UTANMIYOR MUSUNUZ?
EY İSLÂM DÎNİNİ KATLEDEN ÖĞRETİCİLER!
(Dîn adamlarına bir mektup)
Sizler, bu dînin mensuplarına artık bir açıklama borçlusunuz... Yetmez! Peşinizden sürüklediğiniz milyonlarca insana ezelî hayatlarını iade etmek zorundasınız...
Sahip olduğunuz hurafelere dayalı ilim sebebi ile cehennem azabına mahkûm ettiğiniz İslâm âlemi, kıyâmet günü topyekûn sizlerden hesap soracaktır. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den 14 asır sonra bugün, sizlerin insanlara öğretmeye ve yaşatmaya çalıştığı dîn, Allah’ın emirlerinden tamamen uzaklaştırılmış, hurafelere dayalı ve insanları küfre mahkûm eden bir dîndir.
· Ey faydasız ilim sebebiyle hevasını ilâh edinenler! Sizler bu dînin mensuplarına hesap vermek mecburiyetindesiniz?
· Kur’ân’sız bir dîn tatbikatını insanlığa hangi vicdan anlayışı içinde öğretmektesiniz?
· Sizler kim oluyorsunuz da hazırladığınız meallerde Allah’ın âyetlerinin aslî anlamlarını değiştiriyorsunuz? Bu yetkiyi kimden aldınız?
· Hanginiz ulûl’elbabsınız? Allah’ın âyetlerini kendi hevanıza göre tevil etme hakkını size kim verdi?
· Milyonlarca insanın dünya ve ahret saadetini hevanıza uyarak hazırladığınız meâllerle nasıl yıkıp geçersiniz?
· Nasıl bunca insanı cehennem karanlığına mahkûm edersiniz? Bu kadar mı Allah’tan uzak, bu kadar mı merhametsizsiniz?
Aranızda vicdanı öylesine taşlaşmış, öylesine Allah’a düşman olanlarınız var ki; Allah’ın âyetlerinde olmadığı halde, tercümelerinize ilâve ettiğiniz kelime ve yorumları parantez içine almak gereğini bile duymuyorsunuz… Kendi hevanızı, faydasız ve hurafeye dayalı ilminizi bir Kur'ân hükmü imişcesine insanlara öğretiyor ve kabul ettiriyorsunuz...
Ey Allah’ın dînine dost görünüp de düşmanlık eden sizler! Unutmayınız ki, dünyada mutsuz ve huzursuz, ahrette ise ebedî bir cehennem hayatına mahkûm ettiğiniz onca insanın vebali üzerinizdedir...
****
Hiç mi utanmıyor, hiç mi Allah’tan korkmuyorsunuz?
Sizler bir an evvel, bu dînin mensuplarına hesap vermek mecburiyetindesiniz. Sizin İblisin önderliğinde ürettiğiniz bir hurafe ağı yüzünden milyonlar cehenneme doğru yol alıyorlar. Onlara, o masum halka, sırf size inandıkları için cehenneme gidecek olan o insanlara ebedî hayatlarını geri vermek zorundasınız!
Sizi defalarca uyardık, yine ve yeniden uyarıyoruz!
Meâllerinizi incelediğimizde, her birinizin âyetlere ekledikleri kelimeler sebebiyle sanki onlarca ayrı Kur’ân indirilmiş gibi hissediyoruz.
Artık kendinize gelin! Bu vebâli taşıyamazsınız! BU İHANETİ ALLAH’A YAPAMAZSINIZ, bunun hesabını ödeyemezsiniz!
Bakara Suresinin 120. âyetinin kelime kelime anlamı: inne : muhakkak hudâllâhi (hudâ allâhi)
: Allah'a ulaşmak huve : o el hudâ : hidayettir
MUHAKKAK Kİ ALLAH'A ULAŞMAK (VAR YA) İŞTE O HİDAYETTİR!
Var mı bunun başka bir izah tarzı? Siz hangi mantık ölçüsünde, hangi anlayışla, hangi inanışla Allah’ın Kur’ân hakikâtlerini değiştiriyorsunuz? Yoksa siz Allah’ın bilmediği bir şeyi mi Allah’a söylüyorsunuz?
“RUH İNSANA HAYAT VERİR” ANLAYIŞI, ŞEYTANIN UYDURDUĞU BİR HURAFEDİR!
“Ruh insana hayat verir” diye bir hurafeye saplanmışsınız ki, sadece o hurafenize dair her yerde sizden ispat istedik. Hangi âyete göre, neye göre böyle bir hurafeye inanıyorsunuz, dedik. Bize
hiçbir yanıt veremediniz. Söyler misiniz bize siz "dîn adamı" kimliği ile Allah'ı mı, şeytanı mı temsil ediyorsunuz?
Sizi defalarca bir hatamız varsa bulup göstermeniz için, Kur’ân’ı konuşmak için davet ettik... Ama sizler karşımıza çıkacak cesareti hâlâ gösterebilmiş değilsiniz?
****
NEDEN KORKULARINIZ YÜZÜNDEN HİDAYETİ GİZLİYORSUNUZ!!!
Aranızda farkına bile varmadan içinize sızmış şeytanın hizmetkârlarının ardına düşenlere sesleniyoruz. Onların sizin üzerinizde bir nüfuzu yoktur. HESAP SORUN! Bu hurafeleri size zorla öğretenlere baş kaldırın! Âyet (delil) isteyin!
Neden kaçıyorsunuz? Neden saklanıyorsunuz? Cehenneme sürüklediğiniz milyonlarca insan sizden bir cevap bekliyor... Onlara BORÇLUSUNUZ... YETMEZ! Onlara hesap vermek mecburiyetindesiniz.
Sizi defalarca Kur’ân âyetleriyle uyarmamıza rağmen, hâlâ bu yalanı nasıl destekler ve halkımızı kandırmaya devam edersiniz?
Bu raporları gönderdiğimiz
milyonların arasında yer alan tüm müftüler! Hâlâ halkımızı kurtarma gayretine girmeyecek misiniz? Raporlarımızı sitelerine eklediğimiz tüm diyanet görevlileri, verecek bir yanıtınız olmadığı için raporlarımızı silerken bunun hesabını Allah'a veremeyeceğinizi biliyorsunuz, değil mi?
Elinizde tek bir âyet dahi olmadan insanlara hurafeleri (yalanları) öğretir ve yayarsınız?
Allahû Teala; “Şeriat kitabı verdiklerim nebîlerdir. Her zaman parçasında her kavme o kavmin lisanı ile konuşan resûllerimi ardarda gönderirim. Nübüvvet sona ermiştir, risâlet devam etmektedir.” diyor. Sizler, Allah’ın söylediklerinin tam tersini söylüyorsunuz.
Allahû Tealâ'nın Resûl olduğunu ilân etmesi emrini verdiği bir kişiye güvenmiyorsunuz da, namaz dahi kılmadığı halde dîn adamı gibi görünüp “bu bir peygamberlik ilânıdır” diyen bir adamın sözlerine inanıyorsunuz?
Hâlâ akıl etmeyecek misiniz?
Türkiye'ye getirdikleri sözlüklerle, dîni kitaplarla tümü ile Kur'ân'a aykırı bir dîni eğitimi dayattıklarını görmeniz için daha kaç insanın ölmesine ve sırf siz Kur'ân hakikâtlerini araştırıp öğrenmediğiniz için cehenneme gitmelerine seyirci kalacaksınız?
HİÇ Mİ VİCDANINIZ SIZLAMIYOR?
Söyler misiniz bize; her biriniz korku ile Allah'ın kitabından "ALLAH'A ULAŞMAK" ifadesini çıkarma cürümünü işlerken, nasıl oluyor da sadece İmam İskender Ali Mihr (İskender Evrenosoğlu) Kur'ân gerçeğini doğru açıklayabilen TEK KİŞİ oluyor?
2/BAKARA-120: Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Ve sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah'a ulaşmak (Allah'ın kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.” . Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah'tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.
3/ÂLİ İMRÂN-73: Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâ’(yeşâu), vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Ve (Ehli Kitap): “Sizin dîninize tâbî olandan başkasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah'a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına verilmesidir.” Yoksa onlar, Rabbiniz'in huzurunda, sizinle çekişiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vâsi'dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar), Alîm'dir (en iyi bilendir).
Şimdiye kadar onun dışında kim hidayetin gerçek yüzünü gösterdi, “Hidayet, Allah’a ulaşmaktır” diyen başka bir kişi gösterebilir misiniz? Onun hüviyetini en iyi belirten şey hidayetin ne olduğunun sadece onun tarafından açıklanabilmesi değil midir? Bütün İslâm âlimlerinin gizlediği hidayetin;
insan ruhunun yaşarken Allah'a ulaşması olduğunu gösteren bir başka meâl var mı?
Bütün bunlar onun bu bilgileri Allah'tan öğrendiğini göstermez mi? Böylece o; sizi ve tüm İslâm âlemini kurtaracak bilgileri vermiş olmuyor mu?
Allahû Tealâ; kıyâmete kadar her kavme (İsra-15, Nahl-36), ardarda (Mu'minûn-44), o kavmin içinden (Zumer-71), o kavmin lisanı ile konuşan (İbrâhîm-4) ve Allah'ın âyetlerini açıklamak üzere (Bakara-129, Âli İmrân-164) Resûllerini göndereceğini bildirmemiş midir?
17/İSRÂ-15: Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsih(nefsihî), ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziretun vizre uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen).
Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.
16/NAHL-36: Ve le kad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâleh(dalâletu), fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).
Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah'a ulaşmayı dileyerek) Allah'a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını, (Resûlün daveti üzerine Allah'a ulaşmayı dileyenleri) Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).
23/MU'MİNÛN-44: Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü'min olmayan kavim (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun.
39/ZUMER-71: Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ futihat ebvâbuhâ, ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye’tikum rusulun minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû belâ ve lâkin hakkat kelimetul azâbi alel kâfirîn(kâfirîne).
Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın? (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.
14/İBRÂHÎM-4: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ bi lisâni kavmihî li yubeyyine lehum, fe yudillullâhu men yeşâu ve yehdî men yeşâ’(yeşâu), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah'a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz'dir, Hikmet Sahibi'dir.
2/BAKARA-129: Rabbenâ veb’as fîhim resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtike ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete ve yuzekkîhim inneke entel azîzul hakîm(hakîmu).
Rabbimiz, onların arasından kendilerinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek (okuyup açıklayacak), onlara Kitap'ı (Kuranı Kerim'i) ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et (hayata getir). Muhakkak ki Sen, Sen, Azîz'sin, Hakîm'sin.
3/ÂLİ İMRÂN-164: Le kad mennallâhu alel mu’minîne iz bease fîhim resûlen min enfusihim yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin).
Andolsun ki Allah, mü'minlerin (başlarının) üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni'met olmak üzere (onların aralarında, kendi kavminin içinde) kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O'nun (Allah'ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
Zumer Suresinin 71. âyetinden öğreniyoruz ki cehenneme atılacak tüm insanlara bir soru sorulacaktır: "Sizin içinizden, sizleri uyaran resûller gelmedi mi?"
Bu soruya ne yanıt vereceğinizi hiç mi düşünüyor musunuz dîn adamları?
****
NEDEN HÂLÂ HİDAYETİ GİZLİYORSUNUZ?
Unutmayınız ki, artık sizlerin dîne sonradan soktuğu hurafe devri bitmiştir. Bundan böyle yalnız KUR’ÂN KONUŞACAKTIR. Ve unutmayınız ki kısa bir süre sonra insanlar Kur’ân hakikâtlerini öğrenmiş olacaklardır.
Bu âyeti “Hidayet; Allah'ın hidayetidir” diye tercüme edenler! Ölüm korkusuyla mı, "Allah'a ulaşmak" yazamıyorsunuz? O halde şu anda sizlere göre bizler ölüler olarak size sesleniyoruz.
HİDAYET; İNSAN RUHUNUN KİŞİ YAŞARKEN ALLAH'A ULAŞMASIDIR!
Sizi uyarıyor ve bir açıklama yapmak üzere bir kez daha Kur’ân’ı konuşmaya davet ediyoruz...
Fark edemiyor musunuz, raporlarımızı yayınlamaya başlayalı ayı geçti,
raporlarımızda daha bir tek hata bulabilmiş değilsiniz... Eğer bir hata bulabilseydiniz, bu kadar sessiz kalabilir miydiniz?
Bütün hidayet âyetlerini inceledik ve gördük ki, sizler Allah’ın değil İblisin dostluğunu seçenlersiniz. İslâm dînin mensuplarına kurtuluşun tek kapısı olan HİDAYETİ unutturanlarsınız…
Sizi bir kez daha altını çizerek ifade etmek istiyoruz ki; kendinizle birlikte cehenneme sürüklediğiniz milyonlarca insanın vebali üzerinizedir. Allah’ın lâneti de, bütün lânet edicilerin lâneti de ebedî hayatınızda sizinledir.
HİDAYETİ GİZLEYEREK ve HİDAYETİN GİZLENMESİNE seyirci kalmaya devam ederek Allah'ın lânetine hak kazananlardan olacağınızı biliyorsunuz, değil mi?
2/BAKARA-159: İnnellezîne yektumûne mâ enzelnâ min el beyyinâti vel hudâ min ba’di mâ beyyennâhu lin nâsi fîl kitâbi, ulâike yel’anuhumullâhu ve yel’anuhumul lâinûn(lâinûne).
Muhakkak ki, beyyinelerden indirdiğimiz şeyleri ve hidayeti (ölmeden evvel ruhun Allah'a ulaştırılmasını) Kitap'ta insanlara açıklamamızdan sonra gizleyenlere, işte onlara, Allah lânet eder ve lânet ediciler de onlara lânet eder.
Siz nereye isterseniz oraya gitmek özgürlüğüne sahipsiniz. Ancak onca masum insanı kendi karanlığınıza çekme hakkının sahibi değilsiniz...
Unutmayınız ki, o geri çevrilmesi mümkün olmayan dîn gününde biz; Allah'a teslim olanlar sizleri çoktan affetmiş olacağız. Ancak öğrettiğiniz hurafeleriniz yüzünden ebedîyen cehenneme gitmelerine sebep olduklarınız var ya! Onlar sizden hesap soracaklar.
33/AHZÂB-66: Yevme tukallebu vucûhuhum fîn nâri yekûlûne yâ leytenâ eta’nâllâhe ve eta’ner resûlâ(resûlen).
Onların yüzlerinin, ateşin içinde (bir taraftan bir tarafa) çevrileceği gün: "Keşke biz Allah'a ve Resûl'e itaat etseydik." diyecekler.
33/AHZÂB-67: Ve kâlû rabbenâ innâ ata’nâ sâdetenâ ve kuberâenâ fe edallûnes sebîl(sebîlâ).
Ve cehennemde olanlar derler ki: "Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza (dînde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) itaat ettik. Ve böylece Senin yolundan (Sıratı Mustakîmi'nden) saptık."
Cehenneme gitmesine sebep olduklarınız sizin için lânet talep etmeden önce hidayetin Allah'a ulaşmak olduğunu açıklamak mecburiyetindesiniz! Sonra yardım olunmazsınız!
MUHAKKAK Kİ ALLAH'A ULAŞMAK (VAR YA) İŞTE O HİDAYETTİR!
Lütfen artık raporlarımızı silmek yerine cevap verme lütfunda bulunur musunuz? TEZEKKÜR'deyiz!
HÂLÂ AKIL ETMEYECEK MİSİNİZ?
"Ey yüce Allah'ım, ne olur benim de ruhumu Sana ulaştır, beni de ermiş evliyalarından eyle, Sana hakkı ile teslim olmadan beni öldürme, ya Rabbim, ne olursun. Amin" diye bir dua edip de kurtulmak ve herkesi kurtarmak varken, kazanın (veya cehennemin) suyunu yavaş yavaş kaynatanlardan olmaya devam mı edeceksiniz? Halkımızı kurbağa yerine koyamazsınız! Hesap vereceksiniz, bunu sakın unutmayın! |
SEN MÜSLÜMAN MISIN?
YOKSA KENDİNİ Mİ KANDIRIYORSUN?
(Halkımıza bir mektup)
Sevgili kardeşlerimiz! Bir süredir çeşitli platformlarda dîn adamları ve dîni yaşantıya dâhil etmeye çalıştıkları hurafeler konusunda sizleri uyarıyoruz. Hükmünü Kur’ân’dan almayan bir dînî öğreti sebebi ile çok büyük bir bölümünüz küfür üzere, kâfir olarak ömür tüketmektesiniz.
Bugün yaşanan ve dîn adamlarının yaşatmaya çalıştığı dîn, İslâm'ın tek kurtuluş müessesesi olan hidayetin gizlendiği, Allah’ın emirlerinden tamamen uzaklaştırılmış, hurafelere dayalı ve insanları topyekûn küfre mahkûm eden bir dîndir.
Sevgili kardeşlerim! Bir an evvel sözlerimizi tahkik etmek mecburiyetindesiniz! İçinde Kur’ân olmayan bir
dîn öğretisi ile aldatılıyorsunuz...
Ey Müslüman olduğunu zanneden insanlar topluluğu! Dikkat edin ki, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den 14 asır sonra bugün, dînin temsilcileri Kur’ân’dan konuşmuyor. Allah’ın kelâmının yerinde İblisin asırlardır süregelen hurafe ağı hüküm ferma olmuş…
Dikkat edin ki Kur’ân’sız bir dîn ile aldatılıyor, Allah’ın hükmü yerine şeytanın hükümleriyle amel ediyorsunuz.
Söyler misiniz bize; sizi kurtuluşa erdireceğine inandığınız onca hurafe bilgi olmasına rağmen, bu bilgilere dair bir tek Kur'ân âyeti bilmiyor oluşunuz bir rastlantı mıdır? Yoksa şeytanın hizmetindeki dîn adamlarının kurduğu ağa takılanlardan olduğunuzu mu gösteriyor?
ARTIK UYANMA VAKTİDİR SEVGİLİ KARDEŞLERİMİZ; OYALANMA VAKTİ DEĞİL... Bir an evvel silkelenmeli ve kendinize gelmelisiniz; Şeytanın İslâm güneşinin üzerine örttüğü bir karanlık ağ içindesiniz…
Asırlar süren bir aldanışın kurbanı olan bizler, ne yazık ki Müslüman olduğunu sadece zanneden bir topluluğuz... Kanununu Kur’ân’dan almayan bir dînî öğreti sebebi ile küfür üzere, kâfir olarak ömür tükettiğimizin farkında bile değiliz.
Uyanın sevgili kardeşlerimiz! Uyanın!
Kur’ân’sız dîn, İslâm değildir.
Uyanın ve kendinize gelin ki, uydurulmuş bir dînî öğreti sebebiyle Müslüman değil kâfir olarak haşredileceksiniz... Müntesiplerini topyekûn cehenneme sürükleyen, şeytan ve hizmetkârlarınca oluşturulmuş bir dînin içindesiniz.
Unutmayınız ki; KUR’ÂN YOKSA DÎN DE YOKTUR... YAŞADIĞINIZ DÎN ALLAH’IN HÜKÜMLERİNİ DEĞİL DE ŞEYTANIN HÜKÜMLERİNİ içeriyorsa, SİZLER MÜ’MİNLER DEĞİLSİNİZ. Yetmez! Küfürdesiniz, kâfirsiniz ve cehennemde ebediyyen kalmaya mahkûm edilenlersiniz.
Hayatınıza dikkatle bakın! Hangi Kur’ân âyetinden haberdarsınız? Dînin bir hükmüymüş gibi sizlere anlatılan binlerce hurafenin İslâm’ı nasıl katlettiğini görmüyor musunuz? Peki ya dünyanın son Müslüman ülkesinde de artık Müslüman kalmadığının farkında değil
misiniz?
Sevgili kardeşlerim! İblis ve hizmetkârlarının sizlere dayattığı; Kur’ân’dan uzak, uydurma bir dîni yaşıyorsunuz. İçinde olduğunuz ve hayatınıza tatbik etmeye çalıştığınız kanun, Allah’ın kanunu değil... Bir yok oluşa doğru sürükleniyorsunuz. ARTIK UYANIN! Uyanın ve sözlerimizi bir an evvel tahkik edin!
ŞEYTAN VE HİZMETKÂRLARININ ÖĞRETİSİ
· Onlar derler ki: “Her çocuk Müslüman doğar.” Kur’ânda bu söylemi doğrulayacak bir âyet var mı? HAYIR; YOK!
· Onlar derler ki: “Allah’a îmân eden ve kelime-i şahadet getiren herkes müslümandır.” Bu konuyu destekler nitelikte bir tek âyet var mı? HAYIR YOK!!! Fakat İslâm’ın 7 safhasını yaşamayan ve sadece sözde îmân edenlerin kâfir olduklarını ifade eden nice âyet var.
· Onlar derler ki: “İslâm’ın 5 şartı ile amel eden bir kişi günahları kadar cehennemde yanıp, sonra cennete geçecektir. Kur’ânda bu hükmü doğrulayacak bir âyet var mı? HAYIR; YOK!!! Bu konuda tek bir âyet olmadığı gibi zıttının yani cehennem hayatının ebedî olduğunu ifade eden 53 âyet-i kerime mevcut.
· Onlar derler ki: “Kıyâmet günü Peygamber Efendimiz (S.A.V) ümmetine şefaat edecektir.” Kur’ânda bu yönde bir âyet var mı? HAYIR; YOK! Aksine 25 âyet kıyâmet günü kimseden kimseye bir şefaat olmayacağını açıklıyor.
· Yine onlar derler ki: "Lâilâhe illâllah" diyen herkes cennete girer. İspat edecek bir âyet var mı? YOK!!!
· Ve onlar derler ki “Dünya hayatında bir kurban kesen, kıyâmet günü cehennemle cennet arasındaki Sırat köprüsünden şimşek hızıyla geçer.” Kur’ân’da sırat köprüsünün varlığına dair bir âyet var mı? Hayır YOK!!! Vs, vs...
OLMAZ SEVGİLİ KARDEŞLERİM OLMAZ!
DÎN; KUR'ÂN'SIZ OLMAZ!!!
Öyleyse size bir sorumuz var:
- Size dîn adına sayısız hurafe anlatan dîn adamlarının söylemleri sırasında,“Şu Kur’ân âyetine göre” dememeleri, ve verdikleri bilgilerin dayanağının Kur’ân-ı Kerim olmaması hiç mi dikkatinizi çekmiyor?
- Peki ya Türk halkını “kendini Müslüman zanneden kâfirler topluluğu” yapmaya çalıştıklarını hiç mi hissedemiyorsunuz?
ARTIK UYANIN sevgili kardeşlerimiz!
Münafıklar amaçlarına ulaşmışlardır. Dünyanın son Müslüman ülkesini Kur'ân'dan koparıp; Kur’ân’sız dîn yaşamaya çalışan ve kendisini Müslüman zanneden kâfirlerin ülkesine çevirmişlerdir. İslâm’ın son kalesi düşmüştür!
O halde gelin kendi durumumuzu ortaya koymak için basit bir test uygulayalım!
· Hayatınıza hangi Kur’ân âyetini tatbik etmiş durumdasınız?
· En basitinden günde kırk kez okuduğunuz Fatiha Suresinde Allah’tan ne istediğinizin farkında mısınız?
· Peki ya îmânın bir insanı kurtarabileceğine dair bir tek Kur’ân âyeti biliyor musunuz?
· Cennetlik bir insan olmanızı ümit etmeniz için geçerli bir tek Kur’ân âyeti var mı bildiğiniz?
· Peki bir insanın nasıl Müslüman olabileceğine dair bir tek âyet işittiniz mi?
· Yoksa falanca hocanın falanca âlime göre anlattıkları mı bildikleriniz sadece?
Hiç düşündünüz mü, ya o hoca dediklerimiz Kur’ân’dan bihaber ise? (iyice düşünmelisiniz)
EY İSLÂM’IN 5 ŞARTI İLE AMEL EDİP CEHENNEMDEN CENNETE GEÇECEĞİNE İNANANLAR!
Size suallerimiz var:
· Mutlu musunuz?
· Peki ya sizden sadece sizin mutluluğunuzu dileyen Allah hayatınızın neresinde?
· O'na gerçekten âşık mısınız? Dünya hayatı mı önde sizin için, yoksa Allah’a duyduğunuz aşk mı?
· Hiç düşündünüz mü, şimdiye kadarki dîn kültürünüzle ne noktaya ulaştınız?
· Öğrendiğiniz dîni bilgilerin Kur’ân’da yer almayan hurafeler olduğunu farkettiniz mi hiç?
· Kur’ân’sız bir dîni eğitim neticesinde öğrendikleriniz sizi cennete ulaştırabilir mi?
· Acaba gerçekten Allah’a dost musunuz?
· Nerede İslâm sevgili kardeşlerimiz? Teslim dîninin teslim emirleri nerede? Size dayatılan hurafe ilmi ile neyinizi teslim etiniz Allah’a?
O, Allah, bizim Rabbimiz! Ve o, erişilmez değildir... Tam aksine bu dünya hayatını yaşarken Kendisine ulaşmamızı emreden, bizi Zat’ına davet eden yegâne merci, yegâne sığınağımızdır.
Ey sevgili kardeşlerimiz! Allah’ın daveti sadece Zat’ına ise ve davete icabet etmeyenler, Kur’ân-ı Kerim’de “kâfir” olarak adlandırıldığına göre, acaba siz kimin davetine icabet edenlersiniz?
İblis de kendisine çağırıyor, Allah da...
Artık uyanın ki size öğretilen ve yaşamaya çalıştığınız bugünkü dîn, iblisin size davetidir...
FARKINDA
DEĞİL MİSİNİZ sevgili kardeşlerimiz? Kur’ân kursaklarından geçmediği cihetle, sizi Allah’ın değil şeytanın yoluna çağıranlar sebebi ile dalâlettesiniz. Ve gideceğiniz yer, kazandıklarınız sebebi ile ne yazık ki Allah’ın tutuşturulmuş ateşidir.
Allah’ın hükmü açık ve kesin… Allah’ın hidayet davetine icabet etmeyenler, şeytanın davetine icabet edenlerdir.
Bugünkü dîni öğretide HİDAYET unutulmuştur, gizlenmiştir. Hidayet yoksa, dîn de yoktur, kurtuluş da...
UYANIN sevgili kardeşlerimiz... Kendisini Müslüman zanneden insanlar topluluğu! Artık uyanın ve çok geç olmadan hepiniz silkelenin…
Unutmayınız ki; bugünkü dîn öğretisiyle yetiştiyseniz ve İslâm’ın 5 şartı ile âmel ediyorsanız, kıyâmet günü sizi hazin bir netice bekliyor olacak.
- Îmânın bir insanı küfürden bile kurtarmaya fayda vermediğini, o gün öğreneceksiniz (Secde-29).
32/SECDE-29: Kul yevmel fethi lâ yenfeullezîne keferû îmânuhum ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne).
De ki: "Fetih günü, kâfir olanlara (Allah'a ulaşmayı dilemeyenlere) îmânları bir fayda vermez ve onlara süre verilmez."
- Allah’a ulaşmayı dileyerek İslâm’ın 7 safhasını yaşamaya başlamadıysanız, tüm namaz, oruç ve diğer amellerinizin heba olduğunu (silindiğini) göreceksiniz (Kehf-105).
18/KEHF-105: Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).
İşte onlar, Rab'lerinin âyetlerini ve O'na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah'a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.
- Şeytanın ve hidayeti gizleyerek şeytana hizmet eden dîn adamlarının sizin iradenizin üzerinde nüfuzları olmadığını, dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaşmayı dileyerek Allah’a kul olabilecekken bunu tercih etmediğinizi hayat filmlerinizde izleyeceksiniz (Sebe-21).
34/SEBE-21: Ve mâ kâne lehu aleyhim min sultânin illâ li na’leme men yû’minu bil âhireti mimmen huve minhâ fî şekk(şekkin), ve rabbuke alâ kulli şeyin hafîz(hafîzun).
Ve onun (iblisin) onlar üzerinde bir sultanlığı (nüfuzu, tesiri) yoktu. Ahirete (hayatta iken ruhunu Allah'a ulaştırmaya) inanan kişi ile ondan (Allah'a ulaşmaktan) şüphe içinde olanları bilmemiz için (iblisle onları imtihan ettik). Ve senin Rabbin herşeyi hıfzedendir.
- O gün ebedî yurdunuzun cehennem olduğunu göreceksiniz ve size Kur’ân’a aykırı bir dîn öğreten ve hidayeti gizleyerek cehenneme gitmenize sebep olan dîn adamları için Allah’tan lânet talep edeceksiniz (Ahzab 67-68).
33/AHZÂB-67: Ve kâlû rabbenâ innâ ata’nâ sâdetenâ ve kuberâenâ fe edallûnes sebîl(sebîlâ).
Ve cehennemde olanlar derler ki: "Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza (dînde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) itaat ettik. Ve böylece Senin yolundan (Sıratı Mustakîmi'nden) saptık."
33/AHZÂB-68: Rabbenâ âtihim dı’feyni minel azâbi vel anhum la’nen kebîrâ(kebîren).
Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle lânetle.
RABBİMİZ ONLARCA ÂYET İLE HEPİMİZİ UYARMADI MI; Bana ruhunuzu yaşarken ulaştırmayı dileyin! Benden hidayetimi dileyin! Bana TESLİM olun! Sakın teslim olmadan ölmeyin! Sakın Rabbim bizim ölümümüzü belli bir süreye kadar tehir et hidayete erenlerden olalım diyenlerden olmayın!
· EĞER Kİ; henüz Allah’ın Allah’a davetini işitmediyseniz...
· Eğer ki, hidayetin insan ruhunun bu dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaşması olduğunu hâla öğrenmedi iseniz...
· Eğer ki Allah’a 4 teslimle teslim olmanız gerektiğini bilmiyor iseniz, ve dahi Allah’a ulaşmayı dileyerek teslim dîninin kapısından içeri girmedi iseniz...
Kur’ân-ı Kerim’e göre sizler;
· Ne yazık ki kâfirlersiniz!
· Allah’ın kulu değil şeytanın kulusunuz.
· Dalâlettesiniz!
· Mü’minler değilsiniz!
· Hüsrandasınız!
· Hidayette değilsiniz!
· Şirktesiniz!
· Allah’ın âyetlerinden gâfilsiniz!
· Amelleri boşa gidenlersiniz.
· Ve cehennem üzerine hak olanlarsınız!
Bir defa daha altını çizerek ifade etmek istiyoruz ki; Kur’ân-ı Kerim, Allah’ın davetini işitenler için bir müjdedir…
Dînin temeli hidayettir ve hidayet, bu dünya hayatını yaşarken insan ruhunun Allah’a ulaşmasıdır. Allahû Tealâ ruhun Allah’a teslimi ile başlayan bir teslimler dizisi üzerine dînini vaaz etmiştir. Hiç kimse ruhun, vechin, nefsin ve iradenin teslimi emrini yerine getirmedikçe İslâm olma şerefini elde edemeyecektir. Kaldı ki teslim dînin giriş kapısı; Allah’ın Allah’a ulaşma davetine icabet etmektir. Her kim ölmeden evvel Allah’ın kendisine bir emanet olarak verdiği ruhu Allah’a ulaştırmayı kalben dilerse, işte o, şeytanın kulu olmaktan
kurtulmuş ve Allah’ın kulu olmuştur.
İslâm; teslim olan demektir sevgili kardeşlerimiz. İslâm dîni Allah’a teslim olanların dînidir. Müslüman da Allah’a teslim olan kişidir.
HİDAYET; bir insanın yaşarken ruhunu Allah'a ulaştırmasıdır.
ALLAH'A ULAŞMAK VAR YA, İŞTE O HİDAYETTİR!
Ve Kur'ân âyetlerine dikkat edin ki; ruhunu, fizik bedenini, nefsini ve iradesini Kur’ân ile emredilen standartlarda Allah’a teslim etmeyen kişi MÜSLÜMAN DEĞİLDİR.
2/BAKARA-175: İşte onlar ki hidayet karşılığında dalâleti, mağfiret karşılığında da azabı satın alanlardır. Öyleyse onları ateşe karşı bu kadar sabırlı kılan nedir?
Bir parmağınız yansa feryat edersiniz de, sonsuz bir cehenneme dayanacağınıza dair bu güveniniz niyedir? Yoksa sizin Allah'tan alınmış bir ahdiniz mi var?
Allah’ın davetine icabet etmeyenler! Kendinizi kandırmayınız. Kâfir; Allah'ın âyetlerini örten demektir. Allah'ın âyetlerini öğrenmediyseniz sizler; MÜSLÜMAN değil, kâfirlersiniz.
Allah’ın hükmü ile değil, şeytan ve hizmetkârlarının uydurduğu bir dîn ile amel edenlersiniz.
Müslüman Allah'a teslim olan demektir, söyler misiniz bize; siz ruhunuzu mu, fizik bedeninizi mi, nefsinizi mi, iradenizi mi Allah'a teslim ettiniz de, Müslüman oldunuz, yoksa siz kendi kendini kandıranlardan mısınız?
HÂLÂ AKIL ETMEYECEK MİSİNİZ?
"Ey yüce Allah'ım, ne olur benim de ruhumu Sana ulaştır, beni de ermiş evliyalarından eyle, Sana hakkı ile teslim olmadan beni öldürme, ya Rabbim, ne olursun. Amin" diye bir dua edip de kurtulmak varken, suyu yavaş yavaş kaynatılan kurbağa gibi haşlanmayı mı bekleyeceksiniz? |