Bildiri sunumu! devrimci selamlar!

32 views
Skip to first unread message

George Batzas

unread,
Dec 29, 2012, 12:11:26 PM12/29/12
to kivilcimli-semp...@googlegroups.com, Demir Küçükaydın


Dr. Hikmet Kıvılcımlı nın Proleter Devrimci Anlayışı

Yorgo Baca


Türkiye sosyalist ve komunist hareketin en özgün teorik olarak üretken isimlerden biri olan Dr. Hikmet Kıvılcımlı günümüzde de yeni proleter nesillerin ve sosyalizm mücadelesine ışık tutmaya

devam edecektir.

Devrimci hayatını sosyalizm mücadelesine adamış olan mühim simgelerden biri sayılır.

Kendisi mücadele uğruna hayatından toplam 22 yılını hapishanelerde geçirdi. Türkiye Komunist hareketinde Kıvılcımlı nın çok mühim bir yeri vardır. Doktorun bir tek suçu sosyalist devrimci fikirlere malik olmasıdır.

O yeni devrimci nesillere zengin teorik birikim bıraktı. Diyalektik materyalizmden

tarih bilimi, sosyalizm, siyasal- sosyal bilimler üzerinde nice çalışmaları oldu. Ömür boyunca kırktan fazla kitap, broşür ve makaleler yazdı.

Dr. Hikmet Kıvılcımlı 1902 yılında Makedonya nın Priştine şehrinde doğdu. Genç yaşta ülkesinin emperyalistler tarafından işgal edilmesine tanık oldu ve Kuvayı Milliye ye iştirak ederek ulusal mücadelede bulundu. Daha sonra İstanbul Tıp Fakültesinde tahsil müdeti zarfında sosyalist

fikirlerle münasebette bulundu. Dolayisiyle H. Kıvılcımlı Mustafa Suphi ve yoldaşlarından sonra ilk

Türk komunistlerden biri sayılır.


Hikmet Kıvılcımlı mukavemetinin ilk adımları


Savaş esnasında Kıvılcımlı “Kuvva-yı Milliye” denilen milis örgütüne katılarak ülkenin emperyalist

işgaline karşı mukavemette bulundu. Hikmet Kıvılcımlı İstanbul Tıp Fakültesinde tahsil esnasında proleter devrimci harekete katıldı.

Yeni proleterya partisi Mustafa Suphi tarafından Eylul 1920 de Bakü da kurulmuş olduğu TKP dir. Anadolu da o vakit resmi olarak kurulmuş olan Halk İştirakiyun Partisi kongre için Ankara ya yaptığı resmi müracaat reddedilmişken, o zaman da Türkiye komünistleri Bakü de ilk kongrelerini yaptılar.1


Onbeşler” e tenkid


Halbuki daha sonra Hikmet Kıvılcımlı TKP nin lideri olan Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı ile beraber Sovyet lerden ülkeye dönmelerine karşı çıkıyor ve ciddi bir eleştiride bulunuyor.

Yani Mustafa Suphi nin yoldaşlarıyla beraberTürkiye ye dönmesine zaman ve mekana tabi iş olmadığını ve hal böyle olunca H. Kıvılcımlı Yol tezlerinde“Mustafa Suphi anarşist miydi”? Diye bu suali kullanarak problematiğini ifade ederek, Anadolu İhtilali ve Ekim devrimi ile mukayese ederek Mustafa Suphi nin hata ettiğini ve bu eylemini Anarşist Bakunin e benzetmektedir.2 Yani Doktor bu eylemi açıkça volanterizm olarak tenkid te bulunuyor.

Dr. Kıvılcımlı zaman ve mekan dan başka “Onbeşler” in ülkeye dönmesinde yalnız sosyalist devrim yapmak için gitmemişlerdir diyor, her halde anti-emperyalist mücadeleye katılmak için gitmişler diye böyle bir fikire varıyor. Fakat diğer açıdan marksizm-leninizme göre ulusal mücadeleyi proleterya ihtilaline dönüşmesinin icap ettiğini ve aynı zamanda bu iki aşamanın birbirine bağlı süreçler olduğunu kayıt etmektedir. Bence gayet doğru bir tespittir. İşte “Onbeşler” bu duruma göre hazır değildiler çünkü burjuva paşalarının ikiyüzlüce vaadlerine kanarak harekete geçmişler.Zaten Paşaların mukavemeti yeni Sovyetler devletine güvenerek oldu. Sovyetler onlara büyük maddi ve manevi destek verdiler. Oysa Mustafa Suphi ve yoldaşları da proleterya diktatörlüğüne güvenerek ülkeye dönmeyi kararını aldılar. Fakat bu dönüş, Anadolu da ki mevcut nesnel ve öznel şartlarını göze almadan oldu. Yeni Sovyet devletinin ihtiyacı müştakil TC devletinin kurulması ve İngiliz-Fransız emperyalizmine karşı bir tampon devleti rolünde olmasını savunmaktaydılar. Ve müteakiben, paşalar bu statüsün oluşmasından fırsattan istifade ederek Karadeniz sularında “Onbeş”ini de boğdurarak yok ettiler.3 Velhasıl Türkiye de komunist hareketi henüz devrimci mücadeleye başlamadan burjuvaziden güçlü bir darbe yemiş oldu. Bu olgu bütün devrimciler için yaşanan bir tarihtir.


Proleterya partisinin kuruluşu


Yirminci asrın başında bütün ülkelerin proleteryasını iki olgu tarafından etkilendiğini söyleyebiliriz.

a)1918 de Almanya da proleter ihtilalin yenilgisi, b)1917 de Büyük Proleter Ekim İhtilalin zaferi.

Birinci emperyalizm paylaşım savaşının bitiminde bir sosyal devrimle yüzyüze gelen devletlerden biri Almanya proleteryasının önderliğinde bulunan Roza Luxemburg ve Karl Libneckt yanilgiye uğramasıdır. Bu yenilgi,Alman sosyal-demokratların ihanetinden dolayı olumsuz neticelere varmış olduğudur. Zaten yüce Lenin ve Troçki o dönemde Avrupa da bir ihtilalin patlamasını bekliyordu. Bu yeni gelişim büyük Sovyet Ekim ihtilalin uzun ömürlü olmasına ve Avrupa da ki ihtilal gelişmesinin neticelerinden kaynaklanacaktı. Nitekim bildiğimiz gibi Sovyetler Birliği nin önderleri tek ülkede sosyalizmin inşaası tezine intibak ettiler. Yani, Sovyet Bolşevikleri tek ülkede sosyalizmin insaasına anlaşmış oldular.

Mütarake döneminde ve bu genel durumdan etkilenen birtakım işçi ve öğrenci gruplar taşradan gelerek 1919 da Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Partisini İstanbul da Dr. Şefik Hüsnü, ve taraftarlarıyla kurdular.4Kurtuluşadında sosyalizmden bahseder ilim ve sanat mecmuası 20 Eylül 1919 tarihinde yayınlanmaya başlamıştır.Kurtuluş dergisinde daha ilk sayısında yayınladığı Manifesto sunda iki temel ilke belirtmekte: a) Türkiye nin Batı boyunduruğu altına girmesini önlemek b) Türkiye yi modernleştirmek, çağdaş seviyeye getirmek. Tarihçil ortama göre “Demokratik Devrim” Stratejisinin ilk biçimini ortaya koyuyordu.5 Bir süre “Kurtuluş” İstanbul da yayına devam etmiştir. Bölünmeden sonra İstanbul da kalanlar “Aydınlıkdergisini yayınına başladılar. Anadolu daysa, Türkiye Halk İştirakıyun Fırkası kurucuları “Yeni Hayat” mecmuasının kadrosunu oluşturmaktaydılar.6 TİÇSF gizli TKP ile birlikte hareket etmekte ve Dr.Şefik Hüsnü Değmer ile Sadreddin Celal 1922 tarihlerinde aktedilen Komintern in III Kongresine TKP delegeleri olarak katılmışlar.7 1924 te Moskova dan İstanbul a gelen Şevket Süreyya Aydemir TİÇSF ve gizli TKP azası oldu. Zaten Aydemir Bakü Kurultayı toplandığı sırada henüz Bakü merkezli TKP ye aza olmadığını belirtmektedir, fakat Kurultay sırasında Ş.S.Aydemir,Komintern in Radek ve Zinoviev gibi mühim zatları ilk defa Bakü Kurultayında dinlemişti. 8 Galiba Bakü Kurultayı Ş.S.Aydemir i iyicene etkiledi ve siyasal fikirlerine bir dönüşüm geçirmesine yol açtı. Lozan dan sonra Aydınlık dergisinde yazılan makalelerde anti-emperyalist muhtevalı ve ülkenin iktisadi bağımsızlığın sağlanmasının icap ettiğini öne süren Dr.Şefik Hüsnü ve Vedat Nedim (Tör) tarafından Türkiye nin iktisadi durumu hakkında keskin fikirler yazılmaktadır.9

Bir müddet sonra Orak Çekiç dergisini yayına çıkarken yazılarını devam ettiler.

1925 yılında, Şeyh Sait isyanı ile beraber Takrir-i Sükün kanunu da getirilip tüm muhalefet susturulmuş, çok partili rejim sona erdirildi. Nitekim, Takrir-i Sükün darbesiyle Aydınlık ve Orak Çekiç dergileri yayının tamamiyle yasaklandı. Daha sonra TKP genel sekreteri Vedat Nedim ve Şevket Süreyya Aydemir, bu darbeden sol hareketini bırakarak kemalizm in ideolojik hatlarına geçiyorlar.10

Dr. H. Kıvılcımlı asıl proleter dönemini 1920-25 yıllarında Dr.Şefik Hüsnü ile birlikte başlıyor.11


1925-27 Tevkifleri



Takrir-i Sükün darbesinden sonra her yıl muhalefete karşı müthiş saldırılar oluyordu. Tarihsel olarak Türkiye li komunistlere uygulanan saldırıları ve devlet tedhişini devamlı tevkiflerden izliyebiliyoruz.

Dr.H. Kıvılcımlı İstanbul Tıp Fakültesindeyken 1925 lerde TKP II Kongresi ne gençlik teşkilatlanmasında MK azalığına seçildi. 1926 ve 1927 tevkifleriyle Doktor Hikmet Hüseyin (Kıvılcımlı) adıyla tevkif edildi. O vakit İstanbul Aydınlık grubundan toplam 27 kişi yargılandı.12 Nitekim bu davanın sanıkları çeşitli cezalara çarptırıldı. Genel bilgilere göre TKP burjuvazi tarafından yapılan operasyonlardan sonra birtakım bölünmeler oldu. Olduğu gibi İstanbul daki Aydınlık grubu CHF saflarına yer aldı. Dr. Şefik Hüsnü Değmer, Nazım Hikmet (Ran) ve Hasan Ali (Ediz) ülke dışına firar ettiler. O zaman TKP yi idare eden Vedat Nedim Tör idi.

Dr. Şefik Hüsnü ise Partiyi dışarıdan Kominterden idare etmeye çalışıyordu. İki lider mektuplaşarak haberleşiyorlar. O zaman Dr. Şefık Hüsnü Vedat Nedim le parti disiplini konusunda aralarında birtakım ihtilaflar çıkmıştı.13

1926 yılında TKP Çalışma programı sunuluyor. Birinci maddesine göre Türkiye Komunist Partisi Amele-Köylülüğün bir Sovyet idaresi ile diktatörlüklerini gerçekleştirmek için gerekli şartları hazırlar.14 Diye programında bu gibi radikal bir madde ihtiva ediyordu. Yani sosyalizme geçiş aşamasını proleterya diktatörlüğü ile gerçekleşeceğine marksizme göre zaruri olduğunu ve böyle bir saptamada bulunuyordu. Böylece bu gibi radikal tezlere gelecekteki “Kadrocular”bir türlü tahamül edecek vaziyette değiller.

1927 yılında Vedat Nedim ve dönek kemalistleriyle partiyi polise ihbar eder ve parti kadroları tutuklanmıştır. O zaman Dr. H.Kıvılcımlı sadece 3 aylık hapis cezası alır. Daha sonra 1929 tevkifatından dolayı yine tutuklanır bu sefer 4,5 yıl hapis cezasına çarptırılır. Yine bir aftan faydalanıp tahliye olur. 1935 te Marksizm Bibliyoteğini kurmuş oluyor. Ve bu dönemde kendisi tarafından birtakım kitaplar yazılır ve tercümeler yapılır, halka ve öğrencilere marksizmi-leninizmi yakından tanımalarına yardımda bulunur.


Yol” Tezleri


Dr. Hikmet Kıvılcımlı nın hazırladığı teorik tezleri “YOL” adını taşımaktadır. Onun TKP ye

yönelttiği eleştiriler Yol tezlerinde bulunmaktadır. Hikmet Kıvılcımlı nın fikirlerine göre TKP nin en temel zaafiyetlerinden biri teorisizlik olduğunu birinci period yazılarıyla gayet iyi bir şekilde ispatlamaktadır. Yol tezlerinin çoğu onun ölümünden sonra yayınlandı. Doğal olarak proleteryanın partisi olan TKP, Dr. H. Kıvılcılmlı tezlerini fırsat bulup yayınlamadı. Bu da parti için mühim zaafiyetlerden biri sayılır. Çünkü Kıvılcımlı da TKP nin adamı idi ve Dr.Şefik Hüsnü ile birlikte hareket ediyordu. O açıdan TKP bir proleterya partisi olarak yayınlarını yayınlamaya mecburiyeti vardı.Dr. Kıvılcımlı nın o (gençlik 30 larda) dönemin en ciddi polemikleri sağ ve sol oportunizme karşı tenkitleri idi ve “Yol” denilen tezlerinde ilave ediliyor. Dikkat edilicek başka bir hussus ise kendisi tarafından ürettiği siyasal anlamlı kavramlardır. Bizzat kendisi tarafından üretilen o kadar zengin teorik tezleriyle “Dr.H.Kıvılcımlı Marksist Düşünce ve Bilim Okulu” kurulabilinirdi. Misal olarak tıpkı Alamanya daki Frankfurt Okulu, Fransa da Annales düzeyinde v.b Türkiye de de öyle bir Okulun Uluslar arası düzeyinde de işleyebilirdi. Fakat maalesef bu müstebit burjuva iktidardan dolayı Marksist düşünce üretimin inkişafı gerilerde kaldı.

Dr.H. Kıvılcımlı nın dediği gibi “1925 bozgunu” olarak ve “27 yi ihanet” olarak nitelendiriyor ve “gericiliğin mutlak zaferi, burjuva diktatörlüğünün bütün şiddetiyle hüküm sürmesi üzerine hastalıklı, hazırlıksız partilerin paniğe kapılmasıdır”.15 Ve müteakiben TKP nin devrimci faaliyeti işleyebilmesi deyince üç şey anlıyoruz diye savunuyordu: “Ajitasyon, propaganda ve örgütleme”.16 Dr. Kıvılcımlı 1927 de TKP yi polise ihbar edenlere Kuyrukçuluk ve fraksiyonizmle itham ediyor. Keza kadrocuları kast ediyor. Ve en başta Vedat Nedim ile Şevket Süreyya burjuva saflarına geçen aydınlardandır. Umumiyetle Aydınlıkçıların (Kadro grubu) çoğu Türkiye şartlarına göre Sosyal-Demokrasiye kaydıklarını ve dolayisiyle burjuvaziye teslim oldukları gayet iyi bir şekilde Yol tezlerinde ifade ediyor. Kıvılcımlı TKP nin bu darbelerden sonra tekrar faaliyete geçmesi için oportunizme ve fraksiyonizme karşı mücadele edilmesini şart koşuyor. “Partinin oportunist unsurları fraksiyonun kaynağıdır”diye kayıt etmektedir.Ve acilen parti yeni kadrolar yetiştirmesi icap ettiğini tezlerinde belirtmekte. 17 Dr. Kıvılcımlı partinin o günkü zaafların hakkında ısrar ederek özet mahiyetinde izahta bulunuyor.

a)Teori zaafı,b)Taktik zaafı,c)Örgüt zaafıdır.18 Ve dolayisiyle bir Bolşevik partinin devrimci şekilde işlemesi için Kıvılcımlı nın sıraladığı zaafları aşmak mecburiyetindedir.

Netice itibarıyla H.Kıvılcımlı, Kadrocuların sınıf mücadelesini reddetmelerine karşı çıkıyor ve bunu TKP dahilinde bir tartışma ve tenkit şeklini ele alıp TKP siyasetine yönelik olduğu net bir şekilde belli oluyor.

O vakit te TKP ileri gelenlerden H.Erdal (Aydın Meriç) şu malumatı veriyor: TKP 1929-30 larda ülkede dağılmış vaziyette diyor. Ve aynı zamanda Erdal ın (Aydın Meriç) arşivlerine göre “o zaman Komintern deki parti temsilcisi ile Komsomol temsilcisi, Komintern Yürütme Kurulu nun çıkardığı bir bildiriyle ülkeye dönüyorlar. Ve bildirinin hulasası şu: “Nazım Hikmet Troçkisttir, emperyalizmin ajanıdır” diye provokasyon düzenliyor öyle sert bir ithamda bulunuyorlar. Yani Nazım Hikmet, Sovyetler Birliği ne karşı olmasına bu gibi suçlamaya maruz kalıyor.19 Tabi Dr.H. Kıvılcımlı da günlüğünde şöyle not ediyor. “Nazım ın Troçkizm ideolojisini tümüyle hazmetmiş olmasına gerek yoktu. O, sosyal ve psikolojik yapısı ile, Troçkizmi bilmeden Troçki idi”.20

Dr.H. Kıvılcımlı ayrıca çok önem verdiği ulusal sorun hakkında marksizm-leninizm temel ilkelerine dayanan tez hazırladığı bir gerçektir. Bu çalışma “İhtiyat Kuvvet Milliyet-Şark Meselesi” Yol tezlerinde ihtiva ediliyor. Ne yazık ki bu çalışma da onun ölümünden sonra neşriyat edildi. Bilindiği gibi bu kitap ortaya çıktıktan sonra ve görüldüğü gibi TKP nin izlediği siyasetine karşı ve billhassa Milliyet sorununda bu eser hem öneri hem tenkit olarak ibaret olduğunu kabul edebiliriz. Yani, bu tez Kürt Milliyet ve Şark sorunu TKP den farklı bir siyasal gerçeğin görünülebilinmesi için, parti de bir dialogun açılmasına Kıvılcımlı tarafından zaman ve mekan dahilinde bir sunma sayılabilir.


Yol” Legaliteyi İstismar


Yine Yol tezlerinde leninist anlamda gayet ciddi bir şekilde “Legaliteyi İstismar” konusunda geniş bir incelemesi yer almaktadır. Biraz dikkat edecek olursak bu pasajda Dr.H.Kıvılcımlı şöyle bir belirlemede bulunuyor. “Gerçekten TKP nin legaliteden çekilmesi, nedenleri arasında, kuyrukçuluktan ağzı yanmış olması gibi yersiz bir iç nedenden başka, bir dış neden de vardır: burjuva terörü! Şeyh Sait adıyla anılan Doğu İsyanı bahanesiyle zaten “doğmadan ölmüş” ya da “ölü doğmuş” olan piç burjuva demokrasisi, Türkiye de nihai olarak Kemalist militarizm terörüne dönüşüverdi. Cumhuriyet burjuvazisi, kendi iç yırtınmalarıyla birlikte devrime de vurdu. Mübarekler parti kararı almışçasına, legal işlerde bir iki dernek hareketi gibi şeyler dışında ne tutkun bir program, ne arasız bir planla yürümeyi deneyamedik. Burjuvazi bize “yasak” der demez, bütün yollar tıkanmış gibi tornistan ettik. Oysa burjuvazinin her yasağına “peki, başüstüne efendim!” dedikten sonra, mücadeleciliğimiz nerede kalır?”.21 Ve müteakiben şöyle yazıyor:Burjuvazi bize yaylım ateş ederken gizleneceğiz, sineceğiz, fakat yerin dibinde değil, betonlaşmış kitlenin istihkamına.”22 Anlaşıldığı kadarı ülkede TKP nin örgütleme durumu çok zayıf durumdaydı. H.Erdal ise bize TKP örgütsel durumu ile ilgili şu malumatı veriyor: “ 'Resmi' Parti ise fiili ömrünü 1937 yılında sona erdiriyor.”23 Vartan İhmal yan ın tanıklığına göre ise 1940-50 döneminde taşrada TKP nin küçük gruplar halinde işlemekteydiler. Hatta “Bizim Radyo” istasyonun türkçe dilinde haber yayın yapılıyordu. O dönemde Parti İ.Bilen in (Marat) ve daha sonra Yakup Demir in (Zeki Baştımar) mesuliyetindeydi.24

Dr. Kıvılcımlı, “Legaliteyi İstismar” çalışmasında, her Bolşevik partinin nasıl legal ve illegal şartlarda örgütlü bir tarzda kitleler dahilinde çalışacağını ve leninist parti ilkelerini temel alarak TKP nin zaaflarını, geçmişte işlemiş olduğu hataları ve ülkede mevcut durumu nazarı itibari alarak metotlu bir tarzda tahlil etmektedir.


27 Mayıs


Dr.H.Kıvılcımlı şöyle bir tarifte bulunuyor: “1954 yılı kurulmuş, 1960 yılına dek boğulurcasına kanlı, gözyaşlı, işkenceli Düşünce ve Davranış örnekleri vermiş bir Vatan Partisi vardı. 27 Mayıs Politik bir Demokratik Devrimdir diyor..”25 Demek ki 1950 lerde özne faktörünün noksanlığını görerek ve ona yakın yoldaşlarıyla beraber Türkiye de ekonomik ve sosyal sorunlarını özetliyen asgari bir programla Vatan Partisini kuruyor. Dr.Kıvılcımlı 27 Mayıs Askeri darbesini çok ciddiye alarak hemen Milli Birlik yönetimine 6-7-1960 tarihi itibariyle yazdığı I nci açık mektubunda geniş bir tahlil yaparken bir ikinci kuvayi milliye partisi kurulmalıdır diye öneride bulundu. “Unuttukları ilk halkçılık programını hayatta geçirmelidirler” 26belirlemelerde bulundu. Doktor bundan sonra teorik olgunlaşma dönemini yaşıyor.

Gerçekten, 27 Mayıs inkilabı siyasi ve iktisadi bakımından Türkiye de burjuva düzeyinde birtakım yenilikler getirdi. Fakat Doktorun bu konuda çok net bir şekilde tespiti var. Yani, Demokratik devrim üzerinde yüce Lenin in “İki Taktik” eserinden Demokratik devrimi ile Halk devrimi arasında bir mukayese etmekte. MDD hususunda İki Taktik ten örneğini: “Burjuva Demokratik Devrimi veya sadece Demokratik Devrim adını alan olayın, tabulaştırıp tabulaştırmamak değil, o devrime kimin, hangi sosyal sınıfın, İşveren Sınıfının mı, yoksa İşçi sınıfının mı başçekeceği noktasıdır.” Ve dolayisiyle bütün problem: “Devrimin en önemli konusu İktidar konusu üzerinde döner.”27 ifade ediyor. Ve bu belirlemeyi işaret ederken Doktorun proleter anlayışı ve leninist temel ilkelerinden ayrılmadığını izahında bulunmaktır. Daha ilerde Dr.H.Kıvılcımlı diyor: “27 Mayıs ı yaptılar.Yaptıktan sonra farkettiler ki, Hükümeti devirmekten kolayı yokmuş. Asıl güç olan şey, devrilenin yerine hangi hükümetin, hangi düzenin geçebileceğini bilmektir. 27 Mayıs devrimcileri bu çok aşırı basit gerçekliği akıllarına getirmeden bir iktidarı devirdiler. Devrilen Finans-Kapital iktidarı mıydı? Açıkça oydu. 27 Mayısçılar öyle sanmadılar. Kişileri devirdiklerine inandılar. O kişi kuklaları oynatan Sınıfları görmediler.”28 Dr. Kıvılcımlı tarihsel tahlillerine göre Türkiye de Silahlı Kuvvetleri sınıflarüstü olarak veya müştakil bir hususta kendisi tarafından değerlendirilmesidir. Elbette, Marks ın dediği gibi: Burjuvazinin, proleteryayı nazarı itibarı alması için proleteryanın silahlı vurucu gücüne sahip olmasıdır.29

Dr.H.Kıvılcımlı, yeni kurulan TİP ve YÖN Hareketine mesafeli tutmuştur. Bu iki guruba karşı eleştirilerde bulundu. Yön hareketine karşı tenkiti şöyledir: Küçük burjuvazinin bir kurumu olduğunu ve bir aydın elit düzeyindedir. TİP ise bir burjuva partisi ve işçi aristokrasi den ibarettir. Diye, Doktorun teferuatlı şekilde tahlilleri yayınlandı. Doktor yine Sosyalizmimiz ve Devletçiliğimiz yazdığı deneyde, devletçilik ve tepeden inme sosyalizm anlayışını sert bir şekilde tenkit te bulundu. “Bizim 'devletçi sosyalizm' çığırtkanlarımız o palavraların en gözde kahramanlarındandırlar” diyor vs. 30 Ve böylece Doktor altmışların sonlarında yayınlanan kitaplarıyla ve uzun marksist tahlilleriyle TİP lilere hem Yöncülere keza MDD cilere gayet ciddi ve sert tenkidlerde bulundu.

Dr.H.Kıvılcımlı hayatı boyunca proleterya enternasyonalizmine bağlı kalarak reel-sosyalizme ve Sovyetler-Birliğine yönelen hiçbir tenkiti olmadı. Aynı zamanda bir teorisyen ve bir militan olarak burjuvaziye karşı mücadele vererek hiç uzlaşmadı ne de teslim oldu.

Halbuki kendi günlüğünde yazarak, kendisini TKP den ne vakit ihraç edildiğini bilmiyordu bize bildirmektedir. Bu haksızlık sayılıyor. Başka bir haksızlığa daha uğradı onu da ağır hasta iken Bulgaristan a vardığında tedavi edilmesi için onu Bulgar makamları kabul etmeyerek parti den ihraç edildiğini büyük acıyla öğrendi. O zaman ki Yugoslavya ya tedavi edilmesine gittiğinde SBKP Başkanı Leonid Brejnev e açık siyasi mektup göndererek zor dumunu yansıtmaktadır.



Atina 29-12-2012














1Dr. Fethi Tevetoğlu, Türkiye de Sosyalist ve Komunist Faaliyetler, (1910-1960) s.201, Prof. Mete Tunçay, Türkiye de Sol Akımlar, s 100-103

2Dr.Hikmet Kıvılcımlı. Yol Partide Konaklar ve Konuklar

3a.g.e

4Dr. Fethi Tevetoğlu, Türkiye de Sosyalist ve Komünist Faaliyetler, s. 384, Prof.Tarık Zafer Tunaya, Türkiye de Siyasal Partiler c II s.493, Mete Tunçay, Türkiye de Sol Akımlar I (1908-1925) s.169

5a.g.e M.Tunçay s. 167 ,Dr. H. Kıvılcımlı, Halk Savaşının Planları II Kitap

6a.g.e Tarık Zafer Tunaya, s.496

7a.g.e Fethi Tevetoğlu, s. 91

8a.g.e Fethi Tevetoğlu s.93, Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya dan Orta-Asya ya Enver Paşa 3, Ş.S.Aydemir, Suyu Arayan Adam, Mustafa Türkeş, Kadro Hareketi, s.73-74

9a.g.e Prof.Mete Tunçay s.186

10Yalçın Küçük, Aydın Üzerine Tezler-5 s.334

11a.g.e s.338

12Mete Tunçay, Türkiye de Sol Akımlar II s.53,Fethi Tevetoğlu, s.399-400

13Mete Tunçay, s.49, Fethi Tevetoğlu, s.403-405 v.s

14Mihri Belli ile söyleşi (Toplumsal Kurtuluş Mayıs 1988) zikreden Yalçın Küçük, Aydın Üzerine Tezler,5 s.368

15Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Parti ve Fraksiyon

16a.g.e

17Dr.H.Kıvılcımlı,a.g.e , zikreden J.Stalin,Leninizm sorunları.

18Dr. H.Kıvılcımlı, Parti ve Fraksiyon

19Yalçın Küçük, Aydın Üzerine Tezler 5 s.381, zikreden H.Erdal, TKP mizi Yükseltelim, Londra 1983,s.41

20a.ge, s, 390, Kıvılcımlı, Kim Suçlamış, 1-8-1971

21Dr.H.Kıvılcımlı, Yol 2, Legaliteyi İstismar s 535 Bibliotek yayınları

22a.g.e

23Yalçın Küçük, Aydın Üzerine Tezler, 5 s.432 zikreden H.Erdal, TKP mizi Yükseltelim s.41

24Vartan İhmalyan, Bir Yaşam Öyküsü, Cem Yayınevi, İst.1989

25Dr.H.Kıvılcımlı, Devrim Zorlaması ve “Devrimci” Zortlaması

26Dr.H.Kıvılcımlı İkinci Kuvayi Milliyeciliğimiz Tarihsel Maddecilik Yayınları

27Dr.H.Kıvılcımlı, Devrim Zorlaması

28Dr/H.Kıvılcımlı, 27 Mayıs ve Yön hareketinin sınıfsal eleştirisi, s. 165-166, ant yayınları

29Marks-Engels, Seçme Eserler, cilt I

30Dr.H.Kıvılcımlı, 27 Mayıs ve Yön hareketinin eleştirisi s.17 ant yayınları 1970 İst.

Kıvılcımlı nın Proleter Devrimci Anlayışı.odt
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages