tonyukuk yolu
unread,Mar 12, 2008, 1:27:31 AM3/12/08Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to BURAK...@googlegroups.com, dtdile...@googlegroups.com, dusuncep...@googlegroups.com, e-tu...@googlegroups.com, 3ekimdernegi grubu, gru...@googlegroups.com, Malcolm X, haber...@googlegroups.com, islamv...@googlegroups.com, karadeniz...@googlegroups.com, komik...@googlegroups.com, kelebekle...@googlegroups.com, kirmiz...@googlegroups.com, Kelimel...@googlegroups.com, liberal-i...@googlegroups.com, milliyetci, malc...@googlegroups.com, mucah...@googlegroups.com, masal-...@googlegroups.com, milliyetc...@gmail.com, maydano...@googlegroups.com, NYTurkiye...@yahoogroups.com, oybi...@googlegroups.com, pax-ot...@googlegroups.com, tdtkb, turkroggistihbaratmerkezi, tev...@googlegroups.com, turk...@googlegroups.com, uzumg...@googlegroups.com, vuslatgu...@googlegroups.com, yoru...@googlegroups.com, turkiyen...@googlegroups.com, arena-...@googlegroups.com, cihan-tu...@googlegroups.com, eylu...@googlegroups.com, eksi_...@googlegroups.com, gencd...@googlegroups.com, anadol...@googlegroups.com, Vata...@googlegroups.com, za...@googlegroups.com, Muhamm...@googlegroups.com, TURKIYE...@googlegroups.com, arz...@googlegroups.com, kuvva-i...@googlegroups.com, isdunyasi-ve...@googlegroups.com, qan...@googlegroups.com, TOPLUM...@yahoogroups.com, acik...@googlegroups.com, turan...@googlegroups.com, TURKIY...@yahoogroups.com, hsah...@gmail.com
Türkiye'de Masonluğun Gizli Tarihi
Türkiye'deki masonluğun kaynağı her ne kadar Ahiliğe, esnaf localarına
ya da Bektaşiliğe bağlanmaya çalışılsa da, gerçekte masonluk kökü
dışarıda olan bir örgüttür. Türkiye'de yapılan ciddi çalışmalar ve
masonik kaynaklar, masonluk tarihini genellikle 3 döneme ayırmaktadır.
Türkiye Masonluğunda 3 Dönem
Türkiye'de masonluğun tarih sahnesine çıkışı Avrupa'dan 20 yıl sonra gerçekleşir. Bu çıkış ise tamamen dış kaynaklı olup;
- Meşrutiyet öncesi dönem
- 1909 yılından mason localarının Atatürk tarafından kapatıldığı 1935 yılına kadarki dönem
- 1948'de locaların uyku döneminden çıkarak yeniden faaliyete geçtiği dönemden günümüze kadar; olmak üzere 3 döneme ayrılmıştır.
Bu üç dönemin birincisi yani Meşrutiyet öncesi dönem hakkında
yeterli belge ve bilgi mevcut değildir. Bu dönem, Osmanlı
İmparatorluğu'nun gerileme ve çöküş dönemini kapsar. Bu tarihlerde
kurulmuş olan locaların hemen hepsi doğrudan yabancı obediyanslara
(yedi masonun bir araya gelerek kurduğu loca) bağlıdır.
Türkiye'de İlk Mason Locası
Clavel'in, ünlü "Historie Pittoresque de la Franc-Maçonerie" adlı
eserine göre, Türkiye'de ilk mason locası, 1738'de İstanbul'un Karaköy
semtinde, bugün Perşembe Pazarı olarak bilinen ticaret merkezinde
kurulmuştur. 1789 yılındaki Fransız İhtilalinden sonra bu loca,
bilinmeyen bir nedenle faaliyetlerine son vermiştir. Yine tarih
kaynaklarında aynı dönem içerisinde İstanbul'un çeşitli semtlerinde,
İzmir'de, Halep'te ve Selanik'te mason localarının açıldığı
aktarılmaktadır. Ancak padişahın özel emri ile bu localara sadece
yabancı uyruklu ya da gayrımüslim kişiler kabul edilmekteydi. Nitekim
bu kuralın bir dönem sonra delindiği ve artık Müslümanların da
localardaki toplantılara katılabildiği, o tarihlerde yaşayan ünlü mason
isimlerinden anlaşılmaktadır.
Osmanlı İmpatorluğu'nda bilinen ilk Müslüman mason, Çelebi Mehmet
Efendi'nin oğlu Sait Çelebi'dir. Osmanlı İmparatorluğu'nda İngiltere
Büyük Locası'na bağlı kurulan ilk loca "Oriental Lodge"dur. Bu locanın
1856 yılına kadar faaliyette kaldığı anlaşılmaktadır. 1738'te başlayan
Türkiye'deki masonik faaliyetler, yaklaşık 100 yıl çok sessiz ve yavaş
faaliyet göstermiştir. Türkiye masonluğunun bu birinci döneminde
masonlukla ilgili gelişmelerin belirgin bir hal almasının, Kırım Savaşı
yıllarında olduğu kabul edilmektedir.
1853 yılında başlayan Kırım Savaşı'nda, Osmanlı topraklarının
çeşitli bölgelerinde bulunan Fransızlar, İngilizler ve Sardunya
Krallığı emrindeki İtalyanlar birçok loca açmışlardır. Yasaklanmış
olmasına rağmen birçok Müslüman asıllı Osmanlı vatandaşı, bu localarda
toplantılara düzenli olarak katılmışlardır.
Sultan Abdulaziz Döneminde Masonluk
"Oriental Lodge" dışındaki ilk büyük loca, 1857 yılında İzmir'de
kurulan "Grand Lodge de Turquie"dir. Bu büyük locaya bağlı olarak her
biri ayrı dilde faaliyet gösteren altı loca bulunuyordu. Türkçe olarak
çalışan locanın adı "Orhaniye Locası"ydı. Türkiye'deki masonik yayınlar
bu locayı ilk "milli" mason locası olarak kabul ederler. Sultan
Abdulaziz'in tahta çıkmasıyla başlayan Avrupa ülkeleri ile iyi
ilişkiler, masonlar için de rahat faaliyet gösterebilme döneminin
başlangıcı olmuştu.
Bu dönemde masonluğun, Türkiye'deki tarihi açısından en kayda değer
gelişme "Ser Locası"nın açılması olmuştur. Ser Locası'nın üyeleri
arasında Sultan 5. Murad, Şehzade Nurettin Efendi, Şehzade Selahattin
Efendi, Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa, Sadrazam Tunuslu Hayrettin Paşa,
Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa, Berlin Büyükelçisi Sadullah Paşa, Şinasi
Bey gibi bir çok yazar, devlet adamı, gazeteci ve zengin Osmanlı
tüccarları bu locanın aktif üyesiydi. Bu dönemden sonra artık masonluk,
Osmanlı topraklarında adını ciddi şekilde duyurmaktaydı.
Dönemin en etkili mason devlet adamı ise Sadrazam Mustafa Reşit
Paşa idi. Türkiye masonlarının yayın organı Mimar Sinan dergisine göre
Türkiye tarihinin en büyük Başbakanı olan Mustafa Reşit Paşa, ilerleyen
yıllarda Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünün öncüsü olacaktı.
Sütunlar Yıkılıyor
Anadolu Ajansı 10 Ekim 1935 tarihinde gazetelerin merkezlerine şu önemli haberi geçiyordu:
"Türkiye mason cemiyeti, memleketimizin sosyal tekamülü ve günden
güne artan muazzam terakkilerini nazarı itibare alarak faaliyetlerine
nihayet vermeyi ve bütün mallarını memleketin sosyal ve kültürel
kalkınmasına çalışan Halkevlerine teberrüü muvaffak görülmüştür."
Bu habere kimse bir anlam verememişti. Çünkü Türkiye masonluğu,
tarihinin en rahat dönemini yaşıyordu. TBMM Başkanı, İçişleri Bakanı,
Dışişleri Bakanı, Ankara Valisi, İstanbul Valisi üst düzey aktif
masondu. Devlet yönetiminin önemli mevkileri, masonlar tarafından ele
geçirilmişti. Türkiye masonluğu ne olmuştu da 27 yıl aradan sonra
kendini yok etme kararı almıştı. 4 gün sonra gerçek ortaya çıkmıştı.
Masonlar kendilerini feshetmemiş, mason locaları, Cumhurbaşkanı Mustafa
Kemal Atatürk tarafından kapatılmıştı. 14 Ekim 1935 Tarihli Cumhuriyet
Gazetesi'nin "Türkiye'de Mason Locaları Bir Emirle Kapatıldı" başlıklı
haberinde olayın perde arkası şu şekilde aktarılıyordu:
"İçişleri Bakanlığı'ndan verilen bir emir üzerine Türkiye mason
Localarının faaliyetlerine nihayet verilmiştir. Yüksek makamın emri ile
Türkiye masonluğunun İstanbul, Ankara, İzmir, Edirne, Muğla, Gaziantep
ve Adana'da bulunan Müteaddid locaları kapanmış, bunların emlaki
hükümete intikal etmiştir."
Cumhuriyet gazetesinin haberinde, sözü edilen yüksek makam dönemin
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ten başkası değildi. İşin ilginç
yanı ise Atatürk mason localarını kapatma emrini Müslümanlara yaptığı
zulümlerle tanınan mason İçişleri Bakanı Şükrü Kaya'ya vermiş
olmasıydı. Mason İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Atatürk'ü bu tarihi
kararından vazgeçirmeye çalışsa da başarılı olamadı. Atatürk kapatma
öncesi, Doktor İsmail Hurşit, Türkiye Büyük Locası Büyük Üstadı
Muhittin Osman Omay ve bir grup masonu İçişleri Bakanlığı'na çağırdı ve
kesin kararını bildirdi:
"
Mason Locaları kapatılıp çalışmalarına son verecekler ve mal varlıklarını halk evlerine aktaracaklardır."
Atatürk: Bunların Kökü Dışarıda!
Atatürk, uzun süredir aklını meşgul eden mason localarının
kapatılmasıyla ilgili düşüncelerini ilk olarak 1935 yılında gündeme
getirdi. İttihat Terakki Cemiyeti içerisindeki masonların Türkiye'ye
verdikleri zarar, herkes tarafından bilinmekteydi. İttihat Terakki'yi
yakından tanıyan Atatürk, Cumhuriyet'in kuruluşundan beri locaları
kapatmak için fırsat kolluyordu. Dönemin Van Milletvekili İbrahim
Arvas, hatıralarında Atatürk'ün masonlara yaklaşımını şu şekilde ifade
ediyor:
"Mustafa Kemal'in sevmediği iki zümre vardı. Birincisi dönmeler
ikinci ise masonlardı... Bir gün eski Adliye Vekili Mahmud Esat
Bozkurt'u çağırdı. Kendisine masonların taksimat, teşkilat, ahvalini
bildirir bir kitap verdi. "Bunu güzelce mutalaa et, bir takrirle Halk
Partisi grup başkanlığına ver, grupta bunlara şiddetli hücum yap ve
grupça kapanmasına dalalet et. Senin de bu işte büyük şeref payın
olacaktır" dedi. Grup danışmanı Mahmut Esat Bozkurt, riyaset makamına
bir takrir verdi ve takririnin okunmasını reisten rica etti. Hülasası
şöyleydi: "Masonluk kökü dışarıda bir Yahudi tarikatından başka bir şey
değildir, memleketimizde bunun ne işi vardır? Bunu da grup kararıyla
kapatalım..." Ertesi hafta Recep Peker geldi ve kürsüye çıkarak şu
müjdeyi verdi: "Arkadaşlar, yarından itibaren Türkiye'de masonluk
kalmamıştır ve bütün localar kapanmıştır..." Salonda bir kıyamet koptu,
alkışlar, bağırmalar tavanları çınlatıyordu." (İbrahim Arvas, Tarihi Hakikatler, s.71–72)
Masonik semboller içeren bronz heykel Yıl 1948; Localar Tekrar Açılıyor
Atatürk'ün emri ile kapatılan mason locaları, 5 Şubat 1948 yılında
İnönü'nün emri ve Celal Bayar'ın desteği ile tekrar faaliyete
girmiştir. 5 Şubat 1948 tarihinde "Türkiye Mason Derneği" ismi ile
İstanbul Valiliği'ne yapılan başvuru kabul edildi ve masonlar, bu
tarihten sonra resmen faaliyete başladılar. Açtıkları davalarla, halk
evlerine devredilen tüm mal varlıklarını tekrar ele geçirdiler.
Locaların 13 yıl aradan sonra açılması, uyku döneminde olan masonlar
tarafından sevinçle karşılandı. Bu sevinçlerini gazetelere tam sayfa
ilanlar vererek duyurdular. Atatürk tarafından kapatılan mason
localarının tekrar açılışını İbrahim Arvas anılarında şöyle anlatıyor:
"İsmet Paşa'nın Reis-i Cumhurluğu sırasında Kanun-u Mahsus ile
localar kapanmadı diye masonların müracaatı üzerine tekrar localar
açılıp faaliyete başladılar. Ve 1952'de ise Atatürkçü geçinen ve onunla
iftihar eden Celal Bayar da, Ahmet Gürkan'ın teklif ettiği mason
localarının açılmasını kanunla pekiştirdi. Tabii bu ameliyeyi Meclis
yaptı fakat bu müzakerelerin devam ettiği üç celse zarfında Celal Bayar
Reis-i Cumhur locasına gelerek konunun müzakerelerini sonuna kadar
takip etmiştir." (İbrahim Arvas, Tarihi Hakikatler, s.73)
Demokrat Parti Döneminde Masonluk
Kasım 1949 tarihinde "Türkiye Masonları Derneği Yardım Sandığı"
kuruldu. Bu kuruluş sayesinde masonlar arasında ekonomik yardımlaşma
imkanı sağlandı.
1948–49 yılları arasında 10 mason locası daha faaliyete geçti.
Bunların yedisi İstanbul'da, ikisi Ankara'da ve biri de İzmir'de
açılmıştı. Demokrat Parti iktidarı da masonların hızlı yükselişini
engelleyemedi. Sadece başkent Ankara'da altı yeni loca bu dönemde
açıldı.
1951 yılında Türk Mason dergisi yayımlanmaya başlandı. Bunun ile
masonlar arasındaki iletişim kopukluğu büyük ölçüde önlendi. 28 Ocak
1951 tarihinde Türkiye Büyük Mahfili kurularak, İstanbul, Ankara ve
İzmir'deki tüm localar bir merkeze bağlandı.
12 Ağustos 1955 tarihinde, Ankara Mahfillerinin imzası ile
Ankara'da "Türkiye Büyük Locası"nın kuruluşuna dair dilekçe Ankara
Valiliği'ne verildi. Türkiye Büyük Locası'nın kuruluşunun hemen
ardından Türkiye çapındaki tüm localar buna iltihak etmeye çağrıldı.
Türkiye Büyük Locası'nın başına Üstad Mason Ahmet Salih Korur
getirildi. Uzun süren tartışmalar sonunda Türkiye masonları
aralarındaki ihtilafları gidererek, 1 Nisan 1957'de hazırlanan projeyi
imzaladılar ve bu tarihten itibaren Türkiye masonları "Hür ve Kabul
Edilmiş Türk Masonlarının Türkiye Büyük Locası" adı altında bir araya
geldiler.
Menderes Masonların Faaliyetlerini Engelleyemiyor
1950'li yılların başlarında aydın kesim, masonlara cephe almaya
başlamıştı. Kitap ve dergilerde sık sık masonların içyüzünü deşifre
eden yazılar yayınlanıyordu. DP Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan, 29
Ocak 1951'de TBMM'ye bir kanun teklifi sunarak, mason localarının
kapatılmasını gündeme getirdi. Teklifte, masonik kuruluşların
köklerinin dışarıda olduğu ve milli ve manevi değerleri ayaklar altına
almak istedikleri söylenmekteydi:
"
Masonluk beynelmilel bir teşkilattır ve kökü dışarıdadır.
Cemiyete mensup bir mason birçok kere kendi milletinin, vatandaşının ve
kendi dininin aleyhine karar ve hareketlere iştirak etmektedir.
Masonlar cemiyetlerinin veya kendilerinin menfaati uğruna bütün
mukaddes bilinen şeyleri ayaklar altına almaktan çekinmezler."
Kanun teklifi 157'ye karşı 58 oyla reddedildi. Red kararı masonlar
tarafından büyük bir olay olarak karşılandı. 1956 yılında Türkiye Büyük
Locası'nı yurt dışında tanıtma faaliyetlerine hız verildi. Bu
faaliyetlere ilk olumlu cevap, Hollanda Büyük Locası'ndan geldi. Bunu
ABD'de faaliyet gösteren Kansas Büyük Locası izledi. 1958 yılında
Türkiye Büyük Locası Büyük Katipliğine getirilen ve hakkında çeşitli
yolsuzluk söylentileri bulunan Enver Nejdet Egeran, dış dünya ile
bağlantılarını kullanarak Türk masonluğunun dünyaya açılımına yönelik
"başarılı" faaliyetler gösterdi. Yine bu dönemde, İngiltere Büyük
Locası ile Türkiye masonları arasında yıllardır devam eden
anlaşmazlıklar giderildi.
DP'de Büyük Rahatsızlık
Bu dönemde, DP bünyesindeki masonlar parti içinde büyük rahatsızlık
uyandırmaktaydı. Özellikle halk tabanında kulaktan kulağa dolaşan
söylentiler, DP içindeki muhafazakar milletvekillerini oldukça rahatsız
ediyordu. DP Afyon milletvekili Gazi Yiğitbaşı, tabandan gelen bu
baskılara dayanamayarak Genel Başkan Adnan Menderes'e sözlü bir soru
önergesi sundu:
"
Demokrat Parti Hükümetinin İktisat Vekili yüksek dereceli
mason olan Zühtü Hilmi Velibeşe, Demokrat Parti'ye mensup birçok
milletvekilini, mason olmaları için telkin tazyik altında tutmaktadır.
Bunların büyük kısmı mason derneklerine kaydolmak için müracaat
etmişlerdir. Hatta bu konuda gazetelerde haberler intişar etmiştir.
Masonluk, beynelmilelci, gizli, zararlı ve kökü dışarıda bir
cemiyettir. Bu cemiyet, Allah, din ve vatan gibi mukaddes değerleri
tanımaz. Türkiye Cumhuriyeti'nin %98'i Müslümandır. Mebuslarımızın da
kahir ekseriyeti Müslümandır. Bunların masonluğa intisaplarının halk
arasında duyulması, partimiz ve hükümetimiz için memnuniyetsizlik
doğmasına sebep olacaktır. Bu sözlü soruyu, mebuslarımızı bu şaibeden
kurtarmak için verdim. Başvekilden mason cemiyetlerinin faaliyetinin
devamına hükümetimizce müsaade edilip edilmeyeceğini de öğrenmek
istiyorum. Yapılan neşriyat doğru değilse mebuslarımızı ve partiyi halk
nazarında kötüleyen bu haberlerin sahipleri hakkında ne gibi bir
muamele yapılacağının da açıklanmasını isterim..."
Yiğitbaşı'nın Menderes'e yapmış olduğu ve DP'lilerin hiç alışık
olmadığı bu çıkış, aslında parti içerisinde masonluğun önü alınmaz bir
duruma geldiğini de gösteriyordu. Dahiliye vekili Halil Özyörük'ün
verdiği cevap, masonların parti içerisinde ne kadar güçlü olduklarını
doğruluyordu:
"
Mason derneği, Cemiyetler Kanunu'na göre kurulmuştur, kökü dışarıda olduğuna dair herhangi bir malumat bulunmadığı için..."
27 Mayıs Darbesi ve Masonlar
27 Mayıs darbesinde masonların etkisi yıllardır tartışılmaktadır.
Menderes hükümetleri döneminde çok fazla ön plana çıkamayan masonlar,
27 Mayıs Askeri Darbesi ile kendilerini göstermişlerdir. 27 Mayıs
Askeri Darbesi'nden sonra kurulan Milli Birlik Komitesi'nin en etkili
komutanı Orgeneral Fahri Özdilek, masondur. Yine MBK üyesi olan Kurmay
Albay Ertuğrul Alatlı ve Bediüzzaman'ın mezarını gasp eden isim olarak
tanınan ve darbeden sonra İstanbul valiliğine atanan Orgeneral Refik
Tulga ve yine 27 Mayıs'la İstanbul Belediye Başkanlığı'na atanan
Korgeneral Şefik Hüsnü'de masondur. Darbeden sonra oluşturulan kabinede
14 mason bulunmaktadır.
"Masonluğun Türkiye'deki Gizli Tarihi" devam edecek. Gelecek
sayımızda Türkiye masonluğunun 1966 yılındaki bölünmesinin perde
arkasının inceleyeceğiz.