|
İstinye, Sarıyer sahil şeridinde yer alan çok eski bir yerleşim bölgesi olup; Emirgan, Yeniköy, Reşitpaşa, Daruşşafaka, Ferahevler, Derbent ve Poligon mahallelerinden sınır alır.
İstinye Taksim'e 12, Eminönü'ne ise 14 km uzaklıktadır.
İstinye'nin antik çağdaki ismi Leosthenion'dur. Ancak yine aynı dönemde Lasthenes ve Sosthenion adlarıyla da anılmaktaydı. Helen dilindeki adı ise Sosthenion idi. Bu ad saos/sos (güvenli) ve Sthenion (Sthenia'nm, yani güçlünün yeri, Athena'nın yeri) sözcüklerinden türetilmiş olup, "Güçlü tanrıça Athena'nın güvenli limanı, güvenli koyu" anlamındadır. Buradan da anlaşıldığına göre İstinye ismini; güvenli koyu/ güvenli limanından almaktadır.
İstinye'de antik çağda bir adak yeri vardı. Buradaki adak yerini Argaunotların, Bebrik Kralı Amykos'u yenmelerine karşı saygı ve zafer ifadesi olarak inşa etmişlerdi. Bu adak yerini, yani tapınağı Arganuotların kaptanı İasson yaptırmıştı. İstinye Argaunotlar döneminde çok seçkin bir yerdi. Bizans döneminde İstinye'nin adı Stenos oldu. Yine aynı dönemde Stenia ismini aldı. Eski dönem isimlerinden Stenia'ya uyarlanan en yakın isim İstinye olduğu için bu isim benimsenmiş olmalıdır. Bir başka söylenceye göre bu semtte Eskiye adında bir din adamının yaşadığı ve burada bir tapınak yaptırdığı için semtin adı İstinye olmuştur.
Argaunotların yaptırdıkları adak yerini (tapınağı), Bizans Kralı Kostantin jvlikhail, kendi adına kiliseye çevirdi. Daha sonraları ise Makedonyalı "Basil" onardı. O dönemde İstinye'de "Romanos" adlı imparatorluk sarayı vardı. Bu saray 921 de Tuna kıyısından gelen Bulgarlar tarafından yıkıldı.
Bizanslar döneminde bir münzevi olan Daniel otuz üç yıl bir sütunun üzerinde oturmuş, yaz kış gelen ziyaretçilere bıkmadan, usanmadan vaaz ederek sütunun üzerinde kalmayı sürdürmüştür.
İstinye Koyu derin ve korunaklı olduğu için Bizans döneminden beri iskân edilmeye başlanmıştır. Hemen her dönemde Karadeniz'den gelen donanmalar İstinye Koyunda demirlemişlerdir. Megaralılar, Argaunotlar, Bebrikler, Gotlar, Cenevizliler ve Bizanslılar İstinye Koyunu kullanmışlardır. Zaman zaman İstanbul'un Karadeniz'e yakın Boğaziçi köylerine baskın yapan Don Kazaklarının da uğrak yeri olmuştur. Osmanlılar döneminde de aynı şekilde üs olarak kullanılan İstinye Koyu, aynı zamanda tersane ve kalafat yeri olarak da kullanılmıştır.
İstinye 16. yy.dan sonra gelişmeye başladı. Köy tersane ve kalafat yeri olarak iş yeri havasına girerken Neslişah Sultan da semtin gelişmesi için buradaki mevcut yerleşmeye bir mahalle kurarak ve bir mescit yaptırarak (1547) önayak oldu.
Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde İstinye ile ilgili olarak şöyle yazar: "Bin parça gemi alır büyük limanı vardır. Han ve medrese yoktur. Bağ ve bahçesi çoktur. Ahalisinin fukaraları bahçıvan ve balıkçıdır. Kasaba körfez dâhilinde olduğundan havası o kadar iyi değildir. Liman Burnu'nda bir misafirhanesi vardır; limanı rüzgârdan emindir."
18. yy.da İstinye'de sahil boyunca yerleşme başlar ve yalılar, konaklar sahil boyu yer alır. Mahalle tarihi eser bakımından zengin yerleşim bölgelerinden biridir. Tarih boyunca uygarlıklara kucak açan İstinye pek çok kez Bulgarlar, Hunlar, Kazaklar ve Rusların baskınına uğramış ve tahrip edilmiştir.
İstinye'deki tarihi eserlerden biri Neslişah Sultan Camii'dir. İstinye'de Değirmen Sokakta olan cami II. Beyazıt'ın torunu Neslişah Sultan tarafından 1540 yılında yaptırıldı. Cami yol çalışmaları nedeniyle 1957 yılında yıktırıldı. Arsasının bir kısmı yola verilmesine karşın, diğer kısmı üzerinde aynı adı taşıyan bir cami yapıldı.
Kürkçübaşı Mescidi Çayır Sokaktadır. Padişahın Kürkçübaşısı tarafından 17. yy başlarında yaptırılmıştır. Yapım tarihi bilinmeyen bu mescit yangın sonucu tahrip olduktan sonra yeniden inşa edildi. Onarımlar sonucunda mescidin tarihi özelliği büyük oranda kayboldu.
Mahmut Çavuş Mescidi İstinye Devlet Hastanesine yakın bir yerde ve ana cadde üzerindedir. Mahmut Çavuş isimli bir kişi tarafından yaptırılmış olup, inşa tarihi bilinmemektedir. Zamanla harap olan cami 1974 yılında yeniden inşa edildi. Son kez 2004 de büyük onarım gördü. Ahşap olan bu cami 1930'lu yıllarda 3 sınıflı okul olarak da kullanıldı. İstinye'nin Koru yerleşim bölgesinde Boğaziçi Camii var. Bu camiin de tarihi özelliği yok. İstinye'de Kaplıcalar Mevkiinde de bir cami bulunmaktadır. Ayrıca İstinye çarşısı üzerinde ve İstinye İtfaiye binaları müştemilatı içinde bir de İtfaiye Mescidi var.
İstinye Hamamı, Neslişah Sultan Camii karşısında İstinye Hamamı Sokağı ile İstinye Değinileni Sokağının birleştiği yerdedir. Hamam 1460 yılında Gazi Semiz Ali Paşa tarafından yapılmış ve vakfedilmiştir. Aslında aynı yerde iki hamam yapılmış ancak biri yıktırılmıştır. Halk arasında hamama Neslişah Sultan Hamamı da denilmektedir. İstinye hamamına dilencilerin fazla ilgi göstermesi nedeniyle "Dilenciler Hamamı" da deniliyordu.
Bizans İmparatoru Büyük Kostantin I. (324-337) "Baş Melek" Arhistratigos Mihail'in anısına şimdiki mevcut kiliseyi (iki melek) Taksiarhon Mihail ve Gavril Kilisesini yaptırdı. Bugünkü kilise 1820 yılında Rus gemiciler tarafından yeniden inşa edilmeye başlanmış, 1938 yılında ancak tamamlanabilmiştir. Fener Patrikhanesine bağlıdır.
Mahallede bir adet Müslüman Mezarlığı bulunmaktadır. Azınlıklara ait mezarlık ise yoktur. İstinye'deki çeşmelerin en eskisi Ahmet Şemsettin Efendi Çeşmesi'dir. Çeşme, İstinye meydanındaki küçük parkın içinde olup 1767 yılında Ahmet Şemsettin Efendi tarafından yaptırılmıştır. Çeşmenin suyolları 1926 yılında İslamiyet'i kabul eden ve Trandil Şem-i Nur Hanım adını alan bir hanım tarafından onarılmıştır.
Abdülhamid Han (I) Çeşmesi İstinye Cami Sokakta Neslişah Sultan Camii'nin avlu kapısı bitişiğinde olup 1782 yılında, yıkılıp giden Mahmut Han (II) Çeşmesi de 1834 yılında yaptırılmıştır. İstinye sahil yolunda ve Toprak ailesine ait bahçe duvarına bitişik olarak yaptırılan Rizeli Hacı Bayram Kaptan Çeşmesi (1900) duvar çeşmesi hüviyetinde olup tarihi çeşmelerdendir.
Mimari yapısı ile dikkat çeken İskele Çeşmesi ise 1908 yılında yaptırılmış olup, vapur iskelesi karşısındadır. Bu çeşmeyi kimin yaptırdığı bilinmemektedir.
İstinye, tarihi eser özelliğini taşıyan bina bakımından zengindir. Bilhassa 19
yy.da yapılan Faik Bey Yalısı harika mimarisi ile dikkat çeker. Bina bilahare sahip değiştirdiğinden Pakize Hanım Yalısı olarak anılmaya başlamıştır. Recaizade (Hancıoğlu) Yalısı İstinye vapur iskelesi yanındadır, Yalı 19. yy.'ııı ikinci yarısında yapılmıştır. Zamanla harap olan yalı 1970'li yıllarda yıkılmış 1985 yılında yeniden inşa edilmiştir.
Yeniköy'den İstinye'ye girişte sağ tarafta ve tam köşedeki Beyaz Yalı isimli yalı da İstinye'nin göz okşayan tarihi eserlerindendir. Bu binayı geçtikten sonra hastanelere varmadan sağ taraftaki harap tarihi eser binalar ile büyük bahçe içindeki Toprak ailesine ait köşk ve müştemilatı dikkat çeker. İstinye deresinin ve halı sahanın yanındaki tarihi İbrahim Efendi Köşkü de harap haldedir. İstinye'de Sokak aralarında pek çok sayıda tarihi ahşap bina var. Bir kısmı restore edilmiş, bir kısmı harap haldedir.
İstinye Emirgan yolu üzerinde ve deniz tarafındaki Müşir (Deli) Fuat Paşa Yalısı (835-1931) da tarihi eser yapılardandır. Yalı 19. yy.ın ikinci yarısında yapılmış olup ilk sahibi Billûrî Mehmet Efendidir. Sonra sırası ile İran Sefiri Muhsin Han, Hicaz Kralı Şurayı Devlet Azalarından Şerif Hüseyin Bey yalınını sahibi olmuşlardır. Son sahibi ise Müşir (Deli) Fuat Paşadır. Müşir Deli Fuat Paşa, başarılı bir asker ve devlet adamı olması, bildiklerini ve düşüncelerini çekinmeden ve dürüst olarak söylemesi nedeniyle kendisine "Deli" lakabı takılmıştır. Yalı da son sahibinin ismi ile anılır. Yalı bilahare Deniz Yollan İdaresine satıldı. 1991 yılında tersane alanı boşaltıldıktan sonra onarıma alındı. Nihayet 1999 yılında Karadeniz Ekonomik işbirliği D8 Uluslararası Sekretaryası, Dışişleri Bakanlığının Türkiye Temsilciliğinin kullanımına verildi.
Yeniköy tarafından İstinye'ye girişte Kaşkar Çay Bahçesi ve Han Restaurant'ın yanındaki çınar ağacı İstinye'nin anıt ağaçlarındandır.
İstinye'nin yerli halkı Bizans dönemine kadar Hıristiyan Rum ve diğer azınlıklardan oluşuyordu. Ancak 1877 Rus Harbi (93 Harbi) göçleri, Balkan Harbi (1912) göçleri ve Rize'nin Ruslar tarafından işgali nedeni ile İstinye en çok göç alan yerleşim bölgelerinden biri oldu. Yirmi otuz yıl öncesine kadar İstinye halkının büyük çoğunluğunu Rize, Ardeşen, Pazar, Fındıklı, Hopa ve Artvinliler oluşturuyordu. Balkanlardan gelenler de az değildi. Bu yöre toplulukları yine İstinye'de ikamet etmektedirler ve İstinye'nin yerli halkını oluşturmaktadırlar. Ne var ki son yıllardaki yapılaşma, siteleşme ve yeni yerleşim alanlarının meydana gelmesi nedeniyle nüfusta çok büyük artış oldu.
İstinye denince akla; koyu, tersanesi, kalafat yerleri, balıkçılığı, taş ve kireç ocakları, toprağının çok elverişli olması nedeniyle bahçecilik gelir.
İstinye'de Rumlar ile Türkler iç içe yaşar gibi karışık değillerdi. Rumlar deniz kıyısını tercih ederken, Türkler daha çok iç kısımlarda yaşıyorlardı.
Denizi ve koyu ile dikkat çeken İstinye'de ilk deniz hamamı (Plaj) 5.10.1877 tarihinde Vilayet-i Belediye Kanunu gereğince, halkın açıktan denize girmemeleri için 1878 yılında açıldı. Bu deniz hamamı çok uzun yıllar kullanıldı. Günümüzde İstinye'de plaj yoktur.
İstinye'nin bağ ve bahçelerinde yetişen bostanlar, sebzeler, meyveler ve bilhassa Osmanlı Çileği ünlüdür. Günümüzde az da olsa Osmanlı Çileği yetiştirilmektedir.
İstinye Koyunda yıllarca kefal, levrek, istavrit gibi balıklar avlandı. Günümüzde koyda kirlilik nedeniyle balık avı yapılamamaktadır. İstinye denilince akla tersane gelirdi. Büyük bir iş merkezi olan tersane yüzlerce işçi barındırıyor ve İstinye ile özdeşleşiyordu. "Küçük Haliç" olarak bilinen İstinye koyu, Osmanlılar döneminde Kaptan-ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın isteği ve ısrarı ile tersane ve kalafat yeri olarak kullanılmıştır.
İstinye Koyunda modern bir tersane yapılması için ilk adım 1856 yılında atılmış ve Zaptiye Müşiri (Deli) Fuat Paşa'nın bu bölgedeki arazisi üzerine ticaret gemileri için bakım onarım ve gemi inşa tersanesi yapılması ruhsatı verilmiştir. Tersane yapımına 1909 yılında İtalyanlar talip olmuş fakat Trablusgarp Savaşı nedeni ile çalışmalar yarım kalmıştır. 1911-1912 yıllarında Fransız Şirketi tersane yapım işini üstlendi ve "Boğaziçi İstinye Havuz ve Destgahları Anonim Şirketi" olan bir tersane kurdular. Tersane 1912 yılında hizmete girdi. 1918 yılında Mondros Mütarekesi'nden sonra İngilizler tarafından tersane işgal edildi ise de Fransızlar tersane üzerinde hâkimiyet kurmuş ve 1928 yılına kadar çalıştırmışlardır. 1928 yılında Tersane devlet tarafından satın alındı önce Denizbank'a sonra Deniz İşletmelerine, 1944'de de Devlet Deniz Yollan ve Limanları Umum Müdürlüğüne bağlandı.
İstinye tersanesinde üç havuz vardı. Biri 137,15 m uzunluğunda ve 21,3 m genişliğinde, ikincisi 67.32 m uzunluğunda 29,4 m genişliğinde, üçüncüsü de 152,1 m uzunluğunda ve 29,4 m genişliğinde idi. İkinci ve üçüncü havuzlar birleştirilerek
192.5 m uzunluğunda büyük bir havuz elde ediliyordu.
Bostancı (1956), Caddebostan (1956), Çengelköy(1962), Suadiye (1964), Şehit Temel Şimşir (1977), Aydın Güler (1981), Büyükdere (1988), Rumelifeneri (1988), Kızıltoprak (1988) yolcu gemileri ile Celal Atik (1988) ve Hamit Kaplan (1988) tarak gemileri İstinye tersanesinde inşa edilmişlerdir.
Uzun yıllar Türk ve dünya denizciliğine hizmet eden tersane Boğaziçi yasasının 12. maddesi gereğince 26.08.199l'de kapatılmış ve alan Turizm merkezi ilan edilmiştir. Tersane de İzmir'deki Alaybey Tersanesine nakledilmiştir. Boşaltılan alan turizm ve eğlence merkezi olarak kullanılmakta, sosyal ve kültürel etkinlikler bu alanda yapılmaktadır. Bu geniş alan üzerinde ve Tokmakburnu tarafında İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi var. Boğaz geçişleri bu merkezden yönetiliyor.
İstinye, ilçenin sanayi bölgesidir. İstinye'nin iç kısımlarında taş ve kireç ocakları vardı. Bunlar terk edildikten sonra buralarda inşaatlar yapıldı. İstinye'nin iç kısımlarında Kavel Kablo Fabrikası, Türkay Endüstri ve Tic.
A.Ş. (Türkay Kibrit fabrikası), Beldeyama, Beldesan, Termo Teknik Fabrikaları ile ilçenin en büyük sanayi mahallesi idi. Fakat günün koşulları dikkate alınarak bu büyük işyerleri şehir dışına taşındı. Boşalttıkları alanlar ya konut inşaatına açıldı veya değişik iş alanlarına dönüştürüldü. Borusan Oto, Otokoç, Maxi Center, ChampionSAgibi. Bu büyük işyerleri ile İstinye ilçe ve Boğaziçi'nin en canlı ve hareketli iş bölgesidir.
İstinye sanayi ve diğer büyük iş yerlerine karşın yerleşim bölgesi olarak da büyüme gösterdi. Site ve blok apartmanların çokluğu, çarşı içinde pek çok büyüklü küçüklü iş yerinin olması bu semtin canlılığını gösterir. Eski İstinye Tersanesinin bulunduğu yeşillik, ağaçlık alan ve Maxi Center içindeki sinemalar yörenin eğlence mekânlarıdır.
İstinye iskelesine yakın bir yerdeki Niko'nun Bosfor Gazinosu (1936-1951) şimdi yok. Bu sırada Süreyya Restaurant hizmete devam ediyor. Boğaziçi Restaurant, Kuzine Restaurant ve İBB Sosyal Tesisi ile Han Cafe, Kaçkar Kafe gibi kafeterya ve çay bahçeleri deniz sahil şeridinde ve ana cadde üzerinde bulunuyorlar.
İstinye'de üç sağlık kuruluşu var. Biri semtin adını taşıyan İstinye Devlet Hastanesi, diğeri de S.S.K. Dispanseridir. Üçüncüsü ise Sarıyer Sağlık Grup Başkanlığına bağlı İstinye Sağlık Birimidir. 1952 yılında iki katlı bir binada açılan Sağlık ocağı 1970 yılında devlet hastanesine dönüştü. 1967 ve 1968 yıllarında yapılan büyük onarım ve ilavelerle yatak sayısı 100'e ve 1979 yılında üçüncü binanın yapılması ile 200'e yükseldi.
S.S.K. Dispanseri 1970 yılında Devlet Hastanesi yakınında açıldı. Yıllarca hizmet veren dispanserin yenileme çalışmaları devam ediyor.
İtfaiye Teşkilatı İstinye'de 1926 yılında İstanbul Belediyesi tarafından Deniz İtfaiyesi olarak kuruldu ve 1960 yılına kadar hem denizde ve hem de karada görev yaptı. Deniz itfaiye gemisi ömrünü tamamladığından servisten kaldırıldı. Ancak İstinye İtfaiyesi kara vasıtaları ile görevine devam etmektedir.
İstinye'de ilk ilkokul 1929 yılında Mahmut Çavuş Camii ahşap binasında eğitim ve öğretime başladı. 1954 yılında önceleri Körler Okulu olarak kullanılan bina yapılarak okul bu binaya taşındı. Daha sonra bu bina yetersiz kalınca yeni ek bina yapılmış ve 1970-1971 ders yılında hizmete girmiştir. Okul ismini, İstinye'de yaşamış olan ünlü yazar Recaizade M. Ekrem'den almıştır. Bu ilkokul da sekiz yıllık eğitim statüsü ilk ilköğretim okuluna dönüştü.
İstinye Körler Okulu bir süre İstinye'deki okulda eğitim verdi. 1986 yılında ise Kilyos'taki yeni okul binasına taşındı.
İstinye'deki iki liseden biri Sarıyer İmam Hatip Lisesi, diğeri de Şükran Ülgezen Anadolu Meslek Lisesidir. Sarıyer İmam Hatip Lisesi 1975-1976 ders yılında kiralık bir binada eğitime başladı. 1976-1977 ders yılında yeni yapılan binasına taşındı. Okul devamlı büyüme göstermiş ve derslik sayısı 38'e yükselmiş, 1990-1991 ders yılında ise bugünkü şeklini almıştır. Şükran Ülgezen Anadolu Meslek Lisesi 1992-1993 ders yılında Büyükdere'deki Sarıyer Kız Meslek Lisesinde eğitime başladı. 1993-1994 öğretim yılında kendi binasına taşındı. 1995'de okul bünyesinde ana sınıfı ve 1996 ders yılında da
Meslek Lisesi açıldı. Koç Üniversitesi 1991 yılında İstinye'de açıldı ve Türkay Kibrit Fabrikası binalarında tadilat yapılarak bu binalarda eğitime başlandı. Koç Üniversitesi uzun uğraşlar sonucu Rumelifeneri yolu üzerindeki ormanlık alanda yapılan yeni kampusuna taşındı.
İstinye sanayi bölgesi olmaktan çıkmış, sayfiye yerleşim bölgesi olmuştur. Tersanenin kalkması ile büyük tonajlı gemiler de gelmez olmuş, koyun bilhassa Yeniköy tarafı vapur iskelesine kadar, kotra ve yatlara, gezi teknelerine hizmet veren marina halini almıştır.
İstinye Koyunun bir özelliği de eski yıllarda çok gür akışı olan deresi ile birleşmesidir. Bu derenin üzeri kapatılmak suretiyle geniş bir cadde kazanılmıştır. İstinye'de çarşı içinde küçük bir park var. Çok büyük bir park ise Dereiçi mevkiinde yapılmaktadır.
İstinye'de vadi içinde ve eski taş ocaklarına doğru kurulan Boğaziçi Sitesi, Royal Konakları, Çetin Demir Sitesi, İstinye Villaları, Viltaş Villaları, Bay Konakları ve Yeniköy Villaları gibi siteler inşa edilerek, gerçekten modern yerleşim bölgesi meydana gelmiştir. İstinye sırtlarındaki en önemli yapı yeni inşa edilen ABD'nin Başkonsolosluk binasıdır.
Mahallede İstinye Spor Kulübü, Eski Eserleri Koruma ve Cami Yaptırma Derneği adı ile iki demek faaliyet göstermektedir. İstinye, imara açılan yeni alanların site ve blok apartmanlarla değerlendirilmesi nedeniyle büyük nüfus artışına sahip oldu. 1997 nüfus sayımına göre
15.242 olan nüfusu ile ilçenin en kalabalık mahallelerinden ikincisidir. Ancak, muhtarlıkça verilen bilgiye göre mahalle nüfusu 25 bin civarındadır İstinye'de bugüne kadar Hasan Çap, İlyas Kabil, Kadir Kurtuluş, Kemal Sarıoğlu ve Mehmet Hançer (halen görevde) muhtar olarak görev yaptılar.
|