TARİHSEL SÜREÇTE TOPLUMSAL YAPI VE SANAT ETKİLEŞİMİ

104 views
Skip to first unread message

nursen gorsen

unread,
Jun 8, 2007, 2:59:01 PM6/8/07
to korsane...@googlegroups.com

 

 

TARİHSEL SÜREÇTE TOPLUMSAL YAPI VE SANAT ETKİLEŞİMİ

 

 Nurşen Görşen*

 

 

 

 

Toplumların uygarlık tarihi, sanatın da tarihidir. Sanat evrende insanın varoluşu ile başlar. İnsan, insancıl ilişkilerini sürdürdüğü ve bir şeyler yaratabilmek için toplum ile bağlarını koparmadığı sürece var olur. Bu bağlar çeşitlilik gösterir, örneğin;toplumun insandan beklediği veya bizim talip olduğumuz pek çok rolümüz vardır. Toplum içinde var olma şeklimiz, sahip olduğumuz rollerle, toplumla yaptığımız sözleşmelerle yakından ilişkilidir.   Dolayısıyla insanın toplumdan soyutlanmış  var oluşu düşünülemez. Sanat ta rolünü,  oluşum sürecindeki etkilenmelerini içinde yaşadığı toplumdan beslenerek belirler.  

 

 

Sanat çağlar boyunca çeşitli gereksinmeleri karşılamak zorunda kalmış, toplumun değişmesine koşut olarak sanatçının yönelimleri değişmiş, iyinin, doğrunun, güzelin yanında yararlılık olgusu sanatın işlevini oluşturmuştur.İnsanlığın geçirdiği çeşitli aşamalarda sanata yüklenen roller de değişik olmuştur. Sanat, bazen bir büyüleme aracı, bazen bir süs, bazen kalıcılığı sağlayan bir dil ya da dini, düşünceyi, bilimi, tekniği yayan bir iletişim aracı bazen de yalnızca bireysel   gereksinim olarak insanlık tarihinde varolmuştur. Sanatın, siyasetle, dinle ve bizim insan kaderimizde karşımıza çıkan bütün olaylarla  kaçınılmaz ilişkileri vardır. Fakat, uygarlık ya da kültür adını verdiğimiz   bütünleşme süreci içinde bir tepki biçimi olarak kendine göre farklılığı ve ağırlığı olan bir yapıdadır sanat.

İnsanlık tarihine  uzaktan göz attığımızda, kimi yüzyılda sanatın, kimi yüzyılda bilimin, kimi yüzyılda siyasanın, 'ideoloji'nin önem kazandığını,   egemenlik sürdürdüğünü görürüz. Yaratıcı davranış ve  ürünler-yapıtlar- toplumların gelişmesi ve çağdaşlaşması ile doğrudan ilişkilidir ve uygarlık ilerledikçe sanat daha ileri görevler üstlenir. Genelde sanatçıların, Büyük mutsuzluklardan ve yıkımlardan sonra, yorgun ve bitkin halklar soluk almaya başladıklarında doğdukları görülür.

 

 

 İnsanlık tarihini yüzyıllara göre değil de çağlara göre bölümlediğimizde kabaca, ilk Çağ, Orta Çağ, Yenidendoğuş/Uyanış (Rönesans) Çağı, Aydınlanma Çağı… gibi nitemler yakıştırırız. Kimi çağda duygu (yürek), kimi çağda us (kafa-akıl) ağır basar. Her çağın kendine göre karakteri, üslubu vardır ve sanat etkileşimiyle yarına kalır. Dünya sanat tarihine baktığımızda, ilkel insanın mağara resimleri yapmaya başlamasıyla plastik sanatların kendini gösterdiğini görülür. Giderek resimlerinde anlam yükünü arttıran insanoğlu toplumsal değişimleri ürünlerinde doğallığıyla veya bilinçli olarak yansıtmıştır. İlk insanlar Venüs yontularıyla 'Ana Tanrıça'yı (Her şeyi doğuranı) yüceltmişler ve ona kurbanlar adamışlardır. Ölüm korkusunu da hissederek – bilerek- insanoğlunun bu en eski korkusunu, sevecen bir ölüm kültürü içinde yenmek istemişlerdir: Mezar kültürü dinsel duyguların ilk belirtisidir. Yaşamla ölüm arasındaki sonsuz gelgite karşı duyulan saygının ilk ifadesidir. Bu ifadeleri yoğunlaştıran ilkel insan, yaşamını biçimleyen duygu ve düşüncelerini, doğa olaylarını, bu olaylar karşısındaki , korku, heyecan ve benzeri duyguları resim veya heykelciklere yansıtmıştır. Bu durum daha ilk çağlardan itibaren sanatın toplumda yaşayan bireylerinin yaşamlarını etkilediğini ve toplumun, sanatın olası içeriğini ve işlevini belirlediğini gösterir. Bu nedenle sanat ve tarihsel süreçlerdeki itici güçleri toplumsal alan dışında arayarak, bu süreçlerin aydınlatılmaya kalkışılması sonuçsuz kalmaktadır.

 

 

 

Sanat toplumsaldır, sanatsal kültürün gelişmesini sağlayan bütün kaynaklar toplumsal etkiden yola çıkar. Sanatın toplumsal konumda karakteri, sadece sanatta hangi fikirlerin ortaya konup toplum içinde yaygınlaşmış oluşuyla belli etmez kendini. Ortada konumsal ayrılıkların olması ya da olmaması ile toplumsal kesimler arasındaki ilişkiler, sanatsal yaratının estetiksel doğrultusunu   etkiler. İlkel toplum sanatında temelde yer alan bütün değişimlere rağmen, her aşamasında, (örneğin paleoletik çağda, neolitik çağda) ilkel toplum sanatı, kendi fikirsel-estetiksel eğilimini bir bütün halinde korumuştur. Bunun nedenini, ilkel toplumun aşiret anlayışı içinde yaşamasıyla ve   toplumsal kesimleri bünyesinde barındırmamasıyla açıklayabiliriz. O dönem, insanların yaşam tarzındaki başlıca farklar, cinsiyete ve yaşa bakıyordu ve aşiretin bütün üyelerinin varlığında -bilincinde yatan düşünsel ve inançsal yaşamlarında ortak görüşün olması , dolayısıyla sanatsal çabalardaki uyum   henüz bozulmamıştı. Toplumsal organizmanın, birbirinin karşısında yer alan  cephelere bölünüşüyle durum  değişti. O zamandan bu yana, uzlaşmaz toplumda sanat, farklı ve birbirine karşıt fiziksel-estetiksel eğilimlerle yerini aldı. Çünkü, farklı kesimlerin kendi toplumsal varlığı ve kendi toplumsal bilinci vardı. Ayrı bilinçler içinde, sanatta farklı yanlara çekildi. Dünyanın hiçbir zaman bu günkü kapitalist toplum biçimi kadar,   dağınık  yapıya sahip olmadığını göz önüne alırsak; estetik çalışmaların zayıf ve çelişkili halini açıklayabiliriz. İnsan artık biçimlere sempati duymayıp, daha çok Üsluplar karmaşası içinde hayat sürüyor. Bu estetik çürümenin   çözümlemesi yapıldığında; bunun üretim yöntemlerden kaynaklandığı ve  geliştiği anlaşılır. Yani bu tür yozlaşmaların serbest bir seçimle olmayıp, ekonomik ihtiyaçlar, üretim ve pazarlama düzeninin getirdiği kar tutkusuyla oluştuğu anlaşılır. Kültürel bütünlüğün çözülmesiyle ortaya çıkan bu durumun toplum yapısının dayanışma ve işbirliğinden gelen bir yapıdan çok yarışma ve rekabet hırsı üzerine kurulmuş olmasından kaynaklandığı görülür. Karşıt fikirsel ve estetiksel eğilimlere bir de içinde yaşadığımız yüzyılın üretim biçiminden kaynaklanan ilişkiler girince, etkileşerek sanat yaratılarındaki çelişki de artmış hatta estetiksel bir çöküşe gidiş başlamıştır.

 

 

 

Ayrıca, "daha çok üretim' isteğinden doğan ' 'hız' ın da 20 yy.ın, plastik sanatlarına yansıdığını gözlemleyebiliriz. Bu 'hız'a kendini kaptıran eserlere örnek olarak Amerikalı ressam Jackson Pollock'un yere serdiği beze, tüpten fışkırttığı renkleri büyük bir fırça ile hızla birbirine karıştırarak oluşturduğu resimleri gösterebiliriz. Sanat toplumsaldır. Çünkü, ihtiyaç duyulan günlük kullanım eşyalarının yapımını sağlayan teknik süreçlerden doğar. Toplumsaldır çünkü, kendine özgü bir doğanın mistik düşüncelerini anlatır. Bireysel yanıyla bile sanat toplumsaldır, çünkü sanatçı   duygu ve coşkularını yapıtlarında yansıtırken- kendini ifade ederken-; içinde yaşadığı ve kendini oluşturduğu toplumun önsel verilerini, birikimlerini, göstergelerini yansıtır. İnsanlık gelişiminin ilkel döneminde ortaya çıkan sanatın bu özellikleri, insanlık tarihi boyunca yaşanmıştır. İnsan, tarih öncesi kaosu içinde dünyaya bilinçsizliği, ürkekliği, yalnızlığı   ile gözünü açar, zamanla kabileleri ve toplumları biçimlendirir.Çeşitli üretim tarzlarının ekonomisini benimser, hayatını değiştiren  inanç, eğlence, aşk- nefret, savaş ve benzeri ruhsal süreçler içinde sülaleler kurar. Ulus ve uygarlıkları yaratır. Toplum ile koşullu bir dünya görüşü geliştirir.

 

 

 

Toplumsal kesimlerin evrimleşmeye yatkınlığı, birbirleriyle çatışan  kesimlerin birbirlerini etkileyebilmesi sonucu ortaya çıkan gelişme; daha önceki yönetici sınıfın biçim ve geleneğinin yeni oluşan toplumsal kesimlerin biçimini etkilemesi ile açıklanabilir. Bir toplumda ne kadar farklı kesim varsa, o kadar farklı kültür ve   o kadar da değişik üslup –çok seslilik- olacaktır. Örneğin; eski Yunanistan'da ve eski Roma'daki kölelerin kendi  duygularını, ruhunu , acı ve umutlarını doğrudan doğruya dile getirdikleri (şarkı ve dans biçimleriyle) bir köle sanatı oluşmuştu. Ama köleci toplumun sanatsal kültürdeki   doğrultusu  sınırlı olmuş ve kendi içinde kapalı kalmıştır. Egemen kesime hizmet eden sanat üzerinde  etkisi olmamıştır. Sanat ancak toplumun sanatsal kültür sistemi içinde fiilen var olabilir. Örneğin; çeşitli sanatsal düzenlemeleri içine alan ve yeni sanat yaratımcısı kuşakların yetiştirileceği yerler, tiyatro, film stüdyoları, yüksek okullar, akademiler, konservatuarlar ile sanatçı ile halkın alışverişte bulunduğu   yerler; konser salonları, müzeler, orkestralar v.b., sanatın incelendiği ve gelişme doğrultusunun programlandığı yerler; bilimsel araştırma kurumları,   Devlet Kurumları,  Bakanlıkları içinde sürdürür varlığını. Aynı zamanda, egemen kesimlerin de sanatçıyı sahiplendiği ve   yaratımlarını çok geniş ölçülerde maddi olarak ödüllendirdiği bir gerçektir.  egemen kesim, siyasal, hukuksal, dinsel ve ekonomik güdülenme yoluyla, sanatsal olarak kendinden başka türlü düşünenlere karşı kullanabileceği olanaklara sahiptir. Eğer sanata, sanatsal kültürün sosyolojik bağlamı içinde bakarsak egemen kesimlerin sanat ve toplumun tarihsel süreç   içindeki rollerinin ne denli büyük olduğunu ve sanatın ekonomiyle de koşullu olduğunu  görürüz.   Fakat bunu reddeden yazar ve düşünürler de vardır. "Estetik  ve Ana Sorunları........................................... devam edecek.

 

 

 



--
nursengorsen.forumup.com
www.gorseldil.egitimi.com
www.gorseldil.sergisi.com           ^^
www.nursence.somee.com                       ^^
|\^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^/]
|nursen...@gmail.com___[ ||'""|""\__,
| _____________ !!#######| !!!!|__|__|___] )
(@)¬(@)"""""****(@)¬(@)************(@)
*¤_(¯`°¤,_,ø*~~*ø,_,¤°`¯),_,¤*~~*ø,_,¤°`*ø,_,¤°`¯) http://groups.google.com.tr/group/sanatsal
http://cocukvegorseldili.azbuz.com/index.jsp
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~---------
Lütfen bir maili (forward) iletirken, size gönderen kişinin mail adresini ve eğer varsa altta birikmiş tüm mail adreslerini işaretleyip silin (Delete).Ayrıca, göndereceğiniz arkadaşlarınızın mail adreslerini To (kime) bölümüne değil, Bcc: (Gizli kopya)'ya yazarak adresleri görünmez olmasını sağlayın. Böylece size ve arkadaşlarınıza Virüslü maillerin gönderilmesini engellemiş ve mail adresi toplayan spam'cılara aracılık etmemiş olursunuz.

Özlem Sarı

unread,
Jun 8, 2007, 8:36:59 PM6/8/07
to korsane...@googlegroups.com

Bu kadar uzun yaz y copy paste ediyorsunuz. Üstelik bunun sadece
entel görünme çabas oldu unu dü ünüyorum. On kilometre
yaz n n anlam yok. K sa öz ve okunur yaz lar
bekliyoruz.

>From: "nursen gorsen" <nursen...@gmail.com>
>Reply-To: korsane...@googlegroups.com
>To: korsane...@googlegroups.com
>Subject: [korsanedebiyat] TARİHSEL SÃOEREÇTE TOPLUMSAL YAPI VE SANAT
>ETKİLEŞİMİ
>Date: Fri, 8 Jun 2007 21:59:01 +0300
>
>TARİHSEL SÃOEREÇTE TOPLUMSAL YAPI VE SANAT ETKİLEŞİMİ
>
>
>
> Nurşen Görşen*
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>Toplumların uygarlık tarihi, sanatın da tarihidir. Sanat evrende
>insanın
>varoluÅŸu ile baÅŸlar. İnsan, insancıl iliÅŸkilerini sÃ1/4 rdÃ1/4 rdÃ1/4ÄŸÃ1/4 ve
>bir ÅŸeyler
>yaratabilmek için toplum ile baÄŸlarını koparmadığı sÃ1/4 rece var olur.
>Bu
>bağlar çeşitlilik gösterir, örneğin;toplumun insandan beklediği veya
>bizim
>talip olduÄŸumuz pek çok rolÃ1/4 mÃ1/4 z vardır. Toplum içinde var olma
>ÅŸeklimiz,
>sahip olduğumuz rollerle, toplumla yaptığımız sözleşmelerle
>yakından
>ilişkilidir. Dolayısıyla insanın toplumdan soyutlanmış var oluşu
>dÃ1/4ÅŸÃ1/4 nÃ1/4 lemez. Sanat ta rolÃ1/4 nÃ1/4, oluÅŸum sÃ1/4 recindeki etkilenmelerini
>içinde
>yaşadığı toplumdan beslenerek belirler.
>
>
>
>
>
>Sanat çağlar boyunca çeşitli gereksinmeleri karşılamak zorunda
>kalmış,
>toplumun değişmesine koşut olarak sanatçının yönelimleri
>deÄŸiÅŸmiÅŸ, iyinin,
>doÄŸrunun, gÃ1/4 zelin yanında yararlılık olgusu sanatın iÅŸlevini
>oluşturmuştur.İnsanlığın geçirdiği çeşitli aşamalarda sanata
>yÃ1/4 klenen roller
>de deÄŸiÅŸik olmuÅŸtur. Sanat, bazen bir bÃ1/4 yÃ1/4 leme aracı, bazen bir sÃ1/4 s,
>bazen
>kalıcılığı saÄŸlayan bir dil ya da dini, dÃ1/4ÅŸÃ1/4 nceyi, bilimi,
>tekniÄŸi yayan bir
>iletişim aracı bazen de yalnızca bireysel gereksinim olarak insanlık
>tarihinde varolmuştur. Sanatın, siyasetle, dinle ve bizim insan
>kaderimizde
>karşımıza çıkan bÃ1/4 tÃ1/4 n olaylarla kaçınılmaz iliÅŸkileri vardır.
>Fakat,
>uygarlık ya da kÃ1/4 ltÃ1/4 r adını verdiÄŸimiz bÃ1/4 tÃ1/4 nleÅŸme sÃ1/4 reci içinde
>bir tepki
>biçimi olarak kendine göre farklılığı ve ağırlığı olan bir
>yapıdadır sanat.
>
>İnsanlık tarihine uzaktan göz attığımızda, kimi yÃ1/4 zyılda
>sanatın, kimi
>yÃ1/4 zyılda bilimin, kimi yÃ1/4 zyılda siyasanın, 'ideoloji'nin önem
>kazandığını, egemenlik
>sÃ1/4 rdÃ1/4 rdÃ1/4ÄŸÃ1/4 nÃ1/4 görÃ1/4 rÃ1/4 z. Yaratıcı davranış ve
>Ã1/4 rÃ1/4 nler-yapıtlar- toplumların
>gelişmesi ve çağdaşlaşması ile doğrudan ilişkilidir ve uygarlık
>ilerledikçe
>sanat daha ileri görevler Ã1/4 stlenir. Genelde sanatçıların, BÃ1/4 yÃ1/4 k
>mutsuzluklardan ve yıkımlardan sonra, yorgun ve bitkin halklar soluk
>almaya
>baÅŸladıklarında doÄŸdukları görÃ1/4 lÃ1/4 r.
>
>
>
>
>
> İnsanlık tarihini yÃ1/4 zyıllara göre deÄŸil de çaÄŸlara göre
>bölÃ1/4 mlediÄŸimizde
>kabaca, ilk Çağ, Orta Çağ, Yenidendoğuş/Uyanış (Rönesans) Çağı,
>Aydınlanma
>Çağı... gibi nitemler yakıştırırız. Kimi çaÄŸda duygu (yÃ1/4 rek),
>kimi çağda us
>(kafa-akıl) ağır basar. Her çağın kendine göre karakteri, Ã1/4 slubu
>vardır ve
>sanat etkileÅŸimiyle yarına kalır. DÃ1/4 nya sanat tarihine
>baktığımızda, ilkel
>insanın mağara resimleri yapmaya başlamasıyla plastik sanatların
>kendini
>gösterdiÄŸini görÃ1/4 lÃ1/4 r. Giderek resimlerinde anlam yÃ1/4 kÃ1/4 nÃ1/4 arttıran
>insanoÄŸlu
>toplumsal deÄŸiÅŸimleri Ã1/4 rÃ1/4 nlerinde doÄŸallığıyla veya bilinçli
>olarak
>yansıtmıştır. İlk insanlar VenÃ1/4 s yontularıyla 'Ana Tanrıça'yı
>(Her ÅŸeyi
>doÄŸuranı) yÃ1/4 celtmiÅŸler ve ona kurbanlar adamışlardır. Ã-lÃ1/4 m
>korkusunu da
>hissederek - bilerek- insanoÄŸlunun bu en eski korkusunu, sevecen bir
>ölÃ1/4 m
>kÃ1/4 ltÃ1/4 rÃ1/4 içinde yenmek istemiÅŸlerdir: Mezar kÃ1/4 ltÃ1/4 rÃ1/4 dinsel
>duyguların ilk
>belirtisidir. YaÅŸamla ölÃ1/4 m arasındaki sonsuz gelgite karşı duyulan
>saygının
>ilk ifadesidir. Bu ifadeleri yoğunlaştıran ilkel insan, yaşamını
>biçimleyen
>duygu ve dÃ1/4ÅŸÃ1/4 ncelerini, doÄŸa olaylarını, bu olaylar karşısındaki ,
>korku,
>heyecan ve benzeri duyguları resim veya heykelciklere yansıtmıştır. Bu
>durum
>daha ilk çağlardan itibaren sanatın toplumda yaşayan bireylerinin
>yaşamlarını etkilediğini ve toplumun, sanatın olası içeriğini ve
>iÅŸlevini
>belirlediÄŸini gösterir. Bu nedenle sanat ve tarihsel sÃ1/4 reçlerdeki itici
>gÃ1/4çleri toplumsal alan dışında arayarak, bu sÃ1/4 reçlerin
>aydınlatılmaya
>kalkışılması sonuçsuz kalmaktadır.
>
>
>
>
>
>
>
>Sanat toplumsaldır, sanatsal kÃ1/4 ltÃ1/4 rÃ1/4 n geliÅŸmesini saÄŸlayan bÃ1/4 tÃ1/4 n
>kaynaklar
>toplumsal etkiden yola çıkar. Sanatın toplumsal konumda karakteri,
>sadece
>sanatta hangi fikirlerin ortaya konup toplum içinde yaygınlaşmış
>oluÅŸuyla
>belli etmez kendini. Ortada konumsal ayrılıkların olması ya da
>olmaması ile
>toplumsal kesimler arasındaki ilişkiler, sanatsal yaratının estetiksel
>doÄŸrultusunu etkiler. İlkel toplum sanatında temelde yer alan bÃ1/4 tÃ1/4 n
>değişimlere rağmen, her aşamasında, (örneğin paleoletik çağda,
>neolitik
>çağda) ilkel toplum sanatı, kendi fikirsel-estetiksel eğilimini bir
>bÃ1/4 tÃ1/4 n
>halinde korumuştur. Bunun nedenini, ilkel toplumun aşiret anlayışı
>içinde
>yaÅŸamasıyla ve toplumsal kesimleri bÃ1/4 nyesinde barındırmamasıyla
>açıklayabiliriz. O dönem, insanların yaşam tarzındaki başlıca
>farklar,
>cinsiyete ve yaÅŸa bakıyordu ve aÅŸiretin bÃ1/4 tÃ1/4 n Ã1/4 yelerinin
>varlığında
>-bilincinde yatan dÃ1/4ÅŸÃ1/4 nsel ve inançsal yaÅŸamlarında ortak görÃ1/4ÅŸÃ1/4 n
>olması ,
>dolayısıyla sanatsal çabalardaki uyum henÃ1/4 z bozulmamıştı. Toplumsal
>organizmanın, birbirinin karşısında yer alan cephelere
>bölÃ1/4 nÃ1/4ÅŸÃ1/4 yle
>durum deÄŸiÅŸti.
>O zamandan bu yana, uzlaşmaz toplumda sanat, farklı ve birbirine karşıt
>fiziksel-estetiksel eÄŸilimlerle yerini aldı. ÇÃ1/4 nkÃ1/4, farklı kesimlerin
>kendi
>toplumsal varlığı ve kendi toplumsal bilinci vardı. Ayrı bilinçler
>içinde,
>sanatta farklı yanlara çekildi. DÃ1/4 nyanın hiçbir zaman bu gÃ1/4 nkÃ1/4
>kapitalist
>toplum biçimi kadar, dağınık yapıya sahip olmadığını göz
>önÃ1/4 ne alırsak;
>estetik çalışmaların zayıf ve çelişkili halini açıklayabiliriz.
>İnsan artık
>biçimlere sempati duymayıp, daha çok ÃOEsluplar karmaÅŸası içinde hayat
>sÃ1/4 rÃ1/4 yor. Bu estetik çÃ1/4 rÃ1/4 menin çözÃ1/4 mlemesi yapıldığında; bunun
>Ã1/4 retim
>yöntemlerden kaynaklandığı ve geliÅŸtiÄŸi anlaşılır. Yani bu tÃ1/4 r
>yozlaşmaların serbest bir seçimle olmayıp, ekonomik ihtiyaçlar,
>Ã1/4 retim ve
>pazarlama dÃ1/4 zeninin getirdiÄŸi kar tutkusuyla oluÅŸtuÄŸu anlaşılır.
>KÃ1/4 ltÃ1/4 rel
>bÃ1/4 tÃ1/4 nlÃ1/4ÄŸÃ1/4 n çözÃ1/4 lmesiyle ortaya çıkan bu durumun toplum
>yapısının dayanışma
>ve işbirliğinden gelen bir yapıdan çok yarışma ve rekabet hırsı
>Ã1/4 zerine
>kurulmuÅŸ olmasından kaynaklandığı görÃ1/4 lÃ1/4 r. Karşıt fikirsel ve
>estetiksel
>eÄŸilimlere bir de içinde yaÅŸadığımız yÃ1/4 zyılın Ã1/4 retim biçiminden
>kaynaklanan
>ilişkiler girince, etkileşerek sanat yaratılarındaki çelişki de
>artmış hatta
>estetiksel bir çökÃ1/4ÅŸe gidiÅŸ baÅŸlamıştır.
>
>
>
>
>
>
>
>Ayrıca, "daha çok Ã1/4 retim' isteÄŸinden doÄŸan ' 'hız' ın da 20 yy.ın,
>plastik
>sanatlarına yansıdığını gözlemleyebiliriz. Bu 'hız'a kendini
>kaptıran
>eserlere örnek olarak Amerikalı ressam Jackson Pollock'un yere serdiği
>beze,
>tÃ1/4 pten fışkırttığı renkleri bÃ1/4 yÃ1/4 k bir fırça ile hızla birbirine
>karıştırarak
>oluÅŸturduÄŸu resimleri gösterebiliriz. Sanat toplumsaldır. ÇÃ1/4 nkÃ1/4,
>ihtiyaç
>duyulan gÃ1/4 nlÃ1/4 k kullanım eÅŸyalarının yapımını saÄŸlayan teknik
>sÃ1/4 reçlerden
>doÄŸar. Toplumsaldır çÃ1/4 nkÃ1/4, kendine özgÃ1/4 bir doÄŸanın mistik
>dÃ1/4ÅŸÃ1/4 ncelerini
>anlatır. Bireysel yanıyla bile sanat toplumsaldır, çÃ1/4 nkÃ1/4 sanatçı
>duygu ve
>coşkularını yapıtlarında yansıtırken- kendini ifade ederken-;
>içinde
>yaşadığı ve kendini oluşturduğu toplumun önsel verilerini,
>birikimlerini,
>göstergelerini yansıtır. İnsanlık gelişiminin ilkel döneminde ortaya
>çıkan
>sanatın bu özellikleri, insanlık tarihi boyunca yaşanmıştır. İnsan,
>tarih
>öncesi kaosu içinde dÃ1/4 nyaya bilinçsizliÄŸi, Ã1/4 rkekliÄŸi, yalnızlığı
> ile gözÃ1/4 nÃ1/4
>açar, zamanla kabileleri ve toplumları biçimlendirir.ÇeÅŸitli Ã1/4 retim
>tarzlarının ekonomisini benimser, hayatını değiştiren inanç,
>eÄŸlence, aÅŸk-
>nefret, savaÅŸ ve benzeri ruhsal sÃ1/4 reçler içinde sÃ1/4 laleler kurar. Ulus
>ve
>uygarlıkları yaratır. Toplum ile koÅŸullu bir dÃ1/4 nya görÃ1/4ÅŸÃ1/4
>geliÅŸtirir.
>
>
>
>
>
>
>
>Toplumsal kesimlerin evrimleşmeye yatkınlığı, birbirleriyle çatışan
> kesimlerin
>birbirlerini etkileyebilmesi sonucu ortaya çıkan gelişme; daha önceki
>yönetici sınıfın biçim ve geleneğinin yeni oluşan toplumsal
>kesimlerin
>biçimini etkilemesi ile açıklanabilir. Bir toplumda ne kadar farklı
>kesim
>varsa, o kadar farklı kÃ1/4 ltÃ1/4 r ve o kadar da deÄŸiÅŸik Ã1/4 slup -çok
>seslilik-
>olacaktır. Ã-rneÄŸin; eski Yunanistan'da ve eski Roma'daki kölelerin
>kendi duygularını,
>ruhunu , acı ve umutlarını doğrudan doğruya dile getirdikleri (şarkı
>ve dans
>biçimleriyle) bir köle sanatı oluşmuştu. Ama köleci toplumun sanatsal
>kÃ1/4 ltÃ1/4 rdeki doÄŸrultusu sınırlı olmuÅŸ ve kendi içinde kapalı
>kalmıştır.
>Egemen kesime hizmet eden sanat Ã1/4 zerinde etkisi olmamıştır. Sanat
>ancak
>toplumun sanatsal kÃ1/4 ltÃ1/4 r sistemi içinde fiilen var olabilir. Ã-rneÄŸin;
>çeÅŸitli sanatsal dÃ1/4 zenlemeleri içine alan ve yeni sanat yaratımcısı
>kuÅŸakların yetiÅŸtirileceÄŸi yerler, tiyatro, film stÃ1/4 dyoları, yÃ1/4 ksek
>okullar,
>akademiler, konservatuarlar ile sanatçı ile halkın alışverişte
>bulunduÄŸu yerler;
>konser salonları, mÃ1/4 zeler, orkestralar v.b., sanatın incelendiÄŸi ve
>geliÅŸme
>doğrultusunun programlandığı yerler; bilimsel araştırma kurumları,
>Devlet
>Kurumları, Bakanlıkları içinde sÃ1/4 rdÃ1/4 rÃ1/4 r varlığını. Aynı
>zamanda, egemen
>kesimlerin de sanatçıyı sahiplendiği ve yaratımlarını çok geniş
>ölçÃ1/4 lerde
>maddi olarak ödÃ1/4 llendirdiÄŸi bir gerçektir. egemen kesim, siyasal,
>hukuksal,
>dinsel ve ekonomik gÃ1/4 dÃ1/4 lenme yoluyla, sanatsal olarak kendinden baÅŸka
>tÃ1/4 rlÃ1/4
>dÃ1/4ÅŸÃ1/4 nenlere karşı kullanabileceÄŸi olanaklara sahiptir. EÄŸer sanata,
>sanatsal
>kÃ1/4 ltÃ1/4 rÃ1/4 n sosyolojik baÄŸlamı içinde bakarsak egemen kesimlerin sanat
>ve
>toplumun tarihsel sÃ1/4 reç içindeki rollerinin ne denli bÃ1/4 yÃ1/4 k olduÄŸunu
>ve
>sanatın ekonomiyle de koÅŸullu olduÄŸunu görÃ1/4 rÃ1/4 z. Fakat bunu reddeden
>yazar
>ve dÃ1/4ÅŸÃ1/4 nÃ1/4 rler de vardır. "Estetik ve Ana
>Sorunları........................................... devam edecek.


>
>
>
>
>
>
>
>
>
>--
>nursengorsen.forumup.com
>www.gorseldil.egitimi.com
>www.gorseldil.sergisi.com ^^
>www.nursence.somee.com ^^
>|\^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^/]
>|nursen...@gmail.com___[ ||'""|""\__,
>| _____________ !!#######| !!!!|__|__|___] )

>(@)¬(@)"""""****(@)¬(@)************(@)
>*¤_(¯`°¤,_,ø*~~*ø,_,¤°`¯),_,¤*~~*ø,_,¤°`*ø,_,¤°`¯)
>http://groups.google.com.tr/group/sanatsal
>http://cocukvegorseldili.azbuz.com/index.jsp
>>

_________________________________________________________________
MSN fark yla 7 Temmuz'da Live Earth konserine ba lan n!
http://liveearthsos.msn.com/Hub.aspx?mkt=tr-tr

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages