EROL TAŞ ROLÜ…
Allah hayatta bazı insanlara Erol Taş, bazılarına da Ayhan Işık rolü nasip eder derler.
Polisler Erol Taş, Doktorlar Ayhan Işık rolüne yakın addedilirler genelde. İki oyuncu da rolünü iyi oynadığından olsa gerek gerçek hayat tanımlamalarında isimlerini markalaştırmışlardır.
Peki gerçek hayatları oyunculukta çizdikleri portreyle ne kadar özdeştir acaba? Oyuncuların kendilerine biçilen rolle örtüşen bir algı konumlanmasına tabi kılınmaları ne kadar doğrudur? Gerçek hayattaki kişilikle rolün uyumunun her zaman örtüştüğü nasıl söylenebilir?
Kurumlarda da görev dağılımları en azından algı dünyalarında iyi-kötü zıtlığı ile ikame edilir. Kurumun misyonunu ve vizyonunu gözeterek kuruluş amacına hizmeti etmek ve kurumsal hedeflere varmak, her iki rolü de üstlenen personellerin var olmasına bağlıdır. Yani kurumlardaki başarı zıt rollerin -pardon görevlerin- bileşiminden doğar.
Rahmetli Erol Taş’ın gerçek hayatta mütevazi, babacan, yumuşak, insani değerleri baskın bir karekter olduğu çokça söylenir. Kahvehanesinin işletmecisi sıradan bir kişilik olan Erol Taş, bir söyleşisinde filmdeki üsttlendiği roller dolayısıyla sokakta kendisiyle karşılaşan bazı insanlar tarafından birkaç defa dövüldüğünü de gülerek anlatmıştı. Yurdum insanının film ile gerçek hayatı karıştırdığı ilk örnek de bu değil zaten. Çakır denen adam filmde vefat etti diye gıyabi cenaze namazı kılınmadı mı bu ülkede?
Erol Taş’a dayak atan insanlar eminim ki, ona o rolü veren yönetmeni hiç aklına getirmemişlerdir. Senaristi sıvamak akıllarına hiç gelmemiştir. Dahası etkisinde kaldıklarının film olduğunu bile düşünmemişlerdir. Muhtemelen bayağı, basit ve küçümen ruh dünyalarıyla Erol Taş’a iyi bir ders verdiklerini sanmışlar, doğru adam olması için kötekle onu uslandırmaya çalışmışlardır.
Konuyu kurumlara teşmil etmek gerekirse eğer bir Ayhan Işık biliyorum kurumumdan. Personeli gezdiren, yemek yediren, sosyal faaliyetlerle personelin gönlünde taht kuran bu Ayhan Işık, her daim teşekkür ve takdirlere namzet yaşıyor. Ona o görevi tevdi eden, iyi polis rolünü yükleyen Yönetici, muhtemelen burada da hiç akla gelmiyor.
Kurumlarda Erol Taş’lar da var elbet. Mesela müfettişler işin tabiatı icabı bu rolü fazlasıyla hak edenlerdir. Denetlemek, uyarmak, kınamak, ceza kesmek, had bildirmek, kendine getirmek, maaş veya ücret kırpmak gibi rol icabı işler, personeli gezdirmeye ve yemek yedirmeye benzeyebilir mi? Benzemiyor da zaten.
Bunlar, Erol Taş’a reva görülen kötekten kısmetsiz kalsalar da genelde buğzun, kinin, nefretin ve garazın muhatabıdırlar. Kötek nasiplileri de vardır mutlaka, ama istisnaları kaideden saymamak gerek. İşin ilginç yanı ise Erol Taş’ı dövenler bayağı insanlar iken, kurumlardaki Erol Taş’lara gıcık olanların basit yapılı kişilerden olduklarının her zaman söylenemeyeceğidir. Muhtemelen çoğu üniversite mezunu olan, koca koca masalara kurulan, koltuklarını payitaht makamı zanneden bu zevat da, kurumdaki Erol Taş’lara görevleri tevdi edeni çoğunlukla unutmaktadırlar. Erol Taş’ı dövenlerle ortak yönleri de maalesef budur.
Kısacası siz siz olun, delikanlılığı görevle mücehhez kılınan adamı hedefe oturtmak sanan, Yönetmeni veya Yöneticiyi hiç aklına getirmeyen bu küçümen dünyalılarla aynı dünya oksijenini paylaştığınızı sakın unutmayın.
S.T.