İşbirlikçi partilere oy verilmesi halinde daha büyük felâketlerin kapıda olduğunu belirten Millî Görüş Lideri Necmettin Erbakan:
Yaklaşan felâketi oylarınızla önleyin
22 Temmuz seçimlerinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Necmettin Erbakan, işbirlikçiler eliyle Türkiye'nin getirildiği acıklı durumu gözler önüne serdi. Erbakan, Saadet Partisi milletvekili adaylarına hitap ettiği konuşmasında milletin fukaralık içinde perişan bir hale getirildiğini vurguladı. Erbakan milletimizin sergilenmekte olan horoz dövüşüne kanmayarak Saadet Partisi'ne oy vermesi gerektiğini belirttiği konuşmasında neden Saadet Partisi'ne oy verilmesi gerektiğini maddeler halinde sıraladı.
Millî Görüş Lideri ve 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın Saadet Partisi milletvekili adaylarına hitaben yaptığı konuşmanın tam metni:
Sizleri kucaklamak için yapmakta olduğum bu konuşmaya üç dua ile başlamak istiyorum.
Birincisi, Cenab-ı Allah önümüzdeki 22 Temmuz seçimlerini, Türkiyemiz'in, İslâm Alemi'nin kurtuluşu ve bizim iki cihan saadetimize vesile kılsın.
İkincisi, bizleri bütün gücüyle çalışarak, en büyük ecirlere nail olan, en büyük sevapları kazanan kullarından eylesin.
Üçüncüsü, bu tarihi önemli dönüm noktasında; Müslüman olarak, insan olarak bütün insanlığa karşı, vazifelerimizi yapmak üzere yüz akı versin. Muvaffakiyet versin. Ve çalışmalarımızı, insanlığın kurtuluşuna vesile kılsın.
Bir kere daha bu dualarla, hepinizi muhabbetle kucaklıyorum. Toplantımızın, insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum.
Önce, 22 Temmuz seçimleri nedir?
Her seçim, mühimdir. Ancak, bu seçim başkalarına kıyaslanmayacak kadar, büyük öneme haizdir.
Çünkü emperyalist güçler, 1990 yılında 20. Haçlı Seferi'ni başlatmışlardır. Rusya çöktükten sonra, ABD tek kutup olup dünyaya hâkim tek güç olarak gözükünce, dünya siyonizmi, ırkçı emperyalizm, 'Artık 5700 seneden beri beklediğimiz, Büyük İsrail'i kurmanın vakti gelmiştir. O halde 20. haçlı seferini başlatalım' dediler.
Margaret Thatcher, İskoçya'daki NATO toplantısında bunu ilan etti. Dedi ki; "Bu NATO toplantısını niçin yapıyoruz? Biz NATO'yu, Rusya'ya karşı kurmuştuk. Şimdi Rusya yok oldu, dağıldı. NATO'yu, fesh mi edeceğiz? Hayır, düşmansız bir ideoloji yaşamaz. Bundan dolayı, bizim yine düşmanımız olacak. Ona karşı savaşacağız. Bunun için NATO devam etmelidir. Eğer bir düşmanımız olmasaydı, yeni bir düşman ihdas etmemiz gerekecekti. Fakat buna lüzum yok. Çünkü düşmanımız vardır. Ve bu da İslam'dır" demiştir.
Böylece 1990 yılından itibaren, 20. Haçlı Seferi başlamış bulunmaktadır. Bu haçlı seferi başladıktan sonra; bu haçlı güçler, emperyalist güçler, önce Ortadoğu'daki işlerini yürütebilmek için, Refah Partisi'ni her türlü hileye başvurarak işbaşından uzaklaştırmayı, ilk hedef saydılar.
Arkasından Afganistan'ı işgal ettiler, Irak'ı işgal ettiler. Suriye ve Lübnan'ı işgal etmeye kalkıştılar. Irak'ta ve Lübnan'da Hizbullah karşısında, mağlup oldular. Bu mağlubiyet karşısında, planlarını değiştirdiler. 'Bizim Türkiye'de bir Tayyibimiz var. Ona emrederiz, Türk askerini Lübnan'a getiririz. Hizbullah'ı silahtan tecrit ettiririz. Biz elimizi kolumuzu sallayarak, Lübnan'a gireriz'. Bunu uygulamaya koydular. Ve askerlerimiz böylece, Lübnan'a gönderildi.
Şimdi nefesi kesik, orada 22 Temmuz'u bekliyorlar. Şu anda sessiz durduklarına bakmayın. Milletten korktukları için, bu bekleyişi yapmaktadırlar.
Allah vermesin. 22 Temmuz'da tekrar AKP bir çoğunluk kazanacak olursa, bu takdirde, Hizbullah ile çatışılacak. Silahtan tecrit edilecek. İsrail'e buyur gel, Lübnan'a gir denilecek. Bizden aldığı misket bombalarını, ABD'nin füzeleri ile beraber kullanarak, Allah muhafaza buyursun, 5 senedir AKP döneminde Türkiye'de yaptıkları manevi işgali, bu sefer hududumuza gelip maddi işgal ile tamamlamaya kalkışacaklar.
Ve böylece Büyük İsrail'i kurup, 5700 senedir özlemini duydukları dünya hükümetini tesis etmek hususunda, hedeflerine varmaya çalışacaklardır.
Millî Kurtuluş Harekâtını başlatıyoruz
Bulunduğumuz tarihi nokta, böyle önemli bir noktadır. Ve 22 Temmuz seçimleri, bu sebepten dolayı Çanakkale Savaşı kadar, hatta ondan daha mühimdir.
İşte, şimdi bugün, 22 Temmuz seçimlerindeki adaylarımızı orta yere koyuyoruz. İstanbul'un, İslam âleminin ve insanlığın kurtuluşu için Millî Kurtuluş Harekâtını başlatıyoruz.
Burada hemen belirtmek istiyorum, dünya siyonizminin, ırkçı emparyalizmin bu planları karşısında, asırlar boyu hep bu planları engellemiş olan, tarihin en şerefli milletinin evlatları olarak, biz ne yapacağız?
Ne yapacağımızı tespit etmek için şu gerçekleri birkaç cümle ile belirtmekte fayda görüyorum.
54. Hükümet ne yaptı?
54. Hükümet, bugünküne benzer şartlar altında işbaşına geldi. Ve Türkiyemiz'de, herkese refahı sağladı.
50 milyar dolarlık bütçeye, 6 ayda 35 milyar dolar, vergi koymadan, borç yapmadan ve zam yapmadan millî imkan temin etti. Bunları işçimize, köylümüze, memurumuza, yoksulumuza ve Bağ-Kur emeklimize verdi.
Milletimizin yüzünü güldürdü. Milletimiz böylece nefes alma imkânını buldu.
Bir yandan herkese refah programı uygularken, öbür yandan D-8'leri kurdu. Adil bir dünya kurmak üzere büyük bir dünya hareketini başlattı.
Bunlara ilaveten manevi kalkınma hamlesi yaptı. 600 tane İHL, 5000 tane Kur'an Kursuyla ülkemizin evlatlarına dinini öğretmek için her türlü ihtimamı, gayreti gösterdi.
Böylece insanlarımızın maddi ve manevi bakımdan yüzü güldü, refah buldu, bunları yaşadı ve gördü.
İşbirlikçiler ne yaptı?
54. Hükümetin arkasından, işbirlikçiler geldiler. Bu çeşitli işbirlikçiler, ikişer, üçer, dörder; üst üste, yan yana çeşitli denemeler yapıldı. 10 senedir yapılan bu denemelerin sonunda ne gördük?
Millî Görüş'ün ekonomik kalkınması yerine, bunlar Türkiye'yi IMF'ye teslim ettiler. Ekonomik yıkım yaptılar. Düşük kur politikası ve yüksek faizle, istihdam, ihracat ve üretimi engellediler. IMF tarafından planlı olarak, Türkiye işsiz kalsın, aç kalsın, borca esir olsun ve dininden uzaklaştırılsın diye üzerimizde Hayim Nahum planı uygulandı. Türkiye'nin bugünkü millî geliri 400 milyar dolar. 200 milyar doları faize gidiyor, öbür 200 milyar dolar halkımıza yetmiyor. 100 milyar borç alınıyor, gelecek sene daha çok faiz ödensin diye. Üç sene sonra millî gelirin hepsi faizleri ödemeye yetmeyecektir. Çıkmaz bir sokağa girilmiştir, bu böyle gitmez.
Diğer yandan manevi tahribat dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Şu AKP döneminde evladına Kur'an okutan babaya hapis cezası kanunu çıkartıldı. Zina suç değildir diye kanun çıkartıldı. Esnafa kredi verileceğine, domuza kredi verildi. Bütün bunların hepsini yaşadınız. Bir bir sayacak değilim. Ne yapıldığını gördünüz. Bunun adı manevi felakettir, tahribattır.
Diğer yandan dış politika faciası yaşandı. Bilindiği gibi Kıbrıs elimizden gitmek üzeredir. İlla Avrupa Birliği'ne gireceğiz diye Türkiye'yi tahrip ettiler, köle ettiler ve şerefli tarihimize yakışmayan her türlü hakarete tabi tuttular. Sonradan da bugünkü gördüğünüz şekilde kapının dışına bırakıldılar. Şimdi artık ağızlarına Avrupa Birliği lafını bile alamaz hale geldiler.
Yok olmaya götürülüyoruz!
Kısaca bu 10 sene esnasında ırkçı emperyalizm, Refah Partisi dışındaki bu işbirlikçi partilerin hepsini çeşitli kombinasyonlar kullanarak, bilhassa AKP'yi bir taşeron olarak kullanmak suretiyle, Hayim Nahum doktrinini, yani Türkiye'yi aç bırakmak, işsiz bırakmak, borca esir etmek ve dininden uzaklaştırma politikasını bütün gücüyle uyguladı. Böylece milletimiz bu yaşadığımız 11 yıl içerisinde, birinci yılda Millî Görüş'ün ne olduğunu, nasıl bir kurtuluş olduğunu, nasıl milletin yüzünü güldürdüğünü, buna mukabil onun arkasından gelen 10 senede de Millî Görüş dışındaki bütün işbirlikçi partilerin hepsinin Türkiye'yi nasıl felakete sürüklediğini açık bir şekilde gördük. Ve bugün şimdi büyük bir felaketin içine düştük. Yurdumuz terörle, parçalanma tehlikesiyle, açlıkla, işsizlikle bir felaketin eşiğine geldi. Toprak kayıyor. Yok olmaya götürülüyoruz!
Ne yapacağız?
İşte böyle bir anda ne yapacağız? Tarihimiz boyunca bütün bu kabil felâketlerle karşılaştığımız zaman hep, Millî Görüş'e sarıldık. Allah'ın yardımıyla yeniden dünyanın efendisi olduk. Bugün de yapacağımız şey aynı şeydir. Millî Görüş'e sarılacağız ve Allah'ın yardımıyla yeniden dünyanın efendisi olacağız. İşte bundan dolayıdır ki bugün adaylarımızı takdim etme merasimiyle Millî Kurtuluş Harekatını başlatıyoruz. Ülkemizin 75 milyon evladının hepsi, bütün vatanseverleri, Saadet Partisi'ni desteklemesi ve böylece bu kurtuluş harekatında tıpkı İstiklal Savaşımız'da olduğu gibi el birliğiyle vatanı, milleti bu tehlikeden kurtarmamız gerekir. Bu gerçekleri anlatmak için önümüzde 40 günlük bir vaktimiz var. İnanan insanlar olarak gece gündüz demeden, yemeden içmeden, vatanımızın, milletimizin birliği, bütünlüğü için, insanlığımızın saadeti için ve milletimizin kurtuluşu için bütün gücümüzle çalışacağız. Hayatımızın en büyük ecrini, en büyük sevabını, en büyük hayrını işlemiş olacağız inşallah.
Milletimize iki gerçeği anlatacağız
Çalışıp ne yapacağız? Milletimize önce iki gerçeği anlatacağız. Bunlardan birisi; büyük oyun, öbürü; küçük oyundur. Dünya siyonizminin, ırkçı emperyalizmin büyük oyunu nedir? Büyük İsrail'i kurmak, Fas'tan Endonezya'ya kadar 28 ülkenin idaresine sahip olmak, Anadolu'da İsrail için tehdit teşkil eden, Selçuklular'ın, Osmanlılar'ın mirasçısı bağımsız bir devlet bırakmamak. Büyük oyun budur. Bu onların dinidir. Pazarlığı yoktur, uyuşması yoktur, görüşmesi yoktur. 5760 senelik gayeleridir. Bu gayeyi bileceğiz, bu felaketten vatanımızı, milletimizi kurtaracağız. Bu büyük oyun.
Küçük oyun nedir? Dünya siyonizmi Türkiye'yi kontrolü altına almak için Irak'taki gibi pahalı yolu değil, ucuz yolu seçiyor. Irak'ta 1 milyon insan öldü ve 1 trilyon dolar harcadı. Ama sonunda malup oldu. Aynı oyunu Türkiye'de oynamak istemiyor. Diyor ki ben Türkiye'ye gelsem işgal etsem ne yapacağım. Burada bir yönetim kuracağım. Emirlerimi tatbik edecek, burayı köle yapacağım. Ve bunu harple yapacağıma, şimdi bu seçimlerde benim emrimden çıkmayacak partileri, işbirlikçi partileri işbaşına getirmek suretiyle ucuz yoldan yapsam daha akılcı davranmış olmaz mıyım, demesinden daha tabii ne var?
Horoz dövüşü
Onun için bütün güçleriyle görüyorsunuz, içeriden dışarıdan her şeyi seferber ettiler ve işbirlikçi partileri işbaşına getirmek için milletimizi aldatmak için önümüze bu küçük oyun dediğimiz horoz dövüşünü koydular. Horoz dövüşü ne demek? CHP ile AKP'nin karşılıklı kayıkçı kavgası demek. Bunun manası ne demek? Bunların ikisi de işbirlikçidir. Bu oyunu siyonizm sadece Türkiye'de oynamıyor. Dünyanın her yerinde oynuyor. Amerika'da da Demokrat Parti-Cumhuriyet Parti de ırkçı emperyalizmin elindedir. Avrupa'da da sağcı ve solcu partiler ırkçı emperyalizmin elindedir. Türkiye'de de aynı oyunu oynamaya kalkıyor. Gelmiş 75 milyon halkımızın karşısına, elindeki televizyonlarla, gazetelerle narkozlamak suretiyle sadece iki tane horozu gösteriyor. Eğer solu istersen diyor; buyur solcu işbirlikçi; Halk Partisi'ne oy ver. Sağı istiyorsan sağcı işbirlikçi AKP'ye oy ver. Sen seç. İstediğini seç. Bak sana istediğini seçmek için hürriyet veriyorum. İşte demokrasi budur. Bana bak bre ırkçı emperyalizm! Kızdırma beni. Çocuk mu aldatıyorsun? Biz hangi tarihin evlatlarıyız. Biz hangi inancın evlatlarıyız? Sen 50 seneden beri oynadığın bu horoz dövüşünü bu millete yutturacağını mı sanıyorsun? Bu millette Millî Görüş var. Bu millette inanç var, iman var. Bu millette tarih şuuru var. Bu millette kimlik var. Adam mı aldatıyorsun? Kimmiş bunlar? Görmüyor musun? Türkiye'nin hava üsleri limanları, Amerikalılara veriliyor, ne CHP'nin sesi çıkıyor ne AKP'nin sesi çıkıyor. Sen bunlarla aldatıp kendi planlarını yürütmek üzere bizi hâlâ aldatacağını mı sanıyorsun?
Millî Görüş Oyunları Hep Bozdu
Sen 50 seneden beri bu oyunu oynadın! Millî Görüş senin bu oyununu kaç defa bozdu. Şimdi 22 Temmuz'da Allah'ın izni ile yeniden bozacağız. Çünkü çok iyi biliyoruz ki bu seçim referandumdur, seçim değildir. Kalp gözüyle ve normal gözle baktığımızda göreceğimiz gerçek şudur: Türkiye'de kurulmuş 60'a yakın parti var. Her ne kadar 16 tanesi seçime giriyor gözüküyorsa da, bunları bir kenara itin. Aslında gözümüzle baktığımız zaman 3 tane parti görürsün. Birisi solcu işbirlikçi Halk Partisi, öbürü sağcı işbirlikçi AKP.
Öbürü milletin kendisi, tarihi, inancı, Saadet Partisi. Onun için önce bu defa bu üç tane partiyi görmen lazım, gözünle. Sonra da kalp gözünle görmen lazım ki, AKP ile CHP arasında bir fark yoktur. Bunların ikisi de işbirlikçidir, ikisi de emperyalizmin oyuncağı ve kuklasıdır. Onun için kalp gözünle baktığın zaman iki tane parti vardır. Bir Millî Görüş'ün partisi, senin kendi partin, kendin. Bir de emperyalizmin, seni yok etmek için alet olarak kullandığı işbirlikçi partiler. İster sağcı olsun, ister solcu olsun. Sağın, solun bugün ne farkı kaldı, ne kıymeti kaldı. Şu ortalıktaki manzarayı görmüyor musun? Şimdi sen bu seçimde Saadet Partisi'ne oy vereceksin ey millet! Yani oyunu kendine vereceksin. Seni yok etmek isteyenlere alet olanlara değil. Çünkü bu seçim bir referandumdur. Bu seçimde biz neyi seçiyoruz? Önce bir defa AB'ne köle olup, teslim olmak yerine, şahsiyetli bir dış politika kurmak, Türkiye'nin öncülüğünde yeni bir dünya kurmak istediğimizi göstereceğiz. Onun için işbirlikçilere değil Saadet Partisi'ne oyumuzu vereceğiz. Ortada evin sahibi var, tarihi var, inancı var. Milletin kendisi var. Senin Saadet Partisi'ne oy vermen demek kendine oy vermen demektir ey millet.
Bu Sefer Dövecek Dizin de Kalmaz
Bu solculara, bu işbirlikçilere oy vererek harakiri yapma. Bak geçen sefer aldandın. Ben bunları sana tembih ettim. Anlattım, dinlemedin. Şimdi hüngür hüngür ağlıyorsun.
İki milyon köylü, köyünü terk etmiş, varoşlarda gözyaşı içinde inim inim inliyor. Neden?
Söylediğimiz söze dikkat etmedin. Gittin, seni yok etmek isteyenlere alet olanlara oy verdin. Şimdi işsiz kaldın, tabii işsiz kalacaksın. Bunu sen kendin böylece tercih ettin. Bu harakiriyi sen kendin yaptın.
Bak şimdi, geçen sefer aldandın. 5 sene sonra dizini dövüyorsun. Bir daha bunlara oy vermeyeceğim diyorsun. Sana ne tembih ediyorum bu tarihi günde biliyor musun; Allah (CC) muhafaza buyursun. Bir daha aldanıp bunlara oy verirsen, gelecek sefer dövecek dizin de kalmayacak haberin olsun.
Kendine gel, uyan! Bu işbirlikçi medyanın, televizyonların, gazetelerin aldatmalarına bakma. Bunların hepsi Saadet Partisi'ni milletin gözünden saklamak için çalışıyor. Bizim meşhur sözümüzü biliyorsunuz; Bre artistler! Milletin kendisi, aslı, evin sahibi olan Saadet Partisi'ni gözlerden silmek için bu artistliği nereden öğrendiniz de yapıyorsunuz? Ama dudağınız uçukluyor. Aman Saadet Partisi işbaşına gelirse diye.
Gizleyemiyorsunuz, saklayamıyorsunuz. Artistliğiniz para etmiyor. Oyununuz sökmüyor. Millet 50 senelik tecrübeye sahip. Sizin horoz dövüşünüze kanmayacak.
Millet, sefalet yerine; Saadet'i seçecek. Kölelik yerine; efendiliği seçecek. Parçalanmak, yok olmak yerine; vatanın ve milletin bütünlüğünün korunmasını seçecek. IMF'ye esaret yerine; Milli Ekonomiyi seçecek.Sömürülme yerine; adil paylaşım ve herkese refahın sağlanmasını seçecek.Vahşet yerine; barış ve kardeşliği seçecek.Materyalist yozlaşma yerine; manevi kalkınmayı seçecek. Kaba kuvvet altında ezilme yerine; hakkı üstün tutmayı seçecek.Açlığa, işsizliğe, borca esaret yerine; herkese refahı seçecek. Gayri adil zulüm dünyası yerine; yeni bir barış ve saadet dünyası kurulmasını seçecek.Irkçı emperyalizmin planlarıyla yok olmak yerine; tarihteki şerefli yerini almayı seçecek.
İşte bu nedenle oyumuzu Saadet Partisi'ne vereceğiz.
Neden Saadet Partisi'ne Oy Vereceğiz?
Özetlersem;
22 Temmuz'da, 75 milyon insan olarak, hiçbir ayrım yapmadan, nasıl İstiklâl Savaşı'nda hep beraber vatanı kurtarmak için tek vücut olduysak, bugün de aynı şekilde, Millî Görüş etrafında, Millî Kurtuluş Harekatı etrafında tek vücut olacağız. Bunun temsilcisi Saadet Partisi'dir. Oyumuzu Saadet Partisi'ne vereceğiz.
Böylece 3 şeye hayır, 3 şeye de evet diyeceğiz.
Neye hayır diyoruz?
Sömürülmeye hayır diyoruz. Onun için oyumuzu, Saadet Partisi'ne veriyoruz.
Köleleştirmeye hayır diyoruz. Onun için oyumuzu, Saadet Partisi'ne veriyoruz.
Yok edilmeye, İsrail'e vilayet yapılmaya hayır diyoruz. Onun için oyumuzu, Saadet Partisi'ne veriyoruz.
Tam tersine; Yaşanabilir Bir Türkiye kurulsun istiyoruz. Onun için oyumuzu, Saadet Partisi'ne veriyoruz.
Yeniden Büyük Türkiye istiyoruz. Onun için oyumuzu Saadet Partisi'ne veriyoruz.
Yeni Bir Dünya için oyumuzu, Saadet Partisi'ne veriyoruz.
Kurtuluş, yalnız Saadet Partisi'ndedir. Diğer partiler, işbirlikçidir. Ve bunlar, kurtuluşu temin edemezler.
Önce Ahlâk ve Maneviyat Diyen Tek Parti Saadet
Uzun konuşmaya lüzum yok. Bak sana, üç tane ölçü veriyorum. Bak şu partilerin hepsine. Saadet Partisi bir tarafa, diğerleri bir tarafa. Bunların içinde hiçbir defa, önce ahlak ve maneviyat diyen var mı?
Maneviyat olmadan, insanları manevi bakımdan geliştirmeden saadet olmaz.
İnsanları doğru yola sevk edecek o vicdanı, o inancı kalplerine koymadan saadet olmaz.
Bunların yaptıkları iş, KDV'yi şuraya indireceğim diye milleti aldatmaya çalışıyor. Bilmem mazotu şuraya indireceğim diye milleti aldatmaya çalışıyor.
Be hey, dişi çıkmamış çocuk!
Bu söylediklerini yapsan dahi bunlar neyi ifade eder. Senin söylediğin şey, kökü çürümüş bir ağacın yaprağın tozunu sileceğim diyorsun. Bu ağacın kökü çürük, kökü, kökü..
Saadet Partisi'ni işbaşına getirip, bu işi kökünden düzeltmeden saadet bulamazsın.
Bundan dolayıdır ki, önce ahlak ve maneviyat bayrağı neredeyse, milletçe oradayız. Yani Saadet Partisi'ndeyiz.
Adil Bir Düzenin Kurulması Şart
Diğer yandan bugünkü zulümlerden kurtulmak için mutlaka adil bir düzenin kurulması gerekir. Bugünkü bu sömürücü ve faizci düzenle, saadet olmaz.
Bak görüyorsun şu AKP; şu 5 sene içerisinde 30 tane dolar milyarderi ortaya çıkardı. Bunların servetleri, 75 milyonun servetinden daha fazla. Bu nasıl adalet?
Öbür taraftan köylü aç, memur aç, esnaf aç, bütün insanlar aç. 75 milyon inim inim inliyor. Biz Saadet Partisi Hanımlar Komisyonu'nun, Ankara varoşlarındaki ziyaretlerinden döndükten sonra, anlattıkları manzaraları gözyaşları ile dinliyoruz. Bu zulmü gören insanlar, köyünü terk etmiş, yaşama mücadelesi veriyor. Hallerine baktığımız zaman, yüreğimiz sızlıyor. Bunlar, bizim kardeşlerimiz.
Sadece Türkiye'de değil. Bu faizci emperyalistler, işte Afrika. Her sene 100 milyon çocuğu öldürüyor ilaçsızlıktan.
Bu zulme, tahammül edemeyiz. Biz Müslümanız. Bütün insanlığın saadetini istemek, bizim insanlık görevimizdir. Bu sebepten dolayıdır ki, bu zulümlere müsaade edemeyiz. Bu zulüm düzenine, müsaade edemeyiz.
Bu faizci, sömürücü düzeni değiştireceğiz. Adil bir düzen kuracağız. Türkiye'ye ve tüm insanlığa da saadet getireceğiz.
Ey aziz milletimizin kıymetli evladı;
Sana diyorum ki, ahlak ve maneviyat bayrağı neredeyse, onun altına koş.
Sana diyorum ki, adil düzen bayrağı neredeyse, onun altına koş.
Yeni Bir Dünya Kurulacak
Diğer yandan, milletimiz yeni bir dünya kurmak mecburiyetindedir. Çünkü bugünkü kurulmuş olan dünya, bir ifsat dünyasıdır. Medyasıyla, işbirlikçi devlet adamlarıyla, işbirlikçi iş adamlarıyla dünya ifsat ediliyor.
Bu dünyayı ifsat yerine; ıslah üzerine, saadet üzerine kurmak için oyumuzu Saadet Partisi'ne vereceğiz.
Kim yeni bir dünya kuracağım diyorsa, biz oradayız.
Ne söyledim ben şimdi?
Her şeyi bir tarafa bıraktım, şu 16 tane partiye şöyle bir baktım.
Saadet Partisi'nin dışındakilerin hiçbirinin, hiçbir şey yapamayacaklarına inancımı ifade ettim.
Niye yapamazlar?
Çünkü ahlak ve maneviyat bayrakları yok. Hiçbir şey yapamazlar.
Her akşam televizyonlarda saatlerce konuşuyorlar. Bir çuvalı dolduran saman. Hiçbir işe yaramaz konuşmalar. Hiçbir şeyi düzeltmez. Zaten bu konuştuklarını 50 senedir dinledik.
Ne yaptılar?
Tarihin en şerefli milletini, Allah'ın en büyük nimetlerini vermiş olduğu bu ülkeyi; sadece köle yaptılar, sadece sömürttürdüler, sadece aç bıraktılar, sadece gözyaşı getirdiler, sadece ahlak tahribatı yaptılar, sadece saadeti tahrip ettiler.
Bundan dolayı, önce ahlak ve maneviyat neredeyse oraya oy vereceğiz.
Bundan dolayı, adil bir düzen neredeyse oraya oy vereceğiz.
Bundan dolayı, biz saadet dünyası kuracağız; kim diyorsa, kim bunu yapacaksa ona oy vereceğiz.
Kim bu? Saadet Partisi.
İşte, uzun konuşmaya lüzum yok. Bu birtakım uydurma ve bir çuval dolusu boş lafları, dinlemeye de lüzum yok.
Vaktinize acıyorum. Akşamları televizyonların önünde, bir saat bu boş konuşmaları dinliyorsunuz.
Bunlarla hiçbir şey düzelmez. Ve illa, Yeni Bir Dünya kurulacak. Adil bir düzen kurulacak. Ve mutlaka, maneviyatçılığa dönülecek.
Bilerek ve İnanarak Oyumuzu Saadet Partisi'ne Vereceğiz
Bunun için hepimiz, bilerek ve inanarak, oyumuzu Saadet Partisi'ne vereceğiz. Büyük bir çoğunlukla Saadet'i iktidara getireceğiz. Zaten Saadet Partisi en büyük partidir. Bu AKP, geçen sefer milleti aldattı. Millet şimdi, dizini dövüyor.
Demin de ifade ettim. Allah vermesin, bir kere daha aldanacak olursa millet, bir daha ki sefer dövecek diz de bulamayacak.
Aldanmayacağız, aslımıza döneceğiz. Kendimize döneceğiz. İşbirlikçilere oy verip harakiri yapmayacağız.
Yeni Bir Dünya'nın kurulması,
Yaşanabilir Bir Türkiye'nin kurulması,
Yeniden Büyük Türkiye'nin kurulması için,
Oyumuzu kendimize vereceğiz.
İşte o kendimiz, Saadet Partisidir. Milletin aslıdır, özüdür, Millî Görüş'tür.
Bu inançla böyle güzel bir gününüzde, hepinizi kucaklıyorum. Bu gerçekleri gece gündüz çalışarak milletimize duyuracağınıza inanıyorum ve Saadet Partisi'nin 22 Temmuz'da kesinlikle en büyük parti olacağına inanıyorum. Bizim vazifemiz Allah rızası için, bütün insanlığın saadeti için, hakkı üstün tutan bir nizamın kurulması için bütün gücümüzle çalışmaktır. Biz kuluz, tevfik Allah'tandır. Biz bunu yaptığımız zaman, Allah bize yardım eder. Bizim inancımız odur ki; bunu yaptığımız zaman ancak biz galip geliriz, kimse bize galip gelemez.
Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.
Gazanız mübarek olsun.
22 Temmuz bayramınız mübarek olsun, Saadet iktidarı mübarek olsun,
Allah'a emanet olun.
Esselamüaleyküm.