Muharrem Ayı ve Aşure Günü

2 views
Skip to first unread message

vacip güven

unread,
Dec 24, 2010, 4:40:12 AM12/24/10
to lezgi-лезги
Muharrem Ayı ve Aşure Günü
"Şehrullahi'l-Muharrem" olarak meşhur olan, yani "Allah'ın ayı
Muharrem" olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin,
Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.

Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah'ın rahmetine ermenin
önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde
ifade edilmiştir.
Âşura Günü ise Muharrem'in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında
ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit
ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak
çok faziletlidir.
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür.
Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura
Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu
bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr
Sûresinin ikinci âyeti olan "On geceye yemin olsun" ifâdelerinin
tefsirinden öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem'in Âşurasine kadar geçen
gece olduğu beyan edilmektedir.(1)

Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini
bildirmektedir.

Bugüne "Âşura" denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk
geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu
ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on
değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle
belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş,
denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde
demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü
çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya
yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan
gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)
Hz. Âişe'nın belirttiğine göre, Kabe'nin örtüsü daha önceleri Âşura
gününde değiştirilirdi.
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek
gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir.
Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere
nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı
Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine
dair hadisler mevcuttur.
Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı
ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da
mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam
Medine'ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu
olduklarını öğrendi.
"Bu ne orucudur?" diye sordu.
Yahudiler, "Bugün Allah'ın Musa'yı düşmanlarından kurtardığı Firavun'u
boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur"
dediler.
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, "Biz, Musa'nın
sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz" buyurdu ve o
gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(3)
Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan
itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi
Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak
biliniyor ve oruç tutuluyordu.
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
"Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü.
Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine'ye hicret edince bu
orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu
farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan
sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı."
'Buhari, Savm: 69.
O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve
Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki,
Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest
bıraktı. "İsteyen tutar, isteyen terk edebilir" buyurdu.(4) Böylece
Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler
zikredilmektedir.
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:

"Ramazan'dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?"
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Muharrem ayında oruç tut. Çünkü
o, Allah'ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir
kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de
affedebilir" buyurdu.(5)
Yine Tirmizi'de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle
buyurmuşlardır:
"Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin
günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum."(6)
"Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem
ayında tutulan oruçtur"(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan
orucun faziletini ifade etmektedir.
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, "Muharrem ayı Hicrî senenin
başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak
daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir"
demektedir.
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk
getirmemek için, Muharrem'in dokuzuncu, onuncu ve on birinci
günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için,
müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün
sonra oruç tutmaktır.
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin
de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde
ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini
bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını
kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü'minin aile efradına
Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye
etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: "Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev
halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun
rızkına bereket ve genişlik ihsan eder."(9) Bu aile mefhumunun içine
akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat,
bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum
yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.
Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının
kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem'ine ait 10.
gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes
isimli bir hain tarafından Kerbelâ'da hunharca şehit edilmiştir. Bu
gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni
Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber
verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin'i Cennet
gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.

Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce
Allah'ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde
vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eğen her mü'min bu
olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları
yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün
olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir "yas merasimi"
haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.


1) Hak Dini Kur ân Dili. 8 5793.
2) Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140.
3) Ibtıı Mâce, Siyam: 31.
4) Müslim. Siyam: 117.
5) Tîrmizî. Savm: 40.
6) A.g.e., Savın: 47.
7) İbni Mâce. Siyam: 43.
8) İhyâ, 1:238
9) et-Tergîb ve'l-Terhİb, 2:116.

yayla

unread,
Dec 24, 2010, 2:00:44 PM12/24/10
to lezgi-лезги
Allah razı olsun güzel bir konuya deyinmişsin
bizleri açık ve net olarak bilgilendirdin

A.Ragıp

unread,
Dec 24, 2010, 3:52:40 PM12/24/10
to lezgi-лезги
Teşekkürler...

On 24 Aralık, 11:40, vacip güven <vac...@gmail.com> wrote:
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages