Garuşuk Topic (6)

0 views
Skip to first unread message

GOFAL

unread,
Jul 24, 2008, 3:16:08 PM7/24/08
to


Sanat doğanın içindedir,
sanatçı onu oradan çıkarabilendir...
ALBRECHT DURER


Resim yeniden boyutlandırılmıştır. Tam halini görmek için buraya tıklayın. Orijinal resim 468x662 ve 111 KB boyutlarındadır.


Hande mi Yener? Funda mı Arar? Hayır Seray sever

Hande mi Yener?
Funda mı Arar?
Hayır Seray Sever
bu üçüne önce Nejat İşler,
sonra da Ahmet Çakar.
Bu geyik Celal i Bayar.
Bu geyiğe dayanamayan Ferhat Göçer,
yıllar sonra bunlar tarih olur,
o tarihi de Gönül Yazar
Mehmet Okur
bu mesajı 10 kişiye gönderirsen
bütün dlleklerin kabul olur
buna da ancak Kadir İnanır




Sen DoĞru Ol..Kem Belasını Bulur...

Dervişin biri eski İstanbul sokaklarında :
'-Sen doğru ol kem belasını bulur.Sen doğru ol kem belasını bulur.'
Diye diye dolaşıyormuş.Padişahın biri tebdil-i kıyafet
çarşıda gezerken dervişin sözlerini duymuş,
ilgisini çekmiş ve dervişe :

'-Hergün sarayıma gel seninle muhabbet ederiz' demiş.

Dervişimiz ertesi gün ......

Sarayın kapısına gitmiş padişahın karşısına çıkarılmış
sohbet muhabbet zaman geçmiş saraydan ayrılırken
padişah dervişin cebine bir altın konulmasını emretmiş.

Sarayın dışında dervişimizi takip eden sahte
derviş kılıklı biri yanına yanaşmış ,

'-Ya arkadaş ,Padişah seni neden saraya davet etti ?
Derdi neymiş?
'falan filan bir yığın sorgu suale tutmuş.
Her gün bir altın aldığını da öğrenince.'
-- Onun yaptığı işi ben de yaparım' diye düşünmüş.
Sormuş,

'-Ya kardeş, hergün ben de seninle gelsem
rahatsız olmazsın değil mi?'
demiş belki Padişah bana da
bir altın verir çoluk çocuğum nasiplenir.'
İyi dervişimiz:

'-Padişahım kabul ederse neden olmasın
sende gelirsin tabii
'demiş.

Gel zaman git zaman padişah her muhabbet sonrası bir
ona bir öbürüne birer altın verdirir olmuuuş.
Sahte derviş bir sabah gerçek dervişimizi çorba içmeye
davet etmiş.Garsona da gizlice arkadaşının çorbasına bol
sarmısak koymasını tembihlemiş.Gerçek dervişin

'-Padişah'ımla muhabbet ederken kötü kokarım' sözlerine
sözüm ona çare de üretmiş

'-Ağzına mendil tutarsın kardeşim' demiş.
O gün aynen böyle olmuş bizim derviş ağzını mendille
örterek padişahla söyleşisini sürdürmüş.Bu arada sahte
derviş fırsat bulduğunda Padişahın kulağına eğilip,

'- Efendim arkadaşım ağzını mendille neden kapatıyordu
biliyormusunuz ,ağzınız kokuyormuş
o kokuyu duymamak için'
demiş.

Padişah çok sinirlenmiş çağırın o dervişi demiş.
Gerçek dervişimize sarayın fırıncısına verilmek
üzere bir pusula vermiş ve ,

'-Al bunu fırıncıya götür' demiş.okuma yazması yok
tabii tam kapıdan çıkıp fırıncıya gidecekken sahte derviş :

'-İstersen ver o pusulayı ben götüreyim fırıncıya ,
belki Padişah ekmek lütfetmiştir çocuklara götürürüm
senin ekmeğe ihtiyacın mı olur?'
demiş.

Onunda okuması yok,pusula böylece sahte dervişin elinden
fırıncıya ulaşmış.fırıncı kağıtta yazılan
'bunu sana getireni kızgın fırına at'
emrini hemen yerine getirip sahte dervişi küt ,
alev alev yanan kızgın fırına yollamış.
Ertesi gün gerçek derviş yine saraya gelmiş.
Padişah şaşırmış:

'- Hayrola sen dün fırıncıya gitmedinmi ?'diye sormuş..
Derviş de olanları birbir anlatmış.
Padişah dervişin kulağına eğilmiş:

'-SEN DOĞRU OL ,KEM BELASINI BULUR 'demiş.



GÜNAHLARA KEFARETTİR GÖNÜLDEKİ KEDER
NİYETLER HALİS OLUNCA AMELLER OLMAZ HEDER
BİRAZ DAHA SABREYLE NELER GÖRECEKSİN NELER
MEVLAM İHMAL DEĞİL İMTİHAN EDER



Resim yeniden boyutlandırılmıştır. Tam halini görmek için buraya tıklayın. Orijinal resim 468x668 ve 58 KB boyutlarındadır.


Kadı Efendi

Kadının, bir fırının önünden geçerken burnuna
güzel bir koku gelmiş. Vitrinde, güveç içinde nar gibi kızarmış,
sahibini bekleyen nefis bir ördek var.
Kadı, fırıncıya
-- 'Ben bunu aldım' demiş.

Kadıya itiraz edilir mi?
Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.

Az sonra ördeğin sahibi gelmiş:
-- 'Hani bizim ördek?'

Fırıncı boynunu büküp
-- 'Uçtu' deyince iş kavgaya dönüşmüş.
Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin
gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış...
Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hamile bir kadının
üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için,
kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş.

Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği
Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış...

Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini
yakalayarak kadının karşısına çıkarmışlar.

Kadı sırayla sormuş... Ördeğin sahibi,
-- 'Bu adam ördeğimi hiç etti' diye şikáyet etmiş.

Kadı, fırıncıya sormuş:
-- 'Ne yaptın bu adamın ördeğini?'

Fırıncı
-- 'Uçtu' demiş. Kadı, kara kaplı defterini açmış:

'Ördeğin karşısında tayyar yazılı.
Tayyar 'Uçar' anlamına gelir.
-- O halde ördeğin uçması suç değil'
diyerek fırıncının beraatine karar vermiş.

Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş...
Onun şikáyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş:
-- 'Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara,
o müslimin tek gözü çıkarıla...'


Davacı
-- 'Ne olacak?' diye sorunca kadı,
-- 'Şimdi' demiş, 'Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak,
biz de onun tek gözünü çıkaracağız.'


Tabii gayrimüslim şikáyetinden hemen vazgeçmiş,
fırıncı bu davadan da beraat etmiş.

Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da kadı,
-- 'Tamam' demiş, 'Karını vereceksin,
bu adam yerine yeni çocuk koyacak.'


Böyle olunca fırıncı bu davadan da kurtulmuş.
Kadı dönmüş Yahudi'ye:
-- 'Senin şikáyetin ne?'

Yahudi ellerini açmış,
-- 'Ne diyeyim kadı efendi' demiş,
'Adaletinle bin yaşa sen e mi?'




Arada Kalanlar

*BİZİM kuşaklar arada kaldılar. *

*Bizler "bilgisayarlar" ile "
daktilolar" arasında kaldık.*

*"Tel dolaplar" ile "
buzdolapları"
arasındaki kuşağız biz.*

*"Nihansın dideden" ile " Love
story"
arasındaydık.*


*Vitrindeki "Renkli ti-vi" ile evdeki "
siyah-beyaz" arasında ne kadar gidip
geldik, bilemezsiniz.*

*"Hamburger" ile " köfte"
arasındaki
kuşaktır bizim kuşak.*



* "Mahalle bakkalı" ile "
süpermarketlerin" arasında... *

*"Veresiye defterleri" ile " kredi
kartları"
nın tam ortasındaydık.*

*"Milliyetçilik" ile " yabancı
sermaye"
arasında bir yerde...*

*"G-string" ile " dantel don"
arasında...*

*"Yerli malı" ile " marka"
arasında...*

*"Aşk" ile " flört"
arasında...*

*"Ucu parfümlü mektuplar" ile "
e-mail'ler" arasında...*

*"Alın teri" ile " kolay para"
arasında...*

*"Meyhane" ile " Reina" arasında
kaldık...*




*Arada kalan kuşağız biz.*

*"Tel çember" ile " ateş eden pilli
robot"
oyuncaklarının arasında kala kala

büyüdük.*

*"Arnavut taşı" ile " asfalt"
sokakların kesiştiği köşeydi yerimiz.*

*İşte bakın;*

*"Cumhuriyet" ile " demokrasi"
arasında sıkıştık, birisine koşsak öbürünü
yitiriyoruz.*

*"Namus" ile " para"
arasındayız.*

*Hangisi?..*

*"Havuç maskesi" ile " botoks"
arasında...*

*"Berber Mahmut" ile " Erkek kuaförü
Lemi"
arasında kalmaktı bizimkisi. *




*Yine şaşkınız bu günlerde. *

*El öpülen, şeker ikram edilen ziyaretler mi, yoksa
Antalya'ya gitmek
mibayram?..
*

*Aradayız yine dostlar.*

*Böyle günler gelip çattığında benim canım
sıkılır. *

*Uçuk aklım eski ile yeni arasında sıkışıp
kalır.*


*Tek ayağımın üzerinde zıplaya zıplaya
dönerim.*

*Sonunda...*

*Gülmek** ile ağlamak arasında...*

*Bükerim boynumu.*

*Bir yanımda sevinç, bir yanımda hüzün...*




 

--
BAZI GRUPLARDA MAİL YOK AYARLI BİLGİNİZE
www.kempos.net
KEMPOSLU GOCA GOFAL
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages