Korkular İlişkileri Bitirir
mi?
Basit değil elbette, kim bilir kaç fırtınadan çıkıp
gelmiş, kendi limanında dinlenirken yürek; bir tatlı melteme, bir gün batımına
kanıp, tekrar denizlere açılmak. İsteriz, isteriz de ah şu korkularımız kemirip
durur içimizi.
Bütün yaşanmışlıklarımız elimizde, hiç temizlemeden
kendi yanlışlarımızı, sorgular dururuz karşımıza çıkanları. Biraz şiir tadında
başlamış yazı, şimdi okurken fark ettim ama bugün böyle. Gönlümün en sefa
yerinde bir tat var demek ki.
İlişkileri düşünüyordum. Ne zaman yeni biri içimizde
bir garip heyecan yaratsa, imdat frenine basmak ihtiyacı hissederiz. Ne çok
endişe biriktirmişiz demek ki, ne çok sevda artığı.Güveni yitirdik sanırım,
birine gözü kapalı inanma duygusunu kaybettik. Haklıyız aslında! Ne zaman bir
dala tutunsak, elimizde kaldı. Şimdi, bu yüzden korkuyoruz.
Korktukça yalnızlığa bir adım daha yaklaşıyoruz.
Yalnızlığa alıştıkça, yozlaşıyoruz. Bir fanusun içinde, camdan duvarlar
arkasından, özlediğimiz aşka bakıyoruz. İç çekiyoruz, özeniyoruz. Bir yanımız
git diyor, sınırsızca yaşa aşkı; öbür yanımız uçurum. Sanki omuz başlarında
şeytan ve melek, sürekli kulağımıza fısıldıyor. Şaşırıyoruz o zaman,
sendeliyoruz.
Aslında bütün bunların altında iki önemli duygu
yatıyor. Yani, korkumuzun ana fikri iki noktadan doğuyor. İlki tekrar incinme
fobisi, kabuk bağlamış yüreklerimiz bir daha kanasın istemiyoruz. İkincisi,
aptal yerine konmaktan kaçıyoruz.
Bir ihanetin ortasında bulunca kendimizi (bahsettiğim
ihanet mutlaka cinsel olmak zorunda değil) aslında aldanışımıza, düşürüldüğümüz
konuma öfkeleniyoruz. Yalanlarla kandırılmak ağrımıza gidiyor, inciniyoruz. Bu
sancıları bir daha yaşamamak için, temkinliyiz. Ama bu sefer de dozunu
ayarlayamıyoruz.
Endişelerimiz, yaralarımız, acılarımız, fobilerimiz
yüzünden, kısacası bavulumuzda taşıdıklarımız yüzünden, inancımız da kalmadı.
Sadece bundan dolayı kim bilir ne çok güzel kalbi bir kalemde harcıyoruz? Şans
vermiyoruz ilişkilere, ilk hatada siliyoruz, üstünü çiziyoruz. Terk etmenin bu
kadar kolay olduğu bir ortamda, emek vermeye değer mi diye düşünmüyoruz. Yani,
geçmiş yakamızı hiç bırakmıyor.
Korku denilen duygu, paraya benziyor. Bankada faizi
ile sürekli büyüyor. Yalnız kaldıkça, yeniden incinmeye cesaret edemedikçe,
zenginliğimiz artıyor. İşin kötü tarafı, bu zenginlikle sadece daha büyük
yalnızlıklar satın alınıyor.
Ne kadar korksak da, ne kadar kaçsak da, gün gelip
yakalayacak aşk denilen ateş hepimizi. Direnirsek gideceğimiz tek yol
karanlık olacak. Korkular ilişkileri bitirir mi? Evet bitirir, hem de bazen hiç
başlayamadan. İşte, bu yüzden, bütün küllenmiş acılarımızı bir tarafa bırakıp,
cebimize koyduğumuz dersleri endişeye çevirmeden, merhaba demeyi öğreneceğiz
aşka. Sonucu ne olursa olsun, acısını çekmeye değer bir aşk yaşamak bile, yalnız
bir ömrü geceler boyu yaşamaktan daha iyi olacaktır. Ayrıca kim bilir, belki bu
sefer………..