Efil-Efil
unread,Mar 18, 2009, 1:38:54 PM3/18/09Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to Kanser Tedavisi
Hücrelerin anormal bir şekilde çoğalması sonucu urlar meydana
gelmektedir. Urlar iki türlüdür. Bir kısmı iyi huylu (selim urlar),bir
kısmı kötü huylu (habis) urlardır.
Vücudun değişik yerlerinden, dokularından kökenini alan habis
karakterli urların bir kısmına KANSER bir kısmına da SARKOM denir.
UR TÜRLERİ
1-) İyi Huylu (Selim) Urlar:
İyi huylu urlar normal doku yapısına büyük benzerlik gösterirler ve
kökenini aldıkları dokunun karakterini benimserler. Genellikle yavaş
büyürler. Oluştukları yerin veya organın çalışma düzenini bozarlar ve
çevresinde yer almış dokulara baskı yapara ağrı verirler ve zararlı
olurlar. Ancak, bunların etki dereceleri urların büyüklüğüne göre ve
oluştukları yere göre çok değişiklik gösterirler. Genellikle ölüme
sebep olmazlar, bazen kendiliklerinden küçülürler. Sonuç olarak, iyi
huylu urlar yavaş büyürler, tedavilerinde her zaman ameliyat gerekmez.
Çok defa tıbbi tedaviler iyi sonuçlar verir.
2-) Kötü Huylu (Habis) Urlar:
Kötü huylu urlarda hücreler iyi huylu urlara göre daha çok çoğalır.
Bunlar bölünme çoğalmalarında hiçbir yasa ve kural dinlemezler. Yere
dökülen bir kova suyun dağılması gibi çeşitli yönlere yayılırlar.
Önlerine gelen organ ve dokuyu tahrip ederler. Habis urlardaki
hücrelerin şekilleri ve çapları anormal bir durum alırlar. Özellikle
çekirdeklerinde anormal bir büyüme görülür. Habis urların diğer bir
benzerlik gösterirler özelliği yavrulamaktır. Buna METASTAZ yapmak
denir. Bulunduğu yerlerden uzak vücudun diğer kısımlarına
atlayabilirler. Bu ise şöyle olur; habis urların hücreleri komşudaki
kan damarlarını ve lenf yollarını tahrip ederler ve bu hücrelerden bir
kaçı kan veya lenf yollarına girerek vücudun başka ve uzak bölgelerine
taşınırlar. Yani oturdukları yerlerde çoğalmaya devam ederek, oralarda
aynı karakterlerde urlar meydana getirirler. Bu olaya yavrulamak veya
metastaz yapmak denir.
Deri, kemik, sinir, kas ve tüm organlar gibi kan yapıcı dokulardan ve
vücuttaki bütün dokularda selim ve habis urların çıktığı görülmüştür.
Bazı dokuların selim urlarında nadir, habis urlarını çok az
rastlanırken, bazı dokuların selim ve habis urlarına daha sık
rastlanmaktadır.
KANSER İLE SARKOM ARASINDA NE FARK VARDIR?
İnsan vücudunu örten ve saran ciltlen çıkan habis urlara KANSER
denir. Diğer taraftan insan vücudunda çeşitli dokuları birbirine
bağlayan ve adına bağ dokusu denilen yapılardan kas dokusundan,
kemiklerden, kıkırdaklardan ve yağ dokusundan kökenini alan habis
urlara da SARKOM denir.
KANSER SEBEPLERİ VE KANSERİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
1) Yaşın Kanserle İlgisi Var mı? :
Kanser her yaşta görülebilir, fakat genelde orta ve ileri yaş
hastalığıdır. 6-16 yaş arasındaki insanların habis urlara karşı bir
bağışıklığı bulunmaktadır. Bununla beraber bu yaşlarda tek tük bu
vakalara rastlanmaktadır. Çocuklarda görülen bazı kanser vakalarının
sebebi annenin gebelik döneminde kullandığı ilaçlardır.
2) Kanser Açısından Irk veya Nesil :
Bazı tür kanserle bazı ırklarda, diğerlerine göre daha fazla
görülmektedir. Örneğin mide kanseri en çok Japonlarda akciğer kanseri
en çok İngiltere'de lösemi en çok Musevilerde görülmektedir. Bu
farklar jenetik ve çevre faktörlerinden, alışıla gelmiş adetlerden
kaynaklanmaktadır.
3) Kanser İrsi Bir Hastalık mıdır? :
Kanserin irsi bir hastalık olup olmadığı hakkında halen kesin bir
sonuca ulaşılamamıştır. Tecrübe hayvanlarında bazı tür kanserlerin
irsi olduğu kanıtlanmıştır. İnsanlarda ise sayılı bir iki tür kanserin
Mendel Kanuna göre çocuğa geçtiği görülmüştür. Bugün için kanserin
irisi bir hastalık olup olmadığını ve ayrıca temasla bir insandan
diğerine geçmediğini söyleyebilir.
4) Virüsler ve Parazitler :
Virüsler kan kanseri, gırtlak kanseri, lenf bezi kanserine sebep
olmaktadır. Virüsler; çeşitli karsinojenler ve diğer faktörlerle
beraber bulunmaları birbirlerinin etkilerini arttırarak kanser sebep
olabilmektedirler. Ayrıca, parazitlerin bulundukları organlarda
meydana getirdikleri tahripler kanser hastalığına zemin
hazırlamaktadır.
5) Hormonlar ve İlaçlar :
Hormonlar ve özellikle kadın ve erkek hormonlarının vücutta fazla
miktarda ve devamlı yapımı veya dışarıdan vücuda verilmesi hormonal
dengeyi bozmaktadır. Vücuttaki hormon dengesi ile kanserler arasında
yakın bir ilişki bulunmaktadır. Aşırı hormonal etkiler sonucu prostat,
rahim ve göğüs kanserleri sık görülmektedir. İlaçlara gelince;
ilaçların tümü doğal veya kimyasal maddelerin birleşimidir. Kimyasal
maddelerin bazıların çok miktarda ve sürekli kullanılmaları sonucunda
karstonik etkiler oluşmaktadır bu nedenle ilaçları, özellikle
antibiyotik, ağrı kesici, uyku verici, perhiz hapları ve hormon
preperatları gibi ilaçları dikkatli kullanmak gerekir.
6) Ruhi Bunalım, Üzüntü ve Sıkıntılar:
Kanserle ilgilenen tıp adamların ruhi bunalımların, sıkıntıların,
endişe ve sinirlenmenin kansere yol açtığını belirtiyorlar. Kanser,
kırsal alanlarda yaşayan daha basit ve endişesiz hayat sürenlere
oranla kentlerde oturan ve iş hayatlarında yorulan yıpranan kişilerde
daha çok görülmektedir. Sebep olarak da sürekli üzüntüler, sıkıntılar,
sinirlenmeler insan organizmasında bazı hormonal bozukluklara sonrada
hücrelerin daha çabuk ve kötü bir şekilde yıpranmalarına bağlanıyor.
Hormonal dengesizlik hücreleri etkiler. Kanser hastalığı da bir hücre
hastalığıdır.
7) Sigara:
Tütün içinde bulanan maddelerin, ayrıca kağıdın yanmasıyla meydana
gelen katran kuvvetli ve etkili birer karsinojen maddelerdir. Sigara
dumanındaki nikotin, amonyak ve diğer maddeler bronşları etkilemekte
ve böylece kanser oluşabilmektedir. Sigara kullanmak özellikle
akciğer, dudak, dil, ağız boşluğu, gırtlak ve yemek boru kanserlerine
sebep olmaktadır.
KANSER ÇEŞİTLERİ
DERİ KANSERİ
Cilt kanseri sık görülen kanserlendendir. Uzun süre kuvvetli güneş ve
ulturavıole ışınlarının etkisi başlıca sebepleridir. Daha çok çiftçi
ve gemici gibi açık havada güneş altında çalışanlarda görülür. Güneş
ışının yanı sıra bazı kimyasal karsinojen maddelerin imalatında
çalışanlarda da deri kanseri görülmektedir. Diğer kanserlere oranla
çok daha sık görülmesine rağmen cilt kanserinde ölüm çok nadirdir.
Cilt kanserinin teşhisi diğer kanserlere göre nispeten daha kolaydır.
Vücudun görülebilen ve yüzeysel bir yerinde meydana geldiği için
teşhis edilebilmektedir. Cilt kanserleri gerekli tedaviye iyi cevap
verir.
GÖZ KANSERİ
Görme duyusunun alıcı organı gözbebeğidir. Göz kapakları, gözyaşı bezi
ve kaşı kanserleri de vardır. En önemlisi gözbebeğidir. Gözbebeği
kanseri iki tiptir: Biri daha ziyade çocuklarda, diğeri ise yaşlılarda
görülür. Çocuklarda görülen teşhisin uzman doktor tarafından özel alet
muayenesi ile sağlanır. Erken teşhis edilen vakalarda tedavi ile
hastalık yok edilir. Geç kalınmış vakalarda ameliyatla gözbebeğini
çıkarmak gerekir. Diğer tip ise genelde yaşlılarda görülür ve daha
yavaş gelişir. Teşhis ve tedavi yöntemleri aynıdır. Erken teşhiste
başarı yüksektir. Diğer göz kanserleri ise daha ziyade yaşlılarda
görülür.
GIRTLAK KANSERİ
Gırtlak kanserinin ilk belirtisi ses kısıklığıdır. Gırtlak kanseri
sigara kullananlarda daha fazla görülmektedir. Erken teşhis edilen
vakalarda ameliyat gerekmeden radioterapi ve ilaçla çok iyi sonuçlar
elde edilmektedir.
AKCİĞER KANSERİ
Akciğer kanserinin belirtileri üşüme, bronşit, ve diğer solunum
hastalıklarından rahatsız bir insanın şikayetleri ile aynıdır. Akciğer
kanseri daha ziyade 50 70 yaşlarında görülmektedir. Diğer taraftan
sosyoekonomik yaşantıları düşük gruplarda akciğer kanseri daha sık
görülmektedir. Bunun nedeni sigara içme oranının bu gruplarda daha
fazla olmasına, içilen sigaranın filtresiz, yüksek katranlı ve
nikotinli olması gibi sebeplere bağlanmaktadır. Akciğer kanserinin
diğer hastalıklara göre ölüm oranı daha fazladır. Tedavisinde üç
yöntem vardır. Ameliyatla hasta kısmı çıkartmak, ameliyat sahasının
radioterapi ile tedavi, ilaçla tedavi (kemoterapi). Henüz başlangıç
safhasında olan vakalarda kemoterapi başarılı sonuçlar vermektedir.
MİDE KANSERİ
Mide kanseri genellikle 45-60 yaşlarında görülmektedir. Erkeklerde
kadınlara nazaran bir kat daha fazla görülmektedir. Mide kanserinin en
önemli sebebi beslenmedir. Yiyecekler içinde bulunan çeşitli
kansorejenler, pişirme şekilleri, yiyecekler ve içeceklerin çok sıcak
veya çok soğuk içilip yenilmesidir. Ayrıca mide ülseri, gastrit gibi
hastalıklar da mide kanserine zemin hazırlarlar. Mide kanserinin
belirtileri; hazım güçlüğü, şişkinlik, dalgınlık hissi, bulantı,
kusma, mide kanamasıdır. Mide kanserin tedavisinde en kesin metod
ameliyatla hasta kısmın çıkartılmasıdır. Kanserin eksikliğine ve
yayılma derecesine göre ameliyattan sonra radioterapi ve kemoterapi
uygulanır. Tedavide elde edilecek şifa derecesi hastalığın erken veya
geç teşhisine bağlıdır.
KARACİĞER KANSERİ
Karaciğer kanseri iki türdür. Birincisi primer dediğimiz ana
kanserdir. Yani kanser esas ve ilk olarak karaciğerde başlamıştır.
İkincisi ise, kanser vücudun başka bir yerinde başlamış sonradan o
kanserin hücresi kan yoluyla gelerek karaciğerde yavrulaşması sonucu
ortaya çıkmasıdır. Buna da seconder veya metastatik karaciğer kanseri
denir. Karaciğer sirozu, karaciğer iltihaplanmaları, beslenme
bozuklukları, alkol alışkanlıkları karaciğer kanserine sebep
olmaktadır. Karaciğer kanserlerinde karaciğer ve mide bölgelerinde
ağrı ve karaciğerde büyüme en sık görülen belirtilerdendir. Karaciğer
kanserinin tedavisi ameliyattır. Kemoterapi ve radioterapi fazla
yararlı olmamaktadır.
LÖSEMİ (KAN KANSERİ)
Lösemi; lökositlerin anormal bir şekilde çoğalması, gerek bulunduğu
gerekse çevresindeki hücreleri parçalaması sonucu oluşur. Ayrıca
radyasyon ve röntgen ışınları da insanlarda lösemiye sebep olmaktadır.
Löseminin tedavisi lökositlerin anormal bir şekilde çoğalmasını
önlemektir. Bu da ilaçla tedavidir. Lösemi iki gruba ayrılır; Akut
(hızlı gelişen) lösemiler, kronik (yavaş gelişen) lösemilerdir. Akut
lösemilerin büyük bir kısmında hastalık uzun sürmekte ve ölüm oranı
yüksektir. Kronik lösemilerde ise hastalık daha uzun sürmekte ve ölüm
oranı nispeten daha azdır.