Fwd: İÇİMİZDEKİ TRUVA ATLARI FARMASONLAR.Yazar Sayın Aslitürkten Aybüken( Lüzum üzerine tekrardır. Tarih 24 Aralık 2008)

146 views
Skip to first unread message

Hulan TÜRK

unread,
Jul 29, 2010, 5:25:18 PM7/29/10
to


---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Aybuken Sureyya <aybuken...@gmail.com>
Tarih: 29 Temmuz 2010 00:29
Konu: (ATATÜRK Ebedi Başkomutan) İÇİMİZDEKİ TRUVA ATLARI FARMASONLAR.( Lüzum üzerine tekrardır. Tarih 24 Aralık 2008)
Kime: "HER..ŞEY..VATAN..İÇİN" <ne_mutlu_t...@googlegroups.com>, ebedi-baskomu...@googlegroups.com, ist.s...@windowslive.com


Farmasonluk, ideallerini ve hedeflerini KABBAL ÖĞRETİSİNDEN alan,
Masonluğun teşkilatlandırdığı, sözde Beynelmilelciliği savunan bir
oluşumdur.

Masonlar ile Farmasonlar arasındaki fark, Masonların Yahudi kökenlilerden
olması, Farmasonların ise tüm milletlerden, inanışlardan  ve tüm meslek
gruplarından kişilerin aralarından süzülerek seçilmeleridir. Bu
arada, çeşitli inançların ruhban sınıflarının en alt derecelerinden, en üst
derecelerine kadar her dereceden üyeler edinmişlerdir, bu da önemlidir.
Masonlar, Farmasonlar sayesinde  tüm dünya üzerinde savaş ve barış
koşullarında emniyetlerini ve çıkarlarını teminat altına almışlardır.
Gerek Masonlar, gerekse Farmasonlar "  Bizim siyaset ile inanışlar ile
ilgimiz yoktur, biz Beynelmilel Kardeşliğin tesisi gibi ulvı bir gaye
uğrunda çalışırız " derlerse de gerçekte durum tam tersinedir.
Ayrıca, madem ki, idealleri ve gayeleri Beynelmilel Kardeşliği tesis
etmektir, o halde gizlilik ilkesine neden ihtiyaç duymuşlardır ?

Farmasonluğa girilirken, Farmason adaylarının yapmak mecburiyetinde
oldukları yemin metnine bakalım;

Bana verilecek, Farmasonluk sırlarını, hakiki bir Masondan ( buraya dikkat)
başkasına ve usul ve kaidelerine uygun olarak teşekkül etmiş bir yerden
başka yerde ifşa etmeyeceğime, kerdeşlerimi seveceğime, yardımlarına
koşacağıma,
ihtiyaçları zamanında kendilerine yardım edeceğime, onların ve Masonluğun (
buraya da dikkat ) müdafaası için, icap ederse hayatımı feda eyleyeceğime,
Türkiye Meşrık-ı Azamının Anayasasına ve genel Nizamlarına ( burası çok çok
önemlidir ) ve beni sinesine kabul eden şu muhterem yerin özel nizamlarına
riayet edeceğime,
Sanii Azamın ve şu muhterem Mason Cemiyetinin huzurunda,  kendi arzu ve
irademle resmen ( resmi sorumluluk neye karşı tabi ki Masonların özel
Anayasalarına ve Nizamlarına karşı ) ve tam bir saflık ve samimiyetle yemin
eder ve vaadimden dönmekten, yeminimi bozmaktan ise ölmeyi tercih edeceğimi
beyan eylerim.

Bu yemin metni daha doğrusu bu belge, özünü kaybetmediği için gerçeklerin
farkına varan yüksek dereceli bir Farmason tarafından sızdırılmış ve
kopyaları zamanın Anadolu Gazetesi tarafından çekilmiştir.

Şimdi yemin metnindeki tahahütleri toparlayarak tekrar değerlendirelim.

1. Farmasonluk sırlarını hakiki bir Masondan başkasına açmamak,
2. Masonların ve Masonluğun müdafaası için hayat feda etmek,
3. Masonların ve Farmasonların birbirini sevmesi birbirine yardım etmesi,
4. Türkiye Meşrık-i Azamının Kanunu Esasisine Anayasasına ve Nizamlarına
riayet eylemek,
5. Yeminden ve vaatten dönmektense ölümü tercih etmek.

4. maddeden anlıyoruz ki, her millet için, milletin genel karakterinin
özelliklerine göre, Özel Anayasalarında ve Nizamlarında temel ilkeler
korunmakla birlikte, detaylarda bazı farklılıklar olabiliyor.

Ayrıca, Beynelmilel Kardeşler içinde, bir Birader kendisinden aşağı
derecedeki Biraderine kendi derecesinin sırrını ifşa edemez. Bu ne tür bir
kardeşliktir ?sorusunun cevaplarını kendi ağızlarından, kendilerine mahsus
Özel Anayasalarının ve Nizamlarının buyruklarından öğrenmeye devam ediyoruz.

8. dereceden 9. dereceye gecen bir Farmasonun etmesi gereken yemin;

Seçilmiş Üstad yüksek derecesi sırlarını ne bir hariciye ve ne de bir aşağı
derecede bulunan Masonlara ifşa etmeyeceğim. Ve yemin ederim ki,
tahaahhütlerimi
 sadıkane yerine getireceğim. Yeminimi bozmak felaketine uğrarsam, bizzat
feda edilmeye, bütün Masonluğun nefret ve tiksinmesine maruz kalmaya razı
olacağım.
 Sanii Azam kainat huzurunda ve bu yüce meclis karşısında, dünyanın en
yüksek kuvveti eşiğinde bir Mason ve namuskar insan sıfatıyla yemin ederim.
 Bu yemin metni de Farmasonluğun merasim rehberinin 26. ve 27. sayfalarında
yazılıdır 1339 (1923 ) tarihinde İstanbul'da " Tasovakalopolo Matbaasında"
basılmıştır.

Görüyor musunuz, Beynelmilel Kardeşliğin asıl  sadakatleri ve görevleri
kimlere karşıdır ?

Diyelim ki, savaş patladı. Her milletin içerisinden, her meslek grubundan
süzülerek seçilmiş, bu yeminli Beynelmilel Kardeşler için önce kimlerin
hayatı, emniyeti ve çıkarları söz konusu olacak ? İçinden çıktıkları millet
için mi savaşacaklar, yoksa üzerine yemin ettikleri" Özel Mason Anayasası ve
Nizamları " gereğince mi hareket edecekler ?
Bir İngiliz, bir Fransız, bir İtalyan, bir İspanyol, bir Yunanlı, bir
İsraelli ,bir Arap, bir Çinli, bir Japon, bir Hintli, bir Alman, bir Rus,
bir Türk Farmason için, kendi milletleri mi önemli olacak, yoksa  Özel Mason
Anayasası ve Nizamları mı ?
Hani bunlar çok ulvi bir gayenin tesisi için çalışıyorlardı, hani siyaset
ile din ile ilgileri yoktu, bundan ala üst düzey siyaset yapma ve iman şekli
var mı ?

Bunlar Beynelmilelci oldukları için, Milliyetçiliğin karşısında olduklarını
savunurlar ama sıra Yahudiliğe geldiğinde, Beynelmilel Kardeşliğin tüm
üyeleri, Yahudi milliyetçiğini korumak ve savunmak üzere  kolları sıvayıp
harekete geçerler.

Türkiyedeki Farmasonluğunun en üst derecesindeki  "Endres" Nutkunda söyle
diyor;

 Her muharebe çapuldur, yağmadır. Harbi destekleyecek bir Mason Prensibi
yoktur. Meğer ki barbarlara karşı açılmış bir harp ola. Barbarlar kimlerdir
? Hunlar, Moğollar, Türkler vs. vs...
Farzedelim ki, Asyalılar Avrupadan evvel kendini kuvvetlendiriyor. Ve
herhangi bir sebepten dolayı milyonlarca Asyalı Avrupaya karşı yürüyecek.
Böyle bir tehlike karşısında sulhçuluk yapmak deliliktir. Yahut Mussoliniye
karşı harp edilebilir. Fenaları yok etme, imha etmek lazımdır.

Gördünüz mü siyasetle ilgisi olmayan, ulvi gayeleri Beynelmilel Kardeşliği
tesis etmek olanların gerçek düşüncelerini ? Hunlar kim, Moğollar kim,
Türkler kim ? Aynı Milletin farklı boylarını ayrı ayrı isimlerle adlandırıp,
Türk Milletini önce zihinlerde parçalayan bu alçaklar, yazdırdikları uydurma
tarihlere de, her Türk boyunu başka millet sayarak böyle aktarttılar.

Büyük Üstadları Endres devam ediyor Nutkuna;

Yeryüzüne yayılmış, iyi, asil, birbirine imdat ve yardım etmeyi seven
insanlar arasında ittifak vücuda getirmek Farmasonluğun yüce gayesidir.
Bu gaye, milliyetçiliğe açık olarak muhaliftir, zıttır, milliyetçilikle
uzlaştırılamaz. Tam manasıyla söylemek lazımsa, Farmasonluk Beynelmileldir.
Farmasonum diyen kimse Beynelmilelciyim demiş olur. Başka türlü Masonluk
olmaz. Farmasonluğun vazifesi birbirine uymayan milli prensipleri
kaldırmaktır.
Sınırların öbür tarafında, yani vatan sınırlarının dışında kardeşler
oturuyor. Milliyet yok, insaniyet var. Gayeye varıncaya kadar uğraşmak
lazımdır.

Buyurun bu da 9. dereceye terfi eden bir Farmasona Üstadın söyledikleri;

Biraderlerimize vaat ediyoruz ki, Masonluk fikrine muvafık vuku bulan
teşebbüslerinin hiçbirinde onları terk etmeyeceğiz. Ancak, bir Masonik ve
İnsani menfaat için faaliyette bulundukları zaman onlara pazumuzla,
nüfuzumuzla,  paramızla, mesaimizle yardım borçluyuz. Kendilerine haricen
bir memuriyet düştüğü ( bak bak bak ! Haricen dedikleri kimler
? Kendilerinden yani Mason veya Farmason olmayanlar ) halde onları
desteklemeyi, fena yola saparlarsa,
kendilerini ikaz etmeyi taahhüt ederiz.

Bu sözlerden de anlaşılacağı üzere, hiçbir Farmason Milliyetçi olamaz. O,
sadece Yahudinin Milliyetçilik Prensiplerine sadakat göstermekle ve onun
çıkarlarına hizmet etmekle yükümlüdür. Aksi halde yemin ederek imzaladığı
ölüm fermanı uygulamya sokulur.

Bakın, siyasetle hiçbir ilgimiz, ilişiğimiz yoktur diyen Masonların, Türkiye
Teşkilatlarının en yüksek dereceli Üstadı Endres Nutkunda siyaset hakkında
neler söylüyor;

Bir Farmason, siyasi bir fırka,  parti üyesi olabilir. Ancak, fırka
üyeliğiyle beraber iyi bir Mason kalmaya çalışmalıdır. ( Ne manaya geliyor
bu söz ?) Farmason Biraderleri arasında asla parti adamı olmaz. Fakat
Masonluğu samimi anlayan bir Farmason hiçbir siyasi partiye, fırkaya
giremez. ( Buradaki kelime oyununa dikkat ! Farmasonlardan değil gerçek
Masonlardan bahsediyor ) Çünkü O, fırkaların ahmakça icraatının vasıtası
değildir. O, büyük siyaset yapar. ( Yaaaaa ....neymiş efendim, Masonun
siyatle ilgisi var mıymış  ve hangi siyaset türünü yaparmış Mason ? )
 Farmason, mensup olduğu partinin, fırkanın içinde daima ayrılıklar
çıkarmalıdır. Bu çok iyidir.Çünkü mensup olduğu fırkayı Farmasonluk
fikirlerine meylettirir. Farmasonluk Beynelmilelciliği temsil etmesi
itibariyle her zaman diri bir vicdan olarak kalacaktır.
Bir Hükümet Mali tedbirler alırken, fikren bunları hoş görmeyenlerin
eleştiriler yapması kabahat sayılmaz.Fakat aynı Hükümet harp ilan edince bu
eleştirilemez. Çünkü harbi eleştirenler hain sayılır. Vatandaşın susması
lazımdır. Halbuki harbin neticeleri en şiddetli vergilerle bile kıyas
edilemeyecek kadar ağırdır.
 Şüphesiz bu bir mantıksızlıktır, manasızlıktır. Fakat bu mantıksızlığın ve
manasızlığın adı militarizmdir yani askerciliktir.
Harp bir eşkiyalıktır, cinayettir. Fert böyle bir cinayet işleyince mahkum
olur. Halbuki cemiyet namına böyle bir cinayeti yani harbi yapan kimse
kahraman bir devlet adamı oluyor. Bunun sebebi, cinayetin işlenmesinde
cemiyetin ortak olmasıdır.
Biz Farmasonlar, devletin şu köhne kanunlarını ve himayesinde bulunan
ikiyüzlü camiayı evrim yoluyla değiştireceğiz. Devlet bilhassa askeri
tahsisatını indirdikçe ve nihayet  büsbütün kaldırdığı zaman  işler
düzelecektir.

 İşte Farmasonluğun mukaddes kitabı 18. derece rehberinden bir bölüm; ( Bu
rehberin kabında;Türkiye ve tabi olduğu yüksek şurası İskoçya Tarikatı
yazılıdır.)

İmanın temeli akılda veyahut samimi duyguda olmak icap eder. Brahmaya
tapanların da, sahtelik ve manasızlığı açık olan şeylere gizli imanları
vardır.Onların iman ve itikatları ne akıl, ne samimi his, ne de bunlara
benzeyen şeylere dayalı olmayıp, ancak
 ruhani üstatlarının şahitliğine  ve mukaddes kitaplara dayanır. Müslüman d,
Hıristiyan da peygamberlerinin şahadeti müsbitesi üzerine iman ve itikat
eder. Farmasonluk da der ki; Buna inanırım, zira boştur, yani saçmadır.
Masonluğun, hakikatte din ve siyasetler üzerinde icra eylediği büyük ve
derin tesirlere göz atıldığı zaman, derin bir hayret ve takdir ile
heyecanlanmamak mümkün değildir.
Farmasonluk Tarikatı, salikleri üzerinde uzun bir takdis silsilesiyle icraya
tesir eder.Masonluk bu hususta, Mısır Kahinlerinin eserleriyle yetinmiş
olanların usullerini muhafaza etmekte bulunmuştur. Bu usul, eskiçağ büyük
felesefe mesleklerinin usulüdür.

Değerli okucu, yazımın baş tarafında, Farmasonluğun,  Masonlar tarafından,
her milletten, her inanıştan ve her meslek grubundan oluşturulan,
Beynelmilel bir oluşum olduğunu yazmıştım.  Neden her milletten, her
inanıştan ve her meslek grubundan seçilip Farmason yapılıyor bu insanlar ?
 Farmasonlar, milletlerin kendi içlerinden seçilip devşirilerek,
 milletlerine karşı kullanılan birer TRUVA ATIDIRLAR !
 Silahsız işgallerin, hiçbir engele takılmadan gerçekleştirilmesinde,
milletlerin bu işgaller karşısında, kendilerini, çoktan ele geçirilmiş olan
devletlerinin, savunma, koruma organlarının kurtaracağını zannederek,  milli
reflekslerini kullanma konusunda, tereddütler yaşamasında rol alanlar işte
bu Truva Atlarıdırlar !
Türkiye Cumhuriyeti Devleti de, Farmasonlar sayesinde silahsız işgal
edilmiştir. Silahlı işgal ise işin son perdesidir ki, devreye girdiğinde
karşısında direnç gösterip, nefsi müdafaaya kalkışacak bir güç bulamasın !

 10 kasım 1938 tarihinden itibaren, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin silahsız
işgali başlamıştır !
Türkün Son Başbuğu, Mareşal Mustafa Kamal, Uçmağa varır varmaz, Atamızın
yakın silah arkadaşları diye bizlere yutturulan, içimizdeki Truva Atları
Farmasonlar kolları sıvayıp, Karşı Devrimin alt yapısını hazırlamaya
başladılar .
 Bilhassa 1944-45-46 yıllarından bu yana, hiçbir Kurum ve Kuruluş
kalmamıştır ki, yapısal ve fonksiyonel devşirilmeye  sinsi sinsi tabi
tutulmamış olsun . Bu devşirilme Opera-Syonları halen devam etmektedir. Tüm
siyasi partilerin, derneklerin, STKların  bizzat kuruluşlarını
gerçekleştirenlerin içlerinde ve yönetim kadrolarında TRUVA ATLARI
FARMASONLAR vardır !

 Bakın, Basbuğumuz Mareşal Mustafa Kamal, Büyük Nutkunda "MUHTEREM MİLLETİME
TAVSİYEMDİR" diyerek, Türk Milletinin, eğer Tarihten ders çıkartıp dikkatli
davranmazsa, geçmişte olduğu gibi gelecekte de TRUVA ATLARI marifetiyle
tuzaklara düşürülebileceğini, koskoca Cihan İmparatorluğu Osmanlı Türk
devletini çökerterek parçalayan bu ihanet ehillerinin, Türkiye Cumhuriyetini
de çökertebileceklerini nasıl anlatmış ?

  MUHTEREM MİLLETİME TAVSİYEMDİR

Efendiler,bu vesileyle muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki, sinesinde
yetiştirerek, başının üstüne kadar çıkaracağı adamların, KANINDAKİ,
VİCDANINDAKİ ASLİ CEVHERİ çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri
kalmasın !

  MECLİSLER İÇİN

Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi
gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidirler. Çünkü, meclisler bile
despotluk yapabilir ve bu despotluk, bireysel despotluktan
daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar
ulusun yaşamında giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir.

 EY Türk Milleti !

  Seni bağrından hançerleyip, kanını dünyanın gerçek Satanistlerine sunan bu
TRUVA ATLARI Farmasonları  bir an önce bağrından temizlemelisin  ! Bu Onurlu
görevi yerine getirirken, katiyyen, Son Başbuğun Mustafa Kamalın gösterdiği
yoldan başka yollarda yürüyerek, İstiklal ve İstikbalini kurtarabileceğini
zannetme !
Her kim veya kimler, ATAMIZIN GENÇLİĞE HİTABESİNDE bizlere gösterdiği yolun
dışında, başka  kurtuluş yolları vardır der ve sana tavsiye etmeye, olmadı
dayatmaya kalkarsa, bil ki, O veya ONLAR, İÇİMİZDEKİ TRUVA ATLARIDIRLAR !

 MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR !

M. K. ATATÜRK

 ASLITÜRKDEN AYBÜKEN
 
Not: Bu yazi 24 Aralik 2008 tarihinde Asliturkden tarafindan yazilmistir.

--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "(ATATÜRK Ebedi Başkomutan)" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.




--
        "Ordunun temelini oluşturan Subaylar;-Vatan için Ölümü-bilerek göze alan Savaşçılardır,fedakarlar sınıfının en önünde yer alan Şerefli insanlardır.Millet zazar görürse,bunun mesuliyeti Subaylara ait olacaktır."
           EBEDİ BAŞKOMUTAN(BAŞBUĞ)GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
 
Saygıyla
Gülsev Eyüboğlu İrhan



Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages