Ömer Seyfettin’in kızı öldü

1,591 views
Skip to first unread message

Turhan Feyizoğlu

unread,
Dec 3, 2007, 4:35:43 PM12/3/07
to liberal-izmirliler

Ömer Seyfettin'in kızı öldü

Türk edebiyatına "Kaşağı", "Diyet", "Falaka", "Perili Köşk" gibi yapıtlar kazandıran yazar Ömer Seyfettin'in kızı Hatice Fahire Günel Elgen (91), 30 Kasım 2007 günü sabahı tedavi gördüğü Balıklı Rum Hastanesi'nde yaşamını yitirdi.
Yakınları tarafından kültürlü ve okumayı seven biri olarak tanımlanan Fahire Günel  Elgen'in hastanede yaşlılığa bağlı sağlık sorunları yüzünden tedavi gördüğü bildirildi.  Elgen'in cenazesi, 2 Aralık 2007 Pazar günü,  Nişantaşı Meşrutiyet Camii'nde kılınan ikindi namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.

20 Aralık 1916'da dünyaya gelen  Hatice   Fahire Günel,  Ömer Seyfettin'in 1915 yılının sonlarında Dr. Besim Edhem Bey'in kızı Calibe Hanım'la yaptığı evlilik sonucu doğmuştu.  

Ömer  Seyfettin, Eylül 1918'de sona eren evliliği nedeniyle ruhsal bunalım geçirmiş, 1920'de yaşamını yitirmişti.

*

Ömer Seyfettin kimdir?        

Ömer Seyfettin 1884 yılında Gönen'de (Balıkesir) doğdu. Asker olan Yüzbaşı Ömer Şevki bey'le Fatma hanım'ın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönen'de bir mahalle mektebinde başladı. Ömer Şevki Bey'in görevinin nakli dolayısıyla Gönen'den ayrılan aile İnebolu ve Ayancık'tan sonra İstanbul'a geldi. Ömer Seyfettin, önce Mekteb-i Osmanî'ye, ardından 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesi'ne kaydedildi. Bu okulu 1896'da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsi'ne devam etti. 1900'de İdadî'yi bitirerek İstanbul'a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne'ye başladı. 1903 yılında Makedonya'da çıkan karışıklık üzerine "Sınıf-ı müstacele" denilen bir hakla imtihansız mezun oldu. Piyade Asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik'te bulunan Üçüncü Ordu'nun İzmir Redif Tümeni'ne bağlı Kuşadası Redif Taburu'na tayin edildi. 1906'da İzmir Jandarma Okulu'na öğretmen olarak atandı.   Bu, Ömer Seyfettin için önemli bir hâdisedir. Zira bu vesileyle İzmir'deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip edecek ve bunlar içerisinde yer alan gençlerle tanışacaktır. Nitekim batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik'ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik görür.   Necip Türkçü'den ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler alır.  

Ömer Seyfettin Ocak 1909'da Selanik Üçüncü Ordu'da görevlendirildi. Selanik'te çıkmakta olan Hüsn-ü ve Şir dergisinin ismi Akil Koyuncu'nun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemler'e çevrildikten sonra 11 Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in "Yeni Lisan" isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlanır.  

Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşının başlaması üzerine zarurî olarak dağılırlar. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı, hatta esir düştü.  Nafliyon'da geçen esaret hayatı sırasında sürekli okudu.  "Piç", "Mehdi", "Hürriyet Bayrakları" gibi hikâyelerini bu yıllarda yazdı.  Bu hikâyeler Türk Yurdu'nda yayımlandı. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazandı.  

Ömer Seyfettin 1913'te esaret hayatı bitince İstanbul'a döndü. Bir süre sonra da Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi.  Burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazar,   1914 yılında Kabataş Sultanisi'nde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü.  

Ömer  Seyfettin,  1915'te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim  Ethem  Bey'in kızı Calibe Hanım'la evlendi.   Bu evlilik Güner isimli bir kız çocuğuna rağmen bozuldu.   Yazar tekrar yalnızlığına döndü.  

1917'den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920'ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır.  Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde hikâye ve makaleleri yayımlandı.  

Şeker hastalığı 25 Şubat 1920'de arttı,  4 Mart'ta hastahaneye kaldırıldı.

Türk hikâyeciliğinin bu unutulmaz ismi Ömer Seyfettin,  6 Mart 1920'de Haydarpaşa  Hastahanesi'nde hayata gözlerini yumdu.  Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığı'na defnedildi.  Daha sonra mezarı buradan yol geçeceği veya tramvay garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939'da Zincirlikuyu Asri Mezarlığı'na nakledildi.  

Ömer Seyfettin Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. Otuz altı yıl gibi kısa bir ömüre çok sayıda eser sığdıran Ömer Seyfettin Türk fikir ve edebiyat alanına silinmez izler bırakmıştır.  

 

 

Fikirleri ve kişiliği: 

 

Dünya savaşının çileli yıllarında yazdığı hikayelerle Türk milletinin moralini yükseltmeye çalışmıştır. Türkçülüğünden hiçbir zaman taviz vermemiştir. Tanzimat sonrasında ortaya çıkan "Osmanlıcılık" veya "Batıcılık" gibi fikirlere kapılmamış, kurtuluşun Türkçülükte olduğunu ifade etmiştir. Avrupa'nın hakimiyetine girmemek için diğer Türkçülerle birlikte cumhuriyetin bir rejim sistemi haline getireceği ilkelerin propagandasını yapmıştır. Eserlerinde millî şuuru vermeye çalışmış, tarihi ve halkın yaşantısını canlandırmayı amaç edinmiştir.  Dilde "yeni lisan" gibi arı ve sade bir dili sanatkârane bir üslûpla işlemiştir. Türk dilinde bu dilin kurdelalarının hakim olmasını öne sürmüş ve eserlerinde de bunu uygulamıştır. Fikri açıdan zamanın önde gelen aydınlarındandı.

Hamdullah Suphi, Mehmet Emin Yurdakul ve diğer Türkçülerin yanında mücadele etmiştir.  Ömer Seyfettin Türk soyundan olanları üstün tutmakla birlikte bir kişinin Türk sayılması için Türkçe konuşması, Müslüman olmasını, Türk eğitim ve töresi içinde yetişmesini yeterli bulur. Türkçülük ülküsü eserlerinde bir sorun veya dava olarak ortaya konmuştur.

Eserleri: 

 

Ömer Seyfettin'in fikirlerini net olarak ortaya koyan eserlerinden en önemlisi "Yarınki Turan Devleti" adlı kitabıdır. Bu kitapta ulus kavramını açıklamıştır. Ona göre ulusların ülküleri, din, dil, eğitim, can ve duygu kardeşlerini bileştirip hepsini siyasî bir sınır içinde toplamaktır. Ve uluslar amaçlarını gerçekleştirdikleri zaman ülküleri iflaz etmez.   Tersine büyür ve gelişir. Ulus kavramını, bir dil konuşan, bir eğitimi, bir din ve bir kültüre bağlı insanlar topluluğudur. Ömer Seyfettin ulusun siyasî sınırlarla ayrılamayacağını belirtmiştir.

Diğer eserleri; Ashabı  Velifimiz (1918), Harem (1918),  Efruz bey (1919),  Mabet (1926), Yüksek Ökçeler (1926),  Bahar ve Kelebekler (1927),  İlk Düşen Ak (1938),  Bomba (1938),  Gizli Mabet (1938),  Tarih Ezeli Bir Tekerrürdür (1938), Nokta (1956).

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages