Kutlu doğum haftanız hayırlara vesile olsun

1 view
Skip to first unread message

vacip güven

unread,
Apr 14, 2010, 5:57:56 PM4/14/10
to lezgi-лезги
Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili

Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey
mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten
içe hissediyordu.

O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman
Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini,
hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan
değişimlerin en büyüğü idi.

İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden
geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın
Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh
ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile
yansımasını bulacaktı.

Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli
ettiği o gece neler oldu neler?

Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce
rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin
haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed
doğmuştur" dediler.(1)

Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece,
içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri
gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.
- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu
gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa,
Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği
arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve
dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına
anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu.
Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?"
dediler.
Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra
mıdır?" dedi.
Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün"
dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri
girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin
sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine
gelip ayıldığı sırada,

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap
da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı.
Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya
kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya
gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en
hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya
getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek
olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi,
Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan
boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin
gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş
gibi sarktıklarını gördük."

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün
bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre,
Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti
olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve
gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki.
Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış,
Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl
inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin
kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı
devrildiği görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun
parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği
müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe
tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın
izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan
kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle,
ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu
geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine
yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden
biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir
saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

Kaynaklar:
(1)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:60.
(2)A.g.e, 1:162-163.
(3)Taberî Tarihi, 2:125; İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.
(4)A.g.e., 1:102.
(5)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.
(6)Bediüzzaman, Mektûbat,s:161,162.

Mehmet Paksu, Mübarek Gün ve Geceler, Nesil Yayınları

GUYVER Lezgian

unread,
Apr 16, 2010, 3:56:20 PM4/16/10
to lezgi-лезги
O ki (S.A.V.) sevgililer sevgilisi, O ki evvel olan, ezel'in gayesi, O
ki gönüllerin Sultanı, gayemiz, hedefimiz, yoktur Ona eş, yoktur Ondan
güzel yaratılan, dost, arkadaş, üstad. O ki aşkın vücut bulmuş hali,
Alemlerin Efendisi, Padişahların Önderi, tüm yaratılmışların Şahı.
Yoktur Ondan başka övülmeye layık insan. Zamanın öncesi, ötesi, tüm
zamanların bedi'i. Yoktur Ona bağlanıpta ziyan olan, kurtuluşun
sebebi. Şefaat edenlerin önderi. O ki tüm güzel sıfatların birleşimi,
O ki sabrın da sevginin de en azamisini barındıran.
Ona varan HAKK'ı bulur. HAKK'a yanan Ona vurulur.


Hz. Cabir anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü! Anam-babam sana feda olsun,
Allah'ın her şeyden önce ilk yarattığı şeyi bana söyler misiniz?" diye
sordum. Şöyle buyurdu "Ey Cabir! Her şeyden önce Allah'ın ilk
yarattığı şey senin peygamberinin nurudur. O nur, Allah'ın kudretiyle
onun dilediği yerlerde dolaşıp duruyordu. O vakit daha hiçbir şey
yoktu. Ne Levh, ne kalem, ne cennet, ne ateş/cehennem vardı. Ne melek,
ne gök, ne yer, ne güneş, ne ay, ne cin ve ne de insan vardı.

Allah mahlukları yaratmak istediği vakit, bu nuru dört parçaya ayırdı.
Birinci parçasından kalemi, ikinci parçasından Levh'i (Levh-i mahfuz),
üçüncü parçasından Arş'ı yarattı. Dördüncü parçayı ayrıca dört parçaya
böldü: Birinci parçadan Hamele-i Arşı (Arşın taşıyıcılarını), ikinci
parçadan Kürsi'yi, üçüncü parçadan diğer melekleri yarattı. Dördüncü
kısmı tekrar dört parçaya böldü: Birinci parçadan gökleri, ikinci
parçadan yerleri, üçüncü parçadan cennet ve cehennemi yarattı. Sonra
dördüncü parçayı yine dörde böldü: Birinci parçadan Müminlerin basiret
nurunu/iman şuurunu, ikinci parçadan -marifetullahtan ibaret olan-
kalplerinin nurunu, üçüncü parçadan tevhitten ibaret olan ünsiyet
nurunu (La ilahe illallah Muhammedu'rresulüllah nurunu)
yarattı." (Bkz. İmâm Ahmed, Müsned IV-127; Hâkim, Müstedrek
II-600/4175; İbni Hibban, El İhsân XIV-312/6404; Kastalanî, Mevahibü'l-
Ledünniye: 1/6; Krş. Aclunî, I/262-6)

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadisi kudsîde :
"ALLAH : "Seni kendi nurumdan, diğer şeyleri de senin nurundan
yarattım."buyurdu" buyurmuştur. (Îmân Ahmed, Müsned IV-127; Hâkim,
Müstedrek II-600/4175; İbni Hibban, El İhsân XIV-312/6404; Aclûnî,
Keşfü'l-Hâfâ I-265/827)

--
Bu mesaji Lezgi Grubuna Uye Olduğunuz icin Aldiniz ...
Bu Gruba Posta Göndermek icin le...@googlegroups.com'a Mail Atin
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için lezgi-un...@googlegroups.com'a Mail Yollayın
Daha fazla seçenek için http://groups.google.com/group/lezgi?hl=tr Adresinde Bu Grubu Ziyaret Edin...

Saygilarimizla

Lezgi Google Grup Yöneticileri
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages