KISSADAN HİSSE

0 views
Skip to first unread message

Cengiz GÜR_Somçelik Raf San.ve Tic.Ltd.Şti

unread,
Feb 16, 2013, 4:33:25 AM2/16/13
to Cengiz GÜR_Somçelik Raf San.ve Tic.Ltd.Şti

BU MESAJ BİRDEN FAZLA ADRESE GÖNDERİLMİŞ, ANCAK ADRESLER GİZLENMİŞTİR.

 

 

“Kasabanın birinde, güzeller güzeli bir kız yaşarmış.

Bütün erkekler, onunla evlenmek ister, fakat o hiçbirini beğenmezmiş.

 

Yine, onun reddettiği gençlerden biri, onu unutmak için kasabadan ayrılıp bir şehre yerleşmiş.

Yıllar sonra kasabaya uğradığında, kimseyi beğenmeyen bu kız kimle evlenmiş acaba diye merak etmiş ve birilerine sorup,

kızın evlendiği kişinin evini bulmuş ve kızın evinin önünde beklemeye başlamış.

 

Biraz sonra içerden oldukça çirkin, göbekli bir adam çıkmış. Genç adam, böyle birini görünce çok şaşırmış.

Kapıyı çalmış ve yıllar önce evlenmek istediği o kıza sormuş:

‘Senin gibi kimseyi beğenmeyen bir kız, nasıl olurda böyle biriyle evlenir?’

 

Kız hüzünlenmiş ve demiş ki:

Şu gördüğün gül bahçesine gir ve bana en güzel gülü koparıp getir, fakat kesinlikle geçtiğin yere geri dönme.’

 

Genç adam, en güzel gülü getirmek için bahçeye girmiş.

Karşısına hemen çok güzel bir gül çıkmış, fakat mutlaka daha iyisi vardır diye, ilerlemeye devam etmiş.

Karşısına çok güzel güller çıkıyor, fakat o, en iyisini bulmak amacıyla ilerlemeye devam ediyormuş.

Birde bakmış ki, bahçenin sonuna gelmiş ve orada sadece solmuş bir gül kalmış.

Geri dönemeyeceği için de, mecburen o solmuş gülü götürmüş kıza.

Kız genç adama bakmış ve demiş ki:

 

İşte benim hikâyem de böyleydi’.”

 

 

Karar vermede/almada gecikmek (kararsızlık), çoğu zaman nimetlerden mahrum olmaya sebep, amaçlananı elde etmeye engel olabilir.

 

Önyargılardan uzak,

kritik ve analitik düşüncenin yöntemlerini kullanarak,

tarafsız, duygu-akıl dengesini kurarak,

çevresel faktörleri ve kaynakları dikkate alarak

kararlar almaya/vermeye çalışmalıyız.

 

 

 

 

 

 

 

Cengiz GÜR_Somçelik Raf San.ve Tic.Ltd.Şti

unread,
Feb 23, 2013, 4:06:56 AM2/23/13
to Cengiz GÜR_Somçelik Raf San.ve Tic.Ltd.Şti

Efendim köyde yaşlı bir adam varmış. Çok fakir. Ama imparator bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan beyaz bir atı varmış ki…

İmparator at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş, ama ihtiyar adam satmaya bir türlü yanaşmamış. "Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı?" dermiş hep.

 

 

Bir sabah kalkmışlar ki, at yok.. Köylüler ihtiyarın başına toplanmış..

"Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. İmparatora satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler..

İhtiyar, "karar vermek için acele etmeyin" demiş.. Sadece 'at kayıp' deyin. Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.

Atımın kaybolması bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.."

Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler.

 

Aradan iki hafta geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi başına. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.

Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler.. "Babalık" demişler.. "Sen haklı çıktın.. Atının kaybolması bir talihsizlik değil, adeta bir devlet kuşu oldu senin için.. Şimdi bir at sürün var.."

"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu.

Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.. Birinci cümlenin ilk kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?.."

Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama içlerinden "Bu herif sahiden geri kafalı" diye düşünmüşler.

 

Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.

Köylüler gene gelmişler ihtiyara.. "Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun uzun süre yürüyemeyecek. Sana bakacak başkası da yok.. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler.

İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş. "O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiğiniz karar..

Ama acaba ne kadar doğru.. Hayat böyle küçük parçalar halinde ilerler ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.."

 

Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. İmparator son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış.

Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış.

Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yok gibiymiş; giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes adeta biliyormuş.

Köylüler, gene ihtiyara gelmişler..

"Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil, şansmış meğer.."

"Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını kimseler bilemez.

Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin talihsizlik olduğunu sadece Allah biliyor."

 

Kıssadan Hisse :

 "Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz.

Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının.

 

Karar aklın durması halidir, karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.

Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.

Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır.

Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”

 

Hayat çetrefil bir yolculuktur. Güzergâhı kimse bilmez. Acele karar vermek, (çoğu zaman) ecele karar vermektir.

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages