dini sual ve cevaplar

2 views
Skip to first unread message

Hasan ŞEN

unread,
Nov 18, 2009, 2:03:50 PM11/18/09
to
Sual: Bir ateist diyor ki: Sad suresi 57. ve Nebe suresi 24.-26. âyetlerinde irin için, cehennemdekilerin içecekleri denirken, Hakka suresi 36. ve 37. âyetlerinde yiyecek deniyor. Burada çelişki yok mu?

CEVAP
Hayır, çelişki yok. Bu âyet-i kerimelerin mealleri şöyledir:
(Onlar [kâfirler] cehenneme girerler, orası ne kötü bir yerdir. Orada kaynar su ve irin vardır. Onu tatsınlar!) [Sad 56, 57]
(Orada bir serinlik veya [susuzluğu giderecek] bir içecek tatmazlar; ancak [dünyada yaptıklarına] karşılık olarak, kaynar su ve irin tadarlar.) [Nebe 24–26]
(Onların gıslinden başka yiyecekleri yoktur. O ancak kâfirlerin yiyeceğidir.) [Hakka 36, 37]
Gıslin, kanla karışık irin veya zakkum gibi bir ağaç demektir. (Celaleyn)
Gıslin, tefsirlere göre bir ağaçtır. Nitekim Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Zakkum, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır. Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir. Cehennemdekiler ondan yiyip karınlarını doldururlar. Sonra zakkumun üzerine onlar için, kaynar su karıştırılmış bir içecek vardır.) [Saffat 64-67]
Gıslin, bir ağaç olmayıp irin olsa ne çıkar? İrin yedirilip içilmez mi? Sabah kahvaltısını çorbayla yapan kimse, çorba içtim de diyebilir; çorba yedim de diyebilir. Günümüz âdetlerinde de, (Akşam çayına buyrun) denilir. Ama ikramda, çay da vardır, pasta ve börek de vardır. Adına çay dendi diye, pasta, börek de içiriliyor denmez. Bu âyet-i kerimede de, bunun gibi, çelişki sayılacak bir durum yoktur.
Ateist, Kur’an-ı kerimde çelişki aramak yerine, kendi kafasındaki çelişkilere baksın! Asırlardır sönmeden yanan ve dönen Güneş, ısısını ve ışığını nereden alıyor ve niye bitmiyor? Bir karınca hatta bir buğday tanesi yaratmaktan âcizken kâinatın yoktan yaratılmasına tesadüf demesinin veya bir yaratıcıyı inkâr etmesinin akılla izahı mümkün değildir. Ayrıca, dünya da, gezegenler de hareket halindedir. Hareket halindeki bir şeyin, milim şaşmadan seyrine devam etmesi, bir hesap ve kontrol dahilinde olduklarını gösterir. Bu hesabı ve kontrolü yapan, yaratan, sevk ve idare eden de elbette Allahü teâlâdır

 
 
Sual: Tasavvuf büyüklerinin, (Maksudun yani arzu ettiklerin, mabudun olur) sözü ne demektir? Bir kimsenin arzusu ev almak ve evlenmekse, mabudu bunlar mı oluyor?

CEVAP
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bir insanın maksudu, arzusu, teveccüh ettiği, özendiği, sağ kaldıkça ele geçirmek istediği ve ele geçirmek için, her zillete, alçalmaya katlandığı, hiç vazgeçmediği şeyse, bu maksudu, mabudu olur, yani arzu ettiği şey mabudu olur, arzusuna ibadet etmiş olur; çünkü ibadet, zilletin, son derecesidir. Allahü teâlâdan başka mabud tanımamak için, Ondan başka maksud, Ondan başka murat olmamak lazımdır. Bunun için de, (La ilahe illallah) derken, Ondan başka maksud olmadığını bilmek lazımdır. Bu manayla, bu kelimeyi o kadar çok tekrar ederler ki, hiçbir maksudları kalmaz. Ondan başka bir şey arzu edilmez. Böylece, başka mabudumuz yoktur sözleri doğru olur ve çeşitli ilahlardan kurtulmuş olurlar. Ondan başka maksud bırakmamak suretiyle, Ondan başka mabud bırakmamaya kavuşmak, imanın kâmil olması için şarttır ve Evliyaya mahsustur. İnsanın, kendinde bulunan mabudlarından kurtulmasına bağlıdır. Nefs, itminana kavuşmadıkça, bu derece ele geçmez. İslam dininin esası, temeli, kolaylık, hafiflik ve kulları zahmetten, yorulmaktan kurtarmaktır; çünkü insanlar zayıf, nazik yaratılmıştır. Bunun için, İslamiyet diyor ki, bir kimse, maksadına kavuşmak için, Allah göstermesin İslamiyet’in dışına çıkarsa, [bir farzı bırakır, bir haram işlerse, mesela namazı, orucu bırakır veya içki içer, açık gezerse], bu maksudu, onun mabudu olur, ilahı olur. Maksudu için İslamiyet’in dışına çıkmazsa, onu ele geçirmek için, haram işlemezse, İslamiyet, o maksudu reddetmez, men etmez ve onu maksud bilmez. Onun maksudunun yine yalnız Allahü teâlâ ve Onun dinini gözetmek olduğu anlaşılır. O maksuda karşı, o kimsede, yaradılış icabı, bir arzu hâsıl olmuştur; fakat bu arzusu, İslamiyet’e olan arzusunun miktarına yetişememiştir. (c.3, m.3)
Demek ki bir şeyi yaparken Allahü teâlânın rızası için yapıyorsak, o şey mabudumuz olmaz. Mesela, haramlardan kurtulmak, dinini daha iyi yaşayabilmek için evlenen kimsenin evliliği, onun mabudu olmaz.

 
 
Sual: (Ben, o işi yapmamaya yemin ettim) demekle yemin edilmiş olur mu?

CEVAP
Evet, doğru söylüyorsa, yani gerçekten o işi yapmayacaksa yemin etmiş olur. O işi yapacağı halde, yalandan öyle diyorsa yemin olmaz. (Hindiyye)
 
Kadının yemin etmesi
Sual: Bir kadın, kocasına, (Sen, bana haramsın) veya (Seni, kendime haram ettim) dese, ne gerekir?

CEVAP
Bu yemin olur. Sözünde durmayıp kocasıyla beraber olursa, yemin kefareti vermesi gerekir. (Hindiyye)
 
Seninle konuşmak haramdır
Sual: Bir kimse diğerine, (Seninle konuşmak haramdır) dese yemin olur mu? Yani konuşursa yemin kefareti vermesi gerekir mi?

CEVAP
Evet, yemin olur. Konuşursa yemin kefareti vermesi gerekir. (Hindiyye)



Windows Live Hotmail: Arkadaşlarınız Facebook'taki güncellemelerinizi doğrudan Hotmail®'den görür.
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages