, Bitlis, Diyarbakır vilayetleri, Dersim sancağı, bazı nahiye ve kazaları içine alacaktır.

Toplam 9 maddelik kanun tasarısı İngilizlere göre kabul edilmiştir!

Ancak İngiliz raporlarının gösterdiği 10 Şubat 1922 tarihinde anılan gizli oturum yoktur! TBMM Gizli Celse Zabıtları yayınlanmıştır ve orada böyle bir gün yoktur! Olması da son derece saçma olurdu. Çünkü anılan 9 maddenin Sevr’den bir farkı yoktur. Kaldı ki Koçgiri isyanını bastıran bir Meclis’in bu kararları alması da mantıksızdır. Çünkü bu kararları alacak Meclis, mantıken isyancılarla anlaşır ve istenilen bu hakları verirdi.

Kurtuluş Savaşı’nın ilk önder kadrosu olan Heyet-i Temsiliye’de yer alanlar Hacı Musa Bey Kürt asıllıdır ve Mutki aşiretinin lideridir. Hacı Musa Bey daha sonra Mayıs 1923’te Erzurum’da kurulan Millî Mücadele karşıtı Kürt Azadi Cemiyeti’nin de başkanlığını yürütmüştür. Cemiyetin üyelerinden birisi de Şeyh Sait’tir. Azadi Cemiyeti İngiliz, Fransız ve Sovyetlerle temasa geçerek “Bağımsız Kürdistan” için destek aramıştır. Bu dernek daha sonra İngiliz desteği ile başlayan Nasturi İsyanı’na da katılmıştır. Dernek elebaşları isyanın bastırılmasından sonra İran’a kaçmışlardır.

Atatürk’ün Türk’ü Kürd’ü ayırmadan Meclis’e aldığı Kürt milletvekilleri de onlardan farklı davranmamıştır. Bitlis milletvekili Yusuf Ziya Bey de Azadi örgütü üyesidir. Yusuf Ziya Bey’in İngilizlere ajanlık da yaptığı daha sonradan ortaya çıkmıştır. Atatürk’ün şüphelenerek takip ettirdiği Yusuf Ziya Bey de Nasturi İsyanı’na katılmıştır. İşin daha da acı olanı ise Yusuf Ziya Bey’in askeriye içindeki işbirlikçileridir. Nasturi İsyanı’nı bastırmakla görevlendirilen fırka(tümen)nın komutanı İhsan Nuri kendisi ile birlikte hareket eden bazı Kürt subaylarla birlikte 270 askerle karşı tarafa geçmiştir.Görüldügü gibi Kurtuluş Savaşımıza katılan ve Türklerle savaşan Kürtlerle değil, Kurtuluş Savaşı’nın içine sızan, ancak kendi Kürt örgütlenmesini devam ettiren, İngiliz, Fransız işgalcilerle işbirliği yapan ve en sonunda da Türk askerine karşı cephe açan Kürtleri görüyoruz. Bu örgütün İngiliz desteğini sağlamak için Nasturi isyanından üç yıl önce 1920 yılında yine Hakkari’de başka bir isyan çıkarttığını da kaydedelim.

Mustafa Kemal de Nutuk’ta bu konuya şöyle değinir:

“Baylar, tarih, söz götürmez bir biçimde ortaya koymuştur ki, büyük işlerde başarı için yeteneği ve gücü sarsılmaz bir başkanın varlığı çok gereklidir. Bütün devlet büyüklerinin umutsuzluk ve güçsüzlük içinde, bütün ulusun başsız olarak karanlıklar içinde kaldığı bir sırada ‘yurtseverim’ diyen bin bir çeşit kişinin, binbir türlü davranış ve inanç gösterdiği kargaşalı bir zamanda danışmalarla, birçok saygın ve erkli kişilerin sözlerine uyma zorunluluğuna inanmakla; sağlam, esaslı ve özellikle sert yürünebilir mi? Tarihte buna ulaşmış bir topluluk gösterilebilir mi? İkincisi baylar, ulus, ülke, siyasa ve ordu yöneticiliğinde hiç bulunmamış ve bu alanda değeri belirmemiş ve denenmemiş gelişigüzel kişilerden, örneğin Erzincanlıbir Nakşi Şeyhi ve Mutki’li gibi zavallılardan da kurulabilecek herhangi bir temsilciler kuruluna, söz konusu durum ve görev bırakılabilir miydi?”

Maraş, Antep ve Urfa gibi Kürt illeri merkezî hükümetin herhangi bir yardımı olmaksızın büyük fedakarlıklar ile ‘düşman işgalinden’ kurtarılmıştı.
Burası tamamen iftiradır. Maraş ve Antep türkmen şehridir. Urfa da çeşitli halklar yaşamaktaydı. İçlerinde araplar çoğunluktaydı. Sırasıyla Türkmenler ve kırmançlar geliyordu. Burda amaç haritayı aklınıza getirin ingizlilerin şimdi daha iyi anlarsınız. o bölgeleri yönetenler kürt liderler değildir aksine tamamen Türkmen liderlerdir. Maraşta sütçü imam, antep te şahinbey türktür ayrıca imam mehmet te bunlar içindedir.Çok ilginç urfa-maraş-urfa hattının sorumlusu bunların çok nefret ettiği kılıç ali dir. :) Bunlar arasında söfi mehmet veya imam mehmetin kürt olduğu söylentisi vardır. ama bilinmez çok iyi bir kuvayi milliyecidi.

Aslında gülçin demirin bu tezleri bugün ümraniye soruşturmasında yatmakta olan bundan 20 sene önce 2000'e doğru dergisinin yazarı  doğu perinçek gündeme getirmiştir. İngiliz raporları altında anlatmıştır. Şimdi bu tezi önümüze getiren gülçin için acaba sendemi o ekiptesin insan demeden geçemiyor. Çünkü bugün doğu perinçek o gün kü ortaya attığı düşüncelerle yargılanıyor. Bu konuda samanyolu tv yalancısıyım doğruluğunu bilemem. bu konuda üstad şamil tayyar dan feyz almak lazım :)

Gülçin gerçekler acıdır. doğrudur kürdleri senden çok seviyorum ama onları öz kardeşim olarak görüyorum ve böyle devam edeceğim. Benim mücadelem bir türk olarak yalan ve iftira ile toplumuza atılan nifak tohumları temizlemek. Hele bir bop projesi olan açılımların sonuna kadar karşısında olmak. Ben emri obama dan değil. Dünya serveri Hz. Muhammet ten alıyorum. Ayrıca kürdleri din kardeşim olduğu için değil soy kardeşim olduğu için sonuna kadar haklarını savunacağım. ingilizlerin, fransızların BM,abd nin yüzyıl boyunca yapamadıkları ve beceremedikleri onların uşaklarının izin vermeyeceğim. Her toplulukların kendilerine ait zaaf yönleri vardır. Eğer kürd düşmanı olsaydım. dedikoduları veya osmanlı padişahı yavuz sultan selimin bir çeşmeye yazdığı şiiri överdim.

KÜRD'E FIRSAT VERME YARAB,
DEHRE SULTAN OLMA'SIN,
AYAĞI'NI ÇARIK SIKSIN,
GÖNLÜ HUZUR BULMA'SIN.

VUR SOPA'YI AL HARACI,
KARNI BİLE DOYMA'SIN,
OL ÇEŞME'DEN GAVUR İÇSİN,
KÜRD'E NASİP OLMA'SIN
VASİYET'İM OLDUR KİM,
KÜRD BİN KERRE YALVAR'SIN,
İNAN'MA KAN'MA,
YAKANA BİT,KAPI'NA KÜRD DADANDIR'MA.

Kaynak: Evliya Çelebi, Seyehatname, Zuhuri Danışman Derlemesi, C.3, s.80


TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ TÜRKİYELİ MİLLETLERDEN MÜTEŞŞEKKİL, BİRBİRİNDEN HİÇBİR SÜRETTE AYRILMAYI DÜŞÜNMEYEN MİLLİ MÜCADELENİN KAHRAMANLARIDIR. ONLARIN KAHRAMANLIKLARININ İNKAR EDİLMESİ YOK SAYILMALARI İSE ARAMIZDA HALA DIŞ GÜÇLERE HİZMET EDEN HAİNLERİN İŞLERİDİR. BU HAİNLİĞE İŞTİRAK EDEN HER BİR BİREY TÜRK DEĞİL, TÜRK DÜŞMANIDIR.
Türkiyeli millet lafını ortayan atan yahudi mohez kohendir Yani diğer ismiyle Tekin alp. Ayrıca bu tabir tamamen yanlıştır. Mustafa kemal atatürk"ün de ifade ettiği gibi "TÜRK CUMHURİYETİNİ KURAN TÜRKİYE HALKINA TÜRK MİLLETİ DENİR"
Türkiye manası Türk ili demektir İstediğin kadar lafı dolandır yeni azınlıklar yaratmaya çalış ama başarılı olamayacaksın. Çünkü ABD ıraktan 2011 de çekiliyor ozaman ne yapacaksın. Ama hissediyor gibiyim. "Vatan ne Türkiyedir Türkistan vatan müebbet bir ülkedir turan." Merak etme onada az kaldı. şu ABD li dostların bir çekilsin göreceğiz sizleri :)

Ayrıca beni türk düşmanı olarak ifade etmeye getirmişsin. Bunu diyen dinimde olsa her gün bastırılmış duygularının hapsi olmuş bir insanın bir pornocu emre aköz'ün, Türk vatanını kadım ... seçrim diyen ahmet altanın ve toplumun kültürel yozlaşmasının önderlerinden engin ardıç'ın Türk milletinin manevi ve milli değerlerini nefretçe kan kusan yazılarını sanki ben servis ediyorum.

07 Eylül 2009 10:56 tarihinde Gülçin Demir <demir.g...@gmail.com> yazdı:
Sayın Osman,

Gülçin Demir

unread,
Sep 9, 2009, 3:50:14 AM9/9/09
to liberal-i...@googlegroups.com
Sayın Murat,
 
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin (ÇYDD) davetlisi olarak 27 Ekim 2006’da Bodrum Oasis Kültür Merkezi’nde Erol Manisalı
yaptığı konuşmada, Türbanlılar Teröristtir diyor. Onurlu Gerçekten Sizinle arasına mesafe koyduğum Gerçek Kemalist (ADD üyesi ki taki olup bitenleri eleştirinceye kadar) Yılmaz Dikbaş, Sizin Antiemperyalist olarak büyük ilim adamı olarak Lanse ettiğiniz Erol Manisalı ve aynı kafada olanlar için şunu diyor;
ABD yanlısı, IMF’ci, Özelleştirmeci ve AB Mandacısı
 
Bu ülkenin aydınlık insanlarına soruyorum, Ulusal Egemenliğini kaybetmiş, ulusal devleti yıkılmış, bağımsızlığını yitirip bölünüp parçalanmış bir Türkiye’de kimilerinin başında türban kimilerinin başında fes bulunmuş ne yazar?
‘Temel ilke, Türk Ulusu’nun onurlu ve şerefli yaşamasıdır. Bu, ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir.”
Türbanın arkasına saklanarak bu temel ilkeyi halkımıza unutturmaya çalışan mandacılar; adları, unvanları, makamları ve rütbeleri ne olursa olsun, vatana ve millete ihanet içerisindedirler! (Yılmaz Dikbaş 18 Ağustos 2007)
Benim sizlerde gördüğüm şey Antiemperyalistçilik adı altında emperyalist davranışlar sergiliyor olmanız, Ve Erol Manisalı ve benzerleri gibi kişileride Emperyalist iken antiemperyalist olarak lanse etmeniz.
 
Emperyalist olarak görüyorum, çünki emperyalist ağzı ile konuşan ve siyasi propaganda yapan herkes zaten elindeki
nushalar ve  programlar ile emperyalizmin dilini konuşarak ben emperyalistim diyor. Diyeni dediği şey üzerinde mensup olduğuna itham etmek gerçek dışı değil gerçekse o Zaman Demek ki Biz Doğruyu biliyor Doğruyu Söylüyoruz..
 
Saygılar
Gülçin Demir

 


07 Eylül 2009 17:45 tarihinde Murat Parlak <mar...@e-turkiye.gen.tr> yazdı:

osman cataloluk

unread,
Sep 9, 2009, 5:47:09 AM9/9/09
to liberal-i...@googlegroups.com, demir.g...@gmail.com
Aşağıdaki görüşe tamamen dil şeklide geçerli olmak üzere katılıyoruz! Biline....
Temel ilke, Türk Millet'nin şerefli (onur kelimesi ingilizce honour kelimesinden türetilmedir lütfen kullanmayınız!!) ve haysiyetli yaşamasıdır. Bu, ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir.”

Türbanın arkasına saklanarak bu temel ilkeyi halkımıza
unutturmaya çalışan mandacılar; adları, unvanları,
makamları ve rütbeleri ne olursa olsun, vatana ve millete
ihanet içerisindedirler!
Katılmadığımız Mervanilerin Kürt Değil Arap-Fars karışımı oldukları. Ve Selçuklu yönetiminde derebeylik olduklarıdır! abbasileri yıkmak için uğraşmışlar amma Selçuklular tarafından yıkılmışlardır!! Bu unsurlar içinde Kürt var mıdır? Tabii ki vardır! En büyüğü de Büyük Selçuklu'nun yıkılmasına sebep olan Hasan Sabbah'tır!! Mervaniler bile Hasan'dan korkarlardı! Kendisi Deylemli sorani bir kürttür!! Bizim Türk kökenli olmayan kürtlerimize en fazla eziyet eden gurup bunlardır!
Ne Talabani (Dürzidir aslen) ne de Barzani (Kürdojudaik etnisiteli)Soranidir!!
Soraniler aslen Farsidir ve Bu gün Elbruz dağlarında yaşarlar Ve de Kürtlükle alakaları yoktur.
Selam


Murat Parlak

unread,
Sep 9, 2009, 6:56:58 AM9/9/09
to liberal-i...@googlegroups.com
Niye olmasın size baştan söyledim düşmanlarınız müslümalık zırhı altına girmiş diye türbalıdan törerist olmazmı beyniniz türbanla iğdiş edilmiş gercekleri görmemek kaydiyle.

09 Eylül 2009 10:50 tarihinde Gülçin Demir <demir.g...@gmail.com> yazdı:

By_Exx

unread,
Sep 9, 2009, 7:57:18 AM9/9/09
to liberal-i...@googlegroups.com
Sayın gülçin erol manisalıyı tanımana yada tanıtmana gerek yok.Bilge ve marduk gibi insanlar islama nasıl bakıyorsa savundukları adamda onlar gibi içi boş biridir.

 

bilge taha devrim

unread,
Sep 9, 2009, 8:27:20 AM9/9/09
to liberal-i...@googlegroups.com, Gülçin Demir, mar...@e-turkiye.gen.tr
Hayir Gene Yalan söylüyorlar. Gülcin Türbanlilar degil ama.
 
Senin gibi iftiraci, müfteriler. Teroristen bile daha tehlikeli fitnecilersiniz.  Utanmiyormusun yalan söylemeye.
 
Yilmaz DİKBAS bizi yanitlasin.
 
Birilerini kandiracaklar ya. İsleri kolay tik iceriye sonra at iftirayi.  İSPATLASINLAR.
 
Adamin kitaplari ortada, yazdiklari ortada.
 
Yahu Erol Manisali hoca İstanbul Universitesinde Türbanli ögrencileri Türban üzerinden bölünmeyelim , Emperyalizme direnelim demistir. 1999 İstanbul Universitesi. 
 
STV de adama program yaptirdiklari zaman Erol hocaya kizardik. Ne cikiyorsunuz diye ?. O da bize sunu derdi. Millet olarak birlik olmaliyiz. Turban, müslüman -laik bölünmeyelim. Tehlike büyük.
 
Adam hayati boyunca dürüstlükten , memleket sevdasindan baska bir sey görmemis. Adama dediklerine bakin.
 


 
09 Eylül 2009 13:56 tarihinde Murat Parlak <mar...@e-turkiye.gen.tr> yazdı:

Durali Durmaz

unread,
Sep 9, 2009, 12:08:35 PM9/9/09
to liberal-i...@googlegroups.com
Niye Bilge Hak ve Halk Düşmanlığı terörizm olmuyormu. Haksızlık adam kayırma çifte standart, Camileri ahıra çevirmek, Kur-an'ı yasaklamak, önce idamına sonra yargılanmasına diye kara vermek, türbanlı kızları okullara almamak, ve daha saymakla bitmeyecek bir dünya zulümü yapmak TERÖRİZM değilmi?

Evet Yılmaz Hoca'ya saygım vardır ve O'nun gibi vatanseverlerin ismini senin gibi vatansatıcıların desturla ağzına alması gerektiğine inanırım.

Al bunada bir kılf bul byterörist;

"Vahdettin Osmanlı Padişahı, Mustafa Kemal'de Osmanlı Generali… Bir devleti temsil ediyorlar..." Prof.Dr Anıl Çeçen ADD Kurucu Genel Sekreteri

"Anadolu'daki işte bu millî sınırları kurtarma mücadelesinde "millîlik", Müslümanlıkla başlıyor. Yani Anadolu'da Kurtuluş Savaşı'nı veren ilk kitlenin ana karakteri Müslümanlıktır." Prof.Dr Anıl Çeçen ADD Kurucu Genel Sekreteri

Bak Anıl hocam ne diyor Bilge O kitlenin Sütçü İmam olduğunu, O kitlenin Kara Fatma olduğunu, O kitlenin Hasene Bacı olduğunu, O kitlenin Karayılan olduğunu, O kitlenin Şahin bey olduğunu, O kitlenin Fahrettin Paşa olduğunu,
O kitlenin O kitlenin  ve bunların hepsinin Müslüman olduğunu söylüyor. Ama şunu söylemiyor O kitle demokrasi dinin meczuplarından oluşuyordu, demiyor bunu. Yani sen ve gibilerin sahte kurtuluşçu, M. Kemal "Ya İstiklal Ya Ölüm" derken sizler gibi bir gözü ile dünyaya göz kırpmıyordu. Sizin Atatürkçülüğünüz bile ÇAKMA, çin malı Atatürkçülük yapsalar sizinkinden sağlam çıkar...
 

09 Eylül 2009 15:27 tarihinde bilge taha devrim <bilgeta...@gmail.com> yazdı:



--
BETATRON

Dr. Hakkı Açıkalın
Betatron diyoruz. Özellikle de Salih Mirzabeyoğlu’na uygulanan telegram işkencesiyle birlikte gündeme bir ateş topu gibi düştü. Bu konuyu makâleye indirgemek bana uymuyor. Kitabını yazıyorum artık ve içinde yok yok. Her yazdığım bölümü de makâlat hâlinde sunacağım. Sonunda, bu iş Betatron’da Tıbb’a, oradan ideolojik savaşlara oradan da Kumandan'ın şu ânda üzerinde çalışmakta olduğu şâh-eser’e kadar varacak. İnsanoğlunun işi nerelere vardırdığnı ve bunda şeytâniyet’in gücünü teşhîr etmek ayrı bir heyecân.

http://duralidurmaz.blogcu.com/

Akkartal

unread,
Sep 9, 2009, 11:54:30 AM9/9/09
to liberal-i...@googlegroups.com
Keşke bütün hain denilenler, batıcı denilenler, emperyalizme uşaklık ediyor denilenler E.Manisalı gibi olsaydılar... Şahsen, bir çok yazısını, örnek olarak alıp, paylaştığım gibi, bazı tümcelerine itiraz ile,
tenkit de etmişimdir Manisalı hocayı...

09 Eylül 2009 15:27 tarihinde bilge taha devrim <bilgeta...@gmail.com> yazdı:



--
En iddiasız İDDİACI: Husrev Özel

Gülçin Demir

unread,
Sep 9, 2009, 2:15:28 PM9/9/09
to liberal-i...@googlegroups.com
Sayın Bilge,
 
Yılmaz Dikbaş Gerçek bir Kemalist Gerçek Bir Atatürkçü ve Gerçek Bir Vatanperverdir..Sadece bazı sahte Kemalistlerin Maskelerini İndirdiği için ve Samimiyetsizliklerini ortaya çıkardığı için Onu ADD den attınız..
 
Onun ADD den atılması, Gerçeği Söylediğinin En Büyük Kanıtıdır.
 
Eğer Oda sizler gibi sırf Romantik takılsaydı hala bir at gözlüğü ile kendini
 
En Büyük Kemalist olarak görmeye devam ederdi.
 
O  sordu, düşündü ve yargıladı ve Gördüklerini   Kemalist veya değil kim olursa olsun
 
Çekinmeden suratlarına haykırdı..
 
Ve Sizin O memleket sevdalılarınız adamın Ortaya çıkardıklarından dolayı
 
ADD den atmak süreti ile LİNÇ ettiler..
 
Saygılar
Gülçin Demir.
 
 
 
 
 
 
 


 
09 Eylül 2009 15:27 tarihinde bilge taha devrim <bilgeta...@gmail.com> yazdı:

Durali Durmaz

unread,
Sep 9, 2009, 3:26:41 PM9/9/09
to liberal-i...@googlegroups.com
Sayın Akkartal haliyle hepsine katılmanız veya katılmamız mümkün değil. Mesele şu, bazı arkadaşlar Erol Hoca gibi gibilerin üzerinde giderek DİN düşmanlığı yapıyor. Ortak düşmana karşı ortak cepheden bahsediliyor ve her kesimin samimisinin Emperyalizme karşı dik ve ortak tavır sergilemesi gerektiği söyleniyor. Bu noktada sen Erol Manisalıda olsan, Anıl Çeçen'de olsan kim olursan aydınsan, entellektüelsen ve bütün bunları Millicilik adına yapıyorsan, Anadolu halkının değerlerine düşman olmayacaksın. Müslüman Anadolu'ya düşman olmayacaksın...

Fakat bazı zevat her nedense Vatanseverliği, Milliciliği DİN düşmanlığı olarak ele alıyor ve bu hal üzere içinde İslam geçen her cümleye canhıraş saldırıyorlar. Ve bunuda AKP üzerinden, Fetullah üzerinden, Yılmaz Bey'in üzrinden, Anıl Hoca'nın üzerinden vs vs yapmaya çalışıyorlar. Müslüman Anadoluda ki Kamusal Alan rezaletleri malum birileride ee başlarım "Ne kamusal alanı ulan Allah her yerde"  siz DİN düşmanısınız diyip işin içinden çıkabiliyor. Yani bazıları eski alışkanlıkları olan 28 Şubatçı kafadan vaz geçemiyor haliyle iyi yönleri olan veya dünkü hatasını gören ve bu gün o halinin hata olduğunu belirtip doğru olan üzere hareket etmeye çalışan insanlarıda birilerine kötü olarak gösterebiliyorlar.


Dünkü yanlışını izale etmek isteyen insanlar bazı atraksiyonlar yapıyor fakat bir takım gürüh dünde kaldığı için anı yaşayamadığı için ve en acısıda "an'ın ihtiyacına dair bir ön bilgiye" bile sahip olmadığı için hala DİN düşmanlığı yapabiliyor.

Bu ülkede bizlere batılılaşmayı kimler dayattı aydın denilen zümre, bu ülkede hak ve halk düşmanlığını kimler yaptı aydın dediğimiz zümre. Çok ilginç bir alıntı yapacağım Cem Mumcu ile ile yapılan bir roportajdan;

“Türk entelektüelinin durumu bu kadar mı vahim sizce?

"Bunlar ölülerini nasıl gömeceğini bilmeyen tek insan türü. Türk aydını ölüsünü nasıl gömeceğine dair bilgiye sahip değil. Dünyanın hangi kabilesine gidersen git, kendi kültürel ritüelleri içinde bir ölünün mezara nasıl gömüleceğini, tabutun nasıl taşınacağını ya da nasıl yakılacağını bilir. Bunlar bilmez. Bunlarla birlikte cenazeye gittiğinizde eğer sıradan halk, cemaat orada olmasa o ölü orada kalır usta! Bunlar tabutu omuzdan omuza geçirmeyi de bilmez, toprak atmayı da... Kenarda aval aval dururlar. Ölüsünü gömmeyi bilmeyen insanın ben entelektüelliğini değil, varoluşunu tartışırım.”


Buyrun varmı böyle bir zümre adam ölse kendisi ortada kalacak haberi yok, sorsan aydın, neyin aydını 28 Şubat'ın aydını!..

Peki ADD Kurucu Genel Sekreteri Prof Dr.Anıl Çeçenin şu sözlerini ilave edersek 

“Kemalist ve Atatürkçü görünen kesimler, Batı’nın Türkiye’deki halka karşı-İslâmî kesime karşı bir takım oyunlarına alet edilmişlerdir. Özellikle, 28 Şubat’ta bunu gördük, değil mi? 28 Şubat’ta, efendim işte, çok ciddi boyutta böyle bir olayla Türk toplumu neredeyse bir ikilili yapıya doğru sürüklendi: Bir tarafta laik kesim, bir tarafta Islâmî kesim… “Devlet laik, Ordu laik, millet Müslüman” Yok öyle bir şey! Yok öyle bir şey… Bakın ben kamu hukukçusu olarak şunu söylüyorum: Bir devlet, bir milletin siyasî örgütlenmesidir. Devleti milletin dışında düşünemezsiniz. Devleti milletin dışında düşünenler, bugün hem milleti çok ciddi boyutta baskı altına alıyorlar, hem de devleti hızlı bir şekilde tasfiye ediyorlar.”


Ne oldu şimdi...

Şimdi AKP veya Fetullah bir şey yapıyor birileride kalkıyor gördünmü İslamcıları, Şeriatçıları diyor, ne alaka onlar mı temsil ediyor İslam'ı? Gördük mü birileri hala "
Kemalist ve Atatürkçü görünen kesimler, Batı’nın Türkiye’deki halka karşı-İslâmî kesime karşı bir takım oyunlarına alet edilmişlerdir." gerçeğini. Sen nasıl aydınsın ki sen nasıl vatanseversin ki Halkının inançlarına küfredebiliyorsun. O zaman sormak gerekmez mi sen Batı'nın kucağında AKP düşmanşığı mı yapıyorsun yoksa sen Batının kucağında İslam düşmanlığı mı yapıyorsun. Millicilikden dem vuruluyor daha senin karşı olduğuna Milli bir politikan yok ki, neyinle karşısın Batı Emperyalizmine...

He karşı olmak için karşıysan fecaatinin resmini çizdik zaten...

Yok ben öyle değilim MİLLİCİYİM diyorsan soyuna küfretmeyi bırak, yaşadığın toplumun değerlerine küfretmeyi bırak, nenenin başını örttüğü örtüye dil uzatmayı bırak, dedenin kıldığı namaza, okuduğu ezana, okuduğu Kur-an'a küfretmeyi bırak. Hak ve halk düşmanlığı yaparak dedene ve nenene küfretmeyi bırak...

Yokmusun burada o zaman Batının kucağında ki salıncağında bol keyifler sana.

Müslüman Anadolu halkı Laiklik ile, Demokrasi ile Türban düşmanlığı ile, Ezan, Kur-an, Bayrak düşmanlığı ile kazanmadı özgürlüğünü. Tam tersi bunları yücelttiği için kazandı ne kazandı ise.

Ve ne kazanacaksa gine bunlarla kazanacak...


09 Eylül 2009 18:54 tarihinde Akkartal <akkar...@gmail.com> yazdı:

Gülçin Demir

unread,
Sep 9, 2009, 2:03:16 PM9/9/09
to liberal-i...@googlegroups.com, ahmetdog...@gmail.com, akkar...@gmail.com, alia...@gmail.com, arzu...@gmail.com, atilla_...@yahoo.com.tr, Bilge Devrim, bilge taha devrim, bulente...@gmail.com, bur...@superonline.com, balt...@turksatkablo.net, osman cataloluk, ceviz...@gmail.com, Durali Durmaz, e...@ena-ajans.com, enis...@gmail.com, foreve...@gmail.com, guldag...@gmail.com, GözgöZ, hkirb...@yahoo.com, husca...@yahoo.com.tr, irfan...@yahoo.com, ikinci_...@yahoo.com, oakyu...@gmail.com, osah...@gmail.com, Murat Parlak, refha...@yahoo.com, sedat...@gmail.com, sefa...@gmail.com, sessi...@gmail.com, slh.a...@gmail.com, telg...@gmail.com, yusuf.zi...@hotmail.com
Sayın Osman,
 
Benim gibi bir Soroscu, DÜNYAYI YÖNETEN ve GÜNEYDOĞUYU İSTEYEN AİLE: ROTSCHILD AİLESİ gibi bir gönderide bulunur mu? Düşünün ve bir ölçü koyun ve bana ait bir ölçüsüzlük tesbitinde bulunun. George Soros ile Rotschıld Ailesi arasındaki farkı veya çalışmalarındaki benzerlikleride düşünmenizi rica edeceğim. Belki böylelikle benim Soros Açık Toplum Vakfları ile herhangi bir bağımın olmadığını anlayabilirsiniz.
 
Evet Güneydoğuda şu ana kadar birçok yanlış politika uygulandı, bende bu yanlış politikaların arkasındaki GÜCE değiniyorum. Bu Gücün içerde uyguladığı ve kullanmaya çalıştığı Argümanları ortaya koyuyorum, Bu gücün hangi politika veya siyasetle yönlendirme yaptığını, kimlerin bugüne kadar bu siyaset ve politikalara alet olduğunu, kimlerin ise bilmeden alet edilmeye çalışıldığını. Bunu sadece Türk tarafı için söylemiyorum, Kürt tarafı içinde söylüyorum. Ancak her iki taraftanda Sizden gelen sert tepkilere maruz kalıyorum. Görüyorum ki, bu güç politikasını çok iyi bir şekilde propaganda edebilmiş. Adolf Hitlerin dediği gibi '' Maharetli ve devamlı bir propaganda ile millete; cehennemi cennet, en sefih hayatı bir zevk gibi göstermek mümkündür''. Bu gün Gerek siz gerekse karşı taraftaki siz benzeşenleriniz AYNI PROPAGANDANIN sonuçlarısınız. Jules Monnerot derki ''İnsanların hislerindeki ve İnfiallerindeki yıkıcı kuvvetler tıpkı patlayıcı maddeler gibi birtakım propaganda uzmanları tarafından maharetle kullanılabilinir. Siz O bölgede asimile olan türkmen aşiretlerini unutulmamasını söylemeden geçmeyim. Bugün kürd diye bildiğimiz hanefi kürtlerin çoğu türkmendir. (Osman Akyüz) diyerek, İnsanların hislerindeki ve infiallerindeki yıkıcı kuvvetleri tıpkı bir patlayıcı maddeler gibi kullanmak isteyen bir propaganist gibi davrandığınızın, ve bu davranışında Soros açık toplum vakfına aynı zamanda Rotschıld ailesinin Oluşturduğu güce Güç Kattığını biliyormusunuz.  İşte ben çoğunlukla kişlere FİKRİ HİZMET içinde olduklarını, bu fikri hizmetlerinde hangi eller ile gerçekleştiğini ve nasıl sonuçlar doğuracağını söylemeye çalışıyorum. Ve neye inanırlarsa inansınlar İNANDIKLARINI bu Güçlere Hizmet ettirmemeleri gerektiğini. Ben bu suçu işliyorum. Bu fikirlerin olumsuz ve doğru olmayan taraflarını irdeleyip ortaya çıkarıyorum bu sefer Siz gibiler beni TÜRK YOKTUR demekle suçluyorsunuz, halbuki ben SAF IRK YOKTUR diyorum. Gerek siz Kürtleşmiş Türkmenlerlerden söz ederek gerekse geçen gün BBP partisinden bir yetkilinin söylediği gibi '' Her 5 Kürt ailesinden 3 ü Türklerle akrabadır'' diyerek benim SAF IRK yoktur, düşüncemi teyit ve tasdik ediyor, ama aynı zamanda Beni SAF IRK yoktur dan TÜRK YOKTURA gömüp, KENDİ PROPAGANDANIZA (Soroscu düşünceye) MAHKUM EDİYOR, Ülkemin birlik ve bütünlüğünün önündeki hastalıklara İŞARET etmeme MANİ OLUYORSUNUZ. Bu düşüncelerin Soros, ABD, AB düşüncelerine hizmet ettiğini söylüyorum, siz ise kendi düşüncenizin hizmetinin AYIBINI AÇIKÇA GİZLİYORSUNUZ.
Red ve inkara dayalı hiçbir düşünce, düşününce ÇÖZÜM üreten değil daha çok ÇÖZÜMSÜZLÜK aracı olarak çıkar karşımıza. Görüldüğü gibi SÜREKLİ BİR ÇÖZÜMSÜZLÜK İÇİN Red ve İnkar Propagandası bu GÜÇ için uygulanması gereken kaçınılmaz bir politikadır. Yazarken aynı sözleri ve eleştirileri karşı taraf içinde söylüyorum. İşte sizler BU PROPAGANDANIN TESİRİNDE RED VE İNKAR İLE, hakeza karşı tarafta 85 YILDIR HAKKIMIZI YİYORLAR DİYEREK, BİZE İŞKENCE EDİYORLAR DİYEREK BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK ÇIĞIRTKANLIĞI YAPARAK  Beni mensubu olmakla suçladığınız SOROS a HİZMET EDİYORSUNUZ. Ben bu grifleşmiş ve etki tepki şeklinde ortaya çıkan artık kokmaya başlamış kendi özünde çok basit çözümlerle sonuçlandırılabilinecek, meselenin ÇÖZÜLEBİLİNİR olduğunu, bir takım tarihi gerçeklerinde HAKİKAT OLDUĞUNU, keyfi olarak bu hakikatlerin PROPAGANDAYA alet edilemeyeceğini, edildiği taktirde SİZİN BÖLÜNMÜŞLÜĞE KARŞIT fikrinizin BÖLÜNMEYE sebep olacak BİR UNSUR olarak karşımıza çıkacağını ifade etmeye çalışıyorum..
 
Evet bunu yaparken okumuş olduğum ve doğruluğuna inandığım bazı araştırmalardan alıntı yapmak süreti ile istifade ediyorum. ancak siz bu alıntıların ne içlerindeki hakikate nede alıntıların asıl sahiplerinin çalışmalarına DİKKAT ETMİYEREK direk YANLIŞI isnat etmeklede PROPAGANDA yapıyorsunuz.
 
Söylermisiniz Doğru neye göre Doğru veya Yanlış neye göre Yanlıştır..İdeolojik Fikre göre mi? Keyfiyete göre mi? Ve yahutta bencil hodben duygulara göre mi? Doğruluk ölçünüz nedir? Kendinize ölçü olarak belirlediğiniz sınır çizginizi öğrenebilirmiyim. Düşünceleriniz ile uyumlu değilse HAKİKİ BİR TARİHİ BELGEYİ inkar etmek mi gerekir. Örneğin Gazi Mustafa Kemal Atatürk eliyle yazılmış bir nüsha mesela bu konu üzerinde bir gerçeği hakikati ifşa ediyorsa, Atatürk'ün el yazması ile yazdığı doğru mudur yoksa yanlış mıdır? Bu Kendi fikrimize  hissettiklerimize NE KADAR TERS OLSADA inkar edemeyeceğimiz bir gerçek değilmidir.? bu ülkenin milli ve manevi değerlerine saldırırlar (Osman Akyüz) Zaman içinde değişerek aşınarakta olsa bize ulaşan ve hala tatbik ettiğimiz genel, öznel, kültürel ve fikri değişmez değerlerimize saldırı, GEÇMİŞ TARİHİMİZDE BELGELENMİŞ YAŞANTIMIZI, SİYASETİMİZİ, TARİHİMİZİ inkar etmek yok saymak , milli ve manevi değerlere saldırmak değil midir.?
 
Mustafa Armağan kendi çalışmasını inkar etmişmidir etmemişmidir onu bilmiyorum, etmiş olması Mustafa Armağanın belirttiği gerçeklerin hakikatınide İNKAR ettirmez. Cemaatten veya başka bir yerden gelen tepki ve baskı sonucunda yapılan İNKAR da İNKAR değildir. Zaten TARİHİN GERÇEĞİNİN İNKARI bugünkü problemlerin oluşum sebebi değil mi? Hakikatlar hep siyasi sebeplerden veya belli menfaatlerden dolayı İNKAR edildiği için BU KADAR DOĞRU, YANLIŞ BİLİNMİYOR MU?. Mustafa Armağanın makalesinde belirttiği noktaların doğruluğu bu gün  KÜRT HALKININ yaşadığı  bölgelerin tesbitinden, yola çıkılarakta sonuca ulaştırır insanı, veya o bölgelerdeki tarihi kalıntılar bu günkü o bölge İnsanı olan KÜRTlerin bağını çıkarmamaktamıdır? Sadece Nemrut kalıntılarına ve bazı bölgedeki eski resimlere baktığınızda bu gün o bölgede yaşayan halk arasında paleoantropoloji açısından beznerlikler bulmak mümkündür. Hatta bazı resimlerdeki insan figürleri ile o bölgede yaşayanlar arsındaki YÜZSEL benzerlik İNSANI ŞAŞIRTABİLMEKTEDİR. Hiçbir değişime uğramadan kendi içinde yaşayarak bu YÜZSEL BENZERLİK adeta korunmuştur. Bu da o bölgelerde bu halkın yüzyıllardır yaşadığının göstergesidir, yüzyıllardır o bölgelerde yaşayan halkın beylik veya devlet kurmuş olmasıda çok normaldir. Oralarda Kürtlere ait bir geçmişin olmasıda çok normaldir. Tabi Sizde Kürtlerin Şeytandan türeyen bir Irk olduğuna inanmıyorsanız elbette uzaydan gelmediğinide biliyorsunuzdur, yeryüzünde belli bir toprak parçasında yaşamışlar ve tarihte bu halkın o bölgede yaşadığına işaret etmiştir etmektedir. Ki kendi içlerinde var olan süryani, yezidi, mecusi, yahudi, İslam Din anlayışının tarihi geçmişide göz önünde bulundurulursa bu halk TARİHİN ÇOK DERİNLERİNDEN  VE ANTROPOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN ÇOĞUNUDA KORUYARAK GÜNÜMÜZE GELMİŞ BİR HALKTIR.
 
"Türkmeni sevmeyen ne kürd, kürdü sevmeyen ne türkmendir" demiştir. Düşüncem böyledir hiç bir zaman da değişmez. şimdi benim adıma yazdığınız lafla bu yazı bir mi ?. Yalan iftira artık çiğerlerinize işlemiş. Gerçekler acıdır lakin bizim değil sizin türklerle sorunuz olduğudur. Zaten bunu çok defa ifade ettiniz. Sizi zaten BM kılıklı bir kişi olarak tanıyoruz. Elinize fırsat düşşe bütün türkiyede ki herkesi türk olmamakla itham edeceksiniz. Pardon unutmuştum bir yahudi profesörün kaynaklarını öne sürmüştünüz.biz türk değildik. atatürk türk değildi osman gazi türk değildi aslında türk diye bir millette yok. (Osman Akyüz)
 
Yoksaymak ile sevmemek arasındaki bağı anlamdırırmısınız. Siz çok sevdiğiniz için mi Onlar Türkmendir diyorsunuz. Bu arada onların KAFATASINI ÖLÇTÜNÜZ MÜ? Türkmen olduklarına dair ne tür bir bilgiye sahipsiniz. Küllen inkar Red SEVMEK DEĞİLDİR.
Sevmemektir. Demek ki YOKSAYMAK uygun bir kelime cümlenin anlamını bozmuyor. Yani ben dediğinizi demiş oluyorum. Sevmiyorsan Kürt değildir, sevmiyorsa Türkmen değildir, yoksayıyorsa kendini yok sayıyor ve sevmemek yoksaymayı getiriyor. Benim çiğerlerime işleyen birşeyler yok. Ama siz sanırım mesnetsiz ithamlarda bulunmayı çok seviyorsunuz..BM kılıklı mı? Bakın çarpıtarak veya benim gönderdiğim konuları kavramayarak ithamlarda bulunmayın. Elinize fırsat düşşe bütün türkiyede ki herkesi türk olmamakla itham edeceksiniz. Pardon unutmuştum bir yahudi profesörün kaynaklarını öne sürmüştünüz.biz türk değildik. atatürk türk değildi osman gazi türk değildi aslında türk diye bir millette yok. (Osman Akyüz) demişsiniz. 1923 Müslümanlara 'Türk' dedi gönderim adı altında Saf ırk yoktur tartışmalarını çarpıtarak lanse etmeniz Sizin gibi aydın enstitülerde Türkiyenin Geleceğini belirleyen araştırmalarda bulunan birine hiç yakışmadı..21 Mart 2009 19:39 tarihli gönderimde TÜRK YOKTUR DEĞİŞİMİ OKUYUN LÜTFEN, yok mu demişim yoksa SAF BİR KÜRT VE TÜRK YOKTUR MU DEMİŞİM, ve tartışmalar bu çerçevede mi gelişmiş. Cengiz Cinnioğlu bir Yahudi Değildir..Cengiz Cinnioğlunun araştırması gerçeği yansıtır, kabul etmek zorunda değilsiniz ama kabul ettirmemek içinde bu araştırmacıya YAHUDİDİR diyemezsiniz. Aşağıda yine o gönderi ismi altında yapılan bir tartışmayı örnek olarak ekliyorum. Gönderi Adı altında gelişen tartışmaları ve benim sözlerimi grup üzerinden arkadaşlar okuyabilirler. Sayın Osmanın zafer kazanmak için attığı çamurlarıda tabi.
tarih23 Mart 2009 15:09
konu{liberal-izmirliler.58561} Re: 1923 Müslümanlara 'Türk' dedi
posta gönderme listesi<liberal-izmirliler.googlegroups.com> Bu listedeki iletilere filtre uygula
gönderengooglegroups.com
imzalayangooglegroups.com
abonelikten çıkBu posta listesinden gelen postalara artık abone olma
ayrıntıları gizle 23 Mar

Sayın Taylan,
 
Türk olmak UTANILACAK BİRŞEY DEĞİLDİR. Ancak Türk, Kürt, Laz, Çerkes, Arnavut gibi isimler ETNİSİTE isimlerdir. Irk diye birşey yoktur. Belli bölgenin dilini kültürünü yaşayan toplumlara diğer toplumların verdiği isimlerdir bu isimler. Herhangi bir özelliği herhangi bir kan belirginliği yoktur.
 
Eğer böyle olduğunu düşünüyorsanız
 
Soruyorum size,
 
HZ.İsa A.S Irkı neydi...hiç kimse bu konuda birşey diyemez, çünki biyolojik olarak bir babaya sahip değildi. AMA ETNİSİTE OLARAK SÜRYANİCE KONUŞAN BİR TOPLULUĞUN İÇİNDE YAŞADI diyebiliriz. SÜRYANİYDİ DİYEBİLİRMİYİZ.?
 
AYNI ŞEKİLDE HZ.ADEM A.S VEYA H.Z HAVVANIN IRKI NEYDİ DİYE SORDUĞUMUZDA Etnisite olarak bir toplum ismi dahi verebilecek konumda olmadığımızı görüyoruz ki IRK olarak hiçbirşey diyemiyoruz.
Bazı hastanelerin GENETİK TANI MERKEZLERİNDE bu testi yaptırabilirsiniz.!!
 
Test sonuçlarından sonra görüşelim mi?
 
Saygılar
Gülçin Demir)
 
23 mart 2009 16:05 tarihli ''Milliyetçi ideolojinin oluşumunda dış dinamikler'' adı altındaki gönderimdede MİLLİYETÇİLİĞİN Söz ettiğimiz Güçler eli ile şekillenip içimize yerleştirildiğinden ve bugüne kadarda bu anlayış ve şekil ile kullanıldığımızdan söz etmeye çalışmışım.Türk milliyetçiliğinin doğuşundan ve Türkçülüğün devletin siyasal politikası haline gelişinden önce, Avrupa'da "Türkler”le ilgili yoğun araştırma, inceleme ve tartışmalar yapılmıştır. Yapılan bu çalışmalarda, Türklerin herhangi bir katkısı ve katılımları olmamıştır.
Sözkonusu çalışmalar. Fransa, Avusturya-Macaristan, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde akademik düzeylerde yürütülmüştür. Bu alandaki çalışmaların ilki, 17. yüzyılda Cizvit Papazlar tarafından, Sinoloji disiplinine bağlı olarak yapılmıştır. Aynı şekilde, bir Fransız sinoloğu olan Joseph de Guignes'in 5 ciltlik çalışması "Histoire generale deş Huns, deş Turcs, deş mongols et autres Tartares Occidentaux" (1756-1758), Türklerin İslamiyetten önce, Asya tarihindeki rollerini açıklamayı amaçlamıştır.
Diğer yandan. Alman Heinrich Julius Klaproth ve Fransız Jean-Pierre Abel Remusat, yaptıkları çalışmalarda, Türklerin diğer Asya toplumlarından etnik olarak farklı ve kendilerine ait bir dilleri olduğunu açıklamışlardır. "A Grammer of the Turkısh Language" (1816) çalışmasıyla Türkçe üzerine üretim yapan ve ilk sistemli Türkçe gramerini gerçekleştiren kişi ise, Arthur Lumley Davids'dir.
Ayrıca Türk ırkı konusunda çalışmalar yapan ve Türkçülük düşüncesinin en önemli "teorisyenlerinden" sayılan Macar Arminius (Hermann) Vambery, 1850'de İstanbul'da çeşitli faaliyetlerde bulunmuş ve çalışmalarında, Türk ırkının "üstünlüklerini" vurgulayarak, ilk kez "Turancı"(1) görüşler savunmuştur.
Bunlardan başka, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde Türk milliyetçiliğinin doğuşuna dışarıdan yapılan katkılarda en önemli paya sahip olan, hiç şüphesiz ki Fransız yazar ve tarihçisi Leon Cahun'dur. Cahun'un 1896'da yayınlanan ve teorik olmaktan uzak "İntroduction a L'histoire de L'Asie: Turcs et Mongols des Origines a 1405" başlıklı çalışmasında, Avrupa'ya uygarlığı getiren ırkın Türk ırkı olduğu şatafatlı bir dille ileri sürülerek, Turancılık yeniden ele alınmış ve bu düşünce, V'ambery gibi insanlar tarafından, o zamanın elit Türkleri arasında yayılmaya çalışılmıştır.
Ayrıca Cahun'un çalışması, Türkçülüğü popülarize elmek ve siyasal sahneye çıkararak resmi ideoloji haline getirmek açısından, son derece önemli olmuştur.
Avrupalılar'ın Türklere gösterdikleri bu 'akademik ilginin’ ardında siyasal çıkar hesapları yatmaktadır. Birinci Dünya Savaşı öncesi iki kampa ayrılmış bulunan Avrupa Devletleri'nin, Osmanlı İmparatorluğu'nu kendi cephelerine katmak amacıyla bu tür yayınlara ağırlık verdikleri ve Avrupa'da, 1911 yılında Budapeşte'de kurulan 'Turan Cemiyeti' gibi Türkçü örgütlerin oluşturulmasına başladıkları, bilinmektedir.
 
Bildiğiniz gibi İttihat ve Terakki Türkçülük yapan bir teşkilattı, Türkçü Enver paşayı da hepiniz bilirsiniz. 1870 lerden beri dönmeler İttihat ve Terakki ile hükümete sızmaya çalıştılar. Mustafa Kemal Atatürk ilginç ama Enverci değildi, Cemal Paşacıydı. nihayetinde Osmanlıyı 1.dünya savaşına sokanda, bitirmelerine yardım edenlerde İttihatçılardı. Hükümetleri esnasında elden giden toprakalrı Enver Paşanın Yahudilere Filistini vermek istemesi vb..Yanı gayet vatanperverlerdi..Yada Vatanperver görünen ihanetçi dönmelerdi..Zaten NİHAL ATSIZ ve Türkeş İnönünü döneminde Irkçılık davasından yargılanmışlardı önce almanyaya yaranmak için Irkçılığa destek veren inönü, daha sonra rusların ilerlemesi ile solculuğa destek vermişti. İnönü döneminde Nihal atsız ÖLEN MİLLİYETÇİLİK RUHUNU canlandırmak için BOZKURTLARIN ÖLÜMÜ" VE "BOZKURTLARIN DİRİLİŞİ gibi kitaplar yazmıştı yine İnönü döneminde ırkçılıktan yargılanmış akabinde çok ilginçtir,ırkçılık davasından sonra Sabetaycıların Yakubî koluna mensup Boğaziçi Lisesi’ne öğretmen olarak alınmıştır. 
 
Bütün bunları yazarken benim söylemek istediğim şu, bazı unsurlar dış mihraklı olup şekillendirilip içimize yine biz görüntüsünde yerleştirilip kullanılmıştır, bunlar ne kara kaşımız nede kara gözümüz için ellerimize tutuşturulmuş şeyler değildir. Oluşturuldukları andan itibaren bizden çok şey götürmüş ve götürmektedir.
 
1911 yılında Ruslara dayandırdığınız rapor ne kadar doğru tartışılır..çünki Kürtler Mustafa Kemal Atatürk'e KEMAL BABAMIZDIR derlerdi o zamanlar. Bazı Hristiyan ailelerle iyi geçinmiş olabilirler çünki çoğu hristiyan, kürtlerin çifliklerinde çalışan elemanlardı, rusların bu hristiyanalrı kışkırtmasına kadar. Zaten O bölgelerde farklı unsurlar mevcut sadece kürtlerden müteşşekkilde değil..Çoğuda ırkını kürt ırkı içinde gizlemiştir, ermeni, süryani, keldani, yahudi zaman içinde asimile olmuş kürtleşmişlerdir. bunlar doğru..Ama ne kadar kürtleşmişlerdir oda muammadır..
 
Bugünkü siyaset anlayışı ile geçmiş arasında pek bir fark yok. Bu gün nasılki Özellikle seçimler esnasında alevi oyları veya şu bu cemaat oyları yada kürt oyları için bir takım oyunlar ikiyüzlülükler sergileniyorsa o günlerde de aynı şeyler yapılmış olabilir. Ama bunu herkese mal etmek doğru değildir. Ki o günlerde O anlarda İçsel hesaplaşmalar peşinde işgalci güçleri kullanrak M.Kemali saf dışı etmek isteyenler bu tür tekliflerle gitmişler, ama çoğunluk itibar etmemiştir. yoksa Doğuda ruslara ermenilere karşı çıkan savaşanlar batıdan gelenler değildi. İşgalci güçlere karşıda Antep Maraş Urfa da İsyan edenlerde Batıdan gelenler değildi. bu gün bu bölgeler sınırlarımız dahilindeyse o gün ordaki halkın mücadelesi sonucudur bu..
 
 Şiirinde Yavuz Sultan Selim alevilere yönelik bir hitapta bulunmuş aslında kürt kelimesi geçiyor mu geçmiyor mu bilemem elbette, ama eğer İslama karşı bir saldırı söz konusu ise ve bunları Kürtler yapmışsa Sultanın Şiiri doğru ve yerindedir. Ancak şiirin İslam için öne çıkan bir duygu olduğunu belirtmiş olsaydınız daha iyi olurdu. Kürrt alimlerin çoğu yavuz sultan selime duacıdır, ancak bazı şahısların ordaki kızılbaş kelimesini kürt olarak değiştirdikleri söyleniyor yani o şiir alevilerle yapılan savaş sonrasında yazılmıştır..
 
Bakın siz fikriniz ile bu ülkeyi bölük pörçük edensiniz. ABD nin istediğide bu..Parçalamak, siz ise taassuplarınız ile onalra yardımcı oluyorsunuz. ABD nin ekmeğine yağ da balda süren sizsiniz. Yazılarını gönderdiğim köşe yazarlarının hiçbirinin fikrinde bölmek azınlık çıkarmak gibi bir fikir yok..Ancak sizler Enver peşa gibi Turancılık uğruna Tıbkı Osmanlı nasıl ortadan kaldırılmış ise TÜRKİYEYİDE ortadan kaldırmak isteyenlere İDEOLOJİK OLARAK MALZEME SAĞLIYORSUNUZ..
 
Bana itham ettiğiniz herşey sizde mevcut ben VAR OLAN TÜM ZENGİNLİĞİ İLE, BİRBİRİMİZİ KÜLTÜRÜ İLE DİLİ İLE DİNİ İLE KABUL ETMEMİZ GEREKTİĞİNE İNANAN, BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜMÜZÜ HİÇBİR ŞEKİLDE NE VATAN MİLLET SAKARYACILARA NEDE AYRIMCILARA NEDE AVRASYACILARA FEDA EDİLMEMESİ GEREKTİĞİNİ  SÖYLEYEN VE BU   FİKİRLERİN  TAMAMİNİN BİR ŞEKİLDE  BOP A HİZMET ETTİĞİNİ  İFADE EDENİM..
 
Lütfen siz istediğiniz için  sizin  ideolojiniz öyle görüyor veya gösteriyor diye HAKİKATLERİ İNKAR ETMEYİN..BİR DEĞİL BİNLER İDEOLOJİ BU  VATANA FEDA OLMAK ZORUNDADIR. !!   ÇÜNKÜ BENİM ÜLKEM BİR İDEOLOJİYE KURBAN EDİLEMEYECEK KADAR ASİL İNSANLARDAN MÜTEŞŞEKKİLDİR..
 
Saygılar
Gülçin Demir
 

 

 

 
 
 


08 Eylül 2009 00:48 tarihinde Osman Akyuz <oakyu...@gmail.com> yazdı:

Gülçin Demir

unread,
Sep 9, 2009, 2:31:00 PM9/9/09
to liberal-i...@googlegroups.com, Mukadder Arslantas, ahmetdog...@gmail.com, akkar...@gmail.com, alia...@gmail.com, arzu...@gmail.com, atilla_...@yahoo.com.tr, Bilge Devrim, bulente...@gmail.com, bur...@superonline.com, balt...@turksatkablo.net, osman cataloluk, ceviz...@gmail.com, Durali Durmaz, bilge taha devrim, foreve...@gmail.com, guldag...@gmail.com, GözgöZ, hkirb...@yahoo.com, husca...@yahoo.com.tr, kale...@hotmail.com, Murat Parlak, mun...@gmail.com, mtay...@hotmail.com, mar...@-turkiye.gen.tr, nurullah, necati...@gmail.com, nurullah, neval...@yahoo.com, oakyu...@gmail.com, osah...@gmail.com, refha...@yahoo.com, sedat...@gmail.com, sefa...@gmail.com, sessi...@gmail.com, slh.a...@gmail.com, telg...@gmail.com, yusuf.zi...@hotmail.com
Sayın Murat,
 
Siz sizin dışınızdakileri zaten bütünü ile terörist ilan etmek süreti ile, uyguladığınız siyasi anlayışın ABD vari bir yapı içerdiğini gösteriyorsunuz. Karşıt olduklarınızla bir benzerliğiniz mevcut ise bu karşıt olmak değil bütün olmak demektir. Siz Türbanlılar konusunda ve diğer konularda ABD ile ortak düşmana sahip olduğunuzu belirtirken bu düşmanla mücadele yolunuda ABD vari bir siyasi anlayış ile oluşturacağınızı söylüyorsunuz. Bütün kelimeleriniz ve cümleleriniz ABd ile bir ortaklık mesajı veriyor.
 
ABD kendisini ortadan kaldıracak ve Dünyaya Yayılmasını engelleyecek her unsuru
düşman ad ederken , mücadele yöntemini de Irakta, Afganistanda Ebugarih hapishanesinde inim inim ağlatılarak conilerine tecavüz ettirdiği MÜSLÜMANLARLA
dünyaya duyurdu..
 
Düşmanda ortaklığınız,   siyasetinizde ve fikrinizde ve tüm hayatınızdaki ortaklığınız
BAŞLARIMIZIN ÜSTÜNDE  DİNİMİZİN HÜRRİYETİMİZİN  MÜCADELEMİZİN SİMGESİ OLAN TÜRBANIMIZI TERÖRİST YAPMA YA GÜÇ YETİREMİYECEKTİR.
 
TÜRBANLILAR MÜSLÜMAN OLDUK LARI İÇİN TERÖRİSTTİR..!! ABD NİN ÖLÇÜSÜ BU...EROL MANİSALININDA ÖLÇÜSÜ BU..
 
ABD YE TÜRBANI İLE BAŞ KALDIRAN MI ANTİEMPERYALİST, YOKSA ABD İLE AYNI DİLİ KONUŞAN EROL MANİSALI MI?
 
Saygılar
Gülçin Demir
 
  
 

 
09 Eylül 2009 13:56 tarihinde Murat Parlak <mar...@e-turkiye.gen.tr> yazdı:

Osman Akyuz

unread,
Sep 9, 2009, 3:31:36 PM9/9/09
to Gülçin Demir, liberal-i...@googlegroups.com, Mukadder Arslantas, ahmetdog...@gmail.com, akkar...@gmail.com, alia...@gmail.com, arzu...@gmail.com, atilla_...@yahoo.com.tr, Bilge Devrim, bulente...@gmail.com, bur...@superonline.com, balt...@turksatkablo.net, osman cataloluk, ceviz...@gmail.com, Durali Durmaz, bilge taha devrim, foreve...@gmail.com, guldag...@gmail.com, GözgöZ, hkirb...@yahoo.com, husca...@yahoo.com.tr, kale...@hotmail.com, Murat Parlak, mun...@gmail.com, mtay...@hotmail.com, mar...@-turkiye.gen.tr, nurullah, necati...@gmail.com, nurullah, neval...@yahoo.com, osah...@gmail.com, refha...@yahoo.com, sedat...@gmail.com, sefa...@gmail.com, sessi...@gmail.com, slh.a...@gmail.com, telg...@gmail.com, yusuf.zi...@hotmail.com

Erol manisalı hocamı çok yakından tanırım. Bu konularda düşüncelerini çok iyi bilirim. Aslında cem beyi de tanırım bu konuda yarın görüşlerini alacağım. Büyük olasılıkla hocamız yanlış anlaşılmıştır. Benim anlamadığım bunun emperyalistle veya antiemperyalistle ne ilgisi olduğu. Bugün ABD nin danışmanı türbanlı. Ne alakası var abd nin ölçüsü bu demekle. ABD kendi çıkarlarına bakar insanların ne giydiğie değil. Onun için makbul olan ABD devletine en iyi hizmet edendir. Gerisi hikaye müslüman mış hristiyanmış çok önemli değil amaçları belli cennet krallığını kurmak. Ayrıca bir kişinin özel yaşantısında türbanı takıp veya takmıyorsa kendisinin özgür seçimidir. gülçin benim eşim türbanlı değil yani müslüman olmuyor mu  o zaman teröristte değil getirdiğin düşünceye bak. Ozaman sana soru merve kavakçının TBMM taktığı türban ABD hangi müzede sergileniyor.
adamlar islamiyetin içini boşaltıyor sizin tartıştığınız şeye bak. Size önemli bir düşüncemi söyleyeceğim bu konundaki düşünceniz nedir.?

" Herkes kelime - şehadeti esas alarak etrafındaki insanlara bakış açışını yeniden ayarlamalı, Hatta onun birini söyleyip diğerini, yani Muhammed'ün Resullah'ı söylemeyen insanlara bile rahmetve merhamet nazarıyla bakmalı. Çünkü hadislerde anlatıldığına göre, Allah'ın o engin rahmeti ahirette öyle tecelli edecekkitir ki, şeytan bile, acaba ben de isitafade edebilirmiyim diye ümide kapılacaktır. Şimdi böyle bir rahmet zenginliği karşısında cimrilik yapma ve o cimriliği temsil etme bize yaraşmaz. Hem bize ne: mülk onun, hazine onun, kul onun, öyleyse haddini bilmeli"

cevaplarınızı bekliyorum.

Prof. Dr. Manisalı`nın, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği`nin (ÇYDD) davetlisi olarak 27 Ekim 2006`da Bodrum Oasis Kültür Merkezi`nde yaptığı konuşma başına dert açtı. Kendilerini Atatürkçü ve Kuvayı Milliyeci olarak niteleyen `Türk Gençliği Hareketi` isimli bir grup Prof. Dr. Manisalı`ya `türbanlılara terörist` dediği için tepki gösterdi. Grubun İletişim Sorumlusu Cem Kılıç, bununla da yetinmeyip Bodrum Adliyesi`ne giderek Manisalı hakkında suç duyurusunda bulundu. Konu ile ilgili görüşlerini aldığımız Cem Kılıç, Prof. Dr. Manisalı`nın tansiyonu yüksek bir konuşma yaptığını kaydederek şöyle devam etti: `Konferansta yaşlı bir bayan söz alarak yolda gördüğü iki türbanlı genç kıza 2006 yılında neden hala türban taktıklarını sorduğunu anlattı. Bunun üzerine türbanlılar kendisine saldırmış. Salondaki öğrencilerden biri de yaşlı kadına durup dururken türbanlılara neden bunları söylediğini sordu. Ve tartışma çıktı. Araya giren Manisalı ise bir paşanın kendisine `türbanlıların mücadele edilmesi gereken sivil teröristler` olduğu mealinde şeyler söylediğini aktardı.` Suçlamaları reddeden Prof. Dr. Erol Manisalı ise konuşmasının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini söylüyor ve ifadelerinin maksatlı olarak abartıldığını düşünüyor.

Zaman



09 Eylül 2009 21:31 tarihinde Gülçin Demir <demir.g...@gmail.com> yazdı:

bilge taha devrim

unread,
Sep 10, 2009, 3:07:03 AM9/10/09
to liberal-i...@googlegroups.com, durali...@gmail.com
Durali   Agir Ol
 
Sütcü Imam, Hacı Süleyman Efendi,Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi, Karacabey Müftüsü Mustafa Fehmi Gerçeker  serefli ve onurlu insanlar vardir. 
 
Bana din egitimi veren Malatya dan gelerek gencecik Din adami kimligi ile genc yasta bu mücadelede bulunan Antepte savasan Hoca Haci Mehmet. Nur icinde yatsin.
 
Ben bunlar ile Müslüman olarak sayilmak onlarin dininden olmayi onlar ile NAMAZ da durmayi CENNETTE bir asir sayarim.
 
Ama sizler, ADS ler, AKKARTAL , Gülcinler v.s.  ile ayni havayi solumayi CEHENNEM den bir asir sayarim. ZÜLSÜNÜZ. İftiraci ve yalancisiniz.
 
 
 
Sahin BEY bir KEMALİSTTİR.
 
Karayilan benim akrabam ise ne diyeceksin ?  Dedem Kadir cavus ile amca cocuklari oldugunu duyarsan ne diyeceksin.   Damarlarimda akan kanin onunla ayni kan oldugunu söylersem ne yaparsin ?
 
Amanostan, Gavur daglarina HALEP arasinda sürekli savastiklarini söylersem ne diyeceksin ?
 
Karayilan nasil öldü biliyor musun ? Kim ihbar etti ? Kimin sayesinde bizim Karayilanin köylerinin nasil basildigini Fransizların nasil elleri ile koymus gibi bizleri  tek tek belirli isimleri topladigini. Kursuna dizdigini biliyor musun ? 
 
Dedelerimi ihbar edenler hic bir zaman kimliklerini dahi gizlemediler. Aynen bugun POLİS nasil ergenekonculari toplamis sa , Fransizlarda öyle topladi.  Dün hangi dinci köpekler bu isin , bu hiyanetin DİNİ propagandasini yaptilarsa bugün de ayni cemaatler, ayni serefsizler ERGENEKON ile saldiriyorlar.
 
 
245 dönem  1995-1996. Sirnak, Silopi, Semdinli , Tunceli Pülümür de.  
Sen kime vatansatici diyorsun.  
 
Senin Müslüman dediklerin burada mal üstüne mal yaparken , zengin P.c  evlatlari  spor arabalari ile DİSKOLAR, PARTİLERDE  ESEK kovalarken. SEN bugün bunlarin muridi , usagisin.
 
 
Ben askerde o daglarda idim.  Onlar partilerde ESEK pesinde iken benim gögüsüm parcalaniyordu.. Sol kaburgam iki santim üste cikti. Kanımı veriyordum o daglara.
 
Serefli ol. Biraz. Alcakligin ve hayasizligin yeri yok.
 
Bu yaptigina ne denir ?  Size göre Ayagini veren Umit Astsubay da öyle,  hayatini tekerlekli iskemleye mahkum eden Abdulkerim KIRCA da öyle,  Gözünü feda eden de  Serdar ÖZTÜRK te öyle.
 
Orada Alevi , Laik  kesimlerden gelen yüzlerce sehit vardir. AKP döneminde hangi MİLLETVEKİLİNİN cocugu orada. Hangi AKP il baskaninin cocugu orada.  Hepimizi suclayin.
 
Bu mu vatan satmak ?  Bogazımdan senin AKEPE n gibi Serefsiz - Alcak lokmalar girmedi. Ne Bende ne ATAMDA , ne AİLEM DE DEVLET LOKMASINI MİDESİNE ATMIS TEK BİR KİSİ YOK.
 
 
 
 
Son olarak KARAYILAN i kim ihbar etti ? Nasil öldü biliyor musun ?
 
Onu kimler ihbar etti biliyor musun ?  Padisahin fermanlarina , Teslimiyetin cok daha az zarara yol acacagina , bu büyük güclere direnmenin faydasiz olduguna inanmis birileri. Bu zihniyeti bugun de AKP de görüyoruz.
   
Onlara karsi cikan onlara karsi FRANSIZLAR ile savasan NURCU ABACI serefsizlerine neden bir sey demiyorsun ?
 
SAİDİ NURSİ serefsizine , alcagina , soysuzuna neden bir sey demiyorsun. Anasini İngiliz askerine sunan alcaklar gibi Vatanini sunmustur.
 
 
Bu serefsiz alcaklar Yılandan beterdir. İsgal döneminde cikmistilar. İstiklal harbi zaferi ile sindiler. ABD ile yeniden ciktilar.

 
Ailemde Yemen Gazileri var,  Kurtulus Savasi var, Kore var, Kibris var, Ben üc yasitim akrabam güneydogu ben gazisiyim.
 

 
09 Eylül 2009 19:08 tarihinde Durali Durmaz <> yazdı:

Durali Durmaz

unread,
Sep 10, 2009, 6:39:46 AM9/10/09
to bilge taha devrim, liberal-i...@googlegroups.com
Ben ağır olacağıma sen laflarının ne manalara geldiğini bir anlamaya çalış...

Bir dön kendine sor bakalım yahu benim doğrularım var, var ama Duraligiller benim doğrularımı kendi ifade kalıpları içinde söylediği zaman ben ne diye hemen alınganlık psikolojisine giriyorum ve onların söylediği şeyleri farklı kelimelerle onları suçlamak için yazıyorum? Bu ne alınganlık bu ne saçma salak bir iş demiyormusun kendine. Bilge ben senden bir şey anlayamadım arkadaşım ben diyorum ki 2*3=6 sen başlıyorsun hadi oradan pis yobaz gerici seni sen ne anlarsın şöyle böyle diyip peşinden de ilave ediyorsun 3*2=6 :))

Git kimle nerede ne yapıyorsan yap banane, bende deli gibi peşinnden koşuyordum Bilgee bize imamlık yapsana hadi gel teraviyi beraber kılalım.

Karayılan senin akraban deden kadir çavuşla amca çocuğu ne güzel işte senin için iftihar edilecek ve bir o kadarda canhıraş çalışmaya sevkedecek bir durum. Hangimizin dedesi nenesi bu vatan için canını vermedi.

Bak arkadaşım benle konuşurken benimle konuş bu ne saçma bir cümle;

"Senin Müslüman dediklerin burada mal üstüne mal yaparken , zengin P.c  evlatlari  spor arabalari ile DİSKOLAR, PARTİLERDE  ESEK kovalarken. SEN bugün bunlarin muridi , usagisin." Senin anlamaya niyetin yok benimde sana artık ilk zamanlarda ki gibi anlatmaya niyetim yok. Duraliyi tanımaya çalış...

Arkadaşım sen askerde yaralanmış olabilirsin buna itiraz eden mi var? Ben diyorum ki sen bu milletin öz değerlerine düşmanlık yaptığın müddedçe vatansatıcısın bu kadar basit. Bunu anlayamayacak ne var da alınganlık triplerinde alçak şahsiyetsiz gibi ifadeler kullanıyorsun. Ezan, Kur-an Bayrak, Şeriat Anadolu insanın öz değerleridir sizler hep bunlara küfrettiniz, yasakladınız, ahırlara benzettiniz. Anadolu diyince İslam gelir akla yani Şeriat gedlir akla ve bu saydıklarımın düşmanı olan onlara söğen Vatansatıcıdır, kimliği vasfı her ne olursa olsun

Yazmışsın oraya dinci köpekler falan diye, bu aşağıda yazdıklarını kemalist bir köpeğin deli saçmaları olarak alıyorum;

 
"Son olarak KARAYILAN i kim ihbar etti ? Nasil öldü biliyor musun ?
 
Onu kimler ihbar etti biliyor musun ?  Padisahin fermanlarina , Teslimiyetin cok daha az zarara yol acacagina , bu büyük güclere direnmenin faydasiz olduguna inanmis birileri. Bu zihniyeti bugun de AKP de görüyoruz.
   
Onlara karsi cikan onlara karsi FRANSIZLAR ile savasan NURCU ABACI serefsizlerine neden bir sey demiyorsun ?
 
SAİDİ NURSİ serefsizine , alcagina , soysuzuna neden bir sey demiyorsun. Anasini İngiliz askerine sunan alcaklar gibi Vatanini sunmustur.
 
 
Bu serefsiz alcaklar Yılandan beterdir. İsgal döneminde cikmistilar. İstiklal harbi zaferi ile sindiler. ABD ile yeniden ciktilar."

 Neyse Bilge zamanımı çalma fazla, saçma sapan veya benim söylediklerimi başka ifade kalıpları ile söyleyerek cevab vermeye çalışma. Doğru düzgün yazacaksan yaz yoksa yazma...


10 Eylül 2009 10:07 tarihinde bilge taha devrim <bilgeta...@gmail.com> yazdı:

bilge taha devrim

unread,
Sep 10, 2009, 7:00:39 AM9/10/09
to Durali Durmaz, liberal-i...@googlegroups.com
Saidi NURSI Seriatci mi evet. 
 
Filistin isgal edilirken Camilerde ve kitabinda
 
ABD gibi muhterem bir gücü hizmet ederek , dostlugunu kazanmak İSLAMA HİZMETTİR.
E.L. Sfy. 247 Cilt2
 
 
Cemalletin Efgani nedir ? Seriatci mi ? evet.  Bak Abdulhamit ne dedi ?
MASON- Ingiliz ajani.
 
Bunlar ne yapardi ? Alcaklik ve hainlik.
 
Karayilan da ,benim dedelerimde hemen hepsi Namaz da kilarlardi. Bazen İcki de icerlerdi.
ALEVİLER de var.  Onlar da sana Allah - Kuran - Peygamber düsmani ben cok ama cok haklilar. Bende aynisini düsünüyorum.

10 Eylül 2009 13:39 tarihinde Durali Durmaz <durali...@gmail.com> yazdı:

bilge taha devrim

unread,
Sep 10, 2009, 7:05:33 AM9/10/09
to liberal-i...@googlegroups.com
Gülcin Hanım
 
Pes dogrusu. Eskiden kim Müslüman , kim Cennetlik onu belirlerdiniz.
 
Simdi kim komunist kim Kemalist onu da belirler hale geldiniz. ?
 
Hangi kemalist ABD ye YILMAZ efendi gibi övüyor. Hangi kemalist Feto nun pesinde gider ?

09 Eylül 2009 21:15 tarihinde Gülçin Demir <demir.g...@gmail.com> yazdı:

Gülçin Demir

unread,
Sep 10, 2009, 4:09:13 AM9/10/09
to Osman Akyuz, liberal-i...@googlegroups.com, ahmetdog...@gmail.com, akkar...@gmail.com, alia...@gmail.com, arzu...@gmail.com, atilla_...@yahoo.com.tr, Bilge Devrim, bilge taha devrim, bulente...@gmail.com, bur...@superonline.com, balt...@turksatkablo.net, osman cataloluk, ceviz...@gmail.com, Durali Durmaz, e...@ena-ajans.com, enis...@gmail.com, guldag...@gmail.com, GözgöZ, hkirb...@yahoo.com, husca...@yahoo.com.tr
Sayın Osman,
 
Şimdide bize Mısır kökenli Amerikalı bir Müslüman olan ve türban takan Dalia Mogahed örnek göstererek ILIMLI İSLAM projesini
okeylediğinizi mi söylüyorsunuz. O zaman neden BOP karşısınız.
ABD çıkarlarına göre hareket ederken, 2007 yılında da ABD çıkarlarına göre hareket edenler de ORTAK hareket etmişlerdir.
Yanlış anlaşılmış olabilirden ziyade, Türban takanlar NEYE GÖRE TERÖRİSTTİRİ birilerine göre terörist olan neden diğerlerine görede hemen terörist oluveriyor bunu tartışmak lağzım. Eğer kendi menfaat ve çıakrlarımız için çalışıyorsak neden AYARLAMALARIMIZ DIŞARDAN YAPILIYOR..Ne zaman bağımsız ve tam bir özgürlüğe sahip olacağız, bağımsızlığımızın ve özgürlüğümüzün önündekiler, bağımsızlık ve özgürlük savaşı verenlerin kendileri mi? birilerinin çıakrları ABD nin çıakrları NEDEN ÇIKARLARIMIZDIR, veya neden çıkarlarımız yapılmaktadır..
Türban takmayanlar Müslüman değildir demedim, nerden veya nasıl anlıyorsunuz anlamadım, ABD ye göre olanı söyledim.
Böyle olduğunu herkes bilir.
Eşinize selamlarımı iletin...Bende tesettürlü değilim, bunun sebepleri var..Ama yazılarımı okuyan herkes bendeki İslam ateşini görebilir. İmanın ÖLÇÜSÜ Allaha bağlanmanın ölçüsü RESULE Teslimiyetten geçer..Resule teslim olmayanın Allaha teslimiyeti tartışılır. ancak hiçkimse bazı sebeplerden ötürü (geçim sebebi) tesettüre bürünememişlerin Teslim oldukları Resulun Dininin Toplumsal birlikteliği düzeni için Emredilmiş örtüsüne HAKARET ETME, Yok sayma ve hiçleştirme yetkisine sahip değildir..
Mesele Tesettürden ziyade Resulleşememişlerin, İnsanı keyfiyet içinde TOPLUMA DÜNYAYA verdiği zararlardır. İnsanı keyfiyet Resuli noktada ortan kalkabilirlik arz eden hakikattir. Resuli olmak İNSAN OLMAK ANLAMINDA TAM DONANIMA SAHİP OLMAK demektir. Donanımsızların Ehli olmadıkları birçok konuda Topluma ve Dünyaya verdiği zararlar ortadadır. Tesettür ancak Resuli OLMAK ile Hakikatine ulaşabilir, hakikatine ulaşamamış bir tesettürün ANLAMI yoktur..Beyaz Sarayda Tesettürün var olması İnsani keyfiyetin eseridir, İlahi Donanımın değil..Bir projedir, kandırmaca aldatmaca ve gelecekte var olacak GÜCÜN DİNAMİĞENE KONULAN BOMBADIR..
 
Saygılar
Gülçin Demir
 



09 Eylül 2009 22:31 tarihinde Osman Akyuz <oakyu...@gmail.com> yazdı:

ahmet dogan simsek

unread,
Sep 10, 2009, 9:54:24 AM9/10/09
to liberal-i...@googlegroups.com
Bu yazışmadan
 

Onun için makbul olan ABD devletine en iyi hizmet edendir. Gerisi hikaye müslüman mış hristiyanmış çok önemli değil amaçları belli cennet krallığını kurmak. Ayrıca bir kişinin özel yaşantısında türbanı takıp veya takmıyorsa kendisinin özgür seçimidir. gülçin benim eşim türbanlı değil yani müslüman olmuyor mu  o zaman teröristte değil getirdiğin düşünceye bak.

Ozaman sana soru merve kavakçının TBMM taktığı türban ABD hangi müzede sergileniyor.
adamlar islamiyetin içini boşaltıyor sizin tartıştığınız şeye bak
.

 

bu paragrafı alarak Siyaset Oyunu başlıklı yazımda kullandım.
Biligilerinize
Saygılarımla
A.D.Şimşek
 
09 Eylül 2009 22:31 tarihinde Osman Akyuz <oakyu...@gmail.com> yazdı:

By_Exx

unread,
Sep 10, 2009, 10:02:59 AM9/10/09
to liberal-i...@googlegroups.com
Ülkemde Şunu gördüm.Statüko Tek bir koldan oluşmuyor.Kedni düşüncendeki insanlardan bile statüko için üeretim yapanı görebiliyorsun.Öyle bir virüs olmuş ki bu statüko Kafasını ezsende başka bir yerden çıkı veriyor.Herşeyi istedigi gibi kullana biliyor.Geçmişten gelen bir yetki zenginligi var.Eşit olmayan bir sistem çökmeye mahkumdur...........

Murat Parlak

unread,
Sep 10, 2009, 10:07:43 AM9/10/09
to liberal-i...@googlegroups.com

Bop demek büyük israil demek yani cennetin krallığı demek tanrım yahve siz türbanlılara müteşekkür,semavi dinler var diyen sayın ahmet doğan şimşke beyfendiyede.
 
 

 
10 Eylül 2009 11:09 tarihinde Gülçin Demir <demir.g...@gmail.com> yazdı:

Murat Parlak

unread,
Sep 10, 2009, 10:18:03 AM9/10/09
to liberal-i...@googlegroups.com
Erol manisalıyı anlamak için 40 bin fırın ekmek yemeniz lazım antiemperylist erol sizden daha müslüman.Gurka gülçin
 

Pazartesi, Nisan 13, 2009

Erol Manisali'nin gozaltina alinmadan onceki son yazisi

Burada pek cok kez Erol Manisali'nin yazilarindan alinti yapmisimdir. Neden gozaltina alindigi apacik ortada. Gercekleri gormek isteyene.

13 Nisan 2009

Cumhuriyet


BIÇAK SIRTI

EROL MANİSALI

Batı, Atatürkü Yargılıyor...

- Yargılanan Türkiye Cumhuriyeti, devrimlerimiz

- Yargılanan bağımsızlığımız, özgürlüğümüz

- Lozan yargılanıyor, emperyalizme karşı kazandığımız savaş yargılanıyor

- Halkımız, ulusumuz yargılanıyor sömürgeciler tarafından

- Kimliğimiz, değerlerimiz ve varlığımız yargılanıyor

- Kurtuluşumuz ve onun önderi Mustafa Kemal Atatürk yargılanıyor sömürgeciler ve onların maşaları tarafından

En büyük suçlu Atatürk; çürümüş, emperyalizmin arka bahçesi ve oyuncağı olmuş, fiilen işgal edilmiş Osmanlıdan, bağımsız bir ulus ve Cumhuriyet yaratmış, Avrupalı müstevlilere karşı.

Ezilen ve sömürülen dünyada bağımsızlığın simgesi olmuş bir Türkiye; hem de dünyanın en sorunlu bölgesinde. Hindistanın İngiltereye başkaldırmasında, Afrika ülkelerinin Avrupaya karşı savaşında; dün Castronun, bugün Chavezin Amerikaya meydan okuyan duruşunda örnek olmuş Mustafa Kemal Atatürk.

Sömürgeciler onu hiç sevmediler ve sevmiyorlar. Bundan dolayı Atatürkü yargılıyorlar, yermek istiyorlar. Yeniden o kaosa, Sevri kabul ettirdikleri Osmanlıya dönmek istiyorlar.

- Çağdaş değerler, çağdaş hukuk düzeni ve toplumsal haklar yerine siyasal İslamın egemen olduğu bir cemaat düzensizliği istiyorlar bu coğrafyada.

- Cemaatin başına bir kukla yerleştirip, onu yönetmek niyetindeler

Obama’nın hafızası...

- Obama Afrikalı dedelerini hatırlıyor mu?

- Amerikanın pamuk tarlalarına taşınamayan Afrikalıların bugün sömürgeciler tarafından ne hale getirildiklerini, “Sudan’a yeni askeri operasyonlar planlarken” hiç mi hatırlamıyor?

- Amerikanın Irak, Lübnan ve Afganistanı kan gölüne çevirdiğini göremiyor mu?

Görememiş ki Türkiyeye ve Iraka gelişinde, “izlenen politikanın devamını” istiyor.

Afganistanda kendisi için “savaşacak Türk askeri” istiyor. Amerika yenilmiş, “gel benim yerime sen savaş” diyor, kendi emperyalizmine alet ediyor

Amerika için Koreye, Somaliye, Yugoslavyaya, Afganistana, Lübnana asker gönderdik. Dün Kurtuluş Savaşında Batının bize yaptıklarını bugün sömürgeciler tekrarlarken, neden onlara yardım ediyoruz? Bindiğimiz dalı neden kesiyoruz?

Dün İngilizin Çanakkaleye getirdiği Afrikalı ve Asyalıların durumuna düşmedik mi? Türk halkı bizim, “Amerikalıların Gurka’ları olmamızı istemiyor”. İngilizlerin getirdiği Gurkaları 1915’te Çanakkalede gördük, 1974te Kıbrısta gördük. Şimdi bizi “Gurkalaştırmak” istiyorlar.

Obamanın Anıtkabiri ziyareti ve yazdığı sözcükler yalnızca, Batının Cumhuriyeti ve Atatürkü yargılamakta oluşunu gizlemekten başka hiçbir anlam taşımaz. Bugün yaşamakta olduğumuz inanılmaz olayların arkasında kimlerin olduğu artık apaçık biliniyor. Televizyonları açın, gazetelere bakın, görürsünüz

- Afganistanda, Lübnanda, Irakta, Gürcistanda yeni Gurka’lara ihtiyaçları var. Soros söylemedi mi?Emperyalistlere göre “Türkiye’nin en iyi ihraç ürünü bizim insanımız, askerimizmiş”!..

- Soros bir simge, Batı penceresinden Türkiyenin görünümü; Türkiyenin ayakta kalması ve onlar tarafından yıkılmaması için insanını, askerini emperyalizmin çıkarları için kullandırması gerekiyormuş. En iyi Türk yöneticimiz onların Cola şirketinin başına getirilecek; en iyi doktorlarımız onların sağlık kurumlarında görev alacak; en iyi askerlerimiz onların Asyadaki, Afrikadaki ve Ortadoğudaki çıkarlarını koruyacak.

- Batı Türkiyeyi ancak bu koşulla kabullenir, bu koşulla yanında tutar, diyorlar.

Obama geldi, bir öpücük kondurdu. Bush gibi “sırtımıza vurmadı”.

Ermenistanda, Kürdistanda, Afganistanda sizden hizmet bekliyoruz dedi. Mustafa Kemal bütün bu taleplere hayır dediği için sevilmedi, sevilmiyor.

Emperyalizm Mustafa Kemali, Cumhuriyeti, bağımsızlığımızı, kurtuluşumuzu yargılıyor. Türkiyede toplumsal hakların geliştirildiği gerçek ve katılımcı bir demokrasi istenmiyor. Sevri ve Osmanlıyı işbirlikçileriyle birlikte, geri getirmek istiyorlar.

Reagan, baba Bush, Clinton, oğul Bush ve Obama Türkiyeye bu gözle bakıyorlar. Amerikadaki ve Türkiyedeki danışmanları iyi hizmet vermişler.

Ama, güneş balçıkla sıvanmaz ki; siyah Obama bile karartamaz, ortada apaçık duran gerçekleri...

www.istanbul.edu.tr/iktisat/emanisali

09 Eylül 2009 21:31 tarihinde Gülçin Demir <demir.g...@gmail.com> yazdı:

Gülçin Demir

unread,
Sep 11, 2009, 8:35:21 AM9/11/09
to liberal-i...@googlegroups.com, Murat Parlak, mun...@gmail.com, mtay...@hotmail.com, Mukadder Arslantas, Osman Akyuz, ahmetdog...@gmail.com, akkar...@gmail.com, alia...@gmail.com, arzu...@gmail.com, atilla_...@yahoo.com.tr, bilge taha devrim, bulente...@gmail.com, bur...@superonline.com, balt...@turksatkablo.net, osman cataloluk, ceviz...@gmail.com, Durali Durmaz, e...@ena-ajans.com, enis...@gmail.com, foreve...@gmail.com, guldag...@gmail.com, GözgöZ, hkirb...@yahoo.com, husca...@yahoo.com.tr, hus...@msn.com, irfan...@yahoo.com, ikinci_...@yahoo.com, kale...@hotmail.com, nurullah, necati...@gmail.com, neval...@yahoo.com, osah...@gmail.com, refha...@yahoo.com, sedat...@gmail.com, sefa...@gmail.com, sessi...@gmail.com, slh.a...@gmail.com, yusuf.zi...@hotmail.com
Duygusallaşmayın Murat bey, 2007 yılında ABD yi arkasına alarak Türban takanlar teröristtir Diyen mi ? Antiemperyalist..!!
 
Arkanızdayken ABD cicili bicili dostunuzdu değil mi? Avrupada ..(ki Ergenekonun avukatı Deniz Baykal AB görüşmeleri için bir kaç ay öncesi Avrupadaydı) Şimdi ABD kendi projeleri için başkalarını Seçti diye onu günah keçisi ilan ediyorsunuz.
 
Murat bey, Dünya yönetimi İngiltereden ABD ye geçtiği günden beri Siz Düşüncesinde Olanlar Türkiyedeki Hakimiyetini Yaşantısını ve hatta parasını servetini ABD ye borçludur.
 
Şimdi Sizi sırtından indirdiği için NANKÖRLÜK etmeyin..
 
Bu ülkenin ELİT TABAKASI sizden müteşşekkil, servetlerine servet katan sizlersiniz Kapitalizmin sunduklarından ve servet ve mevki kaybetme korkusu ile Dünkü Babanıza Düşmanlık etmenizin sebebini anlıyoruz..
 
İstediğiniz kadar Antiemperyalist olduğunuzu söyleyin, ABD sizi kale dahi almıyor biliyor  bir göz kırpma ile Ayaklarını öpeceğinizi..
 
Eğer biyografiniz gerçekçi olsaydı Antiemperyalist olduğunuza inanırdım,
 
Ama geçmişin elinizde bıraktığı kanlar elinizdeyken BUNA İNANMAM MÜMKÜN DEĞİL..
 
Artık M.Kemal Atatürk'ü kullanmanızda pek işe yaramıyor, ŞU HALLERİ İLE ATATÜRK'ÜN KURDUĞU CUMHURİYETİN MERKEZİNE, DİNAMİT YERLEŞTİRENLERİN hangi sözü İnandırıcı olabilir..
 
Boş verin Çocuk değiliz ki, bizleri Atatürkle kandırıyorsunuz..yorulmayın..
 
Eski dostlar DÜŞMAN olmaz..Helede Kan bağı varsa aralarında..
 


 
10 Eylül 2009 17:18 tarihinde Murat Parlak <mar...@e-turkiye.gen.tr> yazdı:

Murat Parlak

unread,
Sep 11, 2009, 3:09:18 PM9/11/09
to liberal-i...@googlegroups.com
Ben diyorum ki türban takan amerikan yalakaları aynı sabah gazetesi engin ardıçtan yazanlar varya hani zamanın muhammete karşı olan ebu süfyanlar yani siz amerikancı türbanlılar hani allaha inanmış gibi görünüpte inanmayanlar varya ha işte onlar emperyalist olup erol manisalı hocam ne söylemişse doğru söylemiş diyorum ben.Ya sizin dilden böyle konuşulur allah allah.Şu mehti olayına gelelim boşuna oruc tutup günaha girmeyin allaha inanmış gibi yapıp mehti gelecek diye insanların dini duygularını sömürmeyin yazıktır günahtır:))))))))))))))

11 Eylül 2009 15:35 tarihinde Gülçin Demir <demir.g...@gmail.com> yazdı:

Osman Akyuz

unread,
Sep 14, 2009, 4:13:52 PM9/14/09
to liberal-i...@googlegroups.com
Yine düzeltmek bize düştü.
Gülçin diyor ki ;

23 mart 2009 16:05 tarihli ''Milliyetçi ideolojinin oluşumunda dış dinamikler'' adı altındaki gönderimdede MİLLİYETÇİLİĞİN Söz ettiğimiz Güçler eli ile şekillenip içimize yerleştirildiğinden ve bugüne kadarda bu anlayış ve şekil ile kullanıldığımızdan söz etmeye çalışmışım.Türk milliyetçiliğinin doğuşundan ve Türkçülüğün devletin siyasal politikası haline gelişinden önce, Avrupa'da "Türkler”le ilgili yoğun araştırma, inceleme ve tartışmalar yapılmıştır. Yapılan bu çalışmalarda, Türklerin herhangi bir katkısı ve katılımları olmamıştır.
Sözkonusu çalışmalar. Fransa, Avusturya-Macaristan, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde akademik düzeylerde yürütülmüştür. Bu alandaki çalışmaların ilki, 17. yüzyılda Cizvit Papazlar tarafından, Sinoloji disiplinine bağlı olarak yapılmıştır. Aynı şekilde, bir Fransız sinoloğu olan Joseph de Guignes'in 5 ciltlik çalışması "Histoire generale deş Huns, deş Turcs, deş mongols et autres Tartares Occidentaux" (1756-1758), Türklerin İslamiyetten önce, Asya tarihindeki rollerini açıklamayı amaçlamıştır.

Türk milliyetçilerin tarihini fransız devriminden alırsan çok hata yaparsın. Türk milliyetçilerin fikir tarihi eski yıllara gitmektedir. Toplulukları ”Millet” yapan unsur, sahip oldukları ortak tarihtir. Ortak tarih eğer yazılı ise millet olmak ve tarihe damga vurmak daha büyük bir önem ve anlam kazanır. Genellikle Çin kaynaklarına başvurularak yazılmak istenen Türk tarihi, 1837 yılında Orhun Kitabeleri’nin bulunmasıyla tarih içindeki hak ettiği yerini almıştır. Göktürkler bilindiği gibi milattan önceki asırlarda Hunlar tarafından kurulup çeşitli boylar tarafından idare edilen Asya’daki büyük bir imparatorluktur.
Orhun hitabelerinde ne diyordu Bilge Kağan;

"Ben, Tanrı gibi gökte doğmuş Türk Bilge Kağan, bu çağda, tahtıma oturdum. Sözlerimi sonuna kadar dinle, iyi işit! Bütün küçük kardeşlerim, yeğenlerim, oğullarım! Bütün soyum, milletim! Sağdaki Şadapıt Beğler, soldaki Tarkanlar, buyruk beğleri! Otuz Tatar, Dokuz Oğuz Beyleri! Millet! Sözlerimi iyice işitin, sağlamca dinleyin!
Doğuda gündoğusuna, batıda günbatısına, kuzeyde gece ortasına kadar olan yerler içinde yaşayan milletler hep bana bağlıdır. Bunca milleti, bunca ülkeyi düzene soktum. Oralarda artık kötülük yoktur, kargaşalık yoktur. Türk kağanı Ötüken ormanında oturursa, ilde sıkıntı, bunalım olmayacaktır.
Doğuda Şantung Ovasına kadar ordu şevkettim, denize ulaşmamıza az kaldı. Güneyde Tokuz Ersin'e kadar ordu sevkettim, Tibet'e erişmemize az kaldı. Batıda İnci ırmağını aşarak Demirkapı'ya kadar gittim. Kuzeyde Yir Bayırku'ların toprağına ordu sevkettim. Bunca yerlere Türk adını, Türk şanını alıştırdım.
Ötüken ormanında yabancılar yok. Ötüken'den daha iyi yer de yok. İl tutulacak yer Ötüken Ormanıdır. Bu yerde oturup Çin milleti ile aramı düzelttim.
Altın, gümüş, pirinç, ipek, bunca şeyleri ölçüsüz veren Çin milletinin sözü tatlı, kumaşı yumuşak, yani armağanı çekicidir. Çinliler bu tatlı dil ve çekici armağanlarla uzaktaki milletleri kandırarak kendilerine çekerler. Yakına çekip kondurduktan sonra da fitne bilgisini yayarlar. Uzaktaki kavimler Çinlilerin ne fesatçı olduklarını ancak o zaman anlar.

Ey Türk Milleti! Tatlı sözlere, yumuşak armağanlara kandınız ve birçoklarınız öldü. Yine yanılırsan ve güneydeki Çogay Ormanına, Tögültün Ovasına gidip yerleşirsen, ey Türk milleti, öleceksin!
Oralara gittiğiniz zaman Çin'den gelen kötü kişiler aranıza sokulur ve sizi şöyle kandırırlar: "Onlar uzaktakilere kötü, yakındakilere iyi armağanlar verirler".
Nice bilgisiz kişiler bu sözlere kanıp oralara gitti ve öldüler.
O yerlere varırsan ey Türk milleti, öleceksin! Ötüken'de kalıp, oralara kervan ve kafile gönderirsen, sıkıntın olmaz. Ötüken Ormanında oturursan, ebedî il tutarak oturacaksın. Tok olacaksın!
Ey Türk Milleti! Sen, aç olunca tokluk nedir bilmezsin, fakat tok olunca da açlık nedir düşünmezsin! Böyle olduğun için, seni yüceltmiş olan kağanının sözünü tutmadın. Onun sözünü almadan yerden yere vardın. O yerlerde tükendin. Geri kalanlarınla, daha da zayıflayarak öle yite yürüyordun...
Tanrı yarlıkladığı için, kendi kut'um (meziyetlerim, talihim) var olduğu için, ben, kağan olarak Taht'a oturdum. Tahtıma oturunca, aç, yoksul, dağınık milleti topladım. Yoksul milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım.
Sözümde yalan, yanlış var mı? Türk Beğler! Millet! İşitin!
Türk Milletinin derlenip il tuttuğunu, yanıldığı zaman öldüğünü, buraya vurdum. Ne sözüm var ise, bu ebedî taşa vurdum. Onları görerek, okuyarak bilin! Türk Milleti! Beğleri!
Tahtına bağlı, kağanına itaat eden beğler olarak mı yanılacaksınız!
Ben bu bengi (ebedî) taşı yontturdum, diktirdim. Güzel bir bark (türbe) yaptırdım. İçine dışına güzel nakış vurdurdum. Gönlümdeki sözleri yazdırdım. Çölde, otlakta, çorak yerde olanlar da bu bengi taşı görsün. Yabancılar dahi görüp bilsin, öğrensin!
Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında kişi oğlu yaratılmış. Kişi oğullarını yönetmek için atalarım Bumin Kağan, İstemi Kağan Taht'a oturmuş. Taht'a oturunca, Türk milletinin iline, töresine sahip olmuş, düzene sokmuş. O zamanlar dört taraf hep düşman imiş. Dört tarafa ordu sevkederek bunca milleti kendine bağlamış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş.
Kağan atalarım bilge imiş, alp imiş. Buyrukçuları da (vezirleri de) bilge imiş, alp imiş. Beyleri de, milleti de doğru imiş. Onun için ili korumuşlar, ili koruyup töreyi düzenlemişler. Günü gelince ecelleriyle ölmüşler. Dört taraftan bunca millet yuğcu (yasçı), sığıtçı (ağlayıcı) olarak gelmiş. Yas tutmuşlar, ağlamışlar, öyle ünlü kağanlarmış.
Onlardan sonra küçük kardeşler kağan olmuş. Oğulları kağan olmuş. Fakat daha sonra, küçük kardeş büyük kardeş gibi yaratılmadığı için, oğlu babası gibi yaratılmadığı için, bilgisiz kağanlar Taht'a oturmuş. Kötü kağanlar gelmiş. Bunların buyruk beğleri de bilgisiz imiş. Beğleri doğrusuz olunca,millet de doğrusuz olmuş.
Bu durumdan Çin milleti yararlanmış. Açıkgöz, hileci Çin milleti, kardeşi kardeşe, milleti birbirine düşürmüş. Bu tuzağa düşen Türk milleti, il tuttuğu toprağı elden çıkarmış, başına geçirdiği kağanını yitirmiş. Soylu erkek oğulları Çin milletine köle, genç kızları cariye olmuş. Bazı Türk beğleri Türk adını bırakıp Çince adları almaya başlamışlar. Çin kağanına boyun eğmişler. Tam elli yıl, işlerini güçlerini Çin kağanına vermişler, ona hizmet etmişler...
Başsız kalan Türk milleti ise şöyle yakınıyormuş:
İlli millet idim, ilim hani? Kime il kazanıyorum? Kağanlı millet idim, kağanım hani? Hangi kağana işimi gücümü vereceğim?
Böyle deyip Çin kağanına düşman olmuş. Ama, töre, düzen kuramayınca, yine teslim olmuş. Çin kağanı da, kendisine bunca iş gören, güç veren Türk Milletini, yok edeyim, soyunu kurutayım, diye çalışıyormuş. Türk Milleti yok olmaya gidiyormuş.
İşte o zaman, üstte Türk Tanrısı, Türk'ün kutlu yer ve su melekleri, Türk Milleti yok olmasın diye, millet olsun diye, babam İlteriş Kağan'ı, annem İlbilge hatunu, göğün tepesinden tutup yukarı kaldırmışlar. Babam Kağan, onyedi erle dışarı çıkmış. Bunu duyan şehirdeki Türkler de "Dışarı çıkıyor" diye haber alınca, dağa çıkmışlar. Dağdakiler de yanına gelmiş, toplanıp yetmiş er olmuşlar. Tanrı güç verdiği için babam kağanın erleri kurt gibi imiş; onlar için düşman koyun gibi imiş. Babam doğuya, batıya çeri sürüp er toplamış. Çoğalmışlar ve yediyüz er olmuşlar.
Yediyüz er olup, ilsizleşmiş, kağansızlaşmış milleti; cariye olmuş, kul olmuş milleti, töresini ziyan etmiş milleti, atalarımın töresince yeniden düzenlemiş, harekete geçirmiş, yetiştirmiş...
Babam kağan yedi yıl sefer etmiş, yirmi savaş yapmış. Tanrı yarlıkladığı için başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş. Onca ili, töreyi kazandıktan sonra da uçmağa varmış (ölmüş).
Babam kağan uçmağa vardığında, özüm sekiz yaşında kaldım. O töre üzerine amucam kağan Taht'a oturdu. Amucam kağan Taht'a oturunca Türk milletini daha da güçlendirdi. Amucam kağan Taht'a oturdukta özüm tigin olduğum için, işimi gücümü ona verdim. Ona yardım ettim. Tanrı yarlıkladıgı için ondört yaşımda Tarduş milleti üzerine Şad (bir unvan) oldum.
Amucam Kapgan Kağan'la birlikte yirmibeş sefer yaptık ve onüç kez savaştık. Yanılıp bize karşı gelen Türk kavimleriyle de savaştık ve onları da düzene soktuk...
Artık, küçük kardeş büyük kardeşi, oğullar babalarını bilir oldu. Kul kullu, cariye cariyeli oldu.
Türk Beğleri, millet, işitin!
Üstte gök basamasa, altta yer delinmese, Türk milleti, senin ilini, senin töreni kim bozabilirdi?
Ey Türk milleti! Titre ve kendine dön!

İtaat ettiğin zaman seni yükseltmiş, yüceltmiş olan bilge ve alp kağanına, hür ve bağımsız yurdunda, yanılıp isyan ederek kötü iş yaptın! Silâhlı insanlar nereden geldiler de seni dağıtıp götürdüler? Süngülü insanlar nereden geldiler de seni sürüp götürdüler?
Ey kutlu Ötüken Ormanının milleti! Gittiniz! Doğuya varanınız vardı. Batıya varanınız vardı. Vardığın yerde hayrın o oldu ki kanın su gibi aktı; kemiklerin dağ gibi yığılıp yattı... Bilmediğin için, yanılıp kötülük ettiğin için, amucam kağan uçmağa vardı (öldü).
Fakat, Türk milletinin adı, sanı yok olmasın diye babam kağanı, anam hatunu yücelten Tanrı, il veren Tanrı, yine Türk milletinin adı, sanı yok olmasın diye, bu defa özümü kağan yaptı.
Ben, hali vakti yerinde bir millete kağan olmadım.
İçerden yiyeceksiz, dışarıdan giyeceksiz, güçsüz kalmış, yoksul bir millete kağan oldum. Küçük kardeşim Kül Tigin ile sözleştik. Babamızın kazandığı millet adı, millet sanı yok olmasın diye, Türk milleti için, gece uyumadım, gündüz oturmadım. Küçük kardeşim Kül Tigin ile, iki Şad ile, ölesiye, bitesiye çalıştım. Toplanan milleti ateşe, suya düşürmedim.
Özüm kağan oturduğumda, yerden yere varmış millet, öle bite, yayan, çıplak, yine geldi. Milleti yüceltmek için oniki savaş yaptım. Sonra, Tanrı yarlıkladığı, talihim var olduğu için, ölecek milleti dirilttim. Aç milleti tok, uz milleti çok kıldım. Giyimsiz milleti giyimli, yoksul milleti bay kıldım. Dört yandaki milletler hep bana tabi oldular. Milleti düşmansız kıldım......
"

   Tek din dünya devletinin misyonerlerinden olan cizvit papazları 3. bin yılda asyayı hristiyanlaştırma projesi uygulamasında 18 yy. da osmanlı devletine misyoner olarak anadolu coğrafyasına faaliyetlerde bulunmak üzere gelirler. Lakin Türk topluluklarında misyonerler rağbet görülmez. Bundan dolayı Türkler hakkında önemli çalışmalar yaparlar. Bu çalışmaların raporlarını iyi irdelemizde Türk milletinin öncelikle kimliğini bozmakla sonra kitabını elinden alınması yerine türklere kırmızı kitaplar veriirmesi bu kitapların zaten kuran tefsiri ayağıyla kurandan uzaklaştırmaktır. Türk kimliğinin dokusuyla uzun yıllardır. oynamaktadır. Öncelikle alman, rus ve abd istibarat örgütleri tarafından servis edilen genetik veya gen çalışmaları altında türk milletinden tarihte adı duyurmamış farklı etnistiteler çıkarak farklı dil farklı kültür öğesi altında türkleri bölmeyi amaçlamışlardır.


Diğer yandan. Alman Heinrich Julius Klaproth ve Fransız Jean-Pierre Abel Remusat, yaptıkları çalışmalarda, Türklerin diğer Asya toplumlarından etnik olarak farklı ve kendilerine ait bir dilleri olduğunu açıklamışlardır. "A Grammer of the Turkısh Language" (1816) çalışmasıyla Türkçe üzerine üretim yapan ve ilk sistemli Türkçe gramerini gerçekleştiren kişi ise, Arthur Lumley Davids'dir.


Türkçe dilinde ilk çalışmayı bunlar değil, Bugün bin yaşını kutladığımız Kaşgarlı Mahmut hazretleri ve. Kaşgarlı Mahmud XI. yüzyılda yaşamış bir Türk bilgini, gelmiş geçmiş dilcilerin en büyüğüdür, diyebileceğimiz bir Türk dilcisidir. Bu gün için, onun hayatından çok, kişiliği ve eseri üzerinde bilgi sahibiyiz. Türk Dili Kamusu (sözlüğü) diye çevirebileceğimiz Divanu Lûgati't - Türk ve Türk dilinin sentaksı (söz dizimi cevherleri) yani, cümle yapısı bilgileri diye çevirebileceğimiz Kitabu Cevâhirü''n-nahv fi lûgati't-Türk adlı iki dev eserin sahibidir. Ancak bu eserlerden ikincisi bugün elimizde değildir. Böyle bir eserin yazılmış olduğunu Divanu Lûgati't Türk'te adının verilmiş ve kısaca da ondan söz edilmiş olmasından anlıyoruz. Kitâbu Cevâhirü'n-nahv, ya geçmiş devirlerde örneklerine sık sık rastlayabildiğimiz sebeplerle, tarihin karanlıklarına gömülüp gitmiş olan kayıp eserlerdendir, yahut da hâlâ uçsuz bucaksız eski kitap hazînelerinin derinliklerinde başka bir ad altında gizlenmektedir de daha el vurulmadığı için gün ışığına çıkarılamamıştır. Türk dilinin ansiklopedik bir sözlüğü niteliğinde olan Divanu Lûgati't-Türk ise elimizdedir. Bu tek eseri bile bugün Kâşgarlı Mahmud'u, Türk diline hizmet etmiş büyük şahsiyetler ve ölümsüzler arasına katabilecek niteliktedir.

Ayrıca Türk ırkı konusunda çalışmalar yapan ve Türkçülük düşüncesinin en önemli "teorisyenlerinden" sayılan Macar Arminius (Hermann) Vambery, 1850'de İstanbul'da çeşitli faaliyetlerde bulunmuş ve çalışmalarında, Türk ırkının "üstünlüklerini" vurgulayarak, ilk kez "Turancı"(1) görüşler savunmuştur.

       Macarlar Türk ırkına mensup topluluklardır. Bu konuda uzun yıllardır çalışma yaptıkları doğrudur. Bugün bile ünlü Türkologlari içlerinden çıkmışlardır. Kendilerini Atilla nın torunları olduklarını idda ederler. Bundan dolayı kimsenin gocunmasına gerek olmadığını aksine adamlar kendi geçmişlerini araştırıyorlar. Turan sözü macar bilim adamından değil bilge kağandan çıkmıştır. Turan ismi resmi kayıtlara firdevs şahnamesinde geçmektedir. Turan anlamı önemli dir  Bu da türk birliğidir. tarihe bakılırsa türklerin ilk kurduğu hunlardan itibaren turan ideali gerçekleştirilmiştir. Yani turancı fikirler 19 yy da değil Türklerin çıkışından itibaren bulunmaktadır. Burdaki en önemli gaye türkleri aynı çatı altında toplamaktır. Bunu kötü görenlerin soylarından şüphe etmek laızmdır.

Bunlardan başka, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde Türk milliyetçiliğinin doğuşuna dışarıdan yapılan katkılarda en önemli paya sahip olan, hiç şüphesiz ki Fransız yazar ve tarihçisi Leon Cahun'dur. Cahun'un 1896'da yayınlanan ve teorik olmaktan uzak "İntroduction a L'histoire de L'Asie: Turcs et Mongols des Origines a 1405" başlıklı çalışmasında, Avrupa'ya uygarlığı getiren ırkın Türk ırkı olduğu şatafatlı bir dille ileri sürülerek, Turancılık yeniden ele alınmış ve bu düşünce, V'ambery gibi insanlar tarafından, o zamanın elit Türkleri arasında yayılmaya çalışılmıştır.
Ayrıca Cahun'un çalışması, Türkçülüğü popülarize elmek ve siyasal sahneye çıkararak resmi ideoloji haline getirmek açısından, son derece önemli olmuştur.
Avrupalılar'ın Türklere gösterdikleri bu 'akademik ilginin’ ardında siyasal çıkar hesapları yatmaktadır. Birinci Dünya Savaşı öncesi iki kampa ayrılmış bulunan Avrupa Devletleri'nin, Osmanlı İmparatorluğu'nu kendi cephelerine katmak amacıyla bu tür yayınlara ağırlık verdikleri ve Avrupa'da, 1911 yılında Budapeşte'de kurulan 'Turan Cemiyeti' gibi Türkçü örgütlerin oluşturulmasına başladıkları, bilinmektedir.

Ne güzel işte bundan bir sorun görmüyorum. Türk gibi yönetilen devletler ortada. Dünyayı titremiş önlerinde zaten gayemizde öyle değil mi ? Sadece bunları komik buluyorum. Türkçülük günümüzde osmanlının son dönemi de dahil (ilk dönemi Türkçüdür.) Türkiyenin Atatürk 15 yılından haricinde türkçülük ideali dışında yönetilmemiş sonucu olarak bop'un liderliği isteyen türkiye başbakanlarıı mevcuttur.

Bildiğiniz gibi İttihat ve Terakki Türkçülük yapan bir teşkilattı, Türkçü Enver paşayı da hepiniz bilirsiniz. 1870 lerden beri dönmeler İttihat ve Terakki ile hükümete sızmaya çalıştılar. Mustafa Kemal Atatürk ilginç ama Enverci değildi, Cemal Paşacıydı. nihayetinde Osmanlıyı 1.dünya savaşına sokanda, bitirmelerine yardım edenlerde İttihatçılardı. Hükümetleri esnasında elden giden toprakalrı Enver Paşanın Yahudilere Filistini vermek istemesi vb..Yanı gayet vatanperverlerdi.

İttihat ve terakki ana damarı jön türklerdir. Bunlar osmanlının kötü gidişatını dur diyen insanlardır. Aralarında homojen bir yapı yoktur. Yani fikir birliği yoktur. ilk zamanlar prens sabahattin içlerinde bulunmuş 1907 yılında arkadaşlarıyla beraber ayrılmışlardır. Ayrıca jön türkler demokrasi ve meşrutiyet fikirlerine sahip monarsi yönetimlerin eskiden kaldığını osmanlı devletini tek adamlarla değil meclis tarafından yönetilmesi isteyen gruptur. Abdulhamit dönemide almanlarla  en doruk noktasına uluşalın stratejik ortalığımız yüzünden bazı osmanlı devlet adamları alman hayranı olması doğaldır. Bugün kü gibi sizlerin obama aşkında olduğu gibi. Enver paşa türkçü müdür onu tartışılırız Türkçülüğü  daha çok 1918 den sonra görülmüştür. Daha çok osmanlıcı ve islamcı fikirlere sahiptir. 1911 de almanyada ki alman kız arkadaşına yazdığı mektuplarda dünya görüşünü ifade eder. 1. dünya savaşına soktuğu söyletiden ibarettir.. Bu savaşı durdurmak için cemal paşa çok uğaşmıştır lakin İslamcı sadrazam halim paşa  almanlarla çoktan antlaşma yapmıştır. Bu antlşama sonucunda Osmanlı genel kurmay başkanlığına bir alman generali gelmiştir. Cemal paşa, enver paşa ve talat paşa aynı dünya görüşüne sahip devlet adamlarıdır. Ne yazıkki üçü de şehit eidlmiştir. Filistin ile geçen mevzu şudur, genelde yanlış anlatılır. Yahudiler 1850 yıllarda çıkan ıslahat fermanında sonra filistinde toprak satın almışlardır. Ulu hakan abdulhamitten istedikleri toprak değil bağımsız ve özerk israil devletidir. Buna enver paşanın düşüncesi söyledi borcu yüzünden başka devletlere mahkum olan osmanlı devleti yahudilerin vermiş olduğu bu parayı alıp borcumuzu ödeyip, sonra yeniden filistini alırız sözüdür. Sözlerin neden ise tamamını söylemekten özellikle imtina ettiğini görüyorum ne yazııki tarih yalan söylemez gülçin
Mustafa kemal Türkçüdür yaptığı fiillere bakılıncada bunların ispatıdır. O döneminde çıkan paraların ve kurumların ambremlerinde bozkurt vardır. türk dilini ve Türk tarihi üzerine yapmış olduğu çalışmalar ortadadır. Ayıca osmanlıları türkçüler değil islamcı - 2. cumhuriyetçi işbirlikçiler tarafından yıkılmıştır. Atatürk o kalıntıdan Türk cumhuriyetini yaratmıştır.Aslında bunu ulu hakan abdulhamit yapacaktı lakin onun kurmuş olduğu okullardan çıkanlara nasip olmuştur.
Zaten ulu hakanı indirmek isteyen ve 31 mart vakasını çıkaranlar ingiliz işbirlikçileri prens sabahatin , islamcılar ( said nursi -iskilipli atıf bey) ve 2. cumhuriyetçilerdir.


Zaten NİHAL ATSIZ ve Türkeş İnönünü döneminde Irkçılık davasından yargılanmışlardı önce almanyaya yaranmak için Irkçılığa destek veren inönü, daha sonra rusların ilerlemesi ile solculuğa destek vermişti. İnönü döneminde Nihal atsız ÖLEN MİLLİYETÇİLİK RUHUNU canlandırmak için BOZKURTLARIN ÖLÜMÜ" VE "BOZKURTLARIN DİRİLİŞİ gibi kitaplar yazmıştı yine İnönü döneminde ırkçılıktan yargılanmış akabinde çok ilginçtir,ırkçılık davasından sonra Sabetaycıların Yakubî koluna mensup Boğaziçi Lisesi’ne öğretmen olarak alınmıştır.

3 mayıs 1944 olaylarını araştırsaydın bunu yazmazdın. türk devleti ismet inönü döneminde Türkçülük ve islamlaşma fikrinden uzaklaştırma ve silmiştir. Türk cumhuriyeti Atatürk de söylediği" bedenim babası ali rıza efendi fikirlerimin babası ziya gökalp tir" sözüne münhasıl olan. ziya gökap ın neşriyatı olan " Türkleşmek, islamlaşmak ve muassırlaşmak" üzerine kurulmuştur. Muassırlaşmanın içini boşaltılıp yerine batıvılığı diğerlerini de Türk devletinden silinmesi sonucunda ve komünistlerin devlete hakim olması yüzünden çıkmıştı..http://www.nihalatsiz.org/turkculuge_karsi_hacli_seferi.htm
Bu davadan sonra bu lisede çalışmamış, eğer hayatını  incelersen net olarak görülsün. Kendisi sadece boğaziçi lisesinde değil yüce ülkü lisesinde çalışmıştır. Ayrıca sabatay olmadığı aşikardır eğer eserlerini dikkatli okursan çok net görülsün. Hayatı sürgünlerle, işten atılmalarla geçirmiş birisini sabatay olması garip değil mi ? Sana onun güzel bir makalelerinden bir okumanı tavsiye ederim. ABDÜLHAMİD HAN ( = GÖKSULTAN )
Sanırım bir kaç gündür yerdiğin ismet inönü sevdası başlayacak sende :)
ne de olsa o da türkçülüğe karşı


1911 yılında Ruslara dayandırdığınız rapor ne kadar doğru tartışılır..çünki Kürtler Mustafa Kemal Atatürk'e KEMAL BABAMIZDIR derlerdi o zamanlar. Bazı Hristiyan ailelerle iyi geçinmiş olabilirler çünki çoğu hristiyan, kürtlerin çifliklerinde çalışan elemanlardı, rusların bu hristiyanalrı kışkırtmasına kadar. Zaten O bölgelerde farklı unsurlar mevcut sadece kürtlerden müteşşekkilde değil..Çoğuda ırkını kürt ırkı içinde gizlemiştir, ermeni, süryani, keldani, yahudi zaman içinde asimile olmuş kürtleşmişlerdir. bunlar doğru..Ama ne kadar kürtleşmişlerdir oda muammadır..

:) Tabiiki doğru değil rapor. 1911 de atatürk trabrusta savaşmıştır.daha genç bir subaydır. Belki libyalılar demiştir osözü ama hangisine enver paşayamı  - atatürk'emi. Kürt ırkı diye bir ırk yoktur. Acem, arap, ermeni ve türk ırkı mevcuttur o bölgede iyi incelersen süryaniler kim olduğu görülsün. Said nurisinn bir eserinde kürtler arapların içinden gelmiştir sözü vardır. Zaten bugün kürt şeylerine seyyid ünvanı taşıması ondandır. Zaten başından beri söylediğim hanifi kürtler türkmendir.şafiler araptır diye bunların karışmasından çıkmıştır kürtler. Kürt ismini ilk koyan da rus bilim adamı albay minorks dir.(belki tam yazamamış olabilirim). alevi kürtlerde ermeni asıllıdır.

Bugünkü siyaset anlayışı ile geçmiş arasında pek bir fark yok. Bu gün nasılki Özellikle seçimler esnasında alevi oyları veya şu bu cemaat oyları yada kürt oyları için bir takım oyunlar ikiyüzlülükler sergileniyorsa o günlerde de aynı şeyler yapılmış olabilir. Ama bunu herkese mal etmek doğru değildir. Ki o günlerde O anlarda İçsel hesaplaşmalar peşinde işgalci güçleri kullanrak M.Kemali saf dışı etmek isteyenler bu tür tekliflerle gitmişler, ama çoğunluk itibar etmemiştir. yoksa Doğuda ruslara ermenilere karşı çıkan savaşanlar batıdan gelenler değildi. İşgalci güçlere karşıda Antep Maraş Urfa da İsyan edenlerde Batıdan gelenler değildi. bu gün bu bölgeler sınırlarımız dahilindeyse o gün ordaki halkın mücadelesi sonucudur bu..
Bizler doğu da ermenilerle savaştık. ve doğuluyuz ilk defa söylüyorum ozaman  biz rus ermenilerle savaşırken bazı kürd grupları bunların yanında yer aldığını söylesem ne diyeceksin. Ayrıca doğular kürtlerden oluşmuyor aksine çoğunluk yine türklerdeydi. Güneydoğu da ermenilere savaş olmadı. Ayrıca Türk tarih kurumu başkanı yusuf halaçoğluyla irtibatta geçtiğinde bazı şeyleri daha net anlayacaksın. Bugün en güneydoğuda bulunan hakkairide bile nüfusun %30 Türkmen ve yörüktü. (İsmail beşikçi vermiş olduğu bilgi) Maraş ve antep türkmendir. Urfanın yarısı Türkmen aşiretlerinden oluşmaktadır. Bu üç ilinin sorumlu komutanı yani zaferinden sorumlu kişi KILIÇ ALİ DİR.Saklanan gerçekler.

 Şiirinde Yavuz Sultan Selim alevilere yönelik bir hitapta bulunmuş aslında kürt kelimesi geçiyor mu geçmiyor mu bilemem elbette, ama eğer İslama karşı bir saldırı söz konusu ise ve bunları Kürtler yapmışsa Sultanın Şiiri doğru ve yerindedir. Ancak şiirin İslam için öne çıkan bir duygu olduğunu belirtmiş olsaydınız daha iyi olurdu. Kürrt alimlerin çoğu yavuz sultan selime duacıdır, ancak bazı şahısların ordaki kızılbaş kelimesini kürt olarak değiştirdikleri söyleniyor yani o şiir alevilerle yapılan savaş sonrasında yazılmıştır..


Hemen suçu alevi kardeşlerimizin üzerine atmak bu sadece kaçamak cevaptır. Alevilerin yoğun olduğu bölge de değildir çeşme. akisne kürdlerin yoğun olduğu bölgedir. Yavuz sultan selim padişahlık döneminde islam adına savaş yapmaıştır. Savaşları genelde müslüman ülkellerle olmuştur. Burda verdikleri sözü tutmadığı için kürtlere o şiir yazılmıştır. evliya çelebinin çeviri olammış orjinal halinden bulabilirsin. ayrıca kürtlerden kaç tane alim çıkmış gören de sahi sanacak. Doğuda halk araında söylenen bir söz vardır. "Kürtten alim çıkmaz" bu söz halk arasında çok söylenir. Yavuzu sevmelerin altında kürd aşiretlerinden  vergi  ve askere alınmayacak emrindedir. Bu yüzden türkmenler asimile olmuştur.Zaten 2. mahmut dönemine kadar  askere alınmadılar. Bu döneme mütaikip kürt isyanları başlamıştır. Ayrıca Şah ismail alevi değil dir Şİİ Türkmendir mektuplarını okursan net görülsün.
Bakın siz fikriniz ile bu ülkeyi bölük pörçük edensiniz. ABD nin istediğide bu..Parçalamak, siz ise taassuplarınız ile onalra yardımcı oluyorsunuz. ABD nin ekmeğine yağ da balda süren sizsiniz. Yazılarını gönderdiğim köşe yazarlarının hiçbirinin fikrinde bölmek azınlık çıkarmak gibi bir fikir yok..Ancak sizler Enver peşa gibi Turancılık uğruna Tıbkı Osmanlı nasıl ortadan kaldırılmış ise TÜRKİYEYİDE ortadan kaldırmak isteyenlere İDEOLOJİK OLARAK MALZEME SAĞLIYORSUNUZ..
 
Bana itham ettiğiniz herşey sizde mevcut ben VAR OLAN TÜM ZENGİNLİĞİ İLE, BİRBİRİMİZİ KÜLTÜRÜ İLE DİLİ İLE DİNİ İLE KABUL ETMEMİZ GEREKTİĞİNE İNANAN, BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜMÜZÜ HİÇBİR ŞEKİLDE NE VATAN MİLLET SAKARYACILARA NEDE AYRIMCILARA NEDE AVRASYACILARA FEDA EDİLMEMESİ GEREKTİĞİNİ  SÖYLEYEN VE BU   FİKİRLERİN  TAMAMİNİN BİR ŞEKİLDE  BOP A HİZMET ETTİĞİNİ  İFADE EDENİM..
 
türk cumhuriyeti milletleri bu sözü söyleyen ben değilim. Her yazında türk millietini nasıl bölsem çabasında olan biz değil sensin. dikkatini çekerim. milleti bölmek devleti bölmektir. devlet milletin organizma yapısıdır. Yanlış yerlerden otlanıyorsun. Turancılık fikri bölücü değil toplayıcıdır. Aksine osmanlı son döneminde bu fikri savunmamıştır. Bana bir tane turancılık yaptığına 1918 'e kadar savunduğuna dair belge kanıt göstermezsen müfterisin.

Lütfen siz istediğiniz için  sizin  ideolojiniz öyle görüyor veya gösteriyor diye HAKİKATLERİ İNKAR ETMEYİN..BİR DEĞİL BİNLER İDEOLOJİ BU  VATANA FEDA OLMAK ZORUNDADIR. !!   ÇÜNKÜ BENİM ÜLKEM BİR İDEOLOJİYE KURBAN EDİLEMEYECEK KADAR ASİL İNSANLARDAN MÜTEŞŞEKKİLDİR..
Gülçin komik olma ne zamandan beri bu ülkeye sahip çıkmaya başladın. Senin hakikat dediklerin çoğu ingiliz istibaharat servisinden sana dayatılan tarihten ibarettir. Ne yazıkki tarih kimin haklı haksız olduğu daima göstermiştir.Biraz rus, biraz alman biraz ingiliz çalışmalarını harmanla sonra hakikattan bahset gülünç oluyorsun sadece :)

09 Eylül 2009 21:03 tarihinde Gülçin Demir <demir.g...@gmail.com> yazdı:

Murat Parlak

unread,
Sep 15, 2009, 8:50:54 AM9/15/09
to liberal-i...@googlegroups.com
Birde maide 54 okusalar anlayacaklar ama kuranı bile okumak işlerine gelmiyor.Birde müslümanlar.

14 Eylül 2009 23:13 tarihinde Osman Akyuz <oakyu...@gmail.com> yazdı:

Gülçin Demir

unread,
Sep 16, 2009, 9:14:28 AM9/16/09
to liberal-i...@googlegroups.com, Osman Akyuz
Osman bey maşallah siz TÜRK TARİHİNİ BENCE YENİDEN YAZMALISINIZ..
 
Ey Türk Milleti! kaçıncı yüzyılda hitap edilmiş bu şekilde..Orhun kitabeleri 720-725-732-735 yıllarında dikilen 4 metrelik taşlarda bu şekilde mi hitap ediliyormuş..
 
Kişi oğlında üze eçüm apan Bumin Kağan İstemi Kağan olurmuş, Olırıpan Türk Buduning ilin törüsin tutan birmiş, iti birmiş.

 

Tört bulung kop yagı ermiş. Sü sülepen tört bulungdaki budung kop almış, Kop baz kılmış. Başlığıg yükündürmüş tizliğig sökürmiş.

 

İlgerü Kadırgan yışka tegi, kirü Temir Kapıg-ka tegi kondurmuş. İkin ara idi oksız Kök Türk ança olurur ermiş, Bilge Kağan ermiş, Alp Kağan ermiş, Buyrukı yime bilgi ermiş erinç, alp ermiş erinç, Beğleri yime, budunı yime tüz ermiş, Anı üçün ilig ança tutmış erinç.”

Bunları tercüme edermisiniz..Ne deniyor burda...

Bakın Osman bey ne kadar dalga geçsenizde ENSTİTÜ içerisinde olan birine gerçi hiç yakışmıyor ama neyse siz demek ki kendinize yakıştırıyorsunuz..

Türkler zaman içinde diğer milletlerin içerisinde asimile olup günümüze kadar gelmişlerdir. birileri bu Türkleri UYANDIRDI..Bu uyandırma tabiki batı eliyle yapıldı, Nasıl ki Batı eliyle ve ruslar eli ile BİR KÜRT tarihi yazılıyorsa, Batı Eliylede bir Türk Tarihi yazılması normaldir. Adamlar var olan uykuda olanı alıp diriltiyorlar..Yani boşuna savunma yapıyorsunuz.

 Divanı Lugtı-t Türk'ü Kaşgarlı Mahmut neden, çok ilginç ama Halifenin oğluna   Muktedi Biemrillah'a sunuyor..kitabı Onun için mi yazıyor. Veya bi emir üzerine mi yazıyor..Neden durduk yere Türkçelerin lehçeleri üzerine araştırma yapıp Bağdata gidiyor 20 yıl dolaşıyor bu kitap için. sonra bağdatta yazmaya başlıyor..buraları soru işaretleri ile dolu..

Herkes kendini bir yerlere intisap edebilir..Herkes bir kaç kalem ile bir tarih çıkarabilir.

Türkmenler acaba doğudakiler Batıya sürüldüğü zaman mı gelmiştir. Mesela Özal bir çok Türkmeni buralara yerleştirdi..Osman bey göz var kendine Türk diyen ile kendine Kürt diyenler arasında bırakın kanı SİMASAL o kadar farklılık varki Türklere kürt diyen kürtlere Türk diyen ŞAŞKINDIR..

Dediğim gibi saf ırk yoktur, Peygamberin soyundan gelen Araplar Kıyımdan kaçtıklarında doğuya geldiler, burdakilerle evlenip KÜRTLEŞTİLER, Aslen evet Araptırlar ama sorsan ANNE den yana kürt oldukalrını söylerler..Benim kızkardeşim doğuda öğretmen..Kendi sınıflarında birçok ermeni olduğunu ama bunların kürt gib davrandıkalrını söyler, Öğretmenlik yaptığı şehrin altında gizli yollar olduğunu bunlarında onların dışında kimsenin bilmediğini..oralarda kimsenin giremeyeceği sokaklar var...gizli geçitler..Ermeniler ile kürtler arasında benzerlik yok, Kürtler daha farklı bir  milet, daha doğrusu karmakarışık bir millet içinde herkes var, süryanisi, keldanisi, soranisi, yahudisi, ermenisi, zazası, hepsi kürtçe konuşur ama kürt değilerdir. kürtleşmişdirler..bu kadar basit yani imdi Türkçe konuşan Kürtler Türkmüdür yada Arapça konuşan Türkler Arapmıdır..birkez kabul edin nasıl ki kuzeyimizde çoğu rumu LAZ biliriz, çoğu kürtte aslen kürt değildir...mesela imralidaki herif babadan arap (yahudi) anneden Türkmendir..Ama herkes onu kürt bilir hatta geri zekalı kürtler peşinden gider..Niye ÇÜNKİ ANASINDAN DOĞAN HERKES TÜRKTÜR, ÇÜNKİ ANASINDAN DOĞAN HERKES KÜRTTÜR..değil mi?

Tabi ne olacaktı, köprüyü geçene kadar..Ne yani Türkçülüğü Masonlar ortaya çıkardı ve kullandılar diye kendinizi İSPAT etme konusunda paralamanıza gerek yok. Birileri size BUSUNUZ dedi, politikasını yaptı SİZDE ALTLADINIZ..

Kabul edin Osman bey,

Bana çıkarsal amaçlar ile yazılmış tarihten söz ediyorsunuz Türkiyenin GEÇMİŞ, YAKIN VE ŞU AN Kİ TARİHİ yeniden tabi gerçekler üzerinden yazılmalıdır. Siz Tarihi nerden  öğrendiniz, öğrendiğiniz kayıtların doğruluğundan nasıl emin olabiliyorsunuz ki siz KAZIM KARABEKİR PAŞA GİBİ birisine TARİHİ yazmak isteyen birisinin kitaplarını yok etmiş yazmasına engel olmuş bir sistemin YAYIN İZNİ VERDİĞİ ve genelde belli amaçlar doğrultusunda yazılan kitaplarından bana alıntı yapmıyormusunuz...

OSMANLIYA küfreden TARİH BENİM TARİHİM DEĞİLDİR...

BEN O TARİHTEN HERBİR HARFİNE KADAR ŞÜPHE EDERİM...

GEÇMİŞLE BAĞIMI KOPARAN BİR TARİH NASIL TARİHİM OLABİLİR Kİ?

HELEDE ECENBİLERİN YÖNLENDİRİLMELERİ VE ELLERİ İLE YAZILMIŞSA..

 

 

 

 

 

 

 

 



 

14 Eylül 2009 23:13 tarihinde Osman Akyuz <oakyu...@gmail.com> yazdı:

Osman Akyuz

unread,
Sep 19, 2009, 8:41:01 PM9/19/09
to Gülçin Demir, liberal-i...@googlegroups.com
Osman bey maşallah siz TÜRK TARİHİNİ BENCE YENİDEN YAZMALISINIZ..
gülçin hanım tarihini yeniden yazmaya çalışıyoruz zaten. amacımız günümüzün oğuz kağanı, Atilla sı, cengizhanı, tuğrul beyi, osman gazisi, fatihi ve atatürk'ü olmaya çalıyoruz bu konuda gocunmamız yoktur.


Ey Türk Milleti!
kaçıncı yüzyılda hitap edilmiş bu şekilde..Orhun kitabeleri 720-725-732-735 yıllarında dikilen 4 metrelik taşlarda bu şekilde mi hitap ediliyormuş..
Bunları tercüme edermisiniz..Ne deniyor burda...Ey kara cahil ne anlarsın. Budun kelimesinin manası nedir bilirmisin. 
Budun = Aralarında töre, dil ve kültür ortaklığı bulunan boy ve soy bakımından da birbirine bağlı insan topluluğu, °kavim. Ulus, °millet....http://www.cep-x.com/cep-x-sozluk/115195-budun-budun-nedirc-budun-anlami.html
Bahsetmiş olduğun cümlenin manası şudur;

Kişi oğlında üze eçüm apan Bumin Kağan İstemi Kağan olurmuş, Olırıpan Türk Buduning ilin törüsin tutan birmiş, iti birmiş.
ikisi arasında insan oğlu kılınmış. insan oğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan,İstemiKağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini töresini tutu vermiş,düzenleyi vermiş.


Tört bulung kop yagı ermiş. Sü sülepen tört bulungdaki budung kop almış, Kop baz kılmış. Başlığıg yükündürmüş tizliğig sökürmiş
resini tutu vermiş,düzenleyi vermiş. Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tabi kılmış.Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş.

İlgerü Kadırgan yışka tegi, kirü Temir Kapıg-ka tegi kondurmuş. İkin ara idi oksız Kök Türk ança olurur ermiş, Bilge Kağan ermiş, Alp Kağan ermiş, Buyrukı yime bilgi ermiş erinç, alp ermiş erinç, Beğleri yime, budunı yime tüz ermiş, Anı üçün ilig ança tutmış erinç.”
Doğuda kadırkan ormanına kadar, batıda DemirKapıya kadar kondurmuş. İkisi arasında pek teşkilatsız Gök Türk öylece oturuyormuş. Biölgili kağan imiş, cesur kağan imiş. Buyruğu yine bilgili imiş tabii,İli tutup töreyi düzenlemiş.
http://aydinturkocagi.org/haberdetay.asp?ID=7

Bakın Osman bey ne kadar dalga geçsenizde ENSTİTÜ içerisinde olan birine gerçi hiç yakışmıyor ama neyse siz demek ki kendinize yakıştırıyorsunuz..
Sadece gülüp geçiyorum.Yazdıklarım hepsi belheli ve kaynaklıdır. Bizdeki destur konuları tam araştırmadan kaynaksız atmak yoktur. Bundan dolayı belgesiz yamaya karşıyız.

Türkler zaman içinde diğer milletlerin içerisinde asimile olup günümüze kadar gelmişlerdir. birileri bu Türkleri UYANDIRDI..Bu uyandırma tabiki batı eliyle yapıldı, Nasıl ki Batı eliyle ve ruslar eli ile BİR KÜRT tarihi yazılıyorsa, Batı Eliylede bir Türk Tarihi yazılması normaldir. Adamlar var olan uykuda olanı alıp diriltiyorlar..Yani boşuna savunma yapıyorsunuz.
Ne diyim hiç araştırma yapmamış bir insan duysa inanır. lakin tarih öyle demiyor. Rus ajanları tarafından yazılan niçin yazıldığını araştırısan sonra konuşursun. Türkleri uyandıran batı değildir. Kazanlı Türklerdir. Bu konudada yanıldığın ortaya çıkıyor.
Divanı Lugtı-t Türk'ü Kaşgarlı Mahmut neden, çok ilginç ama Halifenin oğluna   Muktedi Biemrillah'a sunuyor..kitabı Onun için mi yazıyor. Veya bi emir üzerine mi yazıyor..Neden durduk yere Türkçelerin lehçeleri üzerine araştırma yapıp Bağdata gidiyor 20 yıl dolaşıyor bu kitap için. sonra bağdatta yazmaya başlıyor..buraları soru işaretleri ile dolu..

Herkes kendini bir yerlere intisap edebilir..Herkes bir kaç kalem ile bir tarih çıkarabilir.

bağdat islam coğrafyasında önemini biliyormusun. Bağdat döneminde ilim merkezidir. Çok önemli kütüphanelere sahipti. Kaşgarlı mahmut'un bağdata gitmesi normaldir. Ama seni kafan buna zor  basıyor demekki. utanmazsan lehçeler yaptıranın yahudiler olduğunu söyleyeceksin. İlk Türkçe kuran meali ne zaman yazıldı sana soru karahanlılar döneminde ey kafasız kardeşim. Tabii ki türk dünyasını gezip çalışmalar yapacak. İlim sadece bilgisayar başında yazılmıyor. Sen sanırım akademik çalışma yapmadığın için bilmeyebilirsin.
"Kâşgarlı Mahmud, Türkistan bölgesini adım adım dolaşarak Türk toplulukları arasında yaşamaya başlamıştır. Karşılaştığı her Türk topluluğunun konuşması ilgisini çekmiş, duyduğu sözcükleri kaydetmiş, sözlü edebiyat ürünlerini derlemiştir. İran ve Irak’a gittiği, Arapça, Farsça ve Rumca öğrendiği, medreselerde hocalık yaptığı ileri sürülmektedir. Türk topluluklarının dili, edebiyatı, yaşayışı ve âdetleri üzerine yirmi yıla yakın malzeme topladıktan sonra 1072 yılında Bağdat’a gelmiş, daha önce yazmaya başladığı eserini burada tamamlamıştır.
  Halife Muktedî Biemrillah’a armağan ettiği eserini Halife’nin kendisine sunduğunu belirten Kâşgarlı Mahmud, Divanü Lugati’t-Türk’ün daha ilk satırlarında bu durumu şu sözlerle anlatır:
  Bana sonsuz bir ün, bitmez tükenmez bir kaynak sağlaması dileğiyle bu kitabı yazdım ve Tanrı’ya sığınarak adını Divanü Lugati’t-Türk koydum. Kutsal Peygamber’in postunda oturan, Haşimî soyundan ve Abbasoğullarından gelen, Tanrı’nın halifesi Ebü’l-Kasım Abdullah ibn Muhammedü’l-Muktedi Biemrillah katına armağan ettim.
  Bu ifadeyi farklı yorumlayanlar, Kâşgarlı’nın eserini Halife’nin oğluna sunduğu görüşünü ileri sürmektedirler. Ancak anılan künyenin ve adın Halife Muktedi Biemrillah’a ait olduğu ortaya konulmuştur. Öte yandan on dokuz yaşında halife ilan edilen Muktedi Biemrillah’ın halifeliğinin ikinci yılında, yani yirmi bir yaşındayken kitap sunulacak yaşta çocuk sahibi olamayacağı da göz önünde bulundurulmalıdır. Bununla birlikte her iki görüş de Kâşgarlı Mahmud’un Divanü Lugati’t-Türk’ü yazarken veya yazdıktan sonra Bağdat’a geldiği ve eserini burada Halife’nin katına sunduğu bilgisini doğrulamaktadır.
  Kâşgarlı Mahmud’un Divanü Lugati’t-Türk dışında bir de Türk dil bilgisi kitabı yazdığını bilmekteyiz. Bazı konuları dil bilgisi kitabı Kitabü Cevahiri’n-Nahv fi Lugati’t-Türk’te ayrıntılı bir biçimde anlattığını yazar. Türk dil bilgisi ile ilgili daha ayrıntılı bilgiler içerdiğini sandığımız bu kitap ne yazık ki günümüze ulaşmamıştır." Prof.Dr. Şürü Haluk AKALIN http://www.tdkterim.gov.tr/dlt/?kategori=mahmut


Herkes kendini bir yerlere intisap edebilir..Herkes bir kaç kalem ile bir tarih çıkarabilir.
Neye karşılık tarih çıkaracaksın sorabilirmiyim. Yapılan araştırmalar, kaynaklar ortada.

Türkmenler acaba doğudakiler Batıya sürüldüğü zaman mı gelmiştir. Mesela Özal bir çok Türkmeni buralara yerleştirdi..Osman bey göz var kendine Türk diyen ile kendine Kürt diyenler arasında bırakın kanı SİMASAL o kadar farklılık varki Türklere kürt diyen kürtlere Türk diyen ŞAŞKINDIR..
Çok komiksin ıraktaki türkmenlerde mi öyle geldi. ya ben yada benim çok türkmen özal döneminde doğuya yerleşti. Sen kaç tane kürt ile türkmen görüp karşılaştırdın. Hiç birşeyden haberin yok yazıp duruyorsuun. Halife mutaasım bilirmisin. Halife Harun reşidin türk hanımdan olma oğlu. onun zamanında samarra kentine binlerce türkmen yerleştirdiğini. bilmiyormusun. Sana islam tarihinde de bilgi veriyom hala inat edip duruyorsun. Sen önce türk göçlerini bir oku sonra bu safsatalarından kurtur.

Dediğim gibi saf ırk yoktur, Peygamberin soyundan gelen Araplar Kıyımdan kaçtıklarında doğuya geldiler, burdakilerle evlenip KÜRTLEŞTİLER, Aslen evet Araptırlar ama sorsan ANNE den yana kürt oldukalrını söylerler.
Saf ırk yok nasıl yok buna gülerim sadece herkes senin gibi karışık değildir. Hala günümüzde kız alma vermelerde ne kadar ket.um olduğunu anadolu da görülsün. Peygamber efendimizin akrabaları doğu derken hep yanlış tabir kullanırmıştır. Bildiğin anadolu nun doğusu değildir. Horasanı, Semerkant ve buhara kentlerii bilirmisin. aleviliğin çıkışı ehli beyt sevgisi  nerden geldiğini zannediyorsun Bugün alevilerin çoğu ne diyor biliyormusun Emevi zulmünden kaçan "ehlibeyt mensuplarının ve yandaşlarının Horasana kaçtığını ve Türkmenlerle burada akrabalık bağlarının oluştuğunu ve moğol saldırılarından dolayı vede selçukluların anadoluya yayılma planının bir parçası olarak bizlere bu toprakları yurt olarak verdiğini anlatmaktadırlar.Orta Asya'ya Türkmenistan ve Özbekistan'a göç etmişlerdir.Türk'ün özündeki madura,zayıfa yardım etme,zalime karşı koyma gibi yüksek karakteri yüzünden seyyidlere büyük bir imanla sahip çıkmışlar...Bundan dolayı aleviler bir taraftan Hz.Muhammed'e diğer taraftan Orta Asya Türklerine dayanmaktadır.".....http://www.hbektasveli.gazi.edu.tr/dergi_dosyalar/18-205-212.pdf
Hz. Hasan (ra)’nın ve Hz. Hüseyin (ra)’in şehit edilmelerinden sonra, seyyidlerin göç hareketleri iyice hız kazanmıştır.
 
Göçler, o zamanki İslam Devleti’nin sınır bölgeleri olan Mağrib (Fas), Kafkasya, Maveraünnehir, Horasan, Taberistan, Yemen gibi yerlere olmuştur. Bu seyyid göçleri neticesinde Fas’ta İdrisiler, Yemen’de Süleymaniler, İran’da Zeydiler gibi pek çok hanedanlık kurulmuştur.
 
Pek çok seyyid, Moğol ve Türk devletlerine sığınmış, buralardaki yerel halk ile kaynaşmıştır. Hatta kimi zaman, Kafkasya’da kurulan Nogay Hanlığı’nda olduğu gibi devletin kurucuları arasında dahi yer almışlardır.
 
Türkiye’ye de Farklı Dönemlerde Seyyid Göçleri Olmuştur
 
Türkiye, en uzun ömürlü ve en geniş topraklara sahip Türk-İslam Devleti olan Osmanlı İmparatorluğu’nun tek varisi olması itibariyle seyyidlerin yoğun olarak yerleştiği ülkelerden biridir. Günümüzde yurdumuzun pek çok yerine dağılmış olmakla beraber daha ziyade Ankara, Siirt, Şanlıurfa, Erzurum, Elazığ, Erzincan, Adana, Iğdır gibi şehirlerde daha yoğun olarak yaşamaktadırlar. Bu seyyidlerin çoğu, ilk seyyid göçleriyle beraber Anadolu’ya gelip yerleşmişlerdir. Ancak daha sonra da çeşitli vesilelerle Türkiye topraklarına olan göç hareketi devam etmiştir.
Özellikle Osmanlı-Rus Savaşları ve Rus-Kafkas Savaşları sırasında Anadolu’ya göç eden çok sayıda Kafkasyalı’nın arasında bir çok seyyid de bulunmaktadır. Bu seyyidler daha ziyade İç Anadolu Bölgesi’ne yerleştirilmişlerdir. O dönemde Türkiye’ye yerleşen seyyid aileleri arasında, dergimizde yayınlanan konuların hazırlanmasında eserlerinden faydalanılan Sayın Adnan Oktar’ın dedesi Ömer Bey ve ailesi de bulunmaktadır.
 
Ömer Bey’in dedesi olan Beslen Arslan Kasayev’in kökeni ise Nogay Hanlığı’na dayanmaktadır. Beslen Arslan Kasayev’in ailesi Arslanoğulları olarak tanınmaktadır. Arslanoğulları, 1827 yılında Kafkas Valiliği için hazırlanan bir belgede adı geçen 21 seyyid ailesinden biridir ve aile 1902 yılında Kafkas topraklarından ayrılıp Ankara’nın Bala kasabasına yerleşmiştir. (*)
http://us1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productI/4212/_HZ.MUHAMMED_(SAV)_IN_KUTLU_SOYU:_SEYYIDLER
daha çok isteidğin kadar bu konuda çalışma ve araştırma vardır. http://www.turkdirlik.com/Bilgimece/Turkoloji/Kultur/HOnat0001.htm
http://www.bayar.edu.tr/~sosyal/dergi/dergi1/EmeviDevletOtoritesi.pdf
Birde sahte seyyid meselesi vardır onları da araştırmanı tavsiye ederim.
Hz. Muhammed soyundan gelenlere “seyyid” deniliyor. Dikkat ediyor musunuz; özellikle Doğu ve Güneydoğu’da ne çok seyyid olduğunu söyleyen aile var! Bunlar gerçekten Hz. Muhammed’in soyundan mı geliyor? Yoksa çoğu “çakma seyyid” (müteseyyid) mi? Türkiye’de kutsal soy aristokrasisi oluşturan “seyyid enflasyonu” ne zaman, nasıl doğdu? Peki, tüm bunların Kürt sorunuyla ne ilgisi var?http://www.odatv.com/Siyaset/kurtlerin_temel_sorunu_cakma_seyyid_duzeni-14056.html

Benim kızkardeşim doğuda öğretmen..Kendi sınıflarında birçok ermeni olduğunu ama bunların kürt gib davrandıkalrını söyler, Öğretmenlik yaptığı şehrin altında gizli yollar olduğunu bunlarında onların dışında kimsenin bilmediğini..oralarda kimsenin giremeyeceği sokaklar var...gizli geçitler..Ermeniler ile kürtler arasında benzerlik yok, Kürtler daha farklı bir  milet, daha doğrusu karmakarışık bir millet içinde herkes var, süryanisi, keldanisi, soranisi, yahudisi, ermenisi, zazası, hepsi kürtçe konuşur ama kürt değilerdir. kürtleşmişdirler..bu kadar basit yani imdi Türkçe konuşan Kürtler Türkmüdür yada Arapça konuşan Türkler Arapmıdır..birkez kabul edin nasıl ki kuzeyimizde çoğu rumu LAZ biliriz, çoğu kürtte aslen kürt değildir...mesela imralidaki herif babadan arap (yahudi) anneden Türkmendir..Ama herkes onu kürt bilir hatta geri zekalı kürtler peşinden gider..Niye ÇÜNKİ ANASINDAN DOĞAN HERKES TÜRKTÜR, ÇÜNKİ ANASINDAN DOĞAN HERKES KÜRTTÜR..değil mi?
Unuttuğun birşey var ben doğuluyum. doğunun belki en büyük türkmen aşiretlerindedir birisi biizmki. kardeşin tunceli, batman diyarbakır,şırnak ve hakkari gibi illeri çalışıyor olabilir. ama doğu kardeşinin dediği gibi değildir. Genelde ermeniler alevi kürt kullanırlar. Aksine kürtleşmemişleridr. Nasıl kayseri de konyada müslüman kimliğini kullanıyorlarsa doğu ve güneydoğu da bu kimlikleri alevi kürt kimliğinde saklanırlar. Hrant (Fırat) dink Bu konuda ölmeden yazığı bir makaleyi ararsan bulabilirsin.. zaten kürt sorunu ve pkk yı araştırdığınızda açıkça şunu göreceksiniz altında ermeni meselesi olduğunu rahatça idrak edebilirsiniz. Enstitü başkanımız ümit özdağı'ın bu konuda sayısız araştırmaları mevcuttur. O bölgelerde uzun süre araştırma ve çalışma yapmıştır. Sana bir kitap öneriyim incele ondan sonra bu konuda ahkam kesersin.
"Kürtçülük Sorununun Analizi ve Çözüm Politikaları Bir Millet Uyanıyor: 11
" http://www.21yyte.org/tr/kitap.aspx?ID=3
Ayrıca bu eseride tavsiye ederim.
"PKK Gerçeği ve Terör Örgütünün İç Yüzü ve Çözüm Önerileri" http://www.21yyte.org/tr/kitap.aspx?ID=34
Sana bir dipnot vereyim başımdan geçen bir olay. Erzurum da üniversite yıllarında bir arkadaşım vardı. Kars  göle li (şimdi sanırım ardahana bağlı) Abisi pkk'lı terörüstti. Dağda çatışma sırasında öldürüldü. Bir gün o arkadaşla  tartışıyoruz ben kırmancılerin türk olduklarına dair belgeler önüne koyarken şunu açıkça ifa de etti. Azeriler nasıl Türk boyu ise kürtlerde ermenilerin bir boyudur. İpler burda kopuyor. Farklı bir millet yok Kürt adında akisine ya arplara yada acemlere yada ermenilere yamanmaya çalışılan bir mesele. Şirvan perwer 1992 bir konuşmasında anadolu da 2000 önce türkler yoktu biz vardık ve hristiyandık. Bunu söylerken bile belgesiz atmıştı. Hristiyanlık M.S. 30. yılda gelmişti. Ne kadar komik değil mi ? İmrali daki cani ermeni kökenlidr. Soylar anneden değil babadan gelir. Anneden gelen tek soy yahudilerdir. dikkatini çekerse abbasi halifesi anası türk mutaasımıa türk demedim. Çünkü türklerde soy babadan gelir. Ha kuzey ıraklı kürtlerden bahsediyorsan o başka. aslında sağolsun başbakanımız sayesinde doğu da herkes soyunu araştırmaya başladı. Daha geçen gün adıyamanlı kendine kürt diye tanıtan kardeşim türkmen olduklarını öğrendğini duyunca hemen araştırmış. gerçekleri öğrenince bana anlattı. çünkü ben ona yıllardır senin dedenin babasının ismi çağrı sende kırmancilik yoktur. Ayrıca en öneli tezlerimizden biri mezhebi hanefi.di.
"Kürtler ve Türklük
" http://www.21yyte.org/tr/kitap.aspx?ID=35

Tabi ne olacaktı, köprüyü geçene kadar..Ne yani Türkçülüğü Masonlar ortaya çıkardı ve kullandılar diye kendinizi İSPAT etme konusunda paralamanıza gerek yok. Birileri size BUSUNUZ dedi, politikasını yaptı SİZDE ALTLADINIZ..

Kabul edin Osman bey,

İspat edin o zaman yusuf akçura, ismail gaspıralı, ziya gökalp, nihal atsız, S. Ahmet arvasi. türkçülüğün babalarıdır. Şunu unutmayın masonların düşmanı islamcılar değil türkçüler olmuştur. Lütfen iftira etmeyin. Öbür dünyada hesap vereceksiniz. Kaynaksız belgesiz atmaya alışmışsınız.  Ayrıca bu konularda kendimi paralamıyorum. şunu çok iy biiliyorum bilge kağan mason olması inandırıcı bile olmaz. Ayrıca osmanlılardaki masonluğu araştırdınız da mason olup sonra çıkanlara sorduğumuzda masonluğun iyi birşey olduğunu hayır bir vakıf dernek olduğunu zannetmişlerdir. unutmayınki Atatürk te bir türkçüdü mason dernekleri de kapattı. türkçülerin düşmanı ismet inönü tarafından mason dernekleri açıldı. Şimdi anladın mı meseleyi . ama zor şartlanmışsın. türk isminden sıkıntı var bütün sebep bu . Yani alerji duyuyorsun Türk kimliğinden

Bana çıkarsal amaçlar ile yazılmış tarihten söz ediyorsunuz Türkiyenin GEÇMİŞ, YAKIN VE ŞU AN Kİ TARİHİ yeniden tabi gerçekler üzerinden yazılmalıdır. Siz Tarihi nerden  öğrendiniz, öğrendiğiniz kayıtların doğruluğundan nasıl emin olabiliyorsunuz ki siz KAZIM KARABEKİR PAŞA GİBİ birisine TARİHİ yazmak isteyen birisinin kitaplarını yok etmiş yazmasına engel olmuş bir sistemin YAYIN İZNİ VERDİĞİ ve genelde belli amaçlar doğrultusunda yazılan kitaplarından bana alıntı yapmıyormusunuz...
Sen kazım karabekiri veya fevzi çakmağı ne kadar tanıyorsun. Senin o  dediğin eserleri yılllar önce inceledik. Kazım paşayı okusadınız bunları söylemezdiniz. Sizin tutanacak dalınız sadece rıza nur dur. O da iyi bir inönücü ve arnavut milliyetçidir. Atatürk tarafından sevilmezdi nutukta bile bulabilirsiniz. Siz sadece onun iftiralarını yazabilirsiniz. Biz eskiden senin dediğin gibi konuşulduk şu osmanlı arşivleri açılsa da herşey ortaya çıksa. Açılınca gördükkü tarih yine aynı tarih . Sen kaç tane tarih akademisyeni tanıyorsun. Sen daha nasıl doğru bir araştırma nasıl yapılır onu bilmiyorsun. İstiklal mahkemelerini kötüleyen bir arkadaşımız sonra doktora çalışmasını bunun üzerine yaptı. İnceledi araştırdı. Son sözü ne oldu biliyormusun kulaktan kulağa anlatılanlarının hiçbirinin doğru olmadığı akisne istiklal mahkemeleri kurulması doğru bir süreç olduğunu söyleyince. neden böyle diyorsun diyince ortaya çıkarılan belge ve kanıtları sende görsen şaşardın. Aslında Bütün türk tarihini yeniden yazılması taraftarıyım. Çünkü sizlerin yüzlerini görmek isterim. Çoğu kulakta dolma şeylerin yalan olduğu ortaya çıkıyor. Bunun en güzel örneği 1990 yılların başında sizin gibi siyasal islamcılar atatürk'ün annesi kötü kadın diye dedikodu çıkardınız bunun üzerine fıkralar bile üretildi. Sonra görülyoruz ki araştırmalar neticesinde zübeyda hanım ihlaslı dindar bir müslüman. Bu iftiraların nasıl hesabını vereceksinz ilahi mahşerde.


OSMANLIYA küfreden TARİH BENİM TARİHİM DEĞİLDİR...

BEN O TARİHTEN HERBİR HARFİNE KADAR ŞÜPHE EDERİM...

GEÇMİŞLE BAĞIMI KOPARAN BİR TARİH NASIL TARİHİM OLABİLİR Kİ?

HELEDE ECENBİLERİN YÖNLENDİRİLMELERİ VE ELLERİ İLE YAZILMIŞSA..

Osmanlıya küfür eden aslında sensin. Osmanlı nın ana merkezi türklerdir. Yabancı kaynaklar osmanlılardan bahsederken Türklerden bahseder. Ayrıca osmanlı ailesi oğuz kayı boyu Bir türk ailesidir. Önemli olan objektifliktir. gerektiği yerde ön eleştiri yapmak zorundasın. Zaten dikkatimi çekiyor geçmişimiz sadece osmanlı değil selçuklu, karahanlı, hun, gazneli, memlüklü, haremzahlı, göktürklü altınordulu,vb. devletleri özenle kaçıyorsun yoksa Ahmet beyin bazı türkler hakkında söylediği kriptolarından birmiisin. Osmanlı tarihini incelediğimizde bazı şeylere rastlıyoruz. Bugün artık bop rafa kaldırılmış yerine neo - osmanlıcık projesini getirdiler. istanbul merkezli israil projesi acaba gizlice bize bunumu aşılamaya çalışıyorsun. ecnebilerin yönlendirmeleriyle bir şey yazdığına göre konuşaydım çok iyi senin tarafında olur türk kimliğini inkar eder kürt açılımını desteklerdim.

Artık ne yazarsan yaz. sana cevap vermeyeceğim çünkü senin derdin üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Hz. mevlananın çok sevdiğim sözlerinden biri "cahile karşı sessiz ol."Bundan sonra susuyorum çünkü daha önemli işlerim var.

saygılar


16 Eylül 2009 16:14 tarihinde Gülçin Demir <demir.g...@gmail.com> yazdı:
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages