Kurumsal Java Yazılımı

45 views
Skip to first unread message

Kurumsal Java Yazılımı - Özcan Acar

unread,
May 26, 2012, 10:25:01 AM5/26/12
to kurumsaljava+...@googlegroups.com

Kurumsal Java Yazılımı

Link to Kurumsal Java Yazılımı - Özcan Acar

Yeni Bir Programlama Dilini Öğrenmenin En Kolay Yolu

Posted: 25 May 2012 08:09 AM PDT

Geçenlerde bir Abap kitabı aldım. Güya Abap ögreneceğim! Abap SAP tarafından geliştirilmiş bir programlama dili ve SAP’nın ERP sistemlerini programlamak için kullanılıyor.

İlk yüz sayfayı hızlıca geçtim. İlk “Merhaba Dünya” programımı yazdım. Diğer dillerden fazla bir farkı yok. İşte bildiğin bir dil. Geriye 1150 sayfa kaldı. Gel de oku bakalım. Movitasyonum dibe vurmuş durumda. Masamda kitap bana bakıyor, ben kitaba bakıyorum. “Sana o kadar para verdim, en azından masamda durma şerefine nail oluyorsun” diyorum kitaba ara sıra. Okunacak diğer kitaplar yanında Abap kitabı zaten çok soluk kalıyor. İlgimi çeken o kadar başka çok sey var ki! Uğraşacak mutlaka başka bir şeyler buluyorum. Kitabın masamın üzerinde bir yerlerde duruyor olması bana yetiyor. “Bir gün mutlaka geriye kalan 1150 sayfayı okuyacağım ve bu işi çözeceğim” diyorum kendi kendime. Kitap da bana “sen kendini kandırmaya devam et bakalım, beni kesinlikle bir sefer daha eline alıp, Abap’a bir şans daha vermeyeceksin” diyor. Kitap rafında o kitap bir süs olarak kalacak. Bir şarkı sözünde denildiği gibi “sevemedim karagözlüm seni doyunca“.

Yeni bir dil ögrenmek istiyorsanız kitapları ya da kursları unutun! Yeni bir dil ya da teknoloji büyük bir buzdağı gibidir. Okuduğunuz kitaplar ya da katıldığınız kurslar buzdağının su üstünde kalan kısmını anlatırlar. Çoğu bunu bile beceremez. Çoğu programcının yeni bir dile giriş mecarası, buzdağının su üstünde kalan kısmı seviyesinde kalır. İşin kötü tarafı, su üstünde kalan kısma hakım olmanın programcıda “sen bu işi çözdün, artık gurusun” hissini uyandırmasıdır. Bu dilin müstakbel programcısı ne kadar büyük bir yanılğı içindedir.

1999 senesinde BizimAlem.com’u kafamda tasarlamaya başladığımda dünyadan haberi olmayan, Java dünyasından habersiz çaylak bir programcıydım. Bu durum çok kısa bir zamanda değişti, çünkü BizimAlem’in gelişebilmesi için değişmek zorundaydı.

BizimAlem.com yayın hayatına başladıktan kısa bir zaman sonra popüler oldu. Tabi o zamanlar feysbuk, meysbuk yok. Herkes balıklama BizimAlem’e atladı (Facebook çıktıktan sonra da balıklama oraya atladılar; Eye- ya da Hairbook çıktığında da oraya atlayacaklar; yani sazan gibi Facebook’a yatırım yapanlar bu yatırımın üstüne bir bardak soğuk limonata içsinler). Kullanıcı sayısı birden tavana vurdu. Binlerce insan eşli zamanda online olmaya başladı. Bununla birlikte benim baş ve karın ağrılarım da başladı. Uykusuz sunucuların başında çok geceler geçirdim. Ne yapsam yetmez oldu. Program hataları ile boğuşmaktan, uygulama sunucularının bir müddet sonra takılıp işlemez hale gelmesinden, kullanıcılardan gelen şikayetlerden bıktım usandım.

Bu olup bitenler bana bambaşka bir dünyanın kapılarını açtı. Yaşadıklarımı BizimAlem.com – Bir Sistemin Tasarlanış Hikayesi başlıklı yazımda okuyucularımla paylaşmaya çalıştım. Bir programcı olarak dünyayı başka türlü algılamaya başladım. Anladım ki programcı olma yeteneği sorun çözmekle pekişmekteymiş. Bir konuda uzmanlaşmak istiyorsanız başınıza BizimAlem.com gibi bir bela almanız gerekiyor. Hayal bile edemeyeceğiniz işlerle ugraşmak zorunda kaldığınızda bakın bakalım buzdağının dibine doğru nasıl yolculuğa çıkıyorsunuz ve kullandığınız programlama dilini yiyip, yutuyorsunuz.

Kısa bir zaman önce BTSoru.com isimli projem hizmet vermeye başladı. BTSoru.com hazır ve açık kaynaklı bir yazılım kullanıyor. Python dili ve Django çatısı kullanılarak oluşturulmuş. İkisinden de haberim yok. Ne şimdiye kadar Python kodu yazdım, ne de Django ile bir web projesi geliştirdim. “Neden anlamadığınız bir teknoloji yığınını kullanıyorsunuz” sorusunu sorduğunuzu duyar gibiyim. Cevabı çok basit: Python ve Django’u öğrenmek için.

Bir dili ya da teknoloji yığınını öğrenmenin en kolay yolu, bu dil ya da teknoloji yığını ile herkesin kullanabileceği bir proje geliştirmekten geçer. Kimsenin kullanmadığı bir program parçası suskundur. Programcıya geribildirim sağlamaz. Daha da kötüsü sorun yaratmadığı için programcının başını ağrıtmaz. Başı agrımayan programcı buzdağının derinliklerine doğru yolculuğa çıkmaz. Bu yüzden mutlaka kullanıcılardan geribildirim almak gerekir. Onlar çok kısa bir zamanda gidişatın yönünü belirlerler. İstekleri ve şikayetleri bitmediği için programcı devamlı sorun çözmek zorunda kalır. Bu şekilde kullandığı programlama dilinin ya da teknoloji yığınının derinliklerine dalmak zorunda kalır. Gerçek anlamda öğrenim ve hakimiyet bu noktadan itibaren başlar.

Şimdiden BTSoru.com kullanıcılarından bir sürü istek gelmeye başladı. Yani beni Python dilini öğrenmeye zorluyorlar. Platformu geliştirmek için Python’u ve Django çatısını öğrenmem, anlamam ve kullanabilmem gerekiyor. Ben ne yaptım? İlk önce Python kodunu yazabilecegim bir araç (DIE – Integrated Dev. Environment) aradım. Bir Eclipse kullanıcısı olduğum için, öncelikle Eclipse için bir Python plugini var mı, onu araştırdım. PyDev isminde bir Eclipse plugini buldum. Daha sonra internette Django örnek uygulamalarını araştırdım. Django ile ilk uygulamanı geliştir pratiğini yaptım. Şimdilerde BTSoru.com için ufak defek değişiklikleri yapabiliyorum. Acemiyim, ama bu durum yakında değişesek. Sayfaların yüklenme hızını artırmak için caching mekanizmaları kullanmam gerekiyor. BizimAlem’de Memcached kullanmıştım. Aynı şekilde gerekli değişiklikleri Django içinde de yapmam gerekiyor. Django’nun içinde şimdiden gezinmeye başladım bile. Bunları bir kitapta okumuş olsaydım, gerçek hayatta pratiğini yapmadan “caching faydalı bir şeymiş” deyip geçiştirirdim büyük bir ihtimalle. Ama şimdi bir ihtiyaç haline geldiği için bu konuya yoğunlaşmam gerekiyor.

Bu şekilde bir dili öğrenmek, kitap okuyarak öğrenmekten çok daha zevkli ve verimli. Kitaplar genelde “merhaba dünya” örneğinden çok ileri gidemedikleri için benim ilgimi çekmiyorlar. Kitaplarda yer alan örneklerin çoğu gerçek hayatla ilişkili değil. Örnek olmaktan ileri gidemiyorlar. Bu örnekleri kullanarak gerçek problemleri çözmek mümkün değil. Ayrıca kısa bir zaman sonra bu tür kitapları bir kenara koyup, daha enteresan bulduğum şeylere yoğunlaşıyorum. Bu şekilde bir dili verimli öğrenmem çok zorlaşıyor. Oysaki BizimAlem.com ve BTSoru.com örneklerinde olduğu gibi bir şeyleri ögrenmeye zorlandığımda durum değişiyor.

Benim için BizimAlem.com halen büyük bir laboratuvar. Öğrenmek istediğim herhangi bir teknoloji yığınını BizimAlem’e entegre ediyorum ve kenara çekilip seyretmeye başlıyorum. Oluşan hataları gidererek ve kullanıcılardan gelen geribildirimi değerlendirerek gerçek şartlarda çalışan bir uygulama hakkında öğrenmem gereken herşeyi çok kısa bir zamanda öğreniyorum. Bu bana kullandığım teknoloji yığınını ya da programlama dilini çok değişik açılardan inceleme fırsatı veriyor. Hangi iş için neyi kullanmam gerektigini daha iyi anlayabiliyorum. Bu tür bilgileri bir kitaptan okuyarak ögrenmek imkansız. Öğrenmek için gerçek şartlarda pratik yapmak gerekiyor. Bu konudaki verimliliğinizi artırmak için birilerinin sizi zorlamasını sağlayın.

Bir sonraki web projem ya Lisp ya da Clojure tabanlı olacak. Bu dilleri ögrenmem lazım ;-)

Sevgiyle Kalın…

EOF(End Of Fun)
Özcan Acar

Share/Bookmark
You are subscribed to email updates from Kurumsal Java Yazılımı - Özcan Acar
To stop receiving these emails, you may unsubscribe now.
Email delivery powered by Google
Google Inc., 20 West Kinzie, Chicago IL USA 60610

Kurumsal Java Yazılımı - Özcan Acar

unread,
May 28, 2012, 10:40:17 AM5/28/12
to kurumsaljava+...@googlegroups.com

Old Generation Parallel Garbage Collector Hatası

Posted: 27 May 2012 04:34 PM PDT

Eğer özellikle bir Garbage Collector türü seçimi yapılmadı ise, 2 GB ve üzeri ve Windows işletim sistemi ile çalışmayan sunucularda JVM otomatik olarak paralel çalışan Garbage Collector’ü kullanıyor (-XX:UseParallelGC). Bu Garbage Collector sadece Young Generation üzerinde paralel, Old Generation için kullanılan Garbage Collector ise dizisel (serial) çalışıyor. Her iki heap alanında da paralel çalışan Garbage Collector’ü aktif hale getirmek için -XX=+UseParallelOldGC JVM parametresinin kullanılmasi gerekiyor. Bunu BizimAlem.com için çalışan uygulama sunucularından birinde denemek istedim. BizimAlem için JDK 1.5 kullanımda.

İkinci resimde görüldüğü gibi -XX:+UseParallelOldGC kullanıldığında JVM bir zaman sonra takılıp kalıyor ve çalışmaz hale geliyor. İlk denememde NewSize, SurvivorRatio gibi diğer parametrelerin hepsini deaktive edip, sadece -XX=+UseParallelOldGC parametresini kullanmıştım. Sonuç ikinci resimdeki gibi oldu. İlk önce yeni JVM ayarlarının sorun yarattığını düşündüm ve resim 1′de yer alan ayarlara geri döndüm. İkinci denememde de tekrar -XX=+UseParallelOldGC parametresini kullandım. Lakin ikinci denememde de JVM takılı kalıp, çalışmaz hale geldi. Buradan çıkardığımız sonuç: JDK 1.5 Update 12′de parallel Garbage Collector’ün bir bugı olsa gerek ;-)

EOF (End Of Fun)
Özcan Acar

Share/Bookmark

Kurumsal Java Yazılımı - Özcan Acar

unread,
May 29, 2012, 10:31:13 AM5/29/12
to kurumsaljava+...@googlegroups.com

Test

Posted: 29 May 2012 06:38 AM PDT

test

Share/Bookmark

Neden Java Kullanıyorsunuz Sorusunu Sorulduğunda Hangi Cevabı Verirsiniz?

Posted: 29 May 2012 04:57 AM PDT

Bu soru BTSoru.com’da soruldu. Benim cevabım şu şekilde oldu:

  1. Her platformda çalışır; sunucu mimarisinden bağımsızdır.
  2. Otomatik hafıza yöntemine sahiptir.
  3. Otomatik exception handling mekanizmasına sahiptir.
  4. Statik veri tipleri kullanılır. Bu kodun Compiler tarafından optimize edilmesini kolaylaştırır, compile işlemi esnasında hataların ortaya çıkmasını sağlar, IDE bünyesinde auto completion yapılmasını mümkün kılar.
  5. Hangi platform olursa olsun bir int 32 bit uzunluktadır, ön işareti her zaman artıdır (+). Diğer veri tipleri de standart değerlere sahiptir.
  6. C’de olduğu gibi makro yazılmasına ve dış header dosyalarnın kullanılmasına izin vermez. Bu programcının hayatını kolaylaştırır.
  7. Javadoc, Interface ve implementasyon sınıfı kullanarak gerekli tüm tanımlamaları ve dokümentasyonu kod içinde ifade etmek mümkündür.
  8. Birden fazla sınıfın bir alt sınıf tarafından aynı zamanda extend edilmesine izin vermez. C++ bu mümkündür, ama kalıtımda içinden çıkılmaz sorunlar oluşmasına neden olabilir.
  9. Operatörlerin yüklenmesine (overloading) izin vermez. Örneğin + her zaman + yapmak için kullanılır.
  10. Segmentation Fault ya da Buffer overlow gibi hataların oluşmasına izin vermez. C/C++ dillerinde bu sorunlar programcının günlük hayatının bir parçasıdır.
  11. Dynamic linking ile kodu değiştirmek ya da derlemek zorunda kalmadan implementasyon sınıfları değistirilebilir. Örneğin C/C++ dillerinde bu mümkün değildir. Bu diller static linking mekanizması ile derlenir. En ufak bir değişiklik tüm sınıfların yeniden derlenmesini mecburi kılabilir.
  12. C/C++ dil ailesinden olduğu için kültür şoku geçirmeden Java öğrenmek kolaydır.
  13. Nesneye yönelik programlamayı destekler.
  14. Multithreaded uygulamalar geliştirilmesini mümkün kılar.
  15. Ögrenilmesi çok kolaydır.
  16. Çok büyük bir eko sisteme sahiptir. Açık kaynaklı projelerin büyük bir kısmı Java tabanlıdır.
  17. Javacılar açık kaynaklı proje geliştirme kültürüyle yetiştikleri için paylaşımcıdırlar.

    EOF (End Of Fun)
    Özcan Acar

    Share/Bookmark

Kurumsal Java Yazılımı - Özcan Acar

unread,
May 30, 2012, 10:13:21 AM5/30/12
to kurumsaljava+...@googlegroups.com

Programcıyım, Yönetici Değil!

Posted: 08 May 2012 09:15 AM PDT

Türkiye’de genç programcı adaylarının kariyer planlaması şu şekilde:
Üniversite »» Birkaç yıl programcılık »» Proje yöneticiliği »» Bölüm yöneticiliği »» Bölüm müdürlüğü

Benim kariyer planlamam şöyle:
Üniversite »» Ömür boyu programcılık

Ben programcıyım, yönetici değilim!
Üniversitede eğitimini almadığım birşey nasıl olabilirim? Neden programcıların çoğu bir yerlere yönetici ya da müdür olmak istiyor? Bunun açıklaması kolay: daha fazla maaş alacaklarını düşündükleri ya da pozisyon itibariyle daha fazla dikkate alınmak istedikleri için.

Herşeyin statü sembolleri ile ölçüldüğü bir toplumda programcıların daha fazla para kazanmak için yönetici olma sevdalarını ayıplamıyorum. Bu sadece programcılar için geçerli bir durum değil. Benim ayıpladığım programcının bu uğurda ruhunu satmasıdır. Eğer bir insan programcı oldu ise, bu işe gönül verdiği için olmuştur. Mecburiyetten olan programcı zaten programcı sayılmaz. Eğer yaptığı işi sevmiyorsa, bırakıp başka bir iş yapması mübahtır. Aldığı para kendisini tatmin etmiyorsa, benim kişisel olarak yapabileceğim birşey yok (ama daha fazla nasıl kazanabileceğine daha sonra değineceğim). Ama bu işin birde manevi tarafı yok mu? Haz alarak yaptığı bir iş insanı mutlu etmez mi? Neden daha fazla maaş, insanı mutlu eden bir işe tercih edilir ki? Bunu anlamam çok zor.

Yöneticilik ya da müdürlük öyle her babayiğidin harcı değildir. Yönetici olmak isteyen programcılar bunu bilmiyor galiba. Bu işin bir defa eğitimini almak gerekir. Yönetim kademesindeki insanların liderlik, çalışanlara örnek olma, onları motive etme, güçlü iletişim gibi vasıflara ihtiyacı vardır. Çok ağır şartlarda çalışıp, neticesi geniş kapsamlı kararlar vermek zorunda kalırlar. Üstlerinde büyük sorumluluk taşırlar. Daha fazla maaşı hak ederler, ama bedelini de öderler.

Saydığım bu sebeplerden dolayı yöneticiliğe talip değilim. Ben bu işten anlamam. Ben bildiğim işi yapmayı yeğlerim. Programcıyken, yöneticiliğe soyunanlara da kazaları mübarek olsun derim.

Programcılar Yönetici Olmaya Zorlanıyor

Ömür boyu programcı olarak çalışmak isteyenler de yok değil. Nedendir bilmiyorum ama Türkiye’de „insan kırk yaşından sonra programcı olarak çalışmaz“ kanısı oluşmuş. Yaşlı programcılara kötü gözle bakıldığı bir toplum içinde yaşıyoruz. Hala bir baltaya sap olamamış ve programcılık yapıyor denilebiliyor. Aman allahım, inanılacak gibi değil!

Bu şartlar altında programcıların üzerinde yönetici olma doğrultusunda baskı oluşmuyor değil. Lakin bu baskıya karşı koyup, programcının programcı olarak yoluna devam etmesi şarttır. Programcının gönlünde yatan aslan bellidir. Programcılar kendi kariyer planlamalarını kendileri yapmalı, başkalarının buna müdahele etmesine karşı koymalıdırlar. Müdahele olduğunda buna baş kaldırıp, dik durmalı ve statükolarını korumalıdırlar. Yoksa sonuç bellidir: yaptığı işten memnun olmayan bir sürü eski programcı yönetici.

Bunun yanısıra birde firmalardaki kariyer yapma imkanlarına göz attığımızda, çoğu programcıya yönetici olmaktan başka seçenek kalmadığını görmekteyiz. Avrupa ve Amerika’da durum çok farklıdır. Büyük yazılım firmalarına baktığımızda, ömür boyu mühendis kalınabildiği, bu konuda uzmanlaşma imkanı veren kariyer patikalarının olduğunu görmekteyiz. Bunun bir örneğini IBM’in çalışanlarına sunduğu Distinguished Engineer olma imkanı teşkil etmektedir.

Programcılar Mutlu Değil

Programcılar ne yazık ki yaptıkları işten memnun ve mutlu değiller. Devamlı günü kurtarmaya çalışmak, verilen emeğe ilgi ve saygının olmaması, fazla mesai yapmaya zorlamalar programcının içindeki şevki kırabilir. Ama bir programcı yöneticiliğe upgrade yaptığında durum farklı mı olacaktır? Pek zannetmiyorum. Öyleyse gönül verdiğimiz işi yapacak şekilde ortam hazırlamaya bakalım.

Programcılar İşsiz Kalmaz

Programcılar şarap gibidir. Kendilerini geliştirmeleri, ustalaşmaları şartıyla yaşlandıkça kıymetlenirler. Yetkin bir programcının piyasada işsiz kalması imkansızdır. Herhangi bir işi yapan bir yöneticinin işsiz kalma ya da işten çıkarılma rizikosu yetkin bir programcıdan çok daha yüksektir. Yetkin bir programcıyı kolay kolay kimse işten çıkartamaz. Geliştirdiği uygulama hakkında o kadar çok bilgiye sahiptir ki yeri kolay kolay doldurulamaz. Yetkin programcılar piyasada freelancer olarak çalışıp, maaşlarının birkaç katı fazlasını kazanabilirler.

Bu kadar uzman progragramcının arandığı bir piyasada kim ne yapsın yöneticiliği. Programcılık güzel ve geleceği olan bir meslektir. Kıymetini bilelim.

EOF (End Of Fun)
Özcan Acar

Share/Bookmark

Kurumsal Java Yazılımı - Özcan Acar

unread,
May 31, 2012, 10:47:36 AM5/31/12
to kurumsaljava+...@googlegroups.com

Melek Programcılar ve Şeytan Yatırımcılar

Posted: 31 May 2012 02:42 AM PDT

Melek yatırımcıları (business angels) bilirsiniz; hani şu yeni kurulmuş firmalara (startup) yatırım yapan şahıslar. Melek programcıları bilir misiniz? Bunlara gelmeden önce şeytan yatırımcıları açıklamam gerekiyor. Melek yatırımcıların yanında bir de şeytan yatırımcılar (business devils) vardır. Bunlar da melek yatırımcılar gibi yatırım yaparlar, ama niyetleri iyi değildir. Maksatları bellidir; kısa zamanda firmayı satıp (exit), para yapmak. Bu uğurda yapmayacakları yoktur. Genelde dünyadan ve ticaretten haberi olmayan, belki üniversiteyi yeni bitirmiş, İnternet üzerinden uygulanabilecek iyi bir ticari fikre sahip bir veya birden fazla programcının kurduğu firmalardır kendilerine seçtikleri kurbanlar. Ben bu programcılara melek programcılar diyorum.

Geçenlerde Türkiye’de Formspring.com vari bir İnternet platformu kurmuş ve ufak miktarda yatırım almış iki gencimizin haberini okudum. İlk bakışta güzel bir gelişme olarak görünüyor; sevindirici. Ama yakından incelediğimizde durum gençler açısından içler acısı. Benim dikkatimi çeken iki nokta oldu: gençler sadece programcı; iş modelleri hakkında bir fikre sahip değiller, yani nasıl para kazanacaklarını bilmiyorlar. Şeytan yatırımcılar için bu arkadaşlar çantada keklik.

Bu girişimci arkadaşlara soruyorlar iş modeliniz nedir diye. Arkadaşlar platformu kurmuşlar, yatırımı da almışlar ama verdikleri cevap çok enteresan: „Şimdilik bu konuda bir çalışmamız yok; önce platformu büyütüp, gelişmelere göre çalışmalarımızı yönlendireceğiz“. What? Bu arkadaşlara bir çift çözüm var. Böyle bir saçmalık nerede görülmüş. Girişimci olmak için kolları sıvıyorsun, ama nasıl para kazanacağın hakkında fikrin yok. Böyle bir şey olabilir mi? İnanılacak gibi değil! Oluyormuş anlaşılan. Türkiye’deki genç girişimcilerin çoğu aynı durumda. Nasıl para kazanacaklarını bilmeden piyasaya atlayıp, şeytan yatırımcıların kurbanı oluyorlar.

Gelelim şeytan yatırımcılara. Böyle bir firmaya yatırım yapsa yapsa bir şeytan yatırımcı yapar. Neden? Öncelikle iki çaylağın ufak miktarda yatırım yaparak gözünü boyamak kolaydır. Mümkünse, yani bizim çaylakların çaylaklık oranı yüksekse yaptıkları yatırım ile firmanın yüzde altmışını ya da daha fazlasını ele geçirirler. Bunun karşılığında da elli, altmış bin Lira yatırım yaparlar. Ne oldu? Öncelikle firma elden gitti. Kurucu programcılara ne oldu? Bu arkadaşlar da kendi firmalarının çalışanı haline geldi. Şeytan yatırımcı bununla yetinir mi zannediyorsunuz. İki genci beleşe çalıştıracağı başka projeleri vardır mutlaka çekmecede. Arkadaşlar gıkını çıkaramadan başlarlar şeytan için çalışmaya. Şeytan için her şey mükemmeldir. Beleşe firma sahibi ve maaş bile vermeden çalıştırdığı programcıları vardır artık. Bizim çaylakların sonu malum.

Girişimcilik kötü bir şey değil, girişimci olmayın demiyorum. Ama hangi şartlarda ve hangi bedeli ödeyerek girişimci olunmalı, buna dikkat çekmek istiyorum. Programcılar ne yazık ki çok çabuk gaza gelip, şen şakrak bir arkadaş ortamında ortaya atılmış saçma sapan bir fikri İnternette gerçekleştirmek için kolları sıvıyabiliyorlar. Sonuçta bu işin maliyeti ne ki, iki satır kod ve kiralık bir sunucu. Ben bu işi beceririm diyor programcı kendi kendine. Ama çalışır bir platformu meydana getirmek kıranın sadece yarısı, bunun farkında değil. Bunun geliştirilmesi, pazarlanması, aylık sabit giderleri gibi birçok derdi var. Programcının bu sorunların altından tek başına kalkması mümkün değil. Çoğu programcı pazarlama işinden anlamadığı için böyle projelerin çoğu yarı yolda kalıyor. Verilen emeğe yazık! Bu arada birde paçayı bir şeytan yatırımcıya kaptırdıysalar işler da kötü demektir. Hulasai kelam bu işler kolay değildir. İki satır kod yazmayla girişimcilik olmaz.

Bana soracak olursanız içinde sadece programcıların olduğu bir girişim muvaffak olamaz. Mutlaka değişik kulvarlarda koşabilecek şahısların bir araya gelmesi gerekir. Örneğin bir programcı yazılım sistemini oluştururken, işletmeci diğer bir şahsın platformu pazarlama planı yapması lazımdır. Bunun yanında finansman konusunda üçüncü bir şahsın gider ve gelirleri dengede tutup, melek yatırımcılar ile bağlantı kurması ve yatırım oluşturmaya çalışması gerekir. Bir programcı tek başına bu işlerin üstesinden gelemez. İşin kötüsü yazılım sevdasından dolayı düşündüğü en iyi yazılım sistemini oluşturmaya çalışması ve zaman kaybetmesidir. Çoğu zaman teknik detaylarda kaybolup, hitap etmek istediği kitlenin gereksinimlerine cevap verecek bir çözüm oluşturamaz. Bir şeyleri becermek, çalışır hale getirmek ona çok daha fazla haz verir. Müşteri gereksinimleri arka plana düşer. Nasıl para kazanırım sorusuna “en kötü ihtimalle reklamdan para kazanırım” gibi absürt bir cevap verir. Reklam pastasının, pastayı yemeye çalışanlarla doğru orantıda büyümediğini iş işten geçtikten sonra anlar. Günaydın!

Şeytan yatırımcılara dikkat edin diyorum sadece; onlar insanın ruhunu satın almaya çalışırlar!

EOF (End Of Fun)
Özcan Acar

Share/Bookmark
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages