Değerli
arkadaşlar, Bugün Ankarada, Kıbrıs Kültür evinde verdiğim konferansın
yansılarını ekte gönderiyorum.. Metin kısmı yazılı olmadığı için
maalesef sizin tahmininize bırakıldı, ama yine de çok şey anlaşılabilir
durumda.. Türkiye'nin nüfus parametrelerini ve seçmen sayısını verdim..
TUIK rakamlarıyla çok çelişiyor ..
Oylarımızın nasıl bir şeytan üçgeninde yok edildiğini, hokus-pokus
kaybolduğunu, ve sonuçta istemediğiniz partiye yönlendirildiğini
anlatmaya çalıştım. Bir yandan dünyada benzeri sadece birkaç
totaliter/faşist ülkede görülen %10 baraj, diğer yandan
vilayetlere "eyalet" muamelesi yaparak ayrıştıran ve nüfusla
orantılı adil temsili engelleyen "vilayet kontenjanları"
ve nihayet birinci konumdaki partiyi açık ara ile çok daha iyi konuma
getiren "d'Hondt" sayım sistemi.. Şeytanın bile aklına
gelmeyecek bu üç kurgu birlikte Türk toplumunun demokratik anlamda
nefesini kesmektedir. Bu demokrasi oyununda Oylarımız mecliste
temsil edilmiyor, temsil edilenler adil temsil edilmiyor ve birinci
konumdaki parti 1-2 milyon ilave sanal oyla haketmediği derecede
yüksek sayıda milletvekili çıkarıyor.. Bu "demokratik"
saçmalığı 40 seneden beri uygulayan başka bir ülke yok dünyada..
Bu kısır döngülü demokrasi oyunundan Türkiyeyi düzlüğe çıkarmanın
TEK yolu, yüksek oranda seçmenin sandığa gitmesidir. katılımın
%70 veya %80 olması arasındaki farkın sonuca nasıl yansıyacağının
analizini veriyorum.. 44 milyon ve üzeri bir seçmen katılımıyla
Türkiye'de çok şeyler değişebilir.. Yeterki oylar sağda-solda çarçur edilmeden
%10 barajını geçebilecek partilere verilsin..
saygılarımla.. æ