Sevgili okurlarım, Siz bakmayın yandaş medyanın çizdiği toz pembe tablolara.
AKP iktidarının politikaları her alanda hızla iflas ediyor. İktidar günü kurtarabilmek için hovarda bir mirasyedi gibi, Cumhuriyet’in 80 yıllık birikimlerini satıyor. Tüyü bitmemiş yetim hakkının bulunduğu millete ait varlıklar, AKP‘nin bir seçim daha kazanabilmesi uğruna, yok pahasına elden çıkarılıyor.
* * *
Yakın
geçmişte biri karşımıza geçip “gün
gelecek Türkiye, saman ithal etmek
zorunda kalacak!” demiş olsa “Hadi
oradan palavracı!” der, gülüp
geçerdik.
Ama ister inanın, ister
inanmayın, son 4 ayda 1.500 tona yakın saman
ithal ettik.
Meralar yapılaşmaya
açıldığında sıra, ot ithal etmeye
gelecek!
Müteahhitler beton
blokları “Evleriniz meranın içinde! Her
taraf yemyeşil ot” diyerek satışa
sunacak!
Samanın yanı sıra Çin’den
fasulye, kayısı ve kuru sarımsak,
İtalya’dan ıspanak ve elma, ABD’den
fındık ve badem, Güney Afrika’dan
satsuma mandalini, Şili’den
sofralık üzüm ve elma, İran’dan karpuz, kuru
kayısı ve lahana, Kosta Rika’dan kavun
ve İspanya’dan marul ithal
ediyoruz!..
İster inan, ister inanma
türünden Türkiye gerçekleri
bunlar.
İktidar Güney Afrika‘dan
mandalin alınmasına izin veriyor ama
Mersin‘deki üreticinin
narenciyeyi yola dökmesine
seyirci kalıyor!
İran‘dan karpuz,
Kosta Rika‘dan kavun getirtiyor ama
Trakya‘daki çiftçinin, binbir uğraşla
yetiştirdiği güzelim ürününü
tarlada bırakmasına çözüm
bulamıyor.
Yalaka ekonomi
uzmanları da ekranlara çıkıp, bu
tabloyla gurur duyuyor!
* * *
Zorda
olan sadece tarım mı?
Hayır. Diğer
sektörler de zor durumda.
Ha işleri
tıkırında olanlar yok mu?
Tabii ki
var!
Örneğin yolsuzluk yapanlar
durumdan çok memnunlar!
Dikkat ederseniz
uzun süredir medyada dikkat çekici bir
yolsuzluk haberi yer almıyor.
Peki bu
durum Türkiye‘de yolsuzlukların
azaldığını mı gösteriyor?
Keşke öyle
olsa!
Tam tersine, yolsuzlukları
araştıran uluslar arası kuruluşlar,
Türkiye’de yolsuzlukların
arttığını iddia ediyor.
Çünkü bu
kuruluşlar gerekli bilgileri bizim
yandaş, ya da suskun medyadan değil,
Türkiye’de iş yapan yabancılardan
alıyor.
Bizim medyanın iktidarı
kızdıracak konularda üç maymunu
oynadığı, yolsuzlukların üzerine
gidemediği artık tüm dünyaca
biliniyor.
Ama yabancılar
kendilerinden istenilen
rüşvetleri, bu kuruluşlara tek tek
anlatıyor.
* * *
Başbakan
Erdoğan her fırsatta “3Y” ile yani yolsuzluk,
yoksulluk ve yasaklarla mücadele
ettiklerini
söylüyor.
Meydanlarda böyle
konuşuyor ama TOKİ‘den sorumlu Çevre ve
Şehircilik Bakanı Erdoğan
Bayraktar, 55-60 milyon liralık yolsuzluk
yapıldığını kamuoyu önünde itiraf
edince, fırçayı basıyor!
“Niçin bunu
söyledin?” diyerek azarlıyor.
“Kol
kırılır, yen içinde kalır!” demeye
getiriyor.
Bu davranışıyla
kendisine oy verenlere bile “Bu ne
perhiz, bu ne lahana turşusu?” dedirtiyor.
Oysa
yolsuzluklarla mücadele eden bir
başbakanın ne yapması
gerekir?
Bakanından istifa
etmesini ister, etmezse görevden
alır!
Çağdaş demokrasilerde bunun
başka yolu yoktur.
Ama bizde skandalları
unutturacak çareler çoktur!
* * *
Gelelim
diğer “Y”lere…
Tüm veriler
yoksulluğun da, tıpkı yolsuzluklar gibi
giderek arttığını gösteriyor.
AKP
yasakçılıkta ise sınır
tanımıyor.
Yasaklayacak hiç bir şey
bulamazsa ilkokul çağındaki kız
öğrencilere kısa kollu gömlek
giymeyi yasaklıyor.
Böylece
yasakçılıkta ne kadar kararlı ve
başarılı olduğunu
kanıtlıyor!
Yolsuzluk, yoksulluk ve
yasak, AKP’nin “3Y”si haline
geliyor.