Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından hazırlanan ve kamuoyunda kadına yönelik şiddeti önleme yasası olarak bilinen “Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarısı’nın” son hali, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından geçen gün yayınlandı. Tasarının oluşturulma sürecinde pek çok kadın örgütü, emniyet ve patron örgütleri ile de görüşen Bakan Fatma Şahin, yeni bir çağrı yaparak, daha önce görüştüğü örgütleri 12 Ocak 2012 tarihinde, taslak üzerinde görüşmek üzere toplantıya çağırdı.
Ülkemizde kadına yönelik geliştirilen politikaları ve bu politikalara meşruluk sağlayan eylemleri kaygıyla izliyoruz.
Kadına yönelik şiddeti önleme konusunda “samimi” olan kurum ve kurum temsilcilerinin Bakanlığın çağrısına yanıt vermesi, Bakan Fatma Şahin’i ve bu alanda burjuva politikalarını daha da güçlendirmiştir. Fatma Şahin, kadın kimliğini zayıflatan, kadına yönelik şiddetin ve cinayetlerin artışına neden olan politikalara sahip, siyasi iktidarın bakanıdır. Şiddeti önleyecek herhangi bir adım atmasını beklemek, boş hayalcilikten öteye geçmeyecektir. Zaten en son düzenlenen toplantının hemen ardından, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Bakanlık bir protokol imzalamış ve kadının esaretini ve sömürüsünü derinleştirmek için kolları sıvamıştır. Muhafazakarlığın yükseldiği, her yaş ve cinsiyetten insan ilişkilerinin dini referanslarla sürekli hizaya sokulmaya çalışıldığı bir toplumsal yapının içine sürüklendiğimiz açıktır. Bakan Şahin, 17 yaşında bir çocuğun evlenebileceğini, doğum yapabileceğini ifade edebilmektedir.
Bakanlık, kadına yönelik şiddeti önlemek dahil, sözü edilen her siyasi gelişmeyi yeni rejimin kadın profilini yaratmaya hizmet edecek şekilde kullanmaktadır. Burjuva ideolojisinin ve muhafazakârlığın bir yansıması olarak, II. Cumhuriyet kadını “fedakâr anne, uysal eş, sigortasız ve güvencesiz işçi” olarak kodlamakta ve bunu toplumun her mekanizmasında sağlamlaştırmaya çalışmaktadır. Kadına yönelik planlı bir ideolojik manipülasyonun olduğu böylesi bir durumda, AKP’yle pazarlığa girilmesini reddediyor, yüzyıllardır verilen emekçi mücadelelerini hatırlatma ihtiyacı duyuyor ve AKP zihniyetiyle hesaplaşılması gerektiğini bir kez daha söylüyoruz.
Bugün,
II. Cumhuriyeti’in
kadınlara kazandırmaya çalıştığı yeni kimliği kabul
etmeyenlerin yapacağı
yegane eylem, bu anlayışla mücadele etmek, bu
kimliğin karşısında başka
bir kimlik oluşturmak ve kadınların kurtuluşunu
sağlayacak rejimi, sosyalizmi
kurmak üzere mücadele etmek olmalıdır. Hem AKP’nin
niyetini hem rejimin
niteliğini göz önünde bulundurarak, kadın ve feminist
örgütleri, söylemlerinde
hiçbir inandırıcılığı bulunmayan bu tasarının hazırlanma
sürecinde görüş bildirmemeye,
gerici olduğu
kadar piyasacı
politikalara sahip Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığı’nı protesto etmeye çağırıyoruz.