2 Nisan 2013 Ahimesut/Angara
Metin Türkeli’yi bilir ne de tanırım..
Yer yüzü mekanında görmüş de değilim.
Ancak büyük dava, fikir , aksiyon insanlarından kaçını fiziken biliriz ki?
Fakat onlar yanlış ve doğru ama “özlü” söz ve eylem insanları olduklarından kendimizden biri sayarız. Yakınlarımızdan da yakın buluruz.
Metin beyi bize sanal alemin gücü dayattı.
Elektronik posta ağından başlayan irtibatla kendisini fark ettik.
Şimdilerde ise Medya Anadolu mekânında sanal odada açtığı pencereden sesleniyor.
Hayat boyu yaptığı yığınağı adata kusuyor.
Kimileri buna “bikrim” diyor.
Olsun “yığınak” bence daha bi farklı anlam çağrıştırıyor.
Metin bey, penceresinden sırtlandığı onca tecrübeyi beynine yüklediği dataları fikir helezonunda harmanlayıp, bize sunuyor..
Sanal dünya bir çok değerin gün yüzüne çıkmasını, sözde “kalem erbabı” ve “fikir mafyalarının” dar alanda top koşturduğu sahayı genişleterek yeni değerlerle buluşturdu.
Metin Türkeli’de bunlardan biri
Dedik ya tecrübe ve bilgisini fikir helezonunda harmanlayıp sunuyor.
Kalem erbabı olma yolunda çıktığı yolculuğunu takibe başladık.
Fikir ürünlerine göz attık..
Yazılarından uzun uzun bahsedecek değiliz,.Okuyunca ne olduğunu bilirsiniz. Arife tarif ne hacet..
Fakat biz farklı makalelerden nasibimize düşenleri şöyle anladık;
Verimli olması gerekirken kuraklığa yenik düşüp kumlara teslim Karapınar ovasından Boğazın akıntısına elektrik üretmeye, Nükleer santrallere giriyor.. Rüzgar santralarından atıl kalan köy değirmenlerinin enerjide kullanılmasına kapı aralıyor..
….
İdeolojik körlükle gerçeğin karartıldığına dikkat çekip Anıttepe’yi bilenlere Rasattepe’yi de hatırlatarak , köy enstitüleri ve imam - hatip okulları örneği özelinden var olan kurumların atılması yerine onların daha verimli hizmete dönüştürülmesini sağlık veriyor..
…………
Evrende Konyamız kadar bir sahada top koşturan Hollanda’nın okyanus hükümranlığı (sömürgeciliği) döneminden hatırlanan Hollanda Antileri denen küçük adacığın (Curaçao ) “ülke” pozisyonu ile deniz ticaretinden “korsan “ para kazanmasına, onca denize sahip bir ülkenin uyguladığı yanlış vergi sonucu değil başka bandıralıları kendi gemilerini bile limanlarına bağlayamadığına dikkat çekiyor..
Tabi anlayanlara..
……………
Aile içinde yaşanan mutluluğu “bayram içinde bayram” nitelemesiyle sunarak ağacın kıymetine geçiyor. Ağacın ülkeye, toprağa ve kainata ne denli önemli olduğunu vurguluyor..Ve insan oğlu için ölse bile ağaçla çok uzun zaman var olunabileceğini hatırlatıyor..
..
Bir başka yazısında sanki daldan dala geçiyor gibi yaparak geniş bir yelpazeden tur attırıyor ve işin özüne geliyor..
“Petrole ihtiyacın ortaya çıktığı son yüz yılda petrol uğruna nice savaşlar oldu. Milyonlarca insan öldürüldü, ya da sakat bırakıldı, göçmen durumuna düşürüldü. İç savaşlarda ülkeler bölündü. Petrol ve doğalgaz yataklarının bulunduğu küçük ülkeler, büyük ülkelerin oyun alanı oldu. “ şeklindeki uzman görüşünü dayanak alarak konuyu çöpe, samana getiriyor..Kayalardan gaz çıkararak enerji konusunda verilen savaşın maliyetini ucuzlatıp, devleti de zengin olmaya çağırıyor..
………………
“Poşulu, körüklü çizmeli, sekiz köşe kasketli sahiplerinin yanında sarvanın peşi sıra gururla, taşıyorlardı havutlarını, daylaklar, tülüler Sağcı, solcu, çengelci, bağcı, tekçi hepsi birbirinden becerikli 120 kadar güreşçi, boyuna, posuna, kilosuna, oyununa denk olarak başarılı bir şekilde çatılmış. …. ” diye anlattığı aslında deve güreşi.
Yazanın tümünü okuyunca hani ayrılık – gayrilik için bir birimizin boğazına sarıldığımız alanların ne de sathi olduğunun farkına vararak birlik ve beraberliğin o kadarda zor olmadığı bir deve çanının , davul tokmağının sesiyle milletin aynı alana kolayca toplanabileceğini anlıyorsunuz..
Aynı yazısında sımsıcak insan ilişkilerinden Kezban kızdan geçip hayatın gerçeği yaşanmışları anlatan halk kültürünü hafızasını boşaltırcasına önünüze sererek dağları selamlarcasına Deveci ve garip başka bir Kezban öyküsüne geçiyor..
“Sessiz dağlarında ıssız başları
Niye garip olur büyük Mevla’nın işleri
Kezban'ın kaderi oldu, devecinin düşleri
Zehir olsun Deveci dağların suyu
Yavruyu sır eyledi zenginim deyi
Kezban gelin olur dağın başında
Tezek toplar yavru, daha kaç yaşında
Altın akla gelmez, ilik yok döşünde,
Zehir olsun deveci dağların suyu
Kezban sana hayal, düş oldu Dalakçı Köyü …. “
“ Çek deveci develeri engine
Şimdi rağbet güzel ile zengine
Develi daylak severler aylak
Sen kimin yari her yanın oynak
Meram yolunda şişe belinde
Yollara düşmüş kendi halinde
Çek deveci develeri yokuşa
Siyah perçem ak gerdana yakışa “
Şeklindeki halk deyişleri ile gamı, kederi hasılı yaşananları hatırlatıp, EGE özelinde ortak kültürümüze katkı sağlıyor..
……………
Kimi zaman unuttuğumuz “ F” klavye ile başlayıp, kabusumuz “Fiş” ile devam ediyor.
Elbette fiş önemli.
Elektrik fişini yanlış takarsanız ceylan çarpar.
Hakınız da tutulan her alandaki “fiş”i yanlış yazarlar ise hayatınız kararabilir.. Adı üstünde “fiş”..
İsteyen istediği gibi tutar, istediği yerde çarpar..Adamın keyfine kalmış..
Fişin acısının şiş acısından daha derin yaralar açtığını ancak yaşayanlar bilir.. Metin beyin yazısıyla hangi cenderelerden geçtiğimiz tekrar hatırlıyoruz.
….
İsterseniz …
Dinlenmek ya da dertlerinizi dinletmek için yaslandığınız “taş”ın ne anlama geldiği, üzerinde ne pazarlıklar yapıldığını öğrenmek, kimi garip servet yolcularının rüyasının; milleti “var “ edeceğine memleketi millete “dar” eden “angara” imzasıyla nasıl kabusa çevrildiğini öğrenmek isterseniz başınızı Metin Türkleli’nin sanal penceresine çevirin..
Kesinlikle ..Ama kesinlikle zarar değil kar edersiniz
Daralan ufkunuzda yeni ışıklar beliriverir..
…
Mühürzade Nuri’nin özel yetenek, beceri ve zekasını bu milletin emrine vermesinin ülkeye neler kattığını ve bunu sözde DEVLET eliyle yapmanın memlekete ne kaybettirdiğini Metin Türkeli’nin satırlarında Mühürzade Nuri’nin “Demirbağ” ile bağlanarak zapturapt altına alınmasının ve ülkenin patinaj yapma serüveninin seyrine çıkabilirsiniz..
…
Aslında bu yazıya “Angara”da bir gece vakti başlamıştım..
“Selam”lama ile ara verdik..
Ve..
Son günlerin tartışmalarına dikkat çekerek “ Bu ülkenin koca koca ilim, fikir ve sanat adamlarının uğraştığı işe bakın.. Onların ilim , fikir ve sanat gibi verimli işlerle uğraşması gerekirken basit işlerle hem bunları hem bu milleti oyalıyorlar.. Milletin derdi bu önümüze serilen meseleler değil ” diyen yol arkadaşım gençle kısa bir ÇORUM yolculuğu çıktı.
Metin beyle yolculuğa kaldığımız yerden;
http://www.medyaanadolu.com/kategori/28-metin-turkeli durağından devam ettik.
“METİN TÜRKELİ İLE YOLCULUĞA ÇIKMAK”, bir tecrübeli bilge ile yolculuk gibi…
Bu yolculukta ..
Kesinlikle .. Ama kesinlikle zarar değil kar edersiniz.
Daralan ufkunuzda yeni ışıklar beliriverir..
Necati Çavdar