DR. ÖMER MÜFTÜOĞLU KONFERANSI METNİ

36 views
Skip to first unread message

vehbiaksit

unread,
Oct 15, 2006, 1:37:08 PM10/15/06
to KÜTAHYA MÜFTÜLÜĞÜ
CAMİNİN VE DİN GÖREVLİSİNİN FONKSİYONLARI
(04.Ekim 2006 Camiler ve Din Görevlileri Haftası Etkinliği, İl
Müftülüğü Konferans Salonu-KÜTAHYA)

Dr. Ömer MÜFTÜOĞLU
Eskişehir Osmangazi Ü. İlâhiyat Fak.
Sayın İl Müftüm, Müftü Yardımcılarım, Sayın Kur'an
Kursları Müdürü, Sayın Şube Müdürü, Kıymetli Basın
Mensupları, Saygıdeğer Davetliler, Hanımefendiler, Beyefendiler,
Saygıdeğer Önderlerimiz, İmamlarımız, Hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Haftanızı, görev bilincinizi, vazife aşkınızı ve bulunduğunuz
konuma daha layık ve ehil insanlar olma yolundaki çabalarınızı
arttırması temennisiyle kutluyorum. Ayrıca, bu yıl Mübarek Ramazan
ayının ilk günlerine rastlayan bu kutlama vesilesiyle Mübarek
Ramazan-ı Şerifin kişisel gelişmemize, yardımlaşma ve
dayanışma alışkanlıklarımızın artarak devam etmesine
duyarlılıklarımızı yenilemesine vesile olmasını niyaz ediyorum.
Cami ve din görevlisinin fonksiyonları başlığı altında iki şeyi
incelemek gerekir. Bunlar "Cami" ve "Din Görevlisi"dir.
I. CAMİ
Camilerin taş, tuğla, demir, çimento, kereste kullanılarak yapılan
bina olmaları ve dolayısıyla tamir edilmeleri, süslenmeleri,
boyanmaları, minaresiz camilere minare yapımı gibi hususlar bu
konferansın konusu değildir. Burada bizim konumuz, caminin toplumda
icra ettiği fonksiyon, caminin içindekiler, caminin görevlileri, bu
görevlilerin toplumdaki konumları, topluma cami yoluyla verilen
mesajlar ve toplum nezdinde caminin anlamıdır.
Türkler, Müslüman olduktan sonra şehircilik planlarını cami
merkezli olarak yapmışlar ve şehrin en merkezi yerine sultanlar,
diğer devlet büyükleri, kendi adlarına külliye tarzında camiler
yaptırmışlardır. Günlük hayat, şehrin bu orta yerindeki caminin
etrafında cereyan etmiş pazar caminin yakınına kurulmuş,
insanların temel ihtiyaçlarını karşılamaları için kurulan
ticarethaneler caminin yakınına dizilmiş, hamam, kütüphane, aşevi
gibi külliyenin diğer unsurları caminin hemen etrafında halka
hizmet sunmuşlardır. Caminin, mekan olarak yaşanan hayatın
merkezine alınması düşünce ve hayatın akışında da cami
merkezli gelişmeler ve açılımlar meydana getirmiştir.
İnsanlar vakitlerini namaz saatlerine göre ayarlamışlar ve
namazlardan sonra toplumun bilge, irfan sahibi kişileri, halka
oluşturarak etraflarına toplanan insanlara nasihatlerde bulunmuşlar,
bilgi aktarımı yapmışlar, hatta son derece ciddi felsefi, teolojik
mevzular camilerde kurulan bu sohbet halkalarında
tartışılmıştır. Hicri ikinci ve üçüncü asırlarda mezheplerin
oluşmasına kadar devam eden süreçte insanların bugünkü anlamda
örgün eğitimden geçtikleri söylenemez. Ancak toplum, camiler
aracılığıyla içlerindeki alim ve arif kişiler vasıtasıyla
bilgilendirilmiş, bilinçlendirilmiş, bir ve beraber olmaları,
düşünce üretebilmeleri, sağlanmıştır.
Tarihin gidişatını etkileyen istilalardan, zararlı sonuçlar
doğuran çeşitli akımlardan halk, işte camilerde oluşturulan bu
yaygın eğitim sayesinde korunmuş, toplumun dirlik ve düzeni
böylece sağlanmıştır.
Dolayısıyla camilere sadece "namazların eda edildiği mekanlar"
olarak bakılamaz. Camilerin, içlerinde namaz eda edilmekten çok daha
büyük fonksiyonları tarihten bu yana Türk toplumunda olagelmiştir.
Türk toplumu, edebini, toplum içindeki davranış şeklini, nasıl
düşüneceğini, nasıl tartışacağını, nasıl oturup nasıl
kalkacağını, nasıl sevinip nasıl üzüleceğini hep camide
öğrenmiştir. İçlerinden birini kaybettiklerinde bu acılarını
insanlar camide toplanarak paylaşmışlar, aralarına yeni bir birey
katılımı camide kutlanmış, sözlenme, nişanlanma ve evlenme
camide ilan edilmiş, bu merasimlerin vakitleri hep namaz sonlarına
konmuş, insanlar buluşmak için camiyi ve namaz vaktini aralarında
kararlaştırmışlar, ad koyma, ölünün ardından onu hatırlama,
halka bir şeyi bildirme gibi faaliyetlerin adresi hep camiler
olmuştur.
Cami, ortak bilincin canlı tutulmasına katkı sağlamışlardır.
Cami, insanların toplu olarak nasıl hareket edeceklerini onlara
öğreten bir okul olmuştur.
II. DİN GÖREVLİSİ
Camiler, oralarda görev icra eden din görevlileriyle daha güzel,
daha fonksiyoner ve daha halka yakın olurlar. Camiyi iyi yetişmiş
din görevlileri daha iyi temsil ederler. İyi yetişmiş din
görevlisi iyi cemaat yetiştirir.
Din görevlisinin üç temel fonksiyonu vardır:
a. Önderlik
b. Rehberlik
c. Temsil
Din görevlisi, içinde yaşadığı topluma önderlik eder, etmelidir.
Önderliğin temel şartı diğerlerinden daha önde olmaktır. Din
görevlisi elinden geldiği ölçüde çevresindeki insanlardan daha
çok şey bilmeli, daha ahlaklı, daha faziletli davranışlar içinde
olmalı, daha duyarlı ve ilkeli davranmalıdır.
Din görevlisi içinde yaşadığı topluma rehberlik eder. Çoğu
Müslüman aklına takılan şeyleri ilk olarak mahallesindeki caminin
hocasına sorar. Bu sorulara muhatap olacağını bilen Cami
görevlileri vatandaşların kendileri hakkındaki bu teveccühünü
boşa çıkartmamalı, kendi bilemediği soruları vatandaşı
yönlendirerek ya da cevabını kendisi öğrenip bilahare ona
aktararak soruları cevaplama yoluna gitmelidir.
Din görevlisinin üçüncü fonksiyonu ise temsildir. Dini temsil
eder. Dinin yüceliğini temsil eder. Temsil görevi bunların içinde
en ağır olanıdır. Din görevlisi temsil ettiği dinle çatışan,
ters düşen, dine uygun olmayan hiçbir tavır ve davranış içinde
olmamalıdır.
III. CAMİLERİN MÜSLÜMAN BİREYLERE KATKISI
a. Camiler Özgürlük Alanlarıdır.
Camilerin topluma katkıları bu sayılmaya çalışılanlar olmuşken,
bireye de cami katkı yapmıştır. Caminin müslüman bireye en
büyük katkısı, ona özgürlük alanı sunmasıdır. Evet,
insanların büyük çoğunluğu evlerinde bile bulamadıkları
özgürlük alanlarını camide kendilerine oluşturmuşlardır.
İnsanın birey olabilmesi, kişiliğini geliştirip
olgunlaştırabilmesi için en çok lazım olan şey,
özgürlüğünün alanının ve sınırlarının belirlenmesidir. Bu
belirleme ile birlikte kişiden özgür, düşünce ürünü, amacı
belli ve kendine ait davranışlar üretmesi beklenebilir.
Ben, bir ilin kurtuluş törenlerini izlemek üzere çocuklarımla
birlikte törenlerin yapılacağı meydana gitmiştim. Gittiğime
gideceğime pişman oldum. Zira üzerinde üniforma olan birileri gelip
sürekli durduğumuz yerle ilgili talimatlar veriyorlardı.
Çocuklarımın milli duygularını takviye eder diye düşünerek
onlarla birlikte katıldığım bu törenleri bu gereksiz ve abartılı
müdahalelerden dolayı yarıda bırakmak ve oradan ayrılmak zorunda
kaldım. Ama çocuklarımla camiye gidince böyle bir olumsuzlukla
karşılaşmıyorum. Siz de karşılaşmıyorsunuz. Bir iki ihtiyarın
bilinçsizce yaptığı kaş kaldırmaları, yüz asmaları eliyle sus
işaretlerini saymazsanız, kimsenin çocuğunuza ve size bir
müdahalesi olmadan camide kalabilirsiniz.
Camilerde kişinin özgürlüğüne müdahale eden ibarelerle, uyarı
yazılarıyla artık eskisi kadar karşılaşmıyoruz. "Lütfen yüksek
sesle konuşmayın", "ayakkabılarınızı şöyle tutun", "Pencere
kenarlarına ayakkabı koymayın", "Cep telefonlarınızı kapatın"
türünden yazıların çoğu artık cami duvarlarından indirildi.
Bunlar, camide var olduğu dile getirilen özgürlükler adına önemli
gelişmelerdir. Sadece cep telefonunu kapatmayı unutanlar için
konulan, yazısız bir cep telefonu resmi, bu uyarıyı almaya gönlü
olanlar için yeterlidir.
Camiye girmek için belirlenmiş özel bir kıyafet yoktur.
Pantolonların ütülü olması, ayakkabıların boyalı olması gibi
şartlar, camiye girmek isteyenleri sınırlamaz. Temiz olan ve
içeridekileri rahatsız etmeyecek herhangi bir kıyafetle camiye
girilebilir.
b. Camiler Huzur Bulunan Yerlerdir.
Camiler, sıkıntıların unutulduğu, aşıldığı, bunalımların
aşıldığı, huzur aranılan ve huzur bulunan yerlerdir. Fikren pek
çoğumuzun sıkıntılı olduğu durumlarda, yoğun stresle geçen
günlerde camiye her girişimiz bizim için bir sakinleşme ve arınma
zamanları olmaz mı? Hayatın hızlı akışı içerisinde
unuttuklarımızı camide, namaza durunca hatırlamaz mıyız?
Camilerin o yüksek kubbelerine başımızı kaldırdığımızda
gönlümüz genişlemez mi? Başımıza göçüyor gibi gelen
dünyanın sıkıntıları altındaki ezilmişlikten, caminin kubbesi
altındaki o ferahlık bizi kurtarmaz mı? Belimizi büken o yükleri,
caminin kubbesini çeken direklere yükleyip bir an olsun hafiflemez,
nefes almaz mıyız?
Cami soyut bir varlık olan Allah'ı temsil eder, cami birliği
bütünlüğü, birlikte olabilmeyi, bir gibi davranabilmeyi, tek
vücut, tek yürek hale gelmeyi temsil eder. Camiye gelen insanlar
maşeri bir duygulanma yaşarlar, birlikte üzülür, birlikte
sevinirler. Allah'tan başka her şey çifttir. Yaratılan her şey
çifttir. Bu çiftlikler arasında insan düalite bunalımına düşer,
ayakta durması güçleşir, dizleri bükülür, kendisini saran bu
ağır yüke tahammül edemeyecek hale gelir. Düalite bunalımından
insan, camiye ve onun temsil ettiği Allah'a sığınarak kurtulabilir.

Cami, hayata anlam katar. Anlamsızlaşan günler, olaylar, yaşanan
gelişmeler, camiyle ve Allah'ın yegane güç sahibi, yegane büyük,
yegane kulluk edilebilecek varlık olduğu hatırlanarak anlamlı hale
gelir.
Dışarıda adaletsizlikle, haksızlıkla, hukuksuzlukla
karşılaşabilirsiniz. Dışarıda, yetkilerini aşan, kendini en
büyük zannedenler olabilir. Dışarıda yetkileriniz
kısıtlanabilir, özgürlüğünüze müdahale edilebilir. Ama camiye
gidiyorsanız bunların hiç biriyle karşılaşmazsınız. Kimse sizin
durduğunuz yere karışmaz, kimse sizin kaç rekat namaz
kılacağınıza karar vermez, kimse sizin camiye geliş ve gidiş
saatlerinize müdahil değildir.
IV. CAMİLERİN İNSANIN VE TOPLUMUN GELİŞMİŞLİĞİNE KATKILARI:
- Camide kullanılan dil, genellikle din dilidir. İçinde Arapça ve
Farsça'dan geçme kelimeler olsa da caminin dili halkın anlamakta
zorlanmayacağı sade bir dildir, en azından öyle olmalıdır. Argo,
küfür, kaba, kırıcı ve incitici ifadeler cami dilinde asla yoktur,
kullanılmaz.
- Camilerde alkışlı, ıslıklı, bağırmalı tezahürat
yoktur.Tevazu vardır.
- Camilerde sesli ağlamalar, ağıtlar ve dövünmeler yoktur. Bunlar
da toplum sağlığı açısından önemli detaylardır.
- Ön saflar, hatta imamın arkası ile ilgili çekişmeler olsa bile
camide bir paylaşımdan da söz etmek gerekir. En azından tesbihler,
cemaat arasında paylaşılır.
- Camide, insanlar, içlerinden birinin önderliğini kabullenir ve
onun komutlarına uyar. Bu uyulan insan, o makama layık bir insandır.
Toplum böylece, yanlış yapmadığı, haksızlıktan yana olmadığı
sürece yöneticileriyle uyumlu geçinmeyi de öğrenir.
- Camide, çevredekiler rahatsız edilmez.
- Camide zengin fakir, alt üst, amir memur ayırımı yoktur.
- Camiye giren insan, ötekini düşünmeyi öğrenir. Biz toplumumuzda
ötekini düşünmemeye, başkalarının da olduğu mekanlarda kimse
yokmuş gibi davranmaya başladık. Ama camide kimse sesli okumaz,
kimse ötekine rahatsızlık verecek bir şeyi yapmaz.
V. CAMİLERİN, KÜLTÜR HAYATININ DİĞER UNSURLARINA KATKILARI
- Camiler, içlerinde icra edilen ezanlar, kametler, tekbirler,
salavatlarla musikiye katkı sağlamışlar ve cami musikisinin
oluşumuna sebep olmuşlardır.
- Camilerin iç dekorasyonu, tezyinatı tezhib ve hat sanatının
şaheserlerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
- Camilerin ahşap kısımları, ağaç oymacılığının gelişmesine
katkı sağlamıştır.
- Mermer ve taş işçiliği de camide kullanılan mermer ve taşların
işlenmesiyle gelişme göstermiştir.
- Mimari anlayışımız cami yapıla yapıla gelişmiştir.
- Cami dışı mekanlar oluşturulmuş ve bunların da kendilerine
özel mimari tarzları gelişmiştir. Medrese, hamam, şadırvan
mimarileri bunlar arasında sayılabilir.
ÖZETLE
Camiler, Allah'ın temsil edildiği, Allah'a yakınlaşılan ve secde
edilen mekanlardır.
Camiler tarih boyunca ve günümüzde kiliseler ya da havralar gibi
asla bir kurum olmamışlar ve camilerin arkasına sığınan bir gizli
otorite oluşmamıştır.
Camilerin, bir toplumun kültür hayatına katkı sunabilmesi için
camiye giren, camide görev yapan, camide namaz kılan insanların
kültür hayatının belirleyici, etkileyici ve düzenleyici unsurları
haline gelmeleri gerekir. Bugün ne yazık ki kültür hayatı
denilince, bu hayatın faaliyet alanı bulduğu yerler olarak akla
gelen yerler, cami dışı ve camiye uzak mekanlardır. Dolayısıyla
cami kültür hayatından uzaklaşmış, caminin görevlileri, camiye
giren çıkanlar da kültürün yaşandığı, oluşturulduğu ve
geliştirildiği yerler olarak bilinen yerlerden uzakta kalmaya özen
göstermişlerdir ve halen göstermektedirler.
Caminin önder olabilmesi, topluma değer katabilmesi, değerler
üretebilmesi ve değerleri dağıtabilmesi için mutlaka ve mutlaka
cami görevlilerinin ve cami cemaatinin kendini yenilemesi, daha çok
okuması, milli ve dini duygularla daha dolu ve bunu yaşama isteği
içerisinde olması gerekir. Böylelikle camiler, sadece içlerinde
namaz kılınıp dışarıları da park alanı olarak kullanılan
yerler olmaktan çıkabilecek ve toplumda orta yerde, merkezde
olabilecektir.
Caminin orta yerde olması, düşüncenin, değer yargılarının orta
yerinde durması sonucunu bugün de doğurmalıdır. Kıstas alınan,
durduğu yere göre konum belirlenen, onun taraf olmasıyla iyiyle
kötü, güzelle çirkin, faydalıyla zararlı ve doğruyla yanlış
ayırt edilen bir konuma camilerin yeniden gelebilmesi için camiyi
temsil eden görevlilerin de çok iyi yetişmiş olmaları gerekir.
Özellikle bundan sonraki günlerde yaşanacak Avrupa Birliği
sürecinde, özünü aramaya, ait olduğu yeri belirlemeye, kendine ait
olanı tespit etmeye yönelecek insanımızın camiyle, cami
görevlisiyle ve namazla ilişkisi, şimdiye kadarkinden daha
bilinçli, daha istekli ve daha yoğun olacaktır. Bu bakımdan din
görevlilerimizin kendilerini önümüzdeki bu hızlı günlere
hazırlamaları ve davranış modeli, ahlak örneği oldukları kadar,
bilgi ve gençlik önderi olabilecek donanıma gelebilmeleri
gerekmektedir.
2006 yılının Ekim ayının ilk haftası olan bu günlerde kutlanan
Camiler ve Din Görevlileri Haftası'nın sonraki yıllara
katkısının, caminin ve din görevlisinin bugün olduğundan daha
ileri noktalara gitmeye karar verdiği bir önemli zaman dilimi
olmasını diliyor, beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ediyor
ve tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Vehbi Akşit

unread,
May 1, 2013, 12:54:27 PM5/1/13
to kutahyam...@googlegroups.com
15 Eki 2006 19:37 tarihinde "vehbiaksit" <vehbi...@gmail.com> yazdı:
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "KÜTAHYA MÜFTÜLÜĞÜ" grubu.
 Bu gruba posta göndermek için , mail atın : kutahyam...@googlegroups.com
 Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: kutahyamuftulu...@googlegroups.com
 Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/kutahyamuftulugu
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages